maltepe escort kurtköy escort

Buradasınız
Anasayfa > KÖŞE YAZARLARI > Kedi ciğere uzanamayınca! YAŞAR EYİCE

Kedi ciğere uzanamayınca! YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

*- Lafla bir adım gidemeyiz

İş insanları ile yapılan ‘paralı söyleşileri’ okuyorsunuz…

Belki de ağzınız açık ‘Vay anasını!’ diye tuhaf sesler de çıkarıyorsunuz…

Genelde bu tiplerin söyledikleri ortak bir nokta var:

‘Markalaşmak!’

Son yılların modası bu…

Yani trend dedikleri şey…

Ortak cümle ise şu:

‘Avrupa’ya veya Dünya’ya açılmak!’

Aslında bunun kuralları belli…

Ama bunlar medya kuruluşuna para ile söyleşi yaptırınca işin hemen olacağını sanıyorlar.

Sanki böylece sihirli değneğin sahibi oluyorlar…

Ama haklı yanları da var…

Yandaş iseler ‘Yürü ya kulum!’ diye önüne birileri çıkabilir…

Ama 15 Temmuz’dan sonra bunların halini gördük…

Ellerinden tutanların, (Tabii ki menfaat karşılığında) ne hallere düştüklerini…

Kaçan kurtuldu mu?

Yok canım tek tek deliklerden çıkarılıyorlar…

*- Şarlatanlar hep var!

Sihir denilince aklıma geldi?

Birileri yine ön plana çıkıyor!

Falcılar!

2021’de ne olacağını anlatıp duruyorlar…

Bu arada kitaplarını almanızı öneriyorlar…

Bu dolandırıcılara nedense medya da ‘ilgi çeker!’ diye alet oluyor…

Hiçbir dinde ve inanışta geleceğin bilineceği yok…

Kim diyorsa yalancı ve hilekâr…

Bir ara yazılarını keyifle okuduğum Nevin Çınar bakın bir hatıratında neler yazmış?

*- İşte biz buyuz!

‘70’li yılların başların da İzmir Göztepe’de ailemle beraber yaşadığım evimizin hemen arkasındaki tepecikte ‘Susuz dede’ isimli bir kabir vardı.

Cuma günleri inanılmaz kalabalığa şehit olurdum.

‘Benim ne işim var, orada?’ derseniz oradaki kabire gelen, kadın ve çocukları izlerdim!’

Benim de maç ve mitinglerde, toplantılarda kalabalıkları izlediğim gibi olmalı her halde?

Nevin Hanımın yazısına devam edelim:

‘Gide gele elindeki bastonu ile kabire bekçilik yapan uzun sakallı yaşlı adamı da tanımıştım.

Gelen kadınlar bir dilek tutar, dilekleri gerçekleştikten sonra, geri getirmek üzere kabirden bir taş alıp giderlerdi.

Ara sıra da bekçinin eline birkaç kuruş sıkıştırırlardı.

Etrafında kimse kalmadığı vakit o sakallı muhterem, çevreden topladığı taşları kabirin üstüne dökerdi.

*- Çaresiz ve cahil bırakılanlar

Sanal kutsallığın arttığı yerde; riyakârlık, sahtecilik, laf ebeliğinin de arttığını, bazılarının kendilerini kutsal kavramların arkasına ne kadar kolay sakladıkları gerçeğiyle, daha o toy çağımda yüzleşmiştim.

Devletlerinin, nereye, ne harcadığını, kendilerinin neden yoksul olduklarını bilmeyen çaresizler, bilhassa ‘Sırtından sopa, karnından sıpa’ eksik olmayan Anadolu kadını, adı ermişe çıkmış ölülerden medet umuyorlardı.

Aradan geçen bunca yıllara karşın, hala ezikler, değişen hiçbir şey yok!

Güdümlerine aldıkları yığınları, itaatkar bir uyur gezere çevirmek için sürekli taze tutuluyor bu tür istismarlar.

*- Hep bizim coğrafyamızda

O, kabir bekçisi sakallı muhterem gibi, cennet mekan olmanın vizesini elinde tutan, mucizeler gösterdiğine inanılan kişilerin, türbeleri ile mezarlarından medet ummaktan başka, çareleri yok gibi yurdumun insanlarının.

İnançların, böyle istismar edildiği, kadın, erkek dengelerinin böyle bozuk olduğu, tabiat ve doğa kurallarını hiçe sayıp, zıtlaşan, Ortadoğu’nun mutsuz insancıkları bugün bile, bilmedikleri idealler yüzünden öldürüyorlar birbirlerini.

Sertliğimize, zekâmıza tüm dünyanın hayran olduğuna bu kadar inanmışken;

Bakın, ne hale geldik, bizler ve aralarına girmek için her tavizi verdiğimiz, onlar

Her Tabu’ya inanmaya değilim mecbur,

Bu Nedir?

Müslüman!

O Nedir?

Gavur!,,

İnsanı hor görmek en büyük küfür!

Eğer insanlıksa doğru niyetin;

Nefsini islah et, varsa kuvvetin!’

*- Profesör Meyer anlattı

1970 yılında Fransız Kültür Derneği’nde ‘Meyer!’ adında bir profesör vardı,

Yani öğretmen…

Çok iyi Türkçe de biliyordu…

Bir gün bana şunu anlattı:

‘Trafik polisi bir şekilde durdurduğunda Türkçe konuşmuyor, ya Fransızca ya da İngilizce ‘Ne istiyorsunuz?’ diye soruyordum.

Tabii hızlı konuştuğum için bir şey anlamıyor, bir benim bir de kendi suratlarına bakıyorlar.

Aracın plakası da yabancı, ben de…

Aralarında ne yapacaklarını konuşuyorlar ve ‘Bırakalım gitsin bu gavur!’ diyorlardı.,’

Yani Mösyö Meyer böylece cezadan kurtuluyordu…

Ama bunu anlattıktan sonra asıl vurgulamak isteğine dönüyor ve şöyle devam ediyordu:

‘Bana hep ‘gavur!’ diyorlar…

Ben ‘gavur!’ değilim…

Ben Allah’a inanıyorum…

Dinimiz farklı ama fark etmez.

Açıp sözlüğü baksınlar, gavurun anlamını öğrensinler…

Gavur ‘Allahsız’ demektir… Ben ‘Allahsız’ değilim…’

1970’den bu yana ne kadar yıl geçti?

Biz hâlâ ‘gavur’ sözcüğünün anlamını bile öğrenemedik…

Ama gericilikte uzman sayılırız…

Kızınca ‘gavur’ diyoruz Mösyö Meyer gibi bir gün bile aklımıza ‘Bu nedir?’ sorusunu getirmiyor, dinde bile olmayan hurafelerden şundan bundan medet umuyoruz…

Şunu unutmayalım.

Havadan beklentileri bırakalım…

Çalışmadan hiçbir şeyi elde edemeyeceğimizi bilelim…

Her iyilik ve güzelliğin başı da;

Eğitim, eğitim, eğitim… dir.*-r EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın

Top

casual encounters dubai my escort berlin seks hikayeleri sex hikayeleri sex izle doeda link