Bedava yaşıyoruz! YAŞAR EYİCE

*- Depremzedelerin battaniyeleri işportadan toplandı Karalama değil, gerçek… Konak Belediyesi Zabıta ekipleri, depremzedeler için Bayraklı’ya getirilen battaniyelerin işportada satıldığı ihbarı üzerine operasyon gerçekleştirerek üzerinde AFAD etiketi olan battaniyelere el koydu. Ben bildim bileli, her afat ya da bir şekilde yapılan yardımların bir şekilde bazı kişiler tarafından el altından satıldıklarını, gerçek ihtiyaç sahiplerine gitmediğini duyuyor ve biliyorum. İşte son örnek: Konak Belediyesi Zabıta Müdürlüğüne bağlı ekipler, vatandaştan gelen ihbar üzerine Basmane’de operasyon düzenledi. 1304 Sokak’ta park yeri olarak kullanılan boş alanda AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) logolu battaniye satışı yapıldığına ilişkin ihbarı değerlendiren zabıta, baskın yaptı. Baskında, İzmir depreminde evleri yıkılan veya hasar gördüğü için deprem çadırlarında yaşamak zorunda kalan vatandaşlar için temin edilen battaniyelerin satılığa çıkarıldığı anlaşıldı. Battaniyeleri satmaya çalışan seyyar satıcılar hakkında işlem yapılırken, satışların

Ahbap yine yanlarında YAŞAR EYİCE

*-30 noktada 20 bin fidan İzmir Orman Bölge Müdürlüğü’nden yapılan acıkmada şöyle deniliyordu: 11 Kasım ‘Milli Ağaçlandırma Bayramı’ tüm yurtta olduğu gibi İzmir İl merkezi ve bağlı ilçelerinde toplam 30 noktada, 20 bin adet fidanın aynı anda toprakla buluşmasıyla kutlandı. 11 Kasım 2020 Çarşamba günü Bornova Yakaköy sırtlarında saat: 11.11’de gerçekleşen fidan dikim etkinliği öncesi konuşan İzmir Orman Bölge Müdürü Zafer Derince; geçtiğimiz haftalarda İzmir’de meydana gelen depremde hayatlarını kaybedenleri rahmetle ve saygıyla anarak sözlerine başladı. Bölge Müdürü Zafer Derince; geçen yıl büyük bir coşkuyla kutladıkları 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Bayramını bu yıl büyük bir hüzün ile gerçekleştirdiklerini, bugün İzmir ilinde saat 11:11 de toplam 30 noktada 20 bin fidan dikeceklerini bu fidanlarla gelecek kuşaklara nefes olacaklarını söyledi. İzmir Orman Bölge Müdürü Zafer Derince 11

Padişahlardan daha şanslıyız! YAŞAR EYİCE

*- ‘İyi malzeme, iyi üretici!’ Bir hafta içinde neler geldi, geçti? Bir dakikanın hatta saniyelerin önemini bir kez daha gördük.. Bir dakika değil, yarım dakika içinde koskocaman binaların yıkıldığına, altlarında kalanların olduğunu, 115 canımıza kalplerimize gömdük. Asıl görev bundan sonra başlıyor… Herhalde en yukarıdakilerden en alttakine kadar herkes, gönüllüler kadar öğrenmişlerdir vahameti… Dün Atamızı andık.. Her Türk insanı gibi gönülden, yürekten bağlı olduğumuz Atamızın izindeyiz. Tabii ki bu lafla olmaz.. Hepimiz işimizi en iyi şekilde yaparak kendisine layık olduğumuzu göstermeliyiz. Bu iki konu hakkında çok şeyler söylemek ve yazmak isterdim… Ama gerçek haberciler iki konuyu da o kadar güzel işledi ki unutmak mümkün değil, aynen Atamızı olduğu gibi… *- Karnımızı da ruhumuzu da doyurur Son zamanlarda en çok rağbet gören programlar yemeklerle ilgili olanlar… Ben de bir şefin ‘yemek’ ile ilgili görüşlerini sizinle paylaşmaya

Ata’mızı minnetle anıyoruz! YAŞAR EYİCE

Cumhuriyetimizin kurucusu, bağımsızlığımızın ve özgürlüğümüzün mimarı ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ebediyete intikalinin 82. yıl dönümü 10 Kasım’da, rahmet, minnet, şükran ve hasretle anıyoruz. Onu, Aşık Veysel'in şiiri ile selamlıyoruz; *- Ağlayalım Atatürk’e Ağlayalım Atatürk’e Bütün dünya kan ağladı Süleyman olmuştu mülke Geldi ecel, can ağladı *** Doğu batı cenup şimal Aman tanrı bu nasıl hal Atatürk’e erdi zeval Memur mebusan ağladı *** Atatürk’ün eserleri Söyleyecek bundan geri Bütün dünyanın her yeri Ah çekti, vatan ağladı *** Fabrikalar icat etti Atalığın ispat etti Varlığın Türke terketti Döndü çarh devran ağladı *** Bu ne kuvvet, bu ne kudret Var idi bunda bir hikmet Bütün Türkler İnön’İsmet Gözlerimiz kan ağladı *** Tren hattı tayyareler Türkler giydi hep kareler Semerkantla Buharalar İşitti her yan ağladı *** Siz sağ olun Türk gençleri Çalışanlar kalmaz geri Mareşalin askerleri Ordular tümen ağladı *** Zannetme ağlayan gülmez Aslan yatağı boş kalmaz Yalnız gidenler gelmez Her gelen insan ağladı *** Uzatma Veysel bu sözü Dayanmaz herkesin özü Koruyalım yurdumuzu Dost değil, düşman ağladı (Aşık Veysel

Bu kadar sorumsuzluk olur mu? YAŞAR EYİCE

*- İki idi 200 oldu! Hemşire Damla Muğla’nın Dalaman ilçesinden… Dalamanı ‘Dalaman’ olarak dünyaya tanıtan, hatta havaalanının yapılmasını sağlayanlardan Belediye Başkanı Musa Sıva’nın da akrabası olduğunu öğrendim. Konuşmamızda ‘Birbirinizi idare ediyor musunuz?’ gibi tuhaf bir soru sordum… Yani meslek dayanışmasını anlatmasını istedim… ‘Hayır!’ dedi… Nedenini de açıkladı: ‘Hayatımızı korumak için!’ ‘Ne ilgisi olabilir?’ değil mi? Anlattı: ‘Vaka sayıları çok arttı!’ Anlamışsınızdır; ‘Pandemi’ dolayısıyla koronavirüs ve covit19’a yakalananlar… Testleri pozitif çıkanlar! Ağustos ayında yıllık iznine çıkarken, listeye bakmış, sorumlu oldukları bölgede bir iki kişi hastalanmış… Dönüşünde ise hayal kırıklığına uğramış! Liste öyle büyükmüş ki nasıl anlatabileceğini bilemiyor… Sonra devam ediyor: ‘İşte bu yüzden birbirimizi idare etmiyoruz. Daha fazla hasta ile muhatap olmamak için…’ Yani kendilerini böylece bir noktada bu hastalık ve hastalardan her türlü tedbire rağmen koruyabilmek amacıyla… Bir örnek vermesini istedim: ‘Geçenlerde bir kadın hasta geldi. Grip aşısı yapılmak istendi.

Çeşme’nin nüfusu yaz nüfüsuna yaklaştı YAŞAR EYİCE

İnanılacak gibi değil ama şimdi de fırsatçılık hortladı… Birçok kişinin gözünü para hırsı kaplamış… Bir küçük örnek vereyim; Benim de tanıdığım bir kişinin Alsancak’taki evinde orta hasar meydana gelmiş… Ama ailecek içleri rahat etmediği için kiraya çıkmaya karar vermişler. Eşyalarını toplarken, nereden haber aldıysa emlakçılar gelmiş ve ‘Biz çatlakları kapatır, boyatır ve yüksek fiyata kiraya veririz’ demişler.. ‘Bizim oturmadığımız, oturamadığımız evi siz nasıl kiraya vermek istersiniz?’ diyerek bu namussuzları göndermişler. Nasıl mekânını depremzedelere açan bir kuruş bile almadan tüm ihtiyaçlarını karşılayan esnafımız varsa, depremzedeler için gelen bağışları alıp fahiş fiyata satan da var… Örneklerini daha önce yazdım… Komisyoncular kiralık boş evleri taliplilerine üçerli dörderli gruplar halinde gösteriyorlarmış… Tabi ki biri olmazsa diğeri, ‘Başımı sokacak bir yer olsun!’ diye anında tutuyormuş.., İşte bu önemli iki konu… Buna nasıl çözüm üretilecek bilemiyorum… Sadece ‘vicdan meselesi’

Demek ki neymiş? HÜLYA DINCEL

Deprem değil ; çürük, kaçak yapılmış bina öldürürmüş. Bu kaçıncı ibret alınacak felaket? Sakarya, Düzce, Adana, Van, Elazığ depremleri... Bol bol nutuk atıldı. Ama tedbir alınmadı. Kaçak yapılar imar affı ile cenaze evine çevrildi. Siyasetler İmar afları İle besleniyor. 385 bin kişi riskli binalarda yaşamla ölüm arasında ülkemizde... 30 kez imarkanunu değişmiş. 811 bin bina imar affı ile yasallaştırılmış. Her 3 kişiden biri doğduğu yerde yaşamıyor. Nedeni çok açık! İş ekmek mücadelesi. Kentlilik bilinci oluşturulmamış, tam tersi köyden şehre göç tarım ve hayvancılığın iflas etmesiyle hızlanmış. Enverimli topraklar imara teslim olup rant kaynağı olmuş. Salatalık,bamya, domates yetiştirilen güzelim humuslu topraklara gökdelenler dikilmiş. Siyasi manevralara imar meyvesi olmuş güzelim bahçeler bağlar. İnsanlar şehirlerde ekmek kavgasına sarılmış. Bu arada vicdansız bilgisiz mütahidler türemiş. Dostlar Tıp fakültesi bitmeden doktor olup hasta bakılabilir mi? Öğretmen olmak için öğretmen okulunu bitiren bir daha sınava alınıyor. Çelişkiye

Deprem kaç?Olayın içinde değil göbeğinde olmak buna denir… YAŞAR EYİCE

*- Deprem kaç? Olayın içinde değil göbeğinde olmak buna denir… *- Deprem kaç? Olayın içinde değil göbeğinde olmak buna denir… Herkes uzaktan bir şeyler yazıyor. Kulaktan dolma bilgilerle sözde bilgilendiriyor… Ama hiç kimse Gazeteci Artun Sucuoğlu gibi olamaz… Düşünün depremde evinde… Herkes canını kurtarmak isterken, o komşu apartmanın içindeki canlarla birlikte yerle bir olduğuna şahit oluyor. Evinden çıkarıldığı için ailesiyle birlikte aynı noktada uykusuz günler geceler geçiriyor. Yani duymuyor, uydurmuyor, yaşıyor… Şimdi anlatımına dönüyorum: *-  ‘Biz hala deprem kaç?’ diye tartışıyoruz... Yöneticilik farklı bir beceri, farklı bir duruş gerektirir. Yönetici olaylar karşısında soğukkanlı düşünüp soğukkanlı karar verir ve kararlarını süratle uygulamaya geçirir. Bunun için de bilgi, Allah vergisi yetenek ve elbette ki tecrübe gerekir. Merkez üssünün İzmir Seferihisar açıklarında olduğu ifade edilen 6,6 büyüklüğündeki denilen, depremi tam ortasında Özkanlarda yaşayan biri olarak bence 7 olan deprem sonrası

Manavkuyu’daki kahramanlarımız YAŞAR EYİCE

*-  Vicdansız provokatörler Deprem gerçeği, içimizdeki vicdansızları yine ortaya çıkardı. Önce birileri çıktı İzmir ve İzmirliler için YAŞAR EYİCE *-  Vicdansız provokatörler Deprem gerçeği, içimizdeki vicdansızları yine ortaya çıkardı. Önce birileri çıktı İzmir ve İzmirliler için akıl almaz iftiralar attı. Söylediklerini yazıp reklamlarını yapmak istemiyorum. Ama bunlar yalnız İzmir dışında değil içimizde de varlar. Nereden biliyorum? Normal zamanlarda paylaştıkları haberlerde… Örneğin, CHP Genel Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer için söylemlerinden… Ya şuna ne demeli? Son Erzincan depreminden sonra da bazıları yaymıştı: ‘Kiralara büyük zam geldi!’ Aynı namussuzlar yine türedi… Yalanın katmerlisi… Bunların amacı insanların birbirlerine hınç beslemesi ve böylece amaçlarına ulaşmak.. İzmirli Emlakçıların Başkanı Mesut Güleroğlu açıklama yaptı: Güleroğlu, böyle bir durumun söz konusu olmadığını, olmasına da asla izin vermeyeceklerini söyledi: ‘Bunlar provakavatif paylaşımlar’ diye konuştu… Bir başka örnek daha vereyim: Bazı namussuzlar ihtiyaç sahipleri ile depremzedelerin yüreklerini hoplatıyorlar. Bunlar için

Bir daha görüp yaşamayalım! YAŞAR EYİCE

*- Gözlerimiz ağlamaktan şişti! Kısa ve öz açıklama TSYD (Türkiye Spor Yazarları Derneği) Genel Başkanı Oğuz Tongsir’den geldi: ‘2020 Defol git!’ diye… Nedeni belli? Bırakın bizim, ya da ülkemiz insanlarının değil, tüm dünyanın canına okuyan bir sürü olayla karşılaştık bugüne kadar… Sonunda görgü tanıklarının yaşayanların ‘Bugüne kadar böylesine görmemiştik!’ diye tanımladıkları deprem gerçeği Ege Denizinde ortaya çıktı ve acısını, üzüntüsünü, kaybını İzmir yaşadı… Seferihisar’da deniz taştı Sığaçık denilen yörede onlarca ev sular altında kaldı ve bir vatandaşımız boğuldu… Caddelerde balıklar yüzüyordu… ‘Şaka gibi’ değil mi? Bu bir film sahnesi değildi, bir can pazarı idi… Uzaktan davulun sesi hoş gelir… Ama bir de kendinizi oradaki insanların yerine koyun… Bir yandan yer oynuyor, binalar çatırdıyor, evlerdeki eşyalar dağılmış, ayakta duramıyorsunuz… Salıncak gibi, bir oyana bir bu yana gidiyorsunuz… İlkokulda öğretirlerdi; ‘Çocuklar rüzgarlı havalarda saçakların altından gitmeyin, başınıza