19 Okunma

Bu bebek kurtarılmalı YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

*- İçimizdeki hainlerin sayısı tahminlerimizden fazla…

*- Kurtuluşumuz için canını verenler de, beynimizi yıkayanların söyledikleri gibi değil…. Bazıları seyretti, bazıları kaçtı, bazıları da hainlerle birlikte oldu…

*- Hira Bebek için zaman daralıyor…

*- İzmir’de gece sabaha bağlanmaya başlıyor

Adaşım Yaşar Aksoy 9 Eylül nedeniyle çok güzel yazılarını okuyucularıyla paylaştı.

Aksoy bu arada bir İstanbul Gazetesinin yazarına da göndermelerde bulundu.

Yani bazı konularda olduğu gibi, örneğin İzmir yangını bile bizi ikiye bölmüş durumda.

Ben bu konuda  bilimden ve Yaşar Aksoy’dan yanayım….

Dikkatimi çekti:

Çoğunu tanımadığım kişiler çok olumlu yanıtlar vermişler.

Nedense tanıdık isimler her zaman olduğu gibi ortada yoklar.

Çünkü bunlar hep ikili, üçlü oynamayı seviyorlar.

Taraf olmuyor, ‘tarafsızım’ diyorlar…

Ben İzmir’de, ‘tarafım’ diye kendini ortaya atan sadece üç beş kişi tanıyorum.

Bunlardan biri de Gazeteci Ender Coşkun…

‘Demokrat İzmir’i’ çıkarıyor…

Aynen 50 yıl önceki gibi…

Hatta daha da keskin…

Çünkü zaman bunu gerektiriyor…

Bir taraftan olmak zorundasınız…

Ama ‘Millet’ ittifakından ama ‘cumhur’dan yana…

Bir süre önce İzmirli Gökhan Ç. Beyle görüşürken, şöyle demişti:

‘Ankara’dan ilerisi İzmir’i de anlamaz, İzmir’in halini de…’

Önce anlamadım…

Sonra iş gereği konuştuğu kişilerle yaptığı sohbeti anlattı…

‘Onlar savaşmadılar, savaşın ne olduğun bilmiyorlar.. Kentleri işgal edilmedi…’ dedi…

Konunun özeti bu…

Ve Anadolu’nun bazı kentlerinde, ya da bazı bölgelerimizde insanlarımızın bazı kişilerin ya da tarikatların etkisi altında olduklarını anlatmıştı.

Ve bunları anımsatan bir İzmir ya da Egeli’nin Yaşar Aksoy’un yazısına yaptığı yorumu sizin de dikkatinize sunuyorum…

Bakın ne diyor, vatandaşımız:

‘Yaşar Bey biz Kurtuluş Savaşını milletçe kazandığımızı söyleriz ancak bu yanlış bir bilgidir.

Ülkenin bir kısmı son ana kadar padişah taraftarı olarak Anadolu’ya karşı savaşmış, bir kısmında isyanlar çıkmış ve Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ordudan 30.000 kişi firar etmiştir.

Bu duruma göre ülkeyi millet değil bugün Türkiye’de yaşayanların 1/3’ü kurtarmıştır.

Hepsi kayıtlarda mevcuttur.

Dolayısıyla bugün onların torunlarının kuyruk acıları devam etmektedir. Bu tipler suçu kendi yaşadığı ülkenin insanına çıkarınca aydın olduklarını zannederler.

Ülkelerini kötülemenin kendilerini yücelttiğini düşünürler.

Ben anormal bulmuyorum.

Yazınız çok güzel bir açıklama olmuş.

Her satırı tek tek ayrı bilgi içeriyor.

Herkesin dikkatlice okuması gerekir.

Not: İzmir tarihini anlatırken Eftelya’nın kurabiyeleri, Yorgo’nun pişirdiği balıkları anlatanlar var.

Gitmelerinden ötürü çok üzülürler.

Fakat mesela bir Rodos Türkünün neler yaşadığını bilmezler.

Daha yakın tarihte bile yapılan işkenceler neticesinde kaçırtılan ve malları gasp edilen Türkleri görmezler.

Disko yapılan camileri görmezler.

Böyle tipler sadece giden yabancılara üzülürler.

Bence nedeni çok açık!’

Aslında Rodos’luların, yani adalar Türklerinin dışında, Giritlelire, Selaniklileri, muhacirlere, göçmenleri, Balkanları unutmamamız lazım…

Yine kendi gözlemlerine dayanarak ben de ilave ediyorum:

İçimizde hainler de bildiklerimizden, gördüklerimizden, duyduklarımızdan fazladır…

*- Bu bebek kurtarılmalı

Türkiye’de sadece iki kişide olan hipofosfatazya hastalığına yakalanan ‘Hira’ bebek için zaman daralıyor.

Daha önce de diğer çocuğunu aynı hastalıktan kaybeden aile, hastalığın ilaç maliyetini karşılayamıyor.

Henüz bir buçuk aylık yeğeni Hira için destek isteyen Fırat Bilici şöyle diyor:

‘Hira ne yazık ki hipofosfatazya hastası ve bu hastalığa yakalanıp tedaviye başlamayan bebekler en fazla birkaç sene yaşayabiliyor.

Bunu ne yazık ki çok acı bir deneyim ile öğrendik çünkü Hira’nın abisini de aynı hastalıktan kaybettik.

İşte bu yüzden bir anne baba ikinci evlatlarını da göz göre göre toprağa vermesin diye bir şekilde desteğinizi istiyorum.

Lütfen gerekli ilacın SGK ödeme listesine geri alınması için yetkilileri uyarınız.

*- Bir bebek daha

Hipofosfatazya nadir hastalıklar kategorisinde ve Hira’dan başka ilaca ulaşamayan bir bebek daha var.

Hiçbirimiz içine doğacağımız aileyi seçemiyoruz.

Hira varlıklı bir ailenin kızı olarak dünyaya gelmiş olsaydı önünde uzun bir yaşam onu bekliyor olacaktı.

Abisiyle arada küçük kavgalara tutuşacaklardı, birlikte oyunlar oynayacaklardı.

Oysa şimdi ilacına ulaşamazsa bir kaç sene sonra tıpkı abisi gibi onun da yaşamı sona erecek.

Çünkü Hira’nın babası inşaat işçisi, annesi ise ev kadını.

İşte bunu hazmedemiyorum.

İnanın hiç kolay değil.

*- Büyüklüğümüzü göstermeliyiz

Türkiye büyük bir ülke.

Büyük bir devlet.

Sağlık Bakanlığı’nın evladını kaybetmiş bir ailenin ikinci evlatlarını da aynı hastalıktan göz göre göre kaybetmesine izin vermeyeceğini düşünmek istiyorum.

Bu yüzden bu satırları okuyan herkesi imza vererek Hira için ses olmaya davet ediyorum.

Hira doğacağı aileyi seçememiş olabilir ama bu yüzden ölmesini engellemek bizim elimizde.

Gerekli ilacın SGK listesine tekrar alınması için lütfen sosyal medyada paylaşın ve böylece Sağlık Bakanlığına ulaşılmasına yardım edin.

Üzüntümüzü hisseden ve yanımızda olan herkese kalpten teşekkürlerimle…’

*- Alzheimer Riskini Azaltıyor

Diş eti hastalığına neden olan bakterilerin beyne doğru ilerleyerek sinir hücrelerini tahrip ettiği ortaya çıktı.

Diş Hekimi İlke Kardelen, tahribatın hafıza kaybı ve alzheimere yol açtığını belirterek, ‘Ağız sağlığınızı koruyarak alzheimer olmaktan kurtulabilirsiniz’ dedi.

Norveç’teki Bergen Üniversitesi’nde görevli Piotr Mydel, diş eti hastalığı ve alzheimer hastalığı arasındaki ilişkiyi ortaya koyan önemli bir araştırma yaptı.

Mydel  ve meslektaşları Alzheimer’lı 53 kişiyi inceledi ve vakaların yüzde 96’sında diş eti hastalığı neden olan bakterilerin hafıza kaybı ve sonrasında gelişen alzheimer ile ilişkili olduğunu ortaya koydu.

Çalışmanın alzheimer hastalığı ile diş eti hastalığının arasında açık bir bağlantı olduğunu ilk defa keşfedilmesini sağladığını belirten Diş Hekimi İlke Kardelen, ‘Araştırmacılar, diş eti hastalığının (diş eti iltihabı), bir kişinin Alzheimer’i geliştirip geliştirmemesinde belirleyici bir rol oynadığını belirledi. Bakteriler beyindeki sinir hücrelerini tahrip eden bir protein üretiyor, bu da hafıza kaybına ve nihayetinde Alzheimer’a yol açıyor’ dedi.

*- Bebeğe zarar verir mi?

Dt.Pertev Kökdemir, kadın hastaların hamilelik döneminde diş hekimi korkusunun arttığını belirtirken günümüzün modern diş hekimliği olanakları ile artık her koşulda ağrısız diş tedavilerinin yapılabildiğini ve hastaların diş hekimi fobisinin giderek azaldığını dile getirdi.

Hamileliğin özellikle ilk 3 aylık döneminde hormonal değişiklikler ağız florasının değişmesine sebep olur.

Ayrıca bulantı sebebiyle oluşan kusmalar dişlerin asidik salgılarla temasını daha da arttırarak diş çürüklerinin oluşmasını artar.

Hatta bazı hamileler öğürme refleksi sebebiyle diş macunu ve fırçasından uzaklaşabilirler.

 Diş etlerinde de bu değişliklerden ve kötü ağız hijyeninden etkilenerek ‘Hamilelik Gingivitisi’ denilen ödemli ve kanamalı rahatsızlıklar gözlenebilir.

Sonuç olarak, hamilelik döneminde ağız ve diş sağlığı açısından acil müdahaleler gerekebilir.

*- Çocuk Evi’nde açılış sevinci

Foça Belediyesi Çocuk Evi, yeni bir eğitim ve öğretim yılına daha ‘Merhaba’ dedi.

Foça Belediyesi Çocuk Evi’nde kuruluştan günümüze, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde, çağdaş ve bilimsel eğitim metotlarının uygulandığını ifade eden Dr. Sara Kefi, çocuk evine verdiği büyük destek için Foça Belediye Başkanı Fatih Gürbüz’e teşekkür etti.

***-

GÜNCEL

*- Saatte bir..

‘Baykuş’ seferleriyle birlikte gece saatlerinde de toplu ulaşım hizmetini başlatan İzmir Büyükşehir Belediyesi, şimdi bir adım daha atarak metro ve tramvayda ‘saatte bir’ gece seferi uygulamasını hizmete alıyor.

Cuma ve cumartesi gecelerini kapsayan uygulama 13 Eylül’de başlayacak.

‘Geceyi sabaha bağlıyoruz’ sloganıyla hayata geçirilen yeni uygulama sayesinde 24 saat kesintisiz ulaşım hedefi raylı sistemlerde gerçekleştiriliyor.

*- Yeni bir akım

Şehirli ve sosyal kadının dünyasında minimalist akımı başlatan QRAS, stilini minimal giyim ile yansıtan ve modest fashion tercihlerinde rahatlığından ödün vermeyen ayrıcalıklı kadınlara hitap ediyor.

 QRAS’ın 2019-2020 Sonbahar-Kış sezonunun lansmanı  Bomonti’deki QRAS Showroom’da gerçekleşti.

QRAS Kurucu Ortağı Sümeyra Teymur ve QRAS Kurucu Ortağı ve Baş Tasarımcısı Hicran Kaya tasarımlarıyla misafirlerden tam not aldı.

Stilini minimal giyim ile yansıtan ve modest fashion seçimlerinde rahatlığından ödün vermeyen kadınlar için QRAS biçilmiş kaftan.

*- Anne & Çocuk Beslenme Atölyesi

Pınar Enstitüsü ve Yaşar Üniversitesi işbirliği ile Yaşar Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Uygulama Mutfağı’nda Anne & Çocuk Beslenme Atölyesi düzenlendi.

Gıda, sağlık ve beslenme konularında toplumu bilinçlendirmek ve kaliteli yaşam farkındalığı yaratmak amacıyla projeler yapan Pınar Enstitüsü, çocukların dengeli beslenmesinin önemi konusunda bilinçlendirilmesi amacıyla çalışmalarını sürdürüyor.

Doç. Dr. Sibel Sönmez, Doç. Dr. Seda Genç, Dr. Öğr. Üyesi Eylem E. Fadıloğlu ve Şef Emre Şimşek’in katıldığı etkinlikte anneler çocukları için sağlıklı atıştırmalıklar hazırladılar.

*- 

Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comve yeyice@mynet.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın