*- SESSİZ EVLER / YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

Sevgili Dostlar:
Kurban Bayramı’nın evlerimize bereket, kalplerimize huzur ve tüm insanlığa sağlık getirmesini dilerim.
Sevdiklerinizle birlikte, yüzünüzden tebessümün eksik olmadığı, sevgi dolu ve mutlu bir bayram geçirmeniz dileğiyle.
Kurban Bayramınız mübarek olsun…
Ama;
Ses etmeyin sakın bu Bayram’da sessiz evler var…
Her bayram her eve gelmiyor ki,
Nice yalnız kimsesizler var,
Kimisi anneciğini yitirmiş kimisi babacığını,
Kimisinin annesi babası var
Hayattayken gurbet olmuş,
Kimisi evladını yitirmiş kimisinin evladı yanında yok,
Evladı varken o’na gurbet olmuş,
Dokunaklı bir şiir gibi bazı evler,
Yanından geçerken bile bir hüzün kaplar içinizi,

Ne kapılarının tokmağını çalan var,
Nede akıllarına gelen,
Suçları olmaktır hep yarım kalan,
Ya anılarla yaşarlar,
Ya da her akşam sarar yüreklerini hatıralar,
Ses etmeyin sakın bu Bayram’da sessiz evler var,
Tek başına dar gelir insana evler,
Bayramlar gelince bu duygu on bin kat artar,
Şu kısa ömürde yalnızlık gönüle zarar,
Kimisinin eli telefonda,
Kimisinin gönlü gözü yolda,
En zoru da arayanı soranı olmayanda,
Allah düşürmesin varken yoka,
Dedim ya yanlız evler dar gelir insana,
Hele bir de günlerden bayram olunca,
Sanki saplanır yüregine kanca,
Bir de gün akşam olunca,
Yalnızlık gönüle zarar,
Ses etmeyin sakın!
Bu Bayram’da sessiz evler var… (Halil Kocakabak)

*- HERKESE DEĞİL
Bayram denilince akla hep güzeller geliyor.
Ama hayat bunu herkese göstermiyor ki;
Bayram aslında çocuklar içindir…
Ama düşünüyorum, her çocuk için de değil…
Aklıma bunları getirmek istemiyorum.
Bakım bir dostum içinden geçenleri nasıl dile getirmiş.
Eminim birçok kişi için de geçerlidir.
Az önce naklettiğimin bir benzeri, başka açıdan, başka pencereden:
İki satırdan çok fazlası…
“Yarın bayram sen yoksun.
Seni düşündüm bütün gece.
Tan yeri ağardı, ezan okundu, horozlar öttü.
Uyku girmedi gözüme.
Yağmursuz bir gece…
Güneş birazdan doğacak.
Fark etmez…
Gecelerim hayalinle aydınlanır.

*- ÇARESİZLİK İÇİNDE
Seni düşünüyorum…
Bütün zamanlarda.
Ölümden beter sensiz yaşamak…
Sen yoksun artık…
İlham perilerimi gözlerinde saklamıştım.
Sen yoksun…
gözlerin yok…
Şiir yazamıyorum.
Hani beraber yürüyecektik bir ömür.
Bırakıp gittin zamansız.
Sende tüketmişim kendimi…
Sen yoksun şimdi…
Yalnız yaşamak, yaşamak değil.
Sen gibisini aradım yeryüzünde, yanlış yerlerde, iki cihanda bütün âlemlerde, bulamadım hiçbir yerde…

Umudumu kaybettim.
Çaresizlik içinde…
Kendimi gömdüm kendi içime…
Dışıma çıkamıyorum.
Boğuluyorum anıların içinde.
Kimsem yok, çünkü sen yoksun…
içimden geldi, bayramın kutlu olsun…
(Şakir Kadan- İzmir)

*- KAMİL KOÇ ve KIZLARI
1901 yılında Bilecik Pazaryeri’nin o dönemdeki adıyla Pazarcık köyünde dünyaya gelen Kâmil Koç, hayat mücadelesine küçük yaşta başladı ve Türkiye’de modern karayolu taşımacılığının öncüsü oldu.
İnönü ve Sakarya Meydan Muharebeleri yıllarında babasını kaybeden Kâmil Koç, Rüştiye ikinci sınıfta eğitimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Henüz çocuk yaşta ailesine destek olmak için tarlada çalışan, askerlik dönüşü ise kendi ayakları üzerinde durmanın yollarını arayan Koç, “araçsız, teknolojisiz başarı olmayacağını” fark etti.

*- KOMUTANI ÖNERİNCE
Komutanının tavsiyesiyle o yılki mahsul parasını toplayarak bir Fiat şase aldı, üstünü ahşap ve tente ile kaplatarak yolcu taşımacılığına başladı.
İşte Türkiye’nin ilk otobüs firmalarından Kamil Koç’un temeli böyle atıldı…
Onun için kazanç, sadece para değil; dürüstlük, emek ve güvenin getirdiği bir itibar meselesiydi.
Bir dönem (1943), Austin Oto Bayiliğinden yüklü gelir elde ederek, Ereğli Kömür İşletmelerine, Zonguldak ve Devrek dolaylarından maden direği sevkiyatı ile İzmit Kâğıt Fabrikasına, Bartın’dan tomruk sevkiyatını sürdürmesine rağmen “Un değil ün peşindeyim.” diyerek karayoluyla yolcu taşımacılığını sürdürmekte karar kıldı.

*- TATLI KAHKAHALAR
Kâmil Koç’un hayatı, Pazaryeri’nin mütevazı topraklarından çıkarak, Türkiye’nin dört bir yanına uzanan bir azim, inanç ve girişimcilik hikâyesi olarak ilham vermeye devam ediyor.
Geniş yüreğiyle yaşam boyunca kendini büyük bir mücadelenin içinde bulan Kâmil Koç, bir takım değerlerin peşinde koşarken sonunda büyüyen kalbinin durmasıyla 1975 yılında vefat etti.
Vefatından sonra kızları Samiye Gülez, İsmet Yıldız ve Sadiye Çağlıkoç işi devam ettirdiler.
Şimdi torunları işin başında ve zirvede olmaya devam ediyorlar.
Bu arada bir ekleme yapayım:
Kamil Koç’un en iyi dostlarından biri de Vehbi Koç idi…
Dostlukları Vehbi Koç’un, firma adını değiştirmesini önermesi ile başladı.
Tabii bu istek yerine gelmedi.
Ama her sene birlikte buluşup günlerini geçirirlerken, karşılıklı ‘Sen firmanın adını değiştir’ önerilere ve sonunda kahkaha atmalarıyla tatlıya bağlanıyordu…

*- BASKI ALTINDA
Baskıyı Pozitif Enerjiye Dönüştürme Koçluk İpuçlarını Dave Ulrich’ten öğrendim.

Dave Ulrich, konuşmacı, Yazar, Profesör, İnsan Yeteneği (yetenek, liderlik, organizasyon, İK) üzerine düşünce ortağı.
Söylediğine göre;
“Baskı altında bazı taşlar çakıla dönüşürken, bazıları elmas olur!”
Bugün, yani bu zamanda, İK profesyonelleri üzerindeki baskı yoğundur. COVID, İK’nın çalışanlar için güvenliği sağlaması gereken fiziksel bir krizdi.
COVID sonrası nispeten kısa bir süre içinde İK, ekonomik belirsizlik, siyasi ve sosyal toksisite, düzenleyici değişiklikler, organizasyonlarda genel ruh sağlığı düşüşü ve yapay zekanın yaygınlaşmasıyla ortaya çıkan teknolojik yenilikler de dahil olmak üzere birçok zorlukla karşı karşıya kaldı.

Günümüz İK profesyonelleri birçok paradoksu yönetmek zorundadır: uyumluluk ve rekabetçilik, yönetim ve strateji, insan zekası ve yapay zeka verimliliği, çalışan gereksinimleri ve yatırımcı beklentileri, işi kişiselleştirme ve politikaları ölçeklendirme, bireysel yetkinlikler ve organizasyonel yetenekler ve daha birçokları.
Bu baskılar nedeniyle, İK profesyonelleri artan beklentiler, kişisel duygusal ve zihinsel sağlık sorunları ve değişim yorgunluğu yaşıyor (SHRM, Gartner, Deloitte, Conference Board, CIPD ve diğerleri gibi önde gelen firmaların araştırmalarında gösterildiği gibi).

*- POZİTİF ENERJİYE DÖNDÜRME
İK profesyonellerine (ve iş liderlerine) koçluk yaparken, eğitim verirken, kolaylaştırıcı olarak çalışırken ve onları incelerken, bu baskılara yanıt vermek, üst düzey yöneticilerden çalışanlara, İK direktörlerinden en yeni İK mezunlarına kadar neredeyse herkes için en önemli konulardan biri haline geliyor.
Burada, İK profesyonellerinin (ve diğerlerinin) bu baskıları pozitif enerjiye dönüştürmelerine yardımcı olacak bazı ipuçlarını sunacağım.
Yeni olmasa da, bu öneriler

baskılar arttıkça bugün daha da önem kazanıyor. Umarım herkes bu ipuçlarından birkaçını kendisi ve birlikte çalıştığı kişiler için kullanabilir.
1. Duraklayın. Bunaldığınızda, sadece duraklamak yardımcı olabilir. Derin bir nefes alın, meditasyon yapın, yürüyüşe çıkın, müzik dinleyin, bir arkadaşınızla konuşun veya bir hobiyle meşgul olun (örneğin, egzersiz yapın, kitap okuyun, film izleyin, seyahat edin). 1. Duraksamak, baskıları bağlam içine yerleştirir.

*- BUNLARI DA YAPMALI, UYGULAMALIYIZ
2. Kişisel amacınızı netleştirin.
Amaç netliği, kişisel değerleri bilmek ve yaşamakla gelir.
Bunu, kişisel olarak en çok neyin önemli olduğunu ve kimliğimiz olarak neyle tanınmak istediğimizi sorarak yaparız: başarı (statü, zenginlik kazanmak), etki (unvan, güç), ilişkiler (ağ, iş birliği), fikirler (öğrenme, gelişme) veya başka bir şey.
Başkalarının hikayelerini inceleyebilir, gözlemleyebilir ve öğrenebiliriz, ancak kendi hikayemizi yaratmalıyız.
Önce arzu ettiğimiz kimliği netleştirir, sonra da onu yaşarız. Bir amaç için, bir işten ziyade bir çağrı için çalışırken baskılar azalır.

3. Gerçekçi olun ve beklentileri yönetin.
İlerleme mükemmellik gerektirmez.
Etki genellikle küçük ve basit adımlardan gelir;
net beklentiler belirleyin.
Birikim yasası, birçok küçük eylemin büyük sonuçlara yol açtığını öne sürer.
Birçok eylemle meşgulken, arada bir ilerlemeyi görmek için yukarı bakın. Taleplerin bir listesini yapmak ve tamamlanan görevlerin üzerini çizmek, ilerlemeyi görebildiğimiz için baskıyı azaltır.
Gerçekçi beklentilerimiz olduğunda, her şeyin her zaman doğru gitmediğini de fark ederiz.
Steve Kerr, uçak kanatlarında kurşun delikleri olan bir savaş pilotunun sorti sonrası üsse dönüş hikayesini anlatıyor.
Beklentileri belirlerken pilot, “Benim işimde, eğer uçaksavar ateşi almıyorsam, hedefi vurmamışım demektir” diye espri yaptı.
Gerçekçi beklentilere sahip olmak, mükemmelliğe ihtiyaç duymadan ilerleme kaydetmemize yardımcı olur.

4. Önceliklendirin. Baskı genellikle sonsuz gibi görünen istek ve taleplerle bunalmış hissetmekten kaynaklanır.
Önceliklendirmenin en büyük derslerinden biri, sınırlı rasyonellik kavramına öncülük eden Nobel ödüllü Herbert Simon’dan gelir:
ne zaman tatmin edici, ne zaman optimize edici olunacağını bilmek. Tatmin edici olmak, yapmaya değer her şeyin iyi yapılmaya değer olmadığı anlamına gelir.
Bazı şeyler o kadar önemlidir ki, yapıldığından emin olmak için kötü yapılmaya değerdir.
Örneğin, meslektaşlar, arkadaşlar veya aile ile bir etkileşim mükemmel bir etkinlik planına sahip olmayabilir veya ustaca yürütülmeyebilir, ancak birlikte geçirilen zaman önemlidir.
Başkaları için değer yaratan ve etki kapasitemiz dahilinde olan şeyleri optimize etmeliyiz.
Yeterince iyi olduğunda tatmin edici olmak, işlerin yapılmasıyla baskıyı azaltır.
Şimdilik bu kadar…
Belki bundan sonra yeni tiyolar veririm.
Böylece emeklerim de boşa gitmemiş olur, okumayı sevenlerle, büyük sözünü dinleyenlere, girişimcilerimize…

*

*- SESSİZ EVLER / YAŞAR EYİCE

*- SESSİZ EVLER / YAŞAR EYİCE

*- SESSİZ EVLER / YAŞAR EYİCE

*- SESSİZ EVLER / YAŞAR EYİCE

*- SESSİZ EVLER / YAŞAR EYİCE

*- SESSİZ EVLER / YAŞAR EYİCE

*- SESSİZ EVLER / YAŞAR EYİCE

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir