2020’Yİ UĞRALAMAYA 35 GÜN KALDI / ÜNAL TÜMİN

Sevgili okurlarım, 2020 yılını anmayı istemediğimiz, “kötü anılarıyla” uğurlamamıza tam otuz beş gün kaldı… Bozdur bozdur harca mı? yoksa “gidişi olsun gelişi olmasın” mı dersiniz? Bilemiyorum … https://www.focagazete.com/?p=155564(yeni sekmede açılır) Kaç gündür “maske, mesafe, hijyen” kurallarına uyup, toplu taşım araçlarını da kullanmadan çarşı-pazar, eş-dost kapısını çalıp hal, hatır sordum. Hatta siz okurlarımdan gelen mesajlarda bile gidenin arkasından “iyi bir kelam” çıkmadı! desem, inanın yalan olmaz… Keşke bir- kaç iyi kelam olsaydı da sizlere bozdurup bozdurup Nasrettin Hoca fıkralarına gönderme yaparak anlatırdım… Hani Sultan Mahmut için söylenen “Vermeyince mabut, neylesin Sultan Mahmut” sözündeki gibi, ben de sizlere bir şeyler anlatırdım… Korona ve deprem korkusu hepimizin moralini ve bağışıklık sistemini alt- üst etti. En yakınlarımıza kadar ulaşan Covid-19 hepimizi bildiğiniz gibi Hayat Eve Sığar (HES) kampına aldı! Grip aşısı bile

Kara gözlüklülere dikkat! YAŞAR EYİCE

Babadan oğula, yılların ‘Balıkçı Hasan’ işletmecisi Toray Alp Altan ile söyleşi yapmışlar. Şu itirafta bulunmuş; ‘İnanın yanımızda çalışan 15 arkadaşımızın yüzüne bakamıyorum…’ Herhalde anlamışsınızdır; Kısıtlama yüzünden… Esnaf ve sanatkarların durumunu zaten Birlik Başkanı Zekeriya Mutlu tüm çıplaklığıyla ortaya koymuştu… Sanıyorum önümüzdeki günlerde daha çok yakınmalara rastlayacağız… Kaç gündür ‘doğru’ mu, ‘yanlış’ mı? Ya da, ‘güvenli’ mi, ‘güvensiz’ mi? Gibi soruların yanıtını vermeye çalışıyoruz… Pembe gözlükle mi, yoksa kara gözlükle mi baksak! Bunlara da karar veremiyoruz… Çocukluktan bu yana duyar ve önemserim: ‘Etrafta kara gözlüklü, bont çantalı, takım elbiseli kişiler çoğalırsa işler iyi gitmiyor, demektir!’ diye… Bunlar kesinlikle güven vermeyen, kan emici tiplerdir… Aman dikkat! Ha sahi! Tutuklu yargılanacak olan Menemen Belediye Başkanı Serdar Aksoy’u ‘hurda yolsuzluğu’ ile uyaran ve ‘Seni yakacaklar’ diyerek ihbarda bulunan Başkan Yardımcısının sözlerini yazmıştım. Şimdi de sözü ‘partiden atılması’ için yüksek disiplin kuruluna verilen

50 yıl sonra! YAŞAR EYİCE

*- Öğretmen de oldum 24 Kasım Öğretmenler Günü… Kutlu olsun! Gece yarısından itibaren yüzlerce binlerce mesaj atılmaya başlandı.. Kutsal meslek sahibi öğretmenlerimizin bu günü kutlanıyor… Aklıma geldi; Ben de öğretmenlik yapmıştım… Bizim zamanımızda İzmir’de iki önemli lise vardı; Biri bizim okulumuz Namık Kemal Lisesi, diğeri de Atatürk Lisesi… Bizim okulumuzun önceki adı ‘İnönü Lisesi’ idi… Eğitimi hep siyaset girdiği için o yıllar da adını değiştirivermişler… Namık Kemal Lisesi’nin ‘kardeş okulu’ İzmir Kız Lisesi idi… Müsamerelerde, tiyatrolarda, sanatsal çalışmalarda Kız Lisesi’nden destek alıyor ya da veriyorduk… Atatürk Lisesi’nin karşısında ise Cumhuriyet Kız Enstitüsü vardı… Onlar da bu kardeş okulla işbirliği içinde idiler… Ve okul maçları ya da etkinlikler en azından beş bin kişinin önünde yapılır, oynanırdı… Şimdi öyle mi? Bırakın okullarımızı, profesyoneller bile ne seyirci ne de meraklı buluyor… Neden? Araştırmak lazım… Şimdi bana gelelim… Yani öğretmenliğime… *- İzmir Namık Kemal Lisesi; önceleri üç

Yardım lafla değil imza ile oluyor YAŞAR EYİCE

*- İki aşamadan oluşuyor Yine birkaç gün önceki yazımda İstinye Üniversitesi’nden aldığım mektubun getirdiği deprem gerçeğini ele aldım ve AKUT’da 10 yıl aktif çalışan İstinye Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Fahri Erenel’in görüşlerini paylaştım. Dediğim gibi bugün de Doç. Dr. Erenel’in değerlendirmelerini okuyalım: *- ‘Doğru şekilde kullanmak…’ Afet yönetimi, olayın meydana geldiği zamanı bir çizgi olarak düşünürsek afetten önce ve sonra olmak üzere ikiye ayrılır. Afet öncesi yönetimi de - bu bölüm risk yönetimi olarak ta adlandırılmaktadır- kendi içerisinde 2 aşamadan oluşur. Bunlar Risk ve zarar azaltma aşaması ile hazırlık aşamasıdır. Bu noktada öncelikle tehlikeyi tespit etmek, tespit edilen tehlikelerin gerçekleşmesi halinde hangi risklerin meydana geleceğini saptamak ve bu doğrultuda tedbir almak gereklidir. Bu süreçte izlenecek yol bir üçgenin üç köşesi gibidir. Tehlikeyi belirle, tehlikenin yol açacağı

YATACAK YERİN BİLE YOK ÜNAL TÜMİN

Geçen haftaki yazımın başlığı; HIRSIZ dı… Gazete9eylül’deki bu köşe yazımı internetten binin üzerinde kişi okuyup beğenmiş… Buna sevineyim mi? Üzüleyim mi? İnanın bilemedim! Aslında ülkemiz “deprem kuşağında” nice sarsıntılar yaşadı, nice evler yıkılıp insanlar aç ve açıkta kaldı. Depremle yaşamayı öğrenemediğimiz gibi, yapılan yardım şekillerinde bile hırsızlıkların, yolsuzlukların çetelesini dahi tutamaz olduğumuzu düşünüyorum… İzmir depreminde bir - kaç “… Bey” ismi yazılı apartmanın yıkıntıları altından çıkan canlı -cansız değerli insanlarımızı görüp üzüldük… Sanıyorum, Bayraklı ile Bornova Belediyelerinin arasındaki bataklık üzerine kurulu alan da evsiz -yurtsuz kalan insanlarımızın çoğu oralarda kurulan çadır kentte soğuk ve yağmura karşı yaşam savaşı veriyor… Buraya giden yardımları çalan ve İzmir sokaklarında satan kişiler Konak Belediye zabıtası tarafından yakalanıp teşhir edildi… Ama görmediğimiz, daha doğrusu göremediğimiz hırsızlar! Kim bilir bir başka alandaki yer sarsıntının (Allah korusun) peşinde ve planlamaya geçmiştir! Vatandaşın bu gibilere intizarı şu olsa gerek: “İnşallah

Gerçek hayırseverdi YAŞAR EYİCE

*- Bir avuç toprak! İŞ adamı Nedim Demirağ rahmete kavuştu… İki gündür sayısız tanıdık hep methiye düzüyor. Gördüklerimin hepsine, herkese yaptığım gibi şu yorumu yaptım: ‘Allah rahmet eylesin!’ Yazılan güzel duyguların hepsine bir fazlasıyla katılıyorum… Nedense herkes kendisini çok iyi tanıdığını anlatıyor… Doğrudur da! Sevgili Ertuğrul Kale’den sonra Hürriyet Gazetesi’nin Ege Bölge Müdürlüğü’ne getirilmiş… Yıllarca da başarılı şekilde sürdürdüğünü biliyorum… Hürriyet’in başına getirildiğinde, yağcıların çoğu, her zaman olduğu gibi ‘Tebrik’ sırasına girmişlerdi… İzmir’de konuşuluyordu… Bildiğim sadece iki gazete temsilcisi ‘tebrik’e gitmemişti… Nedenini sordum: ‘Bir gazetenin başına dışarıdan birinin getirilmesini kabul etmiyorum!’ demişti, şu anda Urla’da yaşayan bir büyüğümüz… Bu yıllar önceki bir olaydı… Ya şimdi? Bu konu zaten sık sık gündeme geliyor… *- Lüks yerlere gitme, varlıklı kişilerle arkadaşlık kurma gibi alışkanlığımız da düşüncemiz de olmadığı için Nedim Demirağ üstadın lüks işyerlerini de faaliyet alanını da

Soğukpınar Bakır Madeninin özel fotoğraflarıyla doğanın katli YAŞAR EYİCE

*- Ortak noktayı bulamıyoruz! Adresimi nereden buldular bilmiyorum; Bir süredir Bilecik Belediyesi’nin bültenlerini alıyorum. Önce İzmir’deki deprem ile birlikte tanıştık Bilecik Belediyesi’nin arama kurtarma ekipleri ile… Sonra da Bilecik halkının depremzedelere gönderdikleri yardım ve bağışlarla… Bu yazıma başlamadan önce ise şu haberi paylaştılar Söyledikleri şu; ‘Bugün Bozüyük için, bölgemiz için, ülkemizin geleceği için, çocuklarımızın geleceği için kara bir gün maalesef... Bozüyük, Muratdere ormanlarını talan edecek, bölgenin oksijen deposu, çok değerli orman florasını yok ederek bakır madeni yapılmasına göz yumacak izin Bilecik İl Genel Meclisi’nden, bizlerin direnmesine, hayır demesine rağmen 12 kabul, 9 red oyuyla geçirildi... İlk etapta 1260 hektar (dönüm) çok kaliteli orman arazisi. Bitki örtüsü üzerinde yaşayan canlıların yuvası, 36.000 ağaç katledilecek... Madenin işlenmesinde günde 500 ton temiz su kullanılacak ve kirlenmiş suyun ne olacağı belli değil... Bu karara kabul oyu

Hilton’un ilk deprem konukları YAŞAR EYİCE

*- Haftaya hızlı girdik! Meral Akşener’den, yani İYİ Parti Genel Başkanından benim gibi siz de duymuşsunuzdur: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu için soruşturma açılmış… Gün boyu konuşuldu… İmamoğlu ‘Kanal İstanbul’a karşı olduğu için bir noktada ‘Devlete karşı gelmek’ ve dolayısıyla ‘bölücü’ olmakla suçlanıyor. İşin garip tarafı İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan gelmesi lazımdı… Ama oradan bir ses çıkmadan önce bir parti başkanı açıklama yapmış oldu. Bir noktada bir sır haber Meral Akşener tarafından açıklanınca ‘garip’ karşılandı. Bu kadarla da kalmadı Akşener, akşam saatlerine doğru ise Soylu’ya şöyle bir mesaj iletti; ‘Çevresine dikkat etsin!’ Ne anlama geliyor, ne demek istiyor önümüzdeki günlerde öğreneceğiz… Bir ilginç haber de İzmir ile ilgili; İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, bilindiği gibi, depremden hemen sonra şu açıklamayı yapmıştı: ‘Deprem ve gelişmelerle ilgili her gün saat 16.00’da basın açıklaması

Bir gün ara ile ne yazacağımızı şaşırdık! YAŞAR EYİCE

*- Bu da olur mu? Haydar Koçak’ın bildirdiğine göre; Bayraklı’da önemli bir yardım kuruluşumuzun dağıttığı çayı eline alanlar "bu kadar da olmaz" dedi İzmir’de meydana gelen deprem sonrası depremzedeler için kurulan çadırlar ve yardımlar Bayraklı Manavkuyu’da dağıtılmaya devam ediyor. Alanda yardım kuruluşu Kızılay’da depremzedelere gıda yardımında bulunuyor. Kuruluşun gıda masasında koliler içerisine duran ve vatandaşa verilen 48 demlik poşet çayın tarihi dikkatlerden kaçmadı. Paket üzerinde P.K.T. (paket tarihi) 18.03.2016 S.K.T. (son kullanım tarihi) 18.03.2018 tarihleri yer alıyor. Çadırlarda yaşam mücadelesi veren depremzedelerin yaşadıkları bu zor süreçte tarihi geçmiş gıdalar tüketmeleri vatandaşlarda mikrobiyolojik olarak üreme geliştirebileceği iddialarını gündeme getirdi. İzmir Gıda Mühendisleri odası başkanı İbrahim Uğur Toprak yaşananlara tepki gösterdi. Toprak dağıtılan ürünün hem kanunen hem de son tüketim tarihi bitmiş olması nedeniyle vatandaşa verilmesi doğru

HALA 9’ U 05 GEÇE MODUNDAYIM ÜNAL TÜMİN

Deyim yerinde ise Yarımada’daki veda turlarımı tamamlayıp Urla’dan İzmir’e döndüm… Veda günümü özellikle 10 Kasım Çarşamba’ya denk getirdim. Urla’ da dost-ağabey Öcal Uluç’a, Alaçatı’da güvenilir dost Bahri Vreskala’ya, Narlıdere’de Tuğrul Tabakoğlu’na, hep dost, hep Atatürk’le kalalım derken tabii ki, salgın, deprem sarsıntıları ile ortada dolanan vurgunculardan da uzak kalmalarını istedim… Yol boyu İzmir’e bağlı belediye binaları, okullarında “Ata’yı anma” hazırlıklarını heyecanla görüp Hatay semtindeki evime saat 9: 05 vardım. İlim İrfan yuvası İTK’ nın yerleşkesindeki Atatürk’ün eşi Latife Hanım Köşkünü dolayısı ile Körfezin karşı yakasındaki Karşıyaka’da Atatürk’ün Annesi Zübeyde Hanım’ın kabrini bakan balkonuma kaptan köşkünde kurulurcasına yerimi aldım. İşte O an geldiğinde, artan heyecan, saygı ve hasretle saygı duruşumu ifa edip TV. ekranlarından 82 yıldır artan sevgi seli ve saygı- bağlılığına şahit olmakta beni benden alıp 84