BU SON DEĞİL / YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

*-  Mahallenin delisi!

‘Senin baban kimselere benzemez!’

Böyle bir cümleyi kaç kişi, ya da çocuk duymuştur!

Ben akşam, ‘7. Koğuştaki Mucize’ filminde duydum.

Çok etkileyici ve sürükleyici bir film.

‘Mutlaka izle!’ diye uyaranlar olmuştu.

Gözyaşınızı tutamayacak, ya da çok duygusal iseniz ‘Boş verin!’ yani ‘izlemeyin’ diyebilirim…

Acaba sıradan birine ‘Senin baban kimselere benzemez!’ dersek ne gibi tepki verir?

Ya da ‘değişik biri!’ dersek?

Daha da açık konuşup, mahalleli dili ile ’deli!’ dersek!

Herhalde hoş karşılamaz!

*- Bizim dâhiler!

Yaşadıklarımız, gördüklerimiz, sıkıntılarımız hepimizde olmasa da çoğumuzda psikiyatrik rahatsızlıklar meydana getiriyor.

İnanılacak gibi değil ama bu da bizde ‘dahilik’ kavramını geliştiriyor.

Size kolay kolay bulamayacağınız, araştırma sonuçlarını vereyim:

Şairlerin yüzde 55.2’si ruhsal hastalıkları nedeniyle tedavi görmüş.

Bunların yüzde 33’ü depresyon için anti- depresan ilaç kullanmış…

Bu arada bir parantez açayım:

Şu anda hemen her yerde, bu ilaçları kullananların sayısı her geçen gün artıyor.

Uzman Doktorlar randevu için uzun süreler veriyor.

Sanıyorum bu konuyu uzmanlar kadar iyi bilenler ve takip edenler ise Sağlık Bakanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü…

*- Dünya çapında

Yediden yetmişe hepimizi dolaylı ve dolaysız yoldan bir şekilde ilgilendirdiği için devam ediyorum:

Dünya çapındaki şairlerin yüzde 5,5’i depresyon için psikoterapi görmüş.

Kayıtlar ve araştırmalar bunu gösteriyor. Bu oran ‘oyun yazarları’nda yüzde 37,5’a çıkıyor.

Roman yazarları, biyografi yazarları, sanatçılar…

Bunlar toplam örneklemeler içindeler…

Yani ‘toplumun öncüleri’ mi desem, ‘kentin önde gelen isimleri’ mi?

Bilemiyorum!

‘Ruh hali bozuklukları’ mı diyeyim, yoksa ‘yaratıcılık’ arasındaki ilişki mi?

Bu anlattıklarımı, İngiliz bilim adamı Kay Jamison’un 47 İngiliz Yazar çalışmasından aldım.

Harvard’lı psikiyatr Joseph Schildrkraut’un çalışmasını da açıklayayım:

Sanatçılardan yüzde 50’sinin bir çeşit psikopatolojiye yani yoğunluklu olarak ruhsal bozukluğa sahip olduğu bulgusunu ortaya çıkardı.

Burada yine bir not düşeyim:

Bu çalışma da, diğer bilim insanlarıyla çelişkiye düşmüyor.

Yazarlar, sanatçılar ‘Atölye Çalışmaları’nda öne çıkan sorunlardan biri de Alkol!

İçki bağımlılığı…

Barlarda, gece eğlence merkezlerinde, birçok yerde açık bir şekilde önümüze çıkıyor.

İlgi duyan olursa, belki de bir başka yazımda; ‘Yaratıcılık ile şizofreni 1arasında bir bağlantı var mıdır?’ sorusunun yanıtını bilimsel olarak ele alacak ve sizlerle paylaşacağım!

Yine hiçbir yerde kolay kolay bulamayacağınız, öğrenemeyeceğiniz örneklerle…

*- Çeşmeli olanlar

Güzel İzmir’imizin ilçelerine yerleşen sanatçılara, yazarlara ve hatta her kesimden insanlara bakın, araştırın;

Hemen hepsini pastoral dinginliğin ve şehirlerin karmaşasından kaçanlar oluşturuyor…

İçlerine dönüp uzun uzun düşünebilecekleri, bir süreliğine de olsa yalnız kalabilecekleri bir dönemin cazibesine kapılmış küme halinde gruplardır.

Ziyaretçi yazar- çizerler ve medyatik tipler de belli zamanlarda mutlaka Çeşmeli olmuşlar, burayı mesken tutmuşlardır.

Kiminin çalışması mevsimliktir, kiminin ise aylar ve yılları alır…

*- Ne ki?

İşlediği suçun sonuçlarını ve cezasını idrak etmeye başladığında, rahatsız vicdanı ile birlikte derin bir depresyonun içinde olan Macbeth ne diyor?

‘Hayat dediğin ne ki;

Yürüyen bir gölge, bir zavallı kukla bu sahnede.

Bir saat boy gösterip, boyun kırıp gidecek!

Bir daha da duyulmayacak artık sesi.

Bir aptalın anlattığı bir masal bu;

Kuru gürültüler, deli saçmalarıyla dolu…’

Bu yazdıklarımdan sonra belki bir gün yine coşar bu kez ‘Delilik’le birlikte, dünyaca ünlü bin 30 kişiyle yapılan bir çalışmadaki, ‘melankolik, çekingen- sinirli, kekeme, istemsiz tikler gibi konuları da ele alırım.

Bu yazdıklarım hepsi ünlü ve üstün vasıflı kişilerde bulunuyor, haberiniz olsun…

Bu yüzden siz bir de ‘mahallenizdeki’ ya da ‘ailenizdeki’, ‘deli!’ denilen, ya da dediklerinizi bir başka gözle incelerseniz, bakarsanız hiç kimsede olmayan özelliklerini de görürsünüz, aynan ‘7. Koğuştaki Mucize’ filmindeki gibi…

*-

***-

GÜNCEL

*- Kadına yönelik şiddete karşı!

İzmir’in Gaziemir ilçesi, boşanmak istediği erkek tarafından önceki gün iş yerinde katledilen Handan Doğru’yu anmak ve kadına yönelik şiddete karşı ses vermek için tek yürek oldu.

Gazeteci Emre Döker’den öğrendiğimize göre;

Atatürkçü Düşünce Derneği Gaziemir Şubesi, Gaziemir Belediyesi, Gaziemir Gönüllü Kadınlar Derneği, Gaziemir Üretici Kadınlar Kooperatifi ve Gaziemir Gönüllü Çalışma Platformu üyeleri, Handan Doğru’nun katledildiği noktaya gelerek basın açıklaması yaptı.

Katılımcılar Handan Doğru’nun iş yerinin olduğu sokağı doldurarak “Kadına uzanan eller kırılsın” sloganları attı. “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” pankartı taşıyan grup, “Kadına Şiddete Son”, “Kadın Cinayetleri Politiktir” dövizleri de taşıdı.

Grup adına basın açıklamasını okuyan ADD Gaziemir Şube Başkanı Gülen Özkan, kadına yönelik şiddetin açık ve tartışmasız insan hakları ihlali olduğunu dile getirdi. İstanbul Sözleşmesi’nin “ama”sız ve “fakat”sız, eksiksiz uygulanması gerektiğini vurguladı.

 *-  ‘Kadın değil, Erkek Danışma Merkezi açmalıyız’

Gaziemir Belediye Başkanı Halil Arda da yaşanan olaydan dolayı çok üzgün olduğunu belirterek ‘Maalesef bulunduğumuz yerde geri dönüşü olmayan acı bir olay yaşandı. Yoksulluk, işsizlik insanlarımızı korkunç derecede etkiledi. Bundan da en çok etkilenen kadınlar oldu. Şiddet ülkemizde cinsiyet ayrımcı politikalarla meşrulaştırılıyor. Sesimizi yükseltmeliyiz. Kadına yönelik şiddete karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. Bunun için tüm vatandaşlarımızı bizlere destek vermeye çağırıyoruz. Belediye olarak kadını önemseyen politikalar uygularken ilçemizde böyle bir olayın yaşanmasından dolayı son derece üzgünüm, umarım bu cinayet son olur” dedi.

*-  Her ihtiyaçları için…

Toplumda kadının huzur ve güven içinde yaşaması gerektiğinin de altını çizen Başkan Arda, “Bunun için Kadın Danışma Merkezimiz ile kadınların her türlü ihtiyacında yanındayız. Ancak gelinen noktada belki de erkek danışma merkezi açmalıyız. Erkeklerin ruh sağlığını tedavi etmeliyiz. Bu yaşanan sorunlar sadece belediyelerin sorumluluk almasıyla çözülemez. Tüm yetkili kurumların harekete geçmesi gerekiyor. Kadını önemsemesi gerekiyor” diye konuştu.

Açıklamanın sonunda katılımcılar yaşanan şiddeti alkışlarla protesto etti.

*-

Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın