Buradasınız
Anasayfa > KÖŞE YAZARLARI > YAZIK DEĞİL Mİ?   /  YAŞAR EYİCE

YAZIK DEĞİL Mİ?   /  YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

Eğer, ender ‘cesur ve kahraman’ kalemlerimizden, usta gazetecilerimizden biri Cemal Bilge olmasaydı, olayın üstü kapatılacaktı.

Çeşme’de canına kıyan bir polisimizin intiharı, sıradan olarak kabul edilecek ve belki de ‘Allah rahmet etsin!’ denilerek sümen altı edilecekti.

Ama her zaman olduğu gibi topa sert giren, bir noktada adaleti arayan İstanbullu Gazeteci Cemal Bilge sayesinde olay Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne kadar gitti ve kayıtlara geçti.

Nermin Ekinci gibi, ‘İstanbul Sözleşmesi Yaşatır’ diyen ve destekleyenlerden Selma Artar da, Cemal Bilge’nin önemli bilgi haberinden sonra şu yorumu yapmıştı:

‘Güneş gözlüğü kadar ucuz olmamalı hayatlar!

Yitip gitmemeli evlatlar!

Mahallenin de en sevilen polis abisiydi…

Allah rahmet eylesin!’

İşin özü şu:

‘Polis memuru İsmail Zeybek (46), İzmir’in Çeşme ilçesinde, hakkında yapılan hırsızlık suçlaması, ifadesinin alınması ve evinin de aranmasının getirdiği bunalımla, başına silah ateş ederek intihar etti.’

Ama ya perde arkası!

İşte bunu ortaya çıkarmak, Cemal Bilge’nin ‘korkusuzca’ yaptığı haberi Türkiye’ye taşıyan CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan oldu…

İster inanın, ister inanmayın, hatta İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu istifaya bile çağırdı…

Milletvekili Murat Bakan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun cevaplamasını istediği önergesinde, ‘Bir kere de çık, gerçekten gözlerin dola dola, ‘Ben bana emanet edilen polisi, jandarmayı koruyamadım, özür dilerim!’ de” diye seslendi.

*- İÇİMİZ YANIYOR

‘Türkiye’nin dört bir yanından, her gün bir polisin, bir jandarmanın intihar ettiği haberini alıyorum.

Farkında mısınız?

Polis ve jandarma artık sadece toplumsal olaylarla değil, gün geçmeyen intiharları ile kamuoyunun gündeminde!…

Nedir bu insanlarımızı intihara sürükleyen sebep?

Sayın Süleyman Soylu;

Bu polisleri, bu jandarmaları intihara sürükleyen amir tahakkümüne son vermek için neyi bekliyorsun?

Sana emanet edilmiş vatan evlatları peş peşe canına kıyıyor.

Çık bir şey söyle!’ diye seslendi…

*- UNUTULAN GÖZLÜK

Duymuşsunuzdur:

Alaçatı Karakolunda görevli Komiser Yardımcısı H.Ö.Y.’nün çay ocağında unuttuğu gözlükleri, deneyimle ve halk tarafından sevilen, sayılan bir polisimizin hayatına mal oldu.

Çünkü o genç amir, gözlüklerinin alındığını, yani çalındığını ileri sürmüştü.

Burada şunu söyleyeyim:

Askerlikte bir eşya kaybolduğunda hemen ‘Hırsızlık var!’ denilmez…

Örneğin ‘Gözlük yer değiştirdi!’ denilir…

Bir araştırma yapılır ve gerçek ortaya çıkarılır…

Bilmem anlatabildim mi?

Özellikle aynı kutsal mesleğin sahipleri, çalışanları sokak görevlisi bekçiden tutun da, birinci sınıf il emniyet müdürüne, hatta genel müdürlük görevlilerine kadar hepsi birinci derecede her olaydan sorumludur.

*-  SADECE İKİ SORU

AKP Genel Merkezi’nde ‘büro görevlisi’ olarak çalışan bir müptezel hakkında bile konuştuğunu belirttiği İçişleri Bakanına, İzmir Milletvekili Murat Bakan şunları sordu:

1- Türkiye Cumhuriyeti Emniyet Teşkilatı’nın 21 yıllık üyesi olan polis memuru İsmail Zeybek’in intihar etmesine ilişkin olayda, soruşturmanın da akibeti açısından, sorumlu kişi hakkında, hangi idari işlem uygulanmıştır?

Soruşturmanın akibeti nedir?

2- Bakanlığınız, polis memurları üzerindeki amir tahakkümü ile mücadele konusunda ne zaman etkili ve somut bir mücadele yürütmeye başlayacaktır?

*-  EMEKLİLERLE KONUŞULSUN

Ben de ilave edeyim:

Çok değerli polis başmüfettişlerimiz var!

Bunlar sıradan karakollardan, şubelerden, dairelerden emekli olan müdürlerden tutun da sıradan memurlara, hatta sivil memurlara kadar olanlarla ‘sohbet’ etsinler, ‘Emekli olduktan sonra teşkilat mensupları ile ilgili’ görüşlerini söylesinler ve bunlar rapor edilsin…

Sanıyorum çok ilginç, beklendik ve beklenmedik güncel olaylarla karşılaşılacaktır.

Bunları neden söylüyor ve öneriyorum:

Türkiye’de ilk kez ‘Polis ve adliye Muhabirleri masasını’ ben kurdum da ondan…

Düşünün Patron Aydın Bilgin bu kararı almış ve 30’a yakın usta muhabirle bu işi yürütmemi sağlamıştı…

Neler gördük, neler yaşadık!

Çünkü hâlâ o günlerden kalan polis teşkilatı mensupları ile dostluklarımız sürüyor…

Sorunları konuşuyoruz…

Bunların mutlaka ele alınıp, çözüm üretilmesi şarttır.

Ve şunu da ilave edeyim:

Şu anda gazetelerde bir tane bile ‘polis adliye’ ya da ‘gece muhabiri’ yok…

Sadece resmi makamlardan verilen bültenlerle yasak savılıyor.

Yani Cesur Kalem Cemal Bilge olmasaydı, araştırıp yazmasaydı, kamuya duyurmasaydı, şerefli bir polisimizin, bir asılsız ve yanlış iddia yüzünden canından olduğun bile duymayacak, öğrenemeyecek, arkasından duamızı bile edemeyecektik…

Çok üzgünüm, Çeşme ve Alaçatı halkı gibi…

Allah herkesi kuru iftiradan korusun…

Görevlerini yapan, gerçek çalışanları da ‘mobing!’ denilen illetten…

ÖNEMLİ NOT:

Koyu CHP’li olduğunu öğrendiğim, Bornovalı Ramadan Güler, bir önceki yazımda belirttiğim, ‘aylardır yapılamayan kaldırım’ yazımı okuduktan sonra, ‘üzerine vazife olarak’ kabul etmiş ve sorunu yetkililerle konuşarak çözmüştür. Biri bebekli iki kadının geçen hafta düştüğü, bir otomobilin de sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybederek komşunun bahçesini girmesine neden olan kaldırımın eksikleri tamamlanıp, onarılmaya başlandı. Duyarlı vatandaşlarımıza, yetkilileri harekete geçirdikleri için teşekkür ediyorum…

*-

Ek küçük resmi
Ek küçük resmi  Ek küçük resmi

Bir cevap yazın

Top