NELER OLUYOR NELER ÜNAL TÜMİN

Sosyal Medyada Paylaş

NELER OLUYOR NELER ÜNAL TÜMİN

Çok şükür; “Benim dinim, dilim, soyum, vatanım ve bayrağım” belli… 

Bu vatan toprakları için canını feda etmekten çekinmeyen rahmetli İsa ve Rıza dedelerimin yokluk içinde Mustafa Kemal‘ in peşine takılıp, bu canım vatanım Türkiye’mizi bizlere nasıl kazandırdıklarını aile boyu hikayelerden dinleyerek bugünlere ulaştım. Bunun içindir ki, “çok şükür dinim, dilim, soyum vatanım ve bayrağım belli” diyerek, torunlarıma bırakılan emanetin “kıymetini ve de kutsallığını” gerine gerine anlatabiliyorum… 

İnanıyorum ki, Vatan aşığı, Atatürk aşığı, cumhuriyet, demokrasi ve parlamenter sistem aşığı olarak yetişen yeni kuşaklar ülkemizin huzuruna at sineği misali konmaya çalışan vatan hainlerine ve de onların bilinen taşeronlarının kötü emellerine asla izin vermeyeceklerdir…

İşte, geçtiğimiz hafta 18 Mart’ta Çanakkale şehitlerimizi 102 . anma gününde bunu eşe- dosta anlatırken, damarlarımızdaki asil kan bir kere daha kaynamaya başladı… 

Şimdi, tam 30 gün sonra, “Çanakkale destanımızı” taçlandıracak ve çocuklarımızla iç içe doyasıya kutlayacağımız bir “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız” geliyor… 

Çocuklarımız “TBMM bugün kuruldu, sevinin, eğlenin, yurtta düğün var bugün!” demeye ve de Atatürk’ ün kurduğu meclisimizi, onun kutsiyetini “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir” sözleri ile anlatmaya hazırlanıyorlar…

Lakin, 18 Mart’la 23 Nisan arasına giren önümüzdeki 23 günlük süreçte çocuklarımız nedense 16 Nisanda yapılacak Anayasa referandumu mitingleri ve kürsü sataşmaları yüzünden rahatsız olmuş gibi geliyor bana! İşte okullarından zorla alınıp itici konferanslara götürülen ve protesto ile nefretlerini dile getiren çocuklarımız ve onları okuldan atma gibi tehditlerde bulunan çağ dışı yöneticiler…

Nedense 23 gün sonra, çocuklar yerine biz büyükler, “Rejim- sistem” patentli “sandık kavgası” için birbirimizi hırpalamaya başladık! Merak ediyorum, Sizler bunu tasvip ediyor musunuz? 

* * *

Evet, Rusya- ABD güney sınırlarımızın dibinde ezeli düşmanımız PKK’ nın “Mutasyona uğramış” PYD/ YPG’si ile kol kola eğitim yapıp, gözümüzün içine baka baka “biz buraya bayrak çekmeye geldik!” sözleri ile de rahatsız olmayanınız var mı!. Öbür yanda Avrupa, Hollanda’sı Almanya’sı ile birlikte siyasetçilerimize dirsek çevirip, kapılarından dışarı atarken, yani AB’den dışlamaya çalışıldığımız şu günlerde, biz “Rejim-Sistem tartışmalarına” girmedik mi?

Bütün bu görüntüler eşliğinde bizim “Evetçilerle, Hayırcılar” ülkenin çeşitli meydanlarında kurulan kürsülerden yarı bellerine kadar sarkıp, zamane kabadayıları gibi birbirlerine racon keserken “evrensel siyasi ahlak felsefesi” ni düşünen var mı?

Sokaktaki adam bütün bu ahval ve şerait altında “Huzur” arıyor huzur!..

An itibariyle, partilerin arabaları sokaklarda fır dönüp, kendi şarkılarını yüksek frekansta beynimize çakma gayretinde!..

Bizler de, 16 Nisan’ı beklerken kâh Beyaz Kelebekler’in meşhur şarkısı

“Neler oluyor hayatta/ Bir de şu rüya gerçek olsa olsa !Sabah olup uyanınca her şey aynı kalsa…” temposuna, kâh Münir Nurettin Selçuk’ un da kalamış duygusallığına takılıp, “Bir tatlı huzur almaya geldik referandumdan” diyoruz…
Ah Huzur! 

Geldi isen üç defa değil, kapımızı bir kere tıkla!

Gerisini biz anlarız…


Bir cevap yazın