Buradasınız
Anasayfa > KÖŞE YAZARLARI > *- DÜDÜK KİMİN ELİNDE? / YAŞAR EYİCE

*- DÜDÜK KİMİN ELİNDE? / YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş
Konu bir süredir, arada ve zaman zaman olsa da gündeme geliyor.

Hatta ilk açıklandığı günden bu yana da diyebilirim.

Tabii ki, aslı astarı olmayan yorumlar ya da haberler de yapılıyor.

Fısıltı gazetesi de boş durmuyor.

İşi ‘spordan’ çıkaranlara da, sporu siyasete sokanlara da rastlıyor, görüyor ve biliyoruz.

Beni konu ile uyarıp, ele almamı isteyenlerden biri de Musevi Arkadaşlarımdan Moris T oldu…

Şimdi birçok kişi, eminim ki, İsrail- Filistin harbini düşünerek, olaya başka gözle bakacaktır.

Ama öyle değil…

Belki benim gibi tarihteki Türk- Arap ilişkileri yönünden ele alanlar da olacaktır…

Ama öyle de değil…

Hatta konunun bir numaralı muhatapları, iki güzide kulübümüzün genel kurullarında da, divan toplantılarında da, milyonlarca taraftarı da ‘olmaz!’ ya da Yeniçerililer gibi ‘İstemezük!’ diyorlar, Futbol Federasyonunun aldığı karara…

Ben en iyisi konuyu baştan alayım ve futbol severler İfral Turgut-Osman Siviloğlu’nun Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek ile Fenerbahçe Kulubü Başkanı Ali Koç’a yazdıkları mektubu paylaşayım…

Aslında spor kamuoyunun istek ve dileklerini ortaya koymuşlar, hatadan dönülmesini diliyorlar…

Mektup şöyle:

 

*- TARİHİ BELLİ

 

‘Türkiye Süper Kupa maçı, 29 Aralık 2023’te mübarek Cuma günü Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da, Al-Awwal Stadyumu’nda saat 20.45’te yatsı namazından sonra yapılacak.

Tabi ki, ‘Neden?’ sorusuna verilecek akla uygun, muhatabını inandıracak, milli gururla ilgili hiçbir gerekçe (Aslında var da…) yok. Düşüncelerimizi ve talebimizi söylemeden önce Süper Kupanın tarihine bir bakalım.

 

*- 1965’DEN BU YANA

 

Süper Kupa, Türkiye’de lig şampiyonu ile kupa şampiyonunun karşılaştığı bir organizasyon. İlk kez 1965-66 sezonunda organize edildi. O zamanki adı Cumhurbaşkanlığı Kupası idi. Dikkat; CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI…

12 Eylül döneminde, ikisi ‘Devlet Başkanlığı Kupası’ ismiyle olmak üzere 1998 yılına kadar 33 kez organize edildi.

1998 yılında son kez düzenlendikten sonra kaldırıldı.

9 yıl aranın ardından ‘Süper Kupa’ ismiyle tekrar oynatılmaya başlandı.

Daha önceki maçlar Mayıs-Haziran aylarında oynanırken, adı ‘Süper Kupa’ olunca bu kez yeni sezondan kısa bir süre önce organize edilmeye başlandı.

 

*- TARİHİNDE OLANLAR

 

‘Cumhurbaşkanlığı Kupası’ her zaman başkent sınırları içerisinde oynanırken, ‘Süper Kupa’ hem yurt dışında hem de Türkiye’nin farklı illerinde düzenlenir oldu ve bugüne kadar 3 kez Almanya’da, 2 kez İstanbul’da, birer kez de Ankara, Erzurum, Manisa ve Kayseri’de düzenlendi. (Her birinin az buçuk makul gerekçeleri vardı.)

16.10.2015 tarihinde Turkcell ile isim sponsorluğu konusunda bir anlaşma yapıldı ve adı ‘Turkcell Süper Kupası’ oldu.

 

*- DÜŞÜNÜLEN VE İSTENİLEN

 

Sayın Başkanlar,

Resmi siteleriniz incelendiğinde görülüyor ki, her iki kulübümüzün de misyon ve vizyonları birbirine benziyor.

Kısaca;

•- Çocuklarımızın iyi bir insan olarak yetişmelerine katkıda bulunmak istiyorsunuz.

•- İnsanlarımıza arkadaşlık, birliktelik ve hoşgörü aşılamak istiyorsunuz

•- Türk Spor Tarihi’ndeki öncü olmak istiyorsunuz.

•- Özgüveni yüksek, milli değerlerine bağlı, öğrenmeyi öğrenmiş, kendi hedeflerini belirleyebilen, bilinçli, girişimci, üretken, başarılı, Atatürkçü, çağdaş, uluslararası ve kültürlerarası diyalog ve deneyim kazanmış bireyler yetiştirmek istiyorsunuz.

•- Özenle seçilmiş, yenilikçi, çağdaş, Atatürkçü, dinamik eğitim kadrosuyla geleceğin gençliğini yetiştirmek istiyorsunuz

 

*- ŞANLI TARİHİMİZ DÜŞÜNÜLMELİ

 

Sayın Dursun Özbek, 1915’te liseniz tek mezun veremedi çünkü bütün öğrencileri Çanakkale’de şehit oldu.

Çünkü ONUR, CANDAN BİLE ÖNEMLİYDİ.

Son yıllarda dejenere olmuş kulüpler arası anlamsız ve kısır çekişmelerin dışında her iki kulübün de başta futbol olmak üzere Türk sporuna ve Türk gençliğine yaptığı hizmet ve katkıları inkar etmek mümkün değildir.

Federasyon istiyorsa Arap Şeyhlerine çalgı çengi, istiyorsa Arabesk şarkıcıları uçağa doldursun, istiyorsa sirk göndersin ama siz gitmeyin.

Tarih kahraman yaratmaz, tarihi yaratan kahramanlardır.

Gitmeyin, karşı çıkın, reddedin.

•- Gerekirse; ceza alın, bir daha hiç kulüp başkanlığı yapmayın.

•- Gerekirse küme düşün, tekrar çıkarsınız

•- Her biriniz İş insanı olduğunuzdan iktidarın, işletmelerinize, ticarî yaşamınıza zarar verebileceğini düşünürseniz kulüp başkanlığından ayrılın.

•- Bu Süper Kupaya başka bir anlam katmak isteniyorsa Çanakkale 18 Mart Stadında yapılsın.

Böylelikle Şehitlerimizin ruhları şenlenmiş olur.

•- Mutlaka gitmeniz gerekirse, sahaya çıkın ama çöl bedevisini eğlendirmemek için santrayı geçip, birbirinize saldırmayın.

Herkes kendi sahasında kalarak paslaşsın dursun.

•- İş penaltılara kaldığında bütün penaltılar sağa sola atın.

Böylece tarihe geçin.

Aksi taktirde;

•- Biz kulüplerimizden ayrılacağız ve bir daha, hiçbir maçınızı seyretmeyeceğiz.

•- Digitürk aboneliğinden çıkacağız ve decoderlarımızı iade edeceğiz.

•- Bunun için Türkiye çapında bir kampanya başlatacağız.

Eğer kampanya, futbol seyircisi tarafından benimsenirse tepki olarak sezon sonuna kadar statlarınıza gelmeyeceklerdir.

Belki fare dağa küsmüş olacak ama onursuz bir taraftar olmak yerine onurlu eski futbol seyircileri olarak kalacağız.

Onurlu başkanlar olarak tarihe geçmek de sizin elinizde…

Saygılarımızla.

İfral Turgut-Osman Siviloğlu’

Umuyorum:

Bu konu arapsaçına dönmeden, sporseverler sahalardan kopmadan, birlik ve beraberlik içinde çözülür.

Aslında büyük bir sınav veriliyor…

Halkın, yani sporseverlerin istek ve dileği mi, yoksa yöneticilerin masa başında aldıkları bir karar mı gerçekleşecek?

Mevsime göre, sürücülere yapılan uyarılardı ne deniyor?

‘Hava ve yol durumuna göre aracınızı kullanın!’

Havada şimdi futbol kokusu var…

Sporseverlere göre ise bu önemli maçın,  29 Aralık 2023 Cuma günü Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da, Al-Awwal Stadyumu’nda saat 20.45’te yatsı namazından sonra yapılması için, ne Türkiye’deki hava durumu ne de yol durumu müsait görülmüyor…

Bakalım, futbolseverlere göre yanlıştan dönülecek, Futbol Federasyonu geri adım atacak mı?

Yoksa ‘Düdük bende!’ mi diyecekler?

 

*- PARA ÖNE Mİ ÇIKIYOR?

 

Moris’in anımsatmasıyla gözümüzü  Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanacak ‘Süper Kupa’ya dikdik.

29 Aralık’a kadar herhalde köprülerin altından çok sular akar.

Ama resmen açıklanmış bir takvim var.

İşin  güç ya da birçok insanımıza ters gelen tarafı maçın Suudi Arabistan’da oynanacak olması…

Kulüplerin de bu işten iyi para alacak olmaları…

Ama para her zaman öncelik midir?

Normal yaşantıda ‘ekonomi’ hep en önde gelir, gelmiştir.

Ben bu arada yine bir ustanın Halit Kakıç’ın şu yazdıklarını paylaşayım, herkes kendine göre yorum yapsın…

Buradan da bazı kesimlerin neden ‘Hayır!’ dediklerini ve yer ile zamana karşı çıkmalarını düşünün…

 

*- NE ŞAM’IN ŞEKERİ NE ARAP’IN YÜZÜ

 

Söyleyeni bilinmeyen iki beyitle başlayayım söze:

‘Cimrilerden isteme, hayat ve eğlence masrafını.

Zira o eğlence, isteme cefasına değmez…

Deve sütü hoştur, çölde susuz kalmışlara,

Ama Arab’ın yüzünü görmeye değmez.’

Ünlü şair Sa’di-î Şîrâzî de bir beyitte bu meseli şöyle kullanmıştı:

‘Hizmet ile hilatı terk ettik;

Ne Arap diyarı ne deve sütü.’

Tarihte, Hicrî VIII. (XIV) asırda yaşamış Selmân-i Sâvecî ise bu meseli iki şiirde şöyle dile getirmişti:

‘Ne deve sütünü iste, ne Arab’ın yüzünü!

Ne Arap diyarını, ne deve sütünü.

Arab’ın süt tulumcuğuyla ne işin var?

Ne Arap diyarı ne deve sütü.

Ne deve sütü ne Arab’ın yüzü!”

 

*- HOŞ DA…

 

Şimdi günümüze gelelim…

Türkiye’nin birçok kentinde yaptığımız tepki gösterilerine…

Binlerce insanın, masum yavrucakların da neredeyse kefensiz mezara gönderildiği Gazze’ye …

Soru şu?

Araplar tamam hoş da, peki bu Filistinliler kim?..

Kimin nesiler?

Antik Filistinliler, M. Ö. 12. Yüzyıl’da, Yahudiler’le yaklaşık aynı dönemde Filistin’e yerleşmiş ve bölgeye bugünkü ismini vermiş olan Ege-Girit kökenli bir halk.

İsrail ‘in nüfusu 10 milyon…

Bu nüfusun yaklaşık beşte biri (2 milyon) Filistinli…

Filistin kökenlilerin coğrafyadaki da nüfusları 12 milyon.

 

*- ONLAR DA İŞGALCİ

 

Filistinliler; M. Ö. 1190’da Antik Mısır’ı işgal ettiler.

Mısırlılar tarafından geri püskürtülünce, bugünkü Tel Aviv-Yafa arasındaki Joppa denilen bölgeye yerleştiler.

5 şehirden oluşan bir konfederasyon (Pentapolis) kurdular.

Bu şehirler Gazze, Aşkelon, Aşdod, Gat ve Ekron’du.

 

*- DİLLERİ DEĞİŞTİ

 

Komşuları İsrailoğulları ile mücadele etmeye başladılar.

M. Ö .1050 yılı civarında Yehuda dağlık bölgesini topraklarına kattılar. MÖ 10. yüzyılda Birleşik İsrail kralı Davud tarafından mağlup edildiler.

Antik Filistinliler’in anadili ile ilgili hiçbir doküman yok

Dilleri zamanla muhtemelen Kenan dili, Aramice ve sonradan da Yunanca ve en nihayet Arapça olarak değişti.

Halihazırda temel hedefleri İsrail’in silinmesi, Yahudiler‘in sürülmesi.

Aynı düşünce hatta daha ağırı İsrailliler tarafından da düşünülüyor.

 

*- İKİNCİ SINIF VATANDAŞLAR

 

İsrail’deki Filistinliler ile Yahudiler’i birleştiren ortak bir ulusal kimlikten söz etmek mümkün değil.

Söz gelimi İsrail toplumunda ordunun önemli bir rolü var ve Yahudi vatandaşlar için askerlik zorunlu.

Fakat İsrail vatandaşı Filistinliler askerlikten muaf tutuluyor.

Ülkede Filistinliler için ayrı Yahudiler için ayrı yasalar söz konusu.

İkinci sınıf vatandaşlar.

İsrail yasaları, vatandaşlık hakları konusunda Yahudilere imtiyazlı davranıyor; nereden geldiklerine bakmaksızın onlara otomatik olarak İsrail pasaportu veriliyor.

Filistinliler ve onların çocukları ise bu haktan mahrum tutuluyor.

2018’de İsrail Parlamentosu (Knesset), oldukça tartışmalı bir ‘ulus-devlet yasası’ geçirerek Arapçayı resmî dil statüsünden çıkardı; ulusun kendi kaderini tayin hakkının ise sadece Yahudiler’e ait olduğunu ilan etti.

İşin özü, özeti bu.

 

*- DUYGUSAL DAVRANIRIZ

 

İzmirli Halit Kakınç, birçok kişinin düşüncesini, kendi anlatımında derleyerek şöyle diyor:

‘İyi hoş…

Tamam da, ben Türk’üm.

Bu karmaşık tarih beni, hiç ama hiç  ilgilendirmiyor.

Netanyahu, kelimenin tam anlamıyla Hitler kopyası bir Faşo.

Ne Semit’im ne de antisemit.

Yahudi dostu filan değilim…

1916’dan itibaren Osmanlı’ya başkaldıran Araplar’dan ise hiç mi hiç hoşlanmıyorum.

Artık yeter…’

Bence olayları ve gelişmeleri en taraşız bir şekilde ve açıklıkla özetlemiş…

Dediği gibi biz Türk’üz..

Gelişmeleri insanı ve vicdanı yönden değerlendiririz…

Duygusallığımız hep öne çıkar…

 

*-

 

YAŞAR EYİCE

 

*- DÜDÜK KİMİN ELİNDE?

 

Konu bir süredir, arada ve zaman zaman olsa da gündeme geliyor.

Hatta ilk açıklandığı günden bu yana da diyebilirim.

Tabii ki, aslı astarı olmayan yorumlar ya da haberler de yapılıyor.

Fısıltı gazetesi de boş durmuyor.

İşi ‘spordan’ çıkaranlara da, sporu siyasete sokanlara da rastlıyor, görüyor ve biliyoruz.

Beni konu ile uyarıp, ele almamı isteyenlerden biri de Musevi Arkadaşlarımdan Moris T oldu…

Şimdi birçok kişi, eminim ki, İsrail- Filistin harbini düşünerek, olaya başka gözle bakacaktır.

Ama öyle değil…

Belki benim gibi tarihteki Türk- Arap ilişkileri yönünden ele alanlar da olacaktır…

Ama öyle de değil…

Hatta konunun bir numaralı muhatapları, iki güzide kulübümüzün genel kurullarında da, divan toplantılarında da, milyonlarca taraftarı da ‘olmaz!’ ya da Yeniçerililer gibi ‘İstemezük!’ diyorlar, Futbol Federasyonunun aldığı karara…

Ben en iyisi konuyu baştan alayım ve futbol severler İfral Turgut-Osman Siviloğlu’nun Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek ile Fenerbahçe Kulubü Başkanı Ali Koç’a yazdıkları mektubu paylaşayım…

Aslında spor kamuoyunun istek ve dileklerini ortaya koymuşlar, hatadan dönülmesini diliyorlar…

Mektup şöyle:

 

*- TARİHİ BELLİ

 

‘Türkiye Süper Kupa maçı, 29 Aralık 2023’te mübarek Cuma günü Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da, Al-Awwal Stadyumu’nda saat 20.45’te yatsı namazından sonra yapılacak.

Tabi ki, ‘Neden?’ sorusuna verilecek akla uygun, muhatabını inandıracak, milli gururla ilgili hiçbir gerekçe (Aslında var da…) yok. Düşüncelerimizi ve talebimizi söylemeden önce Süper Kupanın tarihine bir bakalım.

 

*- 1965’DEN BU YANA

 

Süper Kupa, Türkiye’de lig şampiyonu ile kupa şampiyonunun karşılaştığı bir organizasyon. İlk kez 1965-66 sezonunda organize edildi. O zamanki adı Cumhurbaşkanlığı Kupası idi. Dikkat; CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI…

12 Eylül döneminde, ikisi ‘Devlet Başkanlığı Kupası’ ismiyle olmak üzere 1998 yılına kadar 33 kez organize edildi.

1998 yılında son kez düzenlendikten sonra kaldırıldı.

9 yıl aranın ardından ‘Süper Kupa’ ismiyle tekrar oynatılmaya başlandı.

Daha önceki maçlar Mayıs-Haziran aylarında oynanırken, adı ‘Süper Kupa’ olunca bu kez yeni sezondan kısa bir süre önce organize edilmeye başlandı.

 

*- TARİHİNDE OLANLAR

 

‘Cumhurbaşkanlığı Kupası’ her zaman başkent sınırları içerisinde oynanırken, ‘Süper Kupa’ hem yurt dışında hem de Türkiye’nin farklı illerinde düzenlenir oldu ve bugüne kadar 3 kez Almanya’da, 2 kez İstanbul’da, birer kez de Ankara, Erzurum, Manisa ve Kayseri’de düzenlendi. (Her birinin az buçuk makul gerekçeleri vardı.)

16.10.2015 tarihinde Turkcell ile isim sponsorluğu konusunda bir anlaşma yapıldı ve adı ‘Turkcell Süper Kupası’ oldu.

 

*- DÜŞÜNÜLEN VE İSTENİLEN

 

Sayın Başkanlar,

Resmi siteleriniz incelendiğinde görülüyor ki, her iki kulübümüzün de misyon ve vizyonları birbirine benziyor.

Kısaca;

•- Çocuklarımızın iyi bir insan olarak yetişmelerine katkıda bulunmak istiyorsunuz.

•- İnsanlarımıza arkadaşlık, birliktelik ve hoşgörü aşılamak istiyorsunuz

•- Türk Spor Tarihi’ndeki öncü olmak istiyorsunuz.

•- Özgüveni yüksek, milli değerlerine bağlı, öğrenmeyi öğrenmiş, kendi hedeflerini belirleyebilen, bilinçli, girişimci, üretken, başarılı, Atatürkçü, çağdaş, uluslararası ve kültürlerarası diyalog ve deneyim kazanmış bireyler yetiştirmek istiyorsunuz.

•- Özenle seçilmiş, yenilikçi, çağdaş, Atatürkçü, dinamik eğitim kadrosuyla geleceğin gençliğini yetiştirmek istiyorsunuz

 

*- ŞANLI TARİHİMİZ DÜŞÜNÜLMELİ

 

Sayın Dursun Özbek, 1915’te liseniz tek mezun veremedi çünkü bütün öğrencileri Çanakkale’de şehit oldu.

Çünkü ONUR, CANDAN BİLE ÖNEMLİYDİ.

Son yıllarda dejenere olmuş kulüpler arası anlamsız ve kısır çekişmelerin dışında her iki kulübün de başta futbol olmak üzere Türk sporuna ve Türk gençliğine yaptığı hizmet ve katkıları inkar etmek mümkün değildir.

Federasyon istiyorsa Arap Şeyhlerine çalgı çengi, istiyorsa Arabesk şarkıcıları uçağa doldursun, istiyorsa sirk göndersin ama siz gitmeyin.

Tarih kahraman yaratmaz, tarihi yaratan kahramanlardır.

Gitmeyin, karşı çıkın, reddedin.

•- Gerekirse; ceza alın, bir daha hiç kulüp başkanlığı yapmayın.

•- Gerekirse küme düşün, tekrar çıkarsınız

•- Her biriniz İş insanı olduğunuzdan iktidarın, işletmelerinize, ticarî yaşamınıza zarar verebileceğini düşünürseniz kulüp başkanlığından ayrılın.

•- Bu Süper Kupaya başka bir anlam katmak isteniyorsa Çanakkale 18 Mart Stadında yapılsın.

Böylelikle Şehitlerimizin ruhları şenlenmiş olur.

•- Mutlaka gitmeniz gerekirse, sahaya çıkın ama çöl bedevisini eğlendirmemek için santrayı geçip, birbirinize saldırmayın.

Herkes kendi sahasında kalarak paslaşsın dursun.

•- İş penaltılara kaldığında bütün penaltılar sağa sola atın.

Böylece tarihe geçin.

Aksi taktirde;

•- Biz kulüplerimizden ayrılacağız ve bir daha, hiçbir maçınızı seyretmeyeceğiz.

•- Digitürk aboneliğinden çıkacağız ve decoderlarımızı iade edeceğiz.

•- Bunun için Türkiye çapında bir kampanya başlatacağız.

Eğer kampanya, futbol seyircisi tarafından benimsenirse tepki olarak sezon sonuna kadar statlarınıza gelmeyeceklerdir.

Belki fare dağa küsmüş olacak ama onursuz bir taraftar olmak yerine onurlu eski futbol seyircileri olarak kalacağız.

Onurlu başkanlar olarak tarihe geçmek de sizin elinizde…

Saygılarımızla.

İfral Turgut-Osman Siviloğlu’

Umuyorum:

Bu konu arapsaçına dönmeden, sporseverler sahalardan kopmadan, birlik ve beraberlik içinde çözülür.

Aslında büyük bir sınav veriliyor…

Halkın, yani sporseverlerin istek ve dileği mi, yoksa yöneticilerin masa başında aldıkları bir karar mı gerçekleşecek?

Mevsime göre, sürücülere yapılan uyarılardı ne deniyor?

‘Hava ve yol durumuna göre aracınızı kullanın!’

Havada şimdi futbol kokusu var…

Sporseverlere göre ise bu önemli maçın,  29 Aralık 2023 Cuma günü Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da, Al-Awwal Stadyumu’nda saat 20.45’te yatsı namazından sonra yapılması için, ne Türkiye’deki hava durumu ne de yol durumu müsait görülmüyor…

Bakalım, futbolseverlere göre yanlıştan dönülecek, Futbol Federasyonu geri adım atacak mı?

Yoksa ‘Düdük bende!’ mi diyecekler?

 

*- PARA ÖNE Mİ ÇIKIYOR?

 

Moris’in anımsatmasıyla gözümüzü  Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanacak ‘Süper Kupa’ya dikdik.

29 Aralık’a kadar herhalde köprülerin altından çok sular akar.

Ama resmen açıklanmış bir takvim var.

İşin  güç ya da birçok insanımıza ters gelen tarafı maçın Suudi Arabistan’da oynanacak olması…

Kulüplerin de bu işten iyi para alacak olmaları…

Ama para her zaman öncelik midir?

Normal yaşantıda ‘ekonomi’ hep en önde gelir, gelmiştir.

Ben bu arada yine bir ustanın Halit Kakıç’ın şu yazdıklarını paylaşayım, herkes kendine göre yorum yapsın…

Buradan da bazı kesimlerin neden ‘Hayır!’ dediklerini ve yer ile zamana karşı çıkmalarını düşünün…

 

*- NE ŞAM’IN ŞEKERİ NE ARAP’IN YÜZÜ

 

Söyleyeni bilinmeyen iki beyitle başlayayım söze:

‘Cimrilerden isteme, hayat ve eğlence masrafını.

Zira o eğlence, isteme cefasına değmez…

Deve sütü hoştur, çölde susuz kalmışlara,

Ama Arab’ın yüzünü görmeye değmez.’

Ünlü şair Sa’di-î Şîrâzî de bir beyitte bu meseli şöyle kullanmıştı:

‘Hizmet ile hilatı terk ettik;

Ne Arap diyarı ne deve sütü.’

Tarihte, Hicrî VIII. (XIV) asırda yaşamış Selmân-i Sâvecî ise bu meseli iki şiirde şöyle dile getirmişti:

‘Ne deve sütünü iste, ne Arab’ın yüzünü!

Ne Arap diyarını, ne deve sütünü.

Arab’ın süt tulumcuğuyla ne işin var?

Ne Arap diyarı ne deve sütü.

Ne deve sütü ne Arab’ın yüzü!”

 

*- HOŞ DA…

 

Şimdi günümüze gelelim…

Türkiye’nin birçok kentinde yaptığımız tepki gösterilerine…

Binlerce insanın, masum yavrucakların da neredeyse kefensiz mezara gönderildiği Gazze’ye …

Soru şu?

Araplar tamam hoş da, peki bu Filistinliler kim?..

Kimin nesiler?

Antik Filistinliler, M. Ö. 12. Yüzyıl’da, Yahudiler’le yaklaşık aynı dönemde Filistin’e yerleşmiş ve bölgeye bugünkü ismini vermiş olan Ege-Girit kökenli bir halk.

İsrail ‘in nüfusu 10 milyon…

Bu nüfusun yaklaşık beşte biri (2 milyon) Filistinli…

Filistin kökenlilerin coğrafyadaki da nüfusları 12 milyon.

 

*- ONLAR DA İŞGALCİ

 

Filistinliler; M. Ö. 1190’da Antik Mısır’ı işgal ettiler.

Mısırlılar tarafından geri püskürtülünce, bugünkü Tel Aviv-Yafa arasındaki Joppa denilen bölgeye yerleştiler.

5 şehirden oluşan bir konfederasyon (Pentapolis) kurdular.

Bu şehirler Gazze, Aşkelon, Aşdod, Gat ve Ekron’du.

 

*- DİLLERİ DEĞİŞTİ

 

Komşuları İsrailoğulları ile mücadele etmeye başladılar.

M. Ö .1050 yılı civarında Yehuda dağlık bölgesini topraklarına kattılar. MÖ 10. yüzyılda Birleşik İsrail kralı Davud tarafından mağlup edildiler.

Antik Filistinliler’in anadili ile ilgili hiçbir doküman yok

Dilleri zamanla muhtemelen Kenan dili, Aramice ve sonradan da Yunanca ve en nihayet Arapça olarak değişti.

Halihazırda temel hedefleri İsrail’in silinmesi, Yahudiler‘in sürülmesi.

Aynı düşünce hatta daha ağırı İsrailliler tarafından da düşünülüyor.

 

*- İKİNCİ SINIF VATANDAŞLAR

 

İsrail’deki Filistinliler ile Yahudiler’i birleştiren ortak bir ulusal kimlikten söz etmek mümkün değil.

Söz gelimi İsrail toplumunda ordunun önemli bir rolü var ve Yahudi vatandaşlar için askerlik zorunlu.

Fakat İsrail vatandaşı Filistinliler askerlikten muaf tutuluyor.

Ülkede Filistinliler için ayrı Yahudiler için ayrı yasalar söz konusu.

İkinci sınıf vatandaşlar.

İsrail yasaları, vatandaşlık hakları konusunda Yahudilere imtiyazlı davranıyor; nereden geldiklerine bakmaksızın onlara otomatik olarak İsrail pasaportu veriliyor.

Filistinliler ve onların çocukları ise bu haktan mahrum tutuluyor.

2018’de İsrail Parlamentosu (Knesset), oldukça tartışmalı bir ‘ulus-devlet yasası’ geçirerek Arapçayı resmî dil statüsünden çıkardı; ulusun kendi kaderini tayin hakkının ise sadece Yahudiler’e ait olduğunu ilan etti.

İşin özü, özeti bu.

 

*- DUYGUSAL DAVRANIRIZ

 

İzmirli Halit Kakınç, birçok kişinin düşüncesini, kendi anlatımında derleyerek şöyle diyor:

‘İyi hoş…

Tamam da, ben Türk’üm.

Bu karmaşık tarih beni, hiç ama hiç  ilgilendirmiyor.

Netanyahu, kelimenin tam anlamıyla Hitler kopyası bir Faşo.

Ne Semit’im ne de antisemit.

Yahudi dostu filan değilim…

1916’dan itibaren Osmanlı’ya başkaldıran Araplar’dan ise hiç mi hiç hoşlanmıyorum.

Artık yeter…’

Bence olayları ve gelişmeleri en taraşız bir şekilde ve açıklıkla özetlemiş…

Dediği gibi biz Türk’üz..

Gelişmeleri insanı ve vicdanı yönden değerlendiririz…

Duygusallığımız hep öne çıkar…

************************

************

***********

Yaşar EYİCE
0532 781 95 18
Twitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311
 

Bir yanıt yazın

Top