19 Okunma

Başkanın avukatı! YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

Belediyelerde ‘hukuk’ daha doğrusu ‘adalet’ çok önemli…

*- Vatandaş haklı iken haksız olmamalı ve lehine kararlar alınmalı

*- Belediye kendini ‘vergi memuru’ gibi görürse, kayıp herkes içindir

*- Halka zorluk çıkarılıyorsa, işin içinde iş vardır

Kör topal da olsa hemen hemen bütün belediye başkan adaylarını öğrenmiş olduk…

Çoğu koltuğunu istemese de bırakmak zorunda kaldı.

Bir ikisine üzüldüm…

Ama suçu kendilerinde arasınlar…

15-20 yıl öncesine gideceğim…

Bir belediye meclis üyesi ile mahkemelik olmuştum.

Adamın yolsuzluğunu yazmıştık sonuç adliye…

Karşıma aynı zamanda belediye başkanının avukatı olduğunu belirttiği ve öğrendiğim biri çıktı…

Önce şunu söyleyeyim:

Davayı ben kazandım…

Hatta araya o kentten bir iki dost girmek istedi, kabul etmemiştim.

Karşı tarafın avukatı ile de ahbap olmuştum…

Bir gün şöyle dedi:

‘Ben belediye başkanından fazla aylık alıyorum!’

İnanamadım:

‘Neden?’ diye sorduğumda; ‘Onu hapisten kurtarıyorum!’ demişti…

Yani açıklarını bir şekilde kapatıyordu…

Aklıma ilk gelen bu oldu:

Ben ister eski ister yeni olsun, tüm başkan adaylarına  seçildikleri takdirde öncelikle ‘hukuk’ bürolarını onarmalarını ve gerekirse yenilemeleri gerektiğini ısrarla öneriyorum.

Yine en azından o kadar yıl geriye gideyim…

Olayın tanıklarından biri de Çeşme’nin eski başkanlarından Faik Tütüncüoğlu…

Bir toplantıda onunla birlikte üç belediye başkanı ile oturuyorduk…

Laf lafı açtı ve başkanlardan biri, ‘Belediye olarak hiçbir davayı kazanamadık!’dedi.

Birçok örnek verdi:

Bunun iki nedeni vardı:

Birincisi belediye ile mahkemelik olan işyerleri sahipleri ya da müteahhitler  ‘iyisi’ olmaz ama ‘işini seven ve yasaları takip eden’ hukukçularla çalışıyorlar…

Ya o belediyenin o günkü şartlardaki avukatı?

Yolunu bulmuş ya da fırsatı değerlendirmiş…

Kendini hiç yenilememiş…

Hayırlısı ile önce aybaşını bekliyor, maaşını almak için, sonra da emeklilik hesapları yapıyor…

Başka şeyler de yazmam lazım ama geçiyorum…

Bunu hukukçular daha iyi biliyor…

Başkanlara ilk önerim bu!

Diğerlerini de anlatacağım;

Sahtekâr ve rüşvetçilere de dikkat çekeceğim…

*- Şimdi de terörizm!

Önceki yazılarımdan birinde ‘Yolsuzluktan’ söz etmiştim…

Örnek olarak yurt dışından vermiştim…

Şimdi de konu olarak kısaca ‘terörizm’den söz edeceğim…

Örnek yine yurt dışından ve Çin’den…

Önce başlığı vereyim, Çin de bizim gibi, terörizmi kökten kazımak için çabalarını sürdürüyor.

Sizi bilgilendireyim;

7. ‘İpek Yolu’nda Çin’ etkinliğine katılan yerli ve yabancı gazeteciler kısa süre önce Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nin güney kesiminde yer alan Kaşgar Mesleki Eğitim Merkezi’ni ziyaret etti.

Çin Medya Grubu tarafından organize edilen etkinliğe Türkiye, Mısır, Afganistan, Pakistan, Bangladeş ve Sri Lanka olmak üzere Kuşak ve Yol güzergâhında yer alan 6 ülkeden ünlü muhabirler katıldı.

Konuklar, Kaşgar’da bulunan eğitim merkezindeki öğrenciler ve öğretim görevleriyle sohbet ettiler.

Çin ve yabancı ülkelerde yürütülen terörle mücadele çabaları, radikal dini düşüncelerin beraberinde mutlaka şiddet ve terörizmi getirdiğini, bunun giderilmesi için terörizmin ideolojik temelinin kazınması gerektiğini kanıtladı.

Xinjiang bölge yönetimi terörizme darbe indirerek terör faaliyetlerini önleme politikasını insan haklarını koruma çalışmalarıyla birleştirdi.

Bu bağlamda önemli bir tedbir olarak meslek edindirme ve eğitim merkezleri kuruldu.

Terörizm ve radikalizmin etkisi altında suça karışan, ancak yasalara göre hapis cezasına çarptırılması gerekmeyen veya hapis cezasından muaf tutulan kişiler bu eğitim merkezlerine gönderilerek tekrar topluma kazandırılıyor.

Kaşgar Mesleki Eğitim Merkezi’nde Çin genelinde yaygın olan Standart Çince, hukuk bilgisi ve mesleki beceri dersleri veriliyor, aynı zamanda aşırıcı düşüncelerin etkisini giderme çalışması yürütülüyor.

Merkezde eğitim alanlara ücretsiz yemek ve konaklama imkanı veriliyor. Sınavları geçip merkezden ayrılanlara istihdam olanakları sağlanıyor.

Aslında bu bilgi Çinliler tarafından verildi.

Hatta Türk gazeteciler de kendilerini met etti…

İçlerinde İzmir’den de vardı…

Halbuki,  daha önce medyada yer alan bazı haberlere göre, Çin hükümeti insanları gözaltına alarak eğitim kamplarına katılmaya zorluyor.

Hatta bu insanlar hapishaneye atılıyor.

Özellikle Uygur Türklerine karşı yapılanları da biliyoruz.

Ancak bazı kaynaklar ise tersini savunuyor.

İçinde olmadığımız ve gözlemlerde bulunamadığımız için Çin tarafından yapılanlarla Uygur Türkleri tarafından yapılanlar için yorumu ancak uzmanlara bırakıyorum.

Ancak; Terörizme darbe indirmede Türkiye’nin birçok ülkeden daha önde olduğunu biliyoruz.

*-  Gözünüz yaşarmıyor mu?

Şimdi bir okuyucuma dönüyorum:

‘Kızımın büyüdüğünü görmek istiyorum…’ diyor Pınar  Turgut Hanım..

Mektup şöyle:

‘4 yaşındaki kızımın doğumu sonrasında, mide bulantısı ve yüksek ateş şikâyeti ile başvurduğum acil serviste karaciğer yetmezliği teşhisi konuldu. Yani kısaca o günden bu yana karaciğer nakli bekliyorum.

Karaciğer nakli kadavradan yapılabildiği gibi yaşayan insanlar da karaciğerlerinin bir bölümünü verebilirler. Tabi ‘Etik Kurul’ onaylarsa!

İşte benim sorunum da burada başlıyor.

Bu işlemin gerçekleştirilebilmesi için alıcı ve verici arasında 4. dereceye kadar kan ve hısım akrabalığı olması gerekir.

Akrabalığın olmadığı ancak uzun süreli tanışıklık ve dostluk hallerinde durumun değerlendirilebilmesi için Sağlık Müdürlükleri bünyesinde yapılandırılan etik kurulların onayının alınması zorunlu.

Ne yazık ki etik kurullar vericilere çok sert davranıyor ve katı kurallar uyguluyor.

Sosyal Medya üzerinden bana donör olmak isteyen insanlara, etik kuruldan geçmemiz gerektiğini belirttiğimde, uzun zaman alacağını ve onay alınmasının çok zor olduğunu söylediğimde maalesef vazgeçiyorlar.

Elbette etik kurulların bazı prosedürleri olmalı.

Buna ben de katılıyorum ancak inanın sadece birine hayat vermek için gönüllü olan pek çok insan var.

Bu katı prosedürler ne yazık ki pek çok kişinin önünü tıkıyor ve benim gibi nakil bekleyen insanların direncini kırıyor.

Ben Sağlık Bakanlığı’ndan Etik Kurul kurallarını yeniden gözden geçirmesini ve mümkün olduğu kadar süreci kolaylaştırmasını istiyorum.

Senden de bu kampanyaya imza atmanı ve sesimi duyurmama yardım etmeni rica ediyorum.

 Benim kızım daha 4 yaşında.

Büyürken onun yanında olmak, birlikte güzel anılar biriktirmesini sağlamak her anne gibi benim de hayalim ve hakkım.’

Pınar Hanım her şeyi çok güzel özetlemiş…

İnanıyorum ki, bu hassas konular üzerinde yetkililerimiz biraz zaman harcarlar…’

*- Bu ağaçlar kurtulur!

Türkiye’nin dört bir yanından mektuplar geliyor.

Örneğin Samsun Çevre Platformu şu yardımı istiyor.

‘lkadım İlçesi, Adalet (Kılıçdede) Mahallesi 6479 Ada, 1 Parselde bulunan 3.041,52 m² taşınmaz daha önceden Samsun Büyükşehir Belediyesine ait yeşil alan iken 13 Temmuz 2018 tarihinde yapılan imar değişikliği ile eğitim alanına çevrilmiştir.

Söz konusu alanda 50 yaşlarında 18 adet çam ağacı kesilecektir.

Seçilen arazi gerek büyüklük bakımından gerekse topoğrafik yapısı itibariyle 12 metrelik kot farkı da göz önüne alınırsa okul yapısı yapımına uygun değildir.

İlkadım İlçesi sınırları içerisinde eğitim alanı niteliğinde çok daha uygun boş alanlar fazlasıyla mevcuttur.

Eğitim yapılarının oluşturulmasını olumlu bulmaktayız ancak yer seçiminde daha titiz davranılarak doğal değerlerimizin korunması gerekmektedir.

Söz konusu imar değişikliği kararının tekrar gözden geçirilerek çocuklarımızın eğitim ihtiyaçlarının daha uygun bir alan seçilerek karşılanması, seçilen alanın doğal hali korunarak mahallemize ve kentimize kazandırılmasını istiyoruz.’

Sanıyorum; bu yazımız yetkililerce görülürse gereken yapılır, bu ağaçlar kurtulur. Çünkü önceki hafta AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan asıl çevrecinin kendileri olduğunu cümle aleme ilan etmişti,
— 
Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comve yeyice@mynet.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın