*- İYİ NİYETE, SESSİZ KALMAYIN!  /  YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

Murat Eştürk ‘Can dost!’ diyerek başladığı mektubunda özetle:

‘100’ ncü yıl ikramiyesi alindi; 5 bin TL.

Çalışan emekliye vermediler.

Peki emekli milletvekiline, yeniden vekil olanlara da vermediler mi? Onlara verdiler ise çalışan emeklilere de verilmesini düşünüyorum. İnşaallah kalemine dile getirirsin?’ diye sormuş…

Tabii ki bu sorunun muhatabı ben değilim…

Murat Eştürk Bey, okuyuculara verdiğimiz değeri ve önemi bildiği için yazarak dikkat çekmek istemiş olmalı…

Ama ben kendisine muhaliflerin ağzından yanıt vereyim:

’15 bin lirayı beğenmemiş, elinizin tersiyle itmiştiniz ya!…

Şimdi beş bin liranın hesabını mı yapıyorsunuz?’

*- ÇAĞRI!…

Murat Bey anımsattı…

Ben farkında değilim…

Söylediğine göre;

‘Sosyal medya üzerinden bir ‘çağrı’ çığ gibi yayılıyor!

Türkiye’nin alanında en ünlü isimleri, sanatçılar, iş dünyasının önemli isimleri, akademisyenler altına isimlerini de koyarak WhatsApp, Twitter ve Facebook üzerinden ‘bizi duyun!’ mesajını birbirlerine gönderiyorlarmış…’

Biz bu sınıftan değil, sıradan ‘Can Dost!’ olduğumuzdan ne duydum, ne de bana böyle bir mesaj gelmedi…

Ama sayesinde merak edip araştırdım…

*- MEMNUNLAR DA AZINLIKTA

Bazı gruplarca bilinen kişiler, tanınmışlar yurttaşlara bir ‘çağrı’ yapmışlar.

Söyledikleri şu:

‘Bu toplumun büyük çoğunluğu gelişmelerden memnun değiliz, huzursuzuz, güvensiziz, geleceği göremiyoruz, böyle yaşamak istemiyoruz.

Milyonlarca yurttaşın olup bitenlere rızası değil itirazı var, ama tek tek sesimiz duyulmuyor. Gücümüzü gücümüze, seslerimizi birbirimize katarsak suskunluğu aşarız, sessizliği deleriz, duyulur görülür hale geliriz.,,,’

İşte bu doğru tespit!

Gerçekten; mutsuzların sayısı oldukça fazla…

Gerçekten; Güven duyulacakların sayısı yok denecek kadar azaldı…

Gerçekten çoğu zaman sessizlerin sesi ve çığlığı duyulmuyor…

Ve gerçekte, mutlu ve keyifli, işleri tıkırında olan mutlu bir azınlık da var…

Tabii ki, birbirini yemekten keyif alanlar ve siyasette beklentileri olanlar da…

*- FENA SAYILMAZ

İstediklerini de şöyle sıralamışlar:

– Barış ve huzur içinde yaşayacağımız bir ülke istiyoruz.

– Savaş istemiyoruz, şehit istemiyoruz…

– Düşman cephelere bölünmek, kardeşliğimizi, ortaklığımızı yitirmek istemiyoruz.

– İşimizde gücümüzde, huzur içinde, hür yaşamak istiyoruz.

– Kadın olduğumuz için hırpalanmak, tecavüze uğramak, öldürülmek, örtülüyüz diye aşağılanmak, şort giydik diye saldırıya hedef olmak, korku içinde yaşamak istemiyoruz.

– Kadın erkek hepimiz; inançlarımızı, dinimizi, kültürümüzü özgürce, eşitçe yaşamak istiyoruz…

Tabii ki, uzun açıklamalarında;

Yalan ihbarlardan tutun da, yöneticilerin keyfi kararlarından, gençlerin heba olmalarından da uzun uzun söz ediliyor.

Ama bazı cümleler bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde, yanlış anlamalara yol açacak şekilde de ele alınmış.

Bu da bana şunu anımsattı:

Bir ara ‘kardeşlik, barış, hürriyet, eşitlik!’ gibi ulvi ve güzel sözcükleri, kara fikirleri yüzünden, kavram dışı kullananları…

Ben bunları ‘Bölücü’ olarak görüp, adlandırdığım için, ‘Hadi len!’ diyerek hep tersledim…

Çünkü bu tipler hem güzellikten anlamıyor, hem de ‘sahibinin sesi!’ olarak özellikte toplulukların bulunduğu yerlerde ‘Kurulmuş saat!’ gibi ortaya çıkıyor ve ‘Biz kardeşiz!’ diyerek söze başlayıp, belirttiğim ulvi sözcüklerimizi kullanıp, sonra da ‘hak arıyormuş!’ gibi görünerek bazı yöneticilere, dolayısıyla Türkiye Cumhuriyetine yapmadıkları hakaretleri bırakmıyorlardı.

Bizleri oyuna getirmeye çalışıyorlardı.

İşte bu tiplere, ‘Haydi sana burada ekmek yok!’ ,’Git işine!’ diyerek tersliyordum.

Ne demek istediklerini ‘anarşiden’, bölücülerden, vatan hainlerinden bıkanlar anlamışlardır.

Tabiriyle ‘kentepeye’ gelmeyelim…

Çünkü bizim halkamız, vicdanlı, iyi insanlardan meydana gelmektedir.

Bizi tahriklerle kötücülleştirmeyin, kin ve nefret sözleriyle ayrıştırmayın, kana, ölüme alıştırmayın.

Kısaca; ne yaparsanız yapın ama biz, savaş, ölüm, idam, çatışma, kavga istemiyoruz…

Yöneticileri neden seçiyoruz?

Halkı bir şekilde sindirmek, özgürlükleri yok etmek için değil!

Sizler, TBMM’dekiler, siz yurttaşları barış, güven, huzur içinde yaşatmak için seçildiniz.

Yani halkın istek ve dilekleri ile itirazlarını da duyun…

İyi ile kötüyü birbirinden ayırın…

Masumane iyi düşüncelere sessiz kalmayın!

*- ÖNCELİK VE SORUN

İstatistiklere bakılırsa en fazla anti depresyon ilacı kulanlar bizim güzel ülkemizin güzel insanlarıymış.

Yine istatistikleri göre, ‘Boş vermişler’ ya da ‘İlgisiz ve duyarsızlar’ de bizim içimizde çoğunluktaymış…

Yani sıkıntı büyük…

Öyleyse ne yapalım?

Gülelim, eğlenelim mi?

Yoksa sil baştan yapıp, başta ‘eğitim’ ve ‘sağlık’ olmak üzere çalışmalar yapıp, nesiller mi yetiştirmeliyiz?

Bu konu da yöneticiler kadar bizlerin de önceliği ve sorunu olmalı!.

 

 

*-

Yaşar EYİCE
Twitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311
 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir