Pis koku yayıyorlar YAŞAR EYİCE

*- Eğitim olmadan olmaz! Eğitime verdiğim önemi söylememe, tekrarlamama gerek görmüyorum. Hatta yıllar önce dilekçe vermiş ve isim belirterek o polis yetkili ve müdürlerinin mutlaka eğitimden geçirilmelerinin şart olduğunu vurgulamıştım. Dilekçemi o zamanki İzmir valisi haklı buldu ve işleme koydurdu. Vali Bey duyarlı olmasaydı taibii ki dilekçe işleme konmazdı. Ama bana şu hatırlatmayı da yaptı; ‘Unutmayınız ismini verdiğiniz kişi 35 bine yakın memurun müdürü!’ Yani kırıcı olmamamı, sözlerimi dikkatli seçmemi istemişti. Haklı o makama gelmek kolay değil… Ama o zamanlar birilerinin adamı isen oluyordu. Şimdi bunların çoğu da cezaevinde… Adları sanları yok… Bir ara isimleri özellikle yandaş basının manşetlerinden düşmüyordu. Bunlar yani yandaşlar yalandan da bıkmıyorlar. Benim de adından çok tipinden tanıdığım bir şarkıcı var… Gençlerin sevgilisi Gökhan’dan söz ediyorum; *- Bunların işi uğraşmak Bakın Sanatçı Gökhan Özoğuz, Twitter hesabından paylaşımda bulunarak ne diyor? ‘Kendi adıma; Ben Hiçbir

Dile kolay 80 yıllık birikinti / YAŞAR EYİCE

*- Şu koku da olmasa! Önceki yazımda İzmir’in sürekli konu edilen, bilen de bilmeyenin de konuştuğu önemli bir konudan ‘susuzluktan’ söz etmiştim. Susuzluk İzmir’in özellikle siyasi gündeminde her zaman olmuştur. Birkaç önemli konudan biridir. Yalnız son yıllarda değil her zaman önümüze çıkan bir konu daha var, o da, ‘Manda Çayı…’ Dolayısıyla kirlilik ve kötü koku… Koku denilince akla TARİŞ’in kolonyası ve ünlü ‘altın damlası’ da aklıma geldi, bir gün bunları uzmanlarından, araştırmacıların ağzından naklederim. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden bugün yapılan açıklamaya göre; ‘Koku ve kirliliği bitirecek proje bu ay tamamlanıyor!’ Manda Çayı’nda büyük değişim gerçekleşiyor.., İzmir Körfezi’nin temizlenmesi hedefine bir adım daha yaklaşılıyor. Bu ay içinde tamamlanacak projeyle şehrin içinden geçen Manda Çayı’ndaki kirlilik son bulacak.,, Umarım bu açıklama da son olur… Çünkü yıllardır aynı sorunu yaşıyoruz ve artık umudumuzu da kaybetmek üzereyiz… Çok değil,

Başkan koltuğundan oldu YAŞAR EYİCE

*- Suyun önemiOsman Kibar İzmir’in efsane belediye başkanlarından idi…‘Kale yıkılır, o yıkılmaz!’ denilen ve nüktedan da olduğu için çok seviliyordu.Karşısına ‘boksör’ lakaplı İhsan Alyanak çıktı.Çoğunluk şans tanımıyordu…Ama Alyanak, özellikle Bornova ve Karşıyaka’nın oyları ile ezdi geçti rakibini…Neden?Bunu Osman Kibar benim yanımda İhsan Alyanak’a açıkladı:‘Beni kadınlar ve susuzluk yendi!’Sonra yerine geçen ve dostlukları hiç bitmeyen Alyanak’a şu öğüdü verdi:‘Birincisi mutlaka ve mutlaka kadınların gönlünü yapacaksın.Çünkü dünyayı da İzmir’i de onlar yönetiyor.Onlar ne derse o olur…İkincisi;Ne yapıp edip İzmir’in su sorununu çözeceksin!’Ve bu arada Yüksel Çakmur döneminde de Buca ile İzmir arasında ‘su savaşları çıktı!’Buca ‘Suyumu vermem’ dedi…İzmir ‘alırım’ dedi… İnatlaşmalar, nöbet tutmalar ve günler aylar geldi, geçti…Balçova’da Cengiz Saran barajı inşa edildi.Menemen- Emiralem’den, içinden otomobil geçebilecek dev borularla su getirtildi.Dikkat edin bakın!Bu

Bakan açıkladı; Okullar 31 Ağustos’ta açılabilir! ,YAŞAR EYİCE

*- Bakalım kaç gün sürecek İçim acımıyor, kanıyor! Ne diyeceğimi, yazacağımı bilemiyorum... 5 gündür kayıp olan Pınar’ın cansız bedeni bulunmuş. Hayatının baharında bir can gitmiş. Çok üzgünüm. Allah’tan rahmet diliyorum. Yüreğimizi yakan ölümler yaşanırken İstanbul Sözleşmesi’ni tartışarak, sosyal medya yasaklarını konuşarak boş işlerle uğraşıyoruz. Ben onu bunu bıraktım... Tarkan'dan Pınar Gültekin isyanını paylaşmak istiyorum... Söylediği şu: 'Ey yetkililer! Siz nasıl rahat uyuyorsunuz?' Muğla'da beş gündür haber alınamayan üniversite öğrencisi Pınar Gültekin'in korkunç bir cinayete kurban gittiği ortaya çıktı. Cinayet itirafından sonra birçoğumuz gibi ünlü şarkıcı Tarkan sosyal medyadan isyan etti. Muğla’nın Ula ilçesine bağlı Akyaka Mahallesi’nde yaşayan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İktisat Bölümü son sınıf öğrencisi 27 yaşındaki Pınar Gültekin’den acı haber geldi. Beş gündür haber alınamayan ve korkunç bir cinayete kurban gittiği öğrenilen genç kızın cansız bedeni Menteşe ilçesinde ormanlık alanda varil içinde

Karşıyaka Belediye Başkanı Feryat Ediyor YAŞAR EYİCE

*- Karşıyaka Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın açıklaması; ‘Bu arazileri alan kişi veya kurumlara ‘hayırlı olsun’ diyemeyeceğim. Bu alışverişin Karşıyaka halkına saygısızlık olduğunu fark etmelerini umutsuzca bekliyorum...’ *- YAŞAR EYİCE *- Kimin yanındayız? Üçüncü beş yıl için seçilen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün’ü ve hizmetlerini anlatmaya çalışırken, şöyle bir başlık kullanmıştım; ‘Yoksulun yanında, muhtacın hizmetinde!’ diye.. Kendim de bu başlıktan mutlu olmuştum... Keşke herkes böyle olabilse, diye düşünüyordum ki, Çiğli Yakakent Mahallesi’nden bir yeni arkadaşım aradı, ‘İş konusunda yardımcı olur musunuz?’ diye sordu. Ne yapabilirim ki? ‘İmkânım olsa düşünmeden!’ dedim... Tatmin olmadı ki, ‘Çok zor durumdayım, dört aydır işsizim ağbiciğim’ diye devam etti: ‘Gel gör halimizi!’ Ben ayağına üşenen biri değilim, iş bulma imkânım olsa gibi, yine imkan yaratabilseydim mutlaka ve mutlaka giderdim... Birincisi gönlünü yapmak, ikincisi mutlaka ve mutlaka ne haldedir, kendi

HAYVAN DOSTU BÖYLE OLUR YAŞAR EYİCE

YAŞAR EYİCE *- Babayiğit kim? Görelim! Foto Dursun’u İzmir’in ‘kıdemli’ dediğimiz eski insanları bilir.. Bir zamanlar kaleci idi... Manisa’dan tutun İzmir’e, hatta Balıkesir ve Denizli’nin birçok ilçe takımlarında kalecilik yaptı. Sonra da eline fotoğraf makinesi alıp sahalarda yine meşin yuvarlığın peşinde koştu... Yıllarca önce amatördü şimdi yine amatör... Onun için para hep ikinci planda kaldı... Futbol ‘Foto Dursun’ için vaz geçilmezdi... Ama ya şimdi, yine ‘hastalık’ var onda... ‘Hayvan’ hastalığı.. Tüm birikimi hayvanlara, ama hastalıklı olanlara harcıyor... Bir yıldır da ‘İnan hayvanlara bakmaktan hiçbir maça da gidemiyorum’ diyor... Ünlü ünsüz 1960’lı yıllardan bu yana futbol oynayan kim olursa olsun mutlaka ve mutlaka ‘Foto Dursun’u tanır.... Onunla bir hatırası vardır... Onu herkes, boynunda fotoğraf marinası asılı olduğu için böyle tanır: ‘Foto Dursun!’ *- Hep amatördü Son yıllarda ‘Foto Dursun’un damadı, spor yazarı Erkan Kart da, babasını aratmıyor.... Yani bu hastalık

*- Bakalım ne olacak? YAŞAR EYİCE

Haftaya hızlı girdik... Hangi birisinden söz edelim... Önce Ankara’ya yürüyen, avukatların meslek örgütü Baro’lardan söz edelim... Polis önlerini kesti... Gökdelendeki kişiler iddiaya göre ‘silah’ gösteriyor... Olacak iş mi? Dahası bazı işçiler de, iktidar gibi bunlara karşılar... Bir kişi bile olsa düşünmek lazım... Bir avukat ‘Yeni başlıyor!’ diyor.. Biri de polisin söylemine tepki gösteriyor... Diyor ki, ‘Polis hukuk ve adalet derslerini veren, yani okullarında onların öğretmeni olan Baro Başkanlarına, ders verir gibi kanunlardan söz ediyorlar!’ Koronayı bile unuttuk bu arada... Ha sahi aklıma geldi, ne oldu İzmir’deki camilerde ‘Çav Bella’yı çalanlar nerede? Yakalandılar da bizim haberimiz mi yok? Hatırladığım kadarıyla özel bir ekip kurulmuş ve en fazla birkaç gün içinde bunlar yakalanacaklardı. Yetkililer böyle diyorsa doğrudur... Belki de İzmir’e yeni gelen vali bunun üzerine gidecek ve ‘faili meçhuller dosyasına’ konmasını önleyecektir. Ben inandığım kadar biliyorum; Polise yetki verin 50

Yok canım sende! YAŞAR EYİCE

Fedakârlıkta sınır tanımayan var mıdır? Herkes ‘var’ diyor... Yani ezbere konuşuyor... Ben bugüne daha doğrusu bu yaşıma kadar görmedim, rastlamadım... Benim rastladıklarım hep ‘sahtekâr’ ya da ‘fırsatçılar’ oldu... Belki bir iki tane yaşamımda ya da yaşamımızda olmuştur! Nasıl mı? Seni bir yere tavsiye etmiştir... TRT’de yurt haberlerde bir Turan ağabeyimiz vardı... Çok yıllar önce Alsancak Garı önünde karşılaşınca, ‘Tuh!’ dedi. Merak ettim; ‘Sen nasıl aklıma gelmedin?’ diye, ortaya ama kendine sordu... Çok büyük bir sanayi tesisi kuruluyordu. Kuruluşu yapan Karadeniz’den 100 yıllık kapı komşuları idi... Aliağa’da kurulacak ihracata dönük sanayi tesisi için ‘güvenilir ve işini bilen’ birini arıyorlardı... Çok başvuru varmış... Torpilliler de... Ama onlar yine de ‘güvenilir’ ve de ona bir noktada kefil olacak birini arıyorlardı... Yüksek Mühendis ve aynı zamanda kurucu ortaklardan biri olan kişi Turan Ağabeye bunu söylemiş.. ‘Önce güven!’ Simdi okuyucularıma soruyorum: Bu zamanda, ‘güvenli’ ya da

Yaşa YAŞAR EYİCE

*- Kıymetini bilmeliyiz Herhalde hepimiz farkındayız... Pandemiden sonra, çoğumuz evlere kapandık. Şu korona denilen virüs yüzünden hanelerdeki su tüketimi iyice arttı. Allah’tan birçok belediye iki güzel hamle yaptı. Birincisi ödeme zorluğu çekenlerin kesilen saatleri açıldı. Tabii ki Ramazan ayının da yararı olacak ki, birçok hayırseverimiz su faturalarını da ödeyerek, sevap hanelerini yükselttiler. Umarım bu sistem bu yardımlaşma bundan sonra da davam eder. Unutmayalım, komşu komşunun külüne bile muhtaçtır. Su hayattır.. Susuz hayat olamaz... Yıllar önce kentlerimiz su sıkıntısı çekmişti... İzmir’in bazı ilçelerinde, örneğin Balçova’da yer altı suları çekilince narenciye bahçeleri yerine gelen deniz suyu yüzünden kurumuştu. Urla’nın Çeşmealtı, İskele, Çeşme, Foça yani her sahil kentimizde, iç bölgelerden Ödemiş’te sular çekilince, 10 metreden 100 metrenin altına inmişti. Çok örneği var... Yani; suyun kıymetini bilmeli, buna göre hareket etmeli, çeşmelerimizi fazla açık tutmamalıyız. Şimdi size Sufizm’de ‘su felsefesi’

Bakalım Murat evlenecek mi? YAŞAR EYİCE

*- Murat evlenebilecek mi? Ben ‘evde kalır!’ diyorum, ya siz? *- Haberleri dinlerken artık fazla heyecanlanmıyorum... Bekliyorum ama dinlemediğimi fark ettim... Siz de kendinizi dinleyin bakalım bilinçdışı zekanız ne diyor? *- MHP’den önemli bir atılırken, bazı utanmaz ünlülerin yaptıkları için ne demeli? *- Bir mühendis avm’ler için uyarıyor; ‘Gittikten sonra kendinizi karantinaya alın!’ *- Çağrı merkezleri olmasaydı, ne yapardık? Halılar ve giysiler bile evden alınıyor, temizlenip ilaçlandıktan sonra sağlığımıza katkı sağlıyor... *- YAŞAR EYİCE *- Söylentilere yanıt! AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın haftalık konuşmasını dinledim... Benim izlediğim televizyonlar, konuşmanın tamamını vermiyorlar. Nedeni ise basit; ‘Bu kez güncel diğer haberleri veremiyoruz,  halkın bizden beklediği haber alma özgürlüğü kısıtlı kalıyor!’ Önemli saydıkları ve düşündüklerini sonra bir şekilde paylaşıyorlar. Tabii ki buna en büyük tepkiyi de ‘Aktroller’ denilen kısım gösteriyor. Türkçesini bilmedikleri için ya da