GÖZLER YALAN SÖYLEMEZ /ÜNAL TÜMİN

Ben adamın gözüne bakar, ne olduğunu anlarım… Sıkça duyduğumuz, hatta sıkça söylediğimiz sözlerden biridir bu… Yıllar önce Namık Kemal Lisesi’nden sınıf arkadaşım Cevat Erman ünlü bir Göz Doktoru olduktan sonra da sık sık görüştüğüm kişilerdendi. Kız kardeşi rahmetli Dr. Sevil Erman’ da siyaset sahnesinde ünlenenlerdendi… Bir yakınımı göz muayenesine götürdüğümde tekrar tekrar bakıp; isterseniz bir de onkoloji doktoruna götürün demişti. Dediğini yaptık; kendisine göğüs kanseri teşhisi konunca soluğu sevgili Cevat Erman’ın yanında aldım. Nereden anladın soruma şu cevabı verdi: “gözler bana her şeyi anlatır”… Daha sonraları göz ve gözle ilgili her şarkıda sevgili Cevat kardeşimi hatırladım. Hatta Emel sayın’ ın “Gözler kalbin aynasıdır” şarkısını belki de bundan çok beğenip defalarca dinledim! “Gözler kalbin aynasıdır, / Yalan nedir bilme onlar./Siyah, mavi, yeşil olsun/ Aşkı inkar etmez Onlar.” Sanırım sizler de “gözler” üzerine nice şarkı,

BU SON DEĞİL / YAŞAR EYİCE

*-  Mahallenin delisi! ‘Senin baban kimselere benzemez!’ Böyle bir cümleyi kaç kişi, ya da çocuk duymuştur! Ben akşam, ‘7. Koğuştaki Mucize’ filminde duydum. Çok etkileyici ve sürükleyici bir film. ‘Mutlaka izle!’ diye uyaranlar olmuştu. Gözyaşınızı tutamayacak, ya da çok duygusal iseniz ‘Boş verin!’ yani ‘izlemeyin’ diyebilirim… Acaba sıradan birine ‘Senin baban kimselere benzemez!’ dersek ne gibi tepki verir? Ya da ‘değişik biri!’ dersek? Daha da açık konuşup, mahalleli dili ile ’deli!’ dersek! Herhalde hoş karşılamaz! *- Bizim dâhiler! Yaşadıklarımız, gördüklerimiz, sıkıntılarımız hepimizde olmasa da çoğumuzda psikiyatrik rahatsızlıklar meydana getiriyor. İnanılacak gibi değil ama bu da bizde ‘dahilik’ kavramını geliştiriyor. Size kolay kolay bulamayacağınız, araştırma sonuçlarını vereyim: Şairlerin yüzde 55.2’si ruhsal hastalıkları nedeniyle tedavi görmüş. Bunların yüzde 33’ü depresyon için anti- depresan ilaç kullanmış… Bu arada bir parantez açayım: Şu anda hemen her yerde, bu ilaçları kullananların sayısı her geçen

Arap mı, al işte! YAŞAR EYİCE

*- Davul- zurna da yeterli olmuyor! Önce kendimden söz edeyim: 11 Mart’tan bu yana karantinadayım… Öyle ki, en yakınlarımı bile görmedim, örneğin kız kardeşimi bile… Herkes gibi benim de hasretle sarılacağım dostlarım var… Ama iş yani bu korona dedikleri virüs o kadar önemli ki, anlamak da anlatmak da çok zor… Bilmiyorum farkında mısınız? Son zamanlarda sosyal medyada ‘dua’ ve ‘vefat’ haberleri çoğaldı. Hepsi ve hepsi ‘covit 19’lu! Yani malum virüsten… Bir arkadaşım, ‘İki çocuğum için!’ diyerek dua istiyor… Yani artık bu virüs yalnız 65 yaş ve üstü için değil, Amerika ve Avrupa’da bazı ülkelere bakılırsa çocuklarda da artış göstermiş durumda. Nedense bu konuda konuşulanlar kadar konuşulamayanlar da var. Ben en iyisi bir arkadaşımızın Hüseyin Coşkun’un mektubunu paylaşayım, sonra aralarından seçtiğim gelişmeleri ve olayları da sizinle paylaşayım: *- İşte son mektup! Degerli Dostlar… Maske mesafe ve hijyene

Kendilerini ön plana çıkarmak için YAŞAR EYİCE

*- Doğru ile yanlış 29 Ağustos 2020 Cumartesi günü CHP İzmir İl Gençlik Kolları kongresi Bornova Aşık Veysel rekreasyon alanında yapıldı. Seçim sonucunda iki aday sahneye alındı ve birlik mesajı verildi. Ama damarlarında ‘delikanlılık’ genleri bulunan gençlerden bir gurup kendilerini tutamayarak gösteri yaptı… İşte bu anda bir kıvılcım ortalığı alevlendirdi ve taraflar birbirine girdi. Bu sahneleri okullarda, spor müsabakalarında, mahallelerde özetle her zaman her alanda, meydanda görüyoruz. İşte bunun önlenmesi, yani biriken enerjinin atılması için sporun öne çıkarılmasını istiyor. İşte bu arada görevlerini yapan altı haberciyi gözlerine kestiren bu gençler bir anda birleşerek tekme tokat ile ilgisi olmayan bu görevlilere saldırdılar. Tabii ki habercilerin makinaları ile telefonları da zarar gördü. Başkası zaten düşünülemez… İşte bu istem dışı olaydan sonra bir televizyon sahibi ortaya çıktı. ‘Benim muhabirime saldırı oldu. Bunu kabul edemem.

Genç Gazeteciler Platformu KINAMA

29 Ağustos Cumartesi günü yapılan CHP İl Gençlik Kolları Kongresinde, sandık sonuçlarının açıklanmasının ardından taraflar arasında çıkan kavgada, görevini yapmakta olan gazetecilere yönelik saldırı ve linç girişimi gerçekleşmiş, meslektaşlarımızın telefon ve teçhizatlarına el konulmuş, darp edilmişlerdir. Türk demokrasisinin 4’ncü gücü büyük gücü olan ve kamunun haber alma hakkını savunmak adına kongrede bulunan gazetecilere yönelik sözlü ve fiziksel saldırı asla kabul edilemez. Basın özgürlüğünün ayaklar altına alındığı bugünlerde, demokrasinin en önemli kalelerinden biri olan kentimizde, gazetecilere yapılan çirkin saldırıyı kınıyor, sorumluların derhal konuya müdahale ederek failleri ortaya çıkarmasını ve en ağır şekilde cezalandırmalarını diliyoruz. Genç Gazeteciler Platformu

BAYRAMLARIMIZ ORMANLARIMIZ BİZİM MONALİSA’MIZ / ÜNAL TÜMİN

Yasaklar… Yasaklar… Yasaklar… Son yıllarda bu sözcüğü o kadar çok duyduk ki! Hele bu yasaklar halkın seçtiği yönetim tarzına, düşüncelerine, bayramlarına karşı tepe yönetimi tarafından konuluyorsa; “Yetti be!” noktasına gelinebiliyor! Kısacası; “Ters etki yaratma” durumu! Salgın durumunu “bahane” olarak düşünenlerin sayısı o kadar çoğaldı ki! Kısıtlanan şeyler daha çok yapılmaya başlanmadı mı? Ve de bu yasakların en büyüğü 30 Ağustos Zafer Bayramımıza konulmak isteniyorsa, şekil (A), şekil (B) diye göstermeye gerek yok; Sosyal medya ve medya tepkisi koyar; “ 30 Ağustos Zafer Bayramını kutlamak yasak! Niye?” “ Milli Bayramlarını kutlamayan devletler, dini bayramlarını kutlayacak vatan bulamazlar…” İki gün sonra 30 Ağustos . Sosyal medya hareketli: Çok güzel hareketler bunlar… “Bayraklar asılsın, İzmir Marşı başlasın ” Ben, Dünya Lideri Mustafa Kemal Atatürk’ ün ölümünden 60 gün önce dünyaya geldim. O gün- lerde  “agu” seslerimle ailemin, ülke insanımın ağlamasına katıldım. O günden beri dünya Atatürk için ayağa kalkmış, O’nun devrimlerini konuşuyor.

Seslerini duyuramıyorlar YAŞAR EYİCE

İsteksizlik, daha doğrusu bunalım sürüyor… Ama insanlardan, yaşamdan ayrı kalmak da olmuyor ki! Bütün gün yemek ye, yat- kalk yine bir şeyler atıştır! Çoğumuzun hayatı böyle… Soyadı benzerliği olan Giresun’dan Emin Eyice ile görüştüm. ‘Geçmiş olsun!’ dedim… Bir hafta kadar önce yine aramış, güzelliklere davet etmişti. Çocukluğumda İzmir’e Karadeniz’den ‘taka’ dediğimiz gemilerin fındık getirdiklerini, bizim büyüklerimizin de mutlaka bir ya da iki çuval aldıklarını anımsadığımı söyledim. ‘Hasata başladık’ dedi ve bize kendi mahsulleri fındıkları göndereceğini anlattı. Ama şu anda imkânsız; Çünkü fındık bahçeleri yerle bir olmuş durumda… Giresun’un beş beldesi var.. Bunlardan 4’ünün başkanı, il merkezi gibi AKP’li… Giresun’daki seçimi 200 oy farkı ile CHP adayı kaybetti. Borçsuz belediye bir anda Türkiye’nin en borçluları arasına girdi. 31 Mart Yerel seçimlerinden sonra Giresun’un Espiye ilçesine bağlı Soğukpınar’ın iki dönemdir AKP’li olan belediyeyi kazandığını ve bazı ihtiyaçları

SIRA ARAŞTIRMAYA GELDİ / YAŞAR EYİCE

*- Bir ön yazı.. Arkası gelecek! Elimde bir video var… Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa İnce, elinde vesikalar, yolun ortasında dolanıyor ve güvenlik kuvvetlerine ‘Burası benim arazim, lütfen terk edin!’ diyor… ‘Başkasının kadar benim de hakkım var!’ diyor.. Yani yasalarımızı kastediyor… Ve şu açıklamayı yapıyor: ‘Belediye Başkanlığı ceketimi çıkardım. Vatandaş Mustafa olarak kendi kiraladığım yolu araç trafiğine kapattım. Go-kart girişimcisi Mehmet Yaman’ın hakkını savunanarak mühür fekki yapılmasına izin veren jandarmamızdan şimdi de benim hakkımı savunmasını istiyorum. Halkın hakkını savunmasını istiyorum.’ 35 kişi de ‘Başkanım yanındayız, direnişini kutluyoruz’ mealinde yorumlar yapmış… Pankartlarda söylenen şuydu: ‘Güzelbahçe GoKartı İstemiyor’ ‘Doğadaki TalanaDur Deyin…’ Gelişmeleri anlatmaya çalışmıştım… İşte bu arada, etiketinde, ‘Race Yard Karting’de Spor ve eğitim tesisi ve Balçova Go- Kart Center’de CEO’ yazılı Mehmet Yaman’dan bir mesaj aldım. Kısa mesajda, ‘Telefon numaranızı yazar mısınız? Bazı belgeler yollamak istiyorum’

KAFAMIZA BİDEN Mİ BİDON MU DÜŞTÜ / ÜNAL TÜMİN

Bugün 21 Ağustos Cuma… Her doğan gün, taze bir başlangıçtır… Sevgili okurlarım, diliyorum bugün hepimiz için tatlı bir başlangıç ve de huzur, sağlık, umut dolu bir gün olur… Öyle ya, uzun süredir “asrın salgını” yüzünden biz gazeteciler de, “yüz yüze ders- ler” yerine “Uzaktan eğitim” gören öğrenciler misali ev ofislerimize çekilip sizlerin “maskeli sesi- nefesi” olmaya çalıştık… Ve gerçek o ki, COVİD-19 korkusu altında nice felaketler atlattık. İç ve dış siyasetimiz “Yurtta sulh, Dünyada sulh politikamız” rotasından çıkınca, dost kim, düşman kim? diye tasnife (!) başladık… Bugün, 21 yıl önceki Marmara depremi ve de 18 bin can kaybı hatırımıza geldi. Hatta 1939’daki Erzincan’ı yerle bir eden depremin acı bilançosunu bile tarihin tozlu raflarından çıkardık! Ya orman yangınları, milli servetimizin başına gelenlere ne demeli?  Tıpkı tüm uyarılara rağmen Orman yangınlarının önüne geçebildik mi? Acaba bu yaşananlardan ders aldık mı? Neyse!  Bu sütuna konuk ettiğim Tanzer Çalışkan ve Prof. Tuncay Neyişçi gibi değerli Orman mühendis lerinin

Böyle davranırsan böyle olur YAŞAR EYİCE

*- Sonucuna katlanacaksın! Yapamazsın kardeşim, yapamazsın! Kim olursan, ne olursan ol… Özellikle sen milletin, namusunu, malını, canını korumakla görevliysen bunun hesabı sana sorulur… Sorulmalıdır da… Olayı ilk kez, emekil Başkomiser, eski güreşçilerimizden Eray Karacalar’dan duydum… Hemen her gün anılarını ve memleket meselelerini bizim anlayacağımızdan dilden anlatıyor Bornovalı Eray… *- Hikaye değil, gerçek! Sevgili Eray Karacalar hasta ve halsiz haliyle şunları yazmış: ‘şimdi haberleri dinliyorum; Kolları baştan başa dövmeli iki bayana polis durduruyor, maske takmadılar, diye… Ceza kesiyorlar! Polis yapmaması gereken hareketi yapıyor! Ne olursa olsun; hakaret etsin bayan ama sen o bayana hatta hiç kimseye o muameleyi yapamazsın! Her zaman söylüyorum: İmam Hatipli’yi polis yaparsan, bunların başına tecrübeli polis ağabeylerini vermezsen, - ki bunlar kalmadı- bu tür olaylar normal olur… *- Akıllı ve kurnazlar Bu bayanlara gelince; Bizim açığa alınan iki polisten daha akıllı ve daha kurnazlar! Televizyon kameralarına