Beklenen oldu YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

*- Önce 65 yaş üstündekilere…

Beklenen oldu…

65 yaş üstündekiler uyarıları dinlemeyip ‘bedava’ diye toplu ulaşım araçları ile gün boyu dolaşmaya ara vermeyince, havanın güzelliğinden istifade eden binlerce kişi parkları, bahçeleri, lokantaları doldurunca bu akşam saat 24.00’ten itibaren 65 yaş üstündekiler ve kronik hastalığı olanlara sokağa çıkma yasağı getirildi.

Konya’dan sonra Ankara Büyükşehir Belediyesi de 65 yaş kartlarını iptal etmişti.

Tabii bu durumda hiç kimse bu hakkını kullanamayacak.

Birçok arkadaş ve dostum da gönderdikleri mesajda kararın, genelgenin yerinde olduğunu belirttiler.

*- Beklediğim haber!

Bu haberi ‘güncel’ kısmında yani en altta verecektim…

Ancak benim için en önemli yanı ‘Uyarıları dikkate almayan kurumlara cezai yaptırımlar uygulanacak’ olması….

Hem de ‘en ağırından’…

Şu ana kadar, yıllardır hep hata yapanın yanına kâr olarak kaldı.

Tüm  felaketlerde, örneğin depremlerde, su baskınlarında, hiç beklenmedik anda hep gördük yaşadık, hataları…

Ama bu güne kadar bir kişinin bile cezalandırıldığını görmedik…

Sadece Çiğli’deki özel kreşte bir çocuğumuzun serviste bırakılarak ölmesine kadar.

Müfettişler mahkemeye verildi ama sonuç çıkmadı, suçsuz bulundular.

Fakat savcı ve yargıç karşısına çıktılar.

Siz bir başkasını biliyor musunuz?

*- Öteleme olabilir…

Milyonlarca insanımızı ilgilendiren haberi paylaşayım:

İzmir Büyükşehir Belediyesi, koronavirüs salgını nedeniyle kentteki tüm altyapı kuruluşlarından su, doğalgaz, elek trik ve benzeri hizmetlerin aksamaması için çalışmaların azami dikkat ve özenle yürütülmesini istedi.

Tebliğe göre, acil olmayan işlerin ötelenmesi de söz konusu.

*- Uyarı işe yaramazsa!

Türkiye ile birlikte 170’den fazla ülkeye yayılan koronavirüs salgınına yönelik önlemler artırılırken İzmir’de de yerel yönetim altyapıda yaşanabilecek olumsuzluklara karşı tüm ilgili kurumları uyardı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafındtan  yayımlanan tebliğde, hayati önem taşıyan altyapı hizmetlerinin kesintiye uğramaması için devam eden çalışmalarda tüm önlemlerin sıkı bir şekilde alınmasını ve doğrudan vatandaşı ilgilendiren durumlara acil müdahale edilmesini istendi.

İZSU Genel Müdürlüğü, İzmir Gaz, Gediz Elektrik, Türk Telekom, TEİAŞ, BOTAŞ, İzmir Jeotermal gibi enerji ve altyapı şirketleriyle internet sağlatıcı özel şirketlere gönderilen yazıda uyarılarda bulunuldu..

Beni ilgilendiren kısmı şöyle:

‘Vatandaşlarımız için hayati önem taşıyan altyapı hizmetlerinin kesintiye uğramaması için devam eden çalışmalarınızda tüm önlem ve tedbirlerin sıkı bir şekilde alınması, direkt vatandaşlarımızı etkileyen durumlara bekletilmeden acil olarak müdahale edilmesi ve mümkün olduğunca çalışmaların asgari oranda yürütülmesi, aksi takdirde müdürlüğümüzce ‘en ağır cezaların’ uygulanacağının bilinmesi hususunda gereğini önemle ve acilen rica ederim.”

*- Maske üretimine başladı

Çin’de ortaya çıkan ve bütün dünyayı etkisi altına alan, ülkemizde de görülmeye başlayan Koronavirüs salgını sonrası Menemen Belediyesi hastalıkla mücadele kapsamında maske üretmeye başladı.

Hasta sayısının her geçen gün artması sonucu ileride oluşacak maske sıkıntısına çözüm amacıyla harekete geçen Menemen Belediyesi, Menemen Devlet Hastanesi ile yaptığı görüşmeler sonrasında, hastane tarafından verilen maske malzemelerini alarak üretime başladı. Belediye bünyesinde faaliyet gösteren Mesleki Eğitim Kurs Merkezi öğretmenlerinin yapacağı maskeler daha sonra Devlet Hastanesi’ne teslim edilecek.

*- 36 gönüllüyle başladı

Yeni koronavirüsü önlemek için Çin’de geliştirilen aşının klinik testlerin birinci aşaması insanlar üzerinde yürütülüyor. Her grupta 36 gönüllü olmak üzere düşük doz, orta doz ve yüksek doz gruplarından oluşan gönüllerin aşı enjekte edildikten sonra 14 gün boyunca karantinaya alındıkları ifade edildi. Aşı yaptırıldıktan sonra 6 ay içinde gönüllülerin vücutlarında anti-S proteini spesifik antikoru oluşup oluşmadığı izlenecek.

Alınan bilgiye göre, aşının klinik testlerin birinci aşamasındaki gönüllüler Wuhan kentinde yaşayan 18-60 yaşlarındaki vatandaşlardan oluşuyor.

Shanghai Belediye Sağlık Komisyonu Müdür Yardımcısı Yi Chengdong, kısa bir süre önce yaptığı açıklamada Covid -19 için geliştirilen mRNA aşısının nisan ayının ortalarında klinik denemelerine başlanacağını açıklamıştı.

Yi, virüs benzeri parçacık (VLP) aşılarının fare bağışıklık deneylerinde spesifik antikorlar ürettiğini söyledi. Rapora göre, aşı toksisitesi çalışmaları primat hayvanlar üzerinde gerçekleştirilmişti.

*- Orman!.. Su!… Hava!… Sonuç ortada…

Tüm dünya ile birlikte ülkemiz de Covid-19 salgını nedeni ile zor günlerden geçmektedir.

Yaban hayatı kaynaklı olduğu belirtilen bir zoonoz olarak, insandan insana hızla yayılması nedeni ile tehlikeli boyuta ulaşan bu sorunla hep birlikte mücadele ettiğimiz bu günlerde düşünmemiz ve hiç unutmamamız gerekenlerin altını çizmek istiyoruz.

– Doğal kaynaklarımızın tükenmesi geleceğimizin yok olması demektir!

– Doğaya verilen zarar biyoçeşitliliğimizin ve geleceğimizin yok olması demektir!

– İnsanlar olarak yok ettiğimiz yaban hayatı ve kaybolan türler bizim de sonumuzu hızlandırmaktadır!

– İnsan sağlığına yönelik koruyucu önlemleri almak her zaman tedaviden daha ekonomik tedbirlerle mümkündür!

– İnsan sağlığının korunmasına ayrılan bütçe ne kadar fazla olursa olsun Covid 19 benzeri salgınlarda çaresiz kalmak kaçınılmaz olacaktır!

– Zoonoz hastalıkların varlığının dikkate alınması ve yaban hayatının doğru yönetilmesi bir zorunluluktur, yok sayılamaz!

– Zoonoz hastalıklarla mücadele kapsamında emek veren ve hiç kimsenin farkına varmadığı Veteriner Hekimler de sağlık çalışanıdır, tüm ilgili Bakanlıklarda Tek Sağlık modelli düzenlemeler yapılmalıdır!

– Veteriner Hekimler Viroloji Bilim Dalında en donanımlı meslek grubudur!

– Ülkemizde aşı çalışmalarının yapılması, bulaşıcı hastalıklarla mücadele ve halk sağlığının korunması faaliyetlerinin başarı ile yürütülmesi için Veteriner Hekimlik hizmetlerinin ilgili Bakanlıklar bünyesinde acilen yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

*- Ders almalıyız!

Kuş gribi, Domuz gribi, Kuduz, SARS, MERS, AIDS ve pek çok hastalığın anlatamadığını Covid 19 acı bir tablo ile bir kez daha anlatmaya çalışmaktadır.

Bu saydığımız konularda önlemlerin alınması; hiç kimsenin kişisel görüşünün, hiçbir meslek grubunun şovenizminin, hiçbir ekonomik gücün tercihlerinin doğrultusunda verilecek kararlardan değildir.

Kısaca özetlediğimiz hususlar insanlığın geleceği için son çıkışa yönlendiren bilimsel gerçeklerdir.

Dileriz bu salgın son dersimiz olur.

*- Yüzümüz kaldı mı?

İzmir Veteriner Hekimleri Odası Yönetim Kurulu adına Başkan H. Gökhan Özdemir şöyle konuştu:

‘21 Mart Dünya Ormancılık Günü, 22 Mart Dünya Su Günü ve 23 Mart Meteoroloji Günü…

Ne yazık ki dünya olarak bunları kutlamaya artık yüzümüz kalmadı.

Bundan sonra; ormanların, doğal su kaynaklarının, sağlıklı havanın ve iklimin korunmasının hep birlikte takipçisi olalım.

Biz İzmir Veteriner Hekimleri Odası olarak tüm  üyelerimizle birlikte aldığımız eğitim gereği; doğaya ve tüm canlılara saygılı olmanın önemini biliyor ve yaşanabilir bir dünya için emek harcayan herkese bir kez daha teşekkür ediyoruz.

Doğaya ve canlılara saygılı, sağlıklı günler dilerim.’

 *- 11 merkez ilçede mama dağıtıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi sokaktaki hayvanların gıda ihtiyacını karşılayan işletmelerin koronavirüs nedeniyle hizmete ara vermesi üzerine devreye girdi. Büyükşehir 11 merkez ilçede sokak hayvanları için mama dağıtımına başladı. Dağıtım sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içinde sürecek.

Büyükşehir kış aylarında sokakta yiyecek bulmakta zorlanan sokak hayvanları için merkezin dışındaki 19 ilçede 70 ton kuru mama dağıtmıştı.

*- Can dostlar için örnek uygulama

Gaziemir Belediyesi, salgın karşısında yurttaşların evlerinde kalması çağrısı sonrası sokak hayvanlarının aç kalma riskine karşı mama dağıtımını artırdı.

Uzmanlar, Yeni Koronavirüs salgınının daha fazla yayılmaması için yurttaşlara evlerinde kalmaları çağrısı yaparken restoranlar, kafeler ve birçok tesis bu kapsamda kepenk kapattı. Bu önlemler bir anlamda toplumu salgına karşı korurken sokakta yalnız kalan hayvanların aç ve susuz kalmasıyla ilgili endişeleri de artırdı. Gaziemir Belediyesi ise bu endişeleri gidermek için can dostlara mama ve su konusunda destek çalışmalarına hız verdi.

*-  Bu kadarı da olmaz!

Bakanları ya da devletin üst yöneticilerinin konuşma ve açıklamalarında en azından iki üç kez ‘Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle’ demelerini normal karşılıyorum.

Çünkü o mevkiye sayesinde getirildikleri için böyle konuşabilirler.

Bu üst mevkiye saygı ve hürmet olarak da algılanabilir.

Küçük bir örnek vereyim:

Özellikle üniversite ya da devlet hastanelerinde, doğum yaptıran ya da önemli bir ameliyatı gerçekleştiren eli öpülesi hekime teşekkür ilanı vermeye kalktığınızda, mutlaka ve mutlaka servis şefinin de adının yazılmasını isterlerdi.

Halbuki o kişinin sizden ya da hastadan hiç haberi, bilgisi yoktur!

Ama şunu da belirteyim;

Saygı ve hürmetin dışında bir noktada ‘korku’ da vardır, bu istekte…

İşsiz kalma şimdiki yıllarda olduğu gibi eski yıllarda da önemli idi…

Ülkemizde, özellikle üniversitelerimizde olsun, önemli kurumlarımızda olsun hep ‘mobing’ e rastlanmıştır.

Bir yakınınız mutlaka bir şekilde ‘mobing’ yani ‘baskı altında’ kalmış ya da bırakılmıştır.

Bunları neden yazdım?

Sıradan iş adamları bile birilerinin gözüne girmek için, ‘Corona salgınının ekonomik etkilerini devlet desteğiyle atlatacağız’ diyerek bülten yayınlıyorlar.

Paraları olduğu için yani medyaya ilan verdikleri için bunların da hemen her sözleri yayınlanıyor.

Masum bir dilek değil mi?

Ama içeriğine baktığınızda vıcık vıcık yağ var…

Kime ve kimlere karşı olduğunu biliyorsunuz, ya da tahmin ediyorsunuzdur.

Reis benim gibilere ‘kolonya’ dağıtacak ve de büyük iş insanlarına, sermaye gruplarına 100  milyar lira ayrıldığını  açıkladı ya, bunun yorumunu yapan belirli kişiler de ‘“Ekonomik olarak önemli bir rahatlama sağlayacaktır’ diyorlar…

Kutlarım bunları…

Herhalde bunlar, asgari ücretle çalışan ve yıllık izne çıkarılanların ‘Ben ne yapacağım, bundan sonra?’ sorusuna da yanıt verebileceklerdir.

Çünkü işveren bunlar…

Belki de bu asgari ücretle çalışan insanlarımızın ev sahibi olmalarını sağlarlar.

Baksanıza krediler ve faizler de ayarlandı…

Futbol, basketbol, voleybol maçları da en sonunda ertelendi…

Ben de buradan, TSYD (Türkiye Spor Yazarları Derneği) Genel Başkanı Oğuz Tongsir’e teşekkür etmek istiyorum..

Herkes ‘Beyefendi bilir!’ derken, o ısrarla, ‘Sporcunun, yani insanın yaşamı her şeyden önemlidir’ diyerek, ısrarla spor haberci ve yazarlarının adına yetkililere ısrarla çağrı yaptı…

‘Olmaz’ ya da ‘devam’ diyenlere de ‘Kimden yanasınız, Katarlılardan mı, büyük sermayelerden mi?’ diyerek belki de kariyerini tehlikeye attı…

Ama akıl ve bilgi ile bilim sonunda öne çıktı.

‘Biz büyük bir aileyiz’ sloganını benimseyen TSYD Genel Başkanı Oğuz Tongsir bu arada, bizimle birlikte, Türkiye’de ilk kez ve önemle ‘Koronavirüsü’ne karşı yetkilileri uyarma görevini bıkmadan üstlendi…

Uyarı üzerine uyarı yaptı…

Hani o, bu, şu ‘Biz düşündük!’ diyor ya, hiç ama hiç ilgisi yok…

Sadece ve sadece Tongsir uyarılarla, uyuyanları uyandırdı…

Biz de Çin’in ilk açıklamaları ve Dünya Sağlık örgütü ile ortak çalışmalarını günü gününe paylaştık.

Peki şimdi ne olacak?

İşsizler sayısı artacak…

Çünkü iş yapamayan birçok işyeri ilk adımda çareyi eleman çıkarmakta buluyor…

Bence;

Birincisi, mutlaka ve mutlaka tüm işsiz kalanların kiralarını devletimin karşılamalıdır…

İkincisi;

Belediyelerimizin zaten ihtiyaç sahipleri için yaptıkları, gıda yardımları, ayırım yapılmadan herkese, her haneye uygulanmalıdır.

Yani hiç kimsi aç ve açıkta bırakılmamalıdır.

Burada aklıma Süleyman Demirel’in bir sözü geldi….

Demirel, ‘Aç ve açıkta olan bizden olamaz!’ derdi…

Yani insanlarımızın bu hakları ellerine ‘devlet baba’ tarafından öncelikle verilmelidir.

Peki küçük esnafımız nasıl kurtulacak?

Her aileye piyasanın dönmesi için en azından biner lira verilirse bu sorun da çözülür…

Hani her zaman ‘Pamuk eller cebe!’ denilerek, yardım derneklerinin yaşaması sağlanıyorsa, şimdi de halkımızın yaşatılması ve bu sıkıntılı günleri birlikte atlatmamız için bu yapılacaklar, savurganlıkların yanında devede kulaktır.

Ya bu arada şu yaşıtlarımıza ne demeli?

Hâlâ ‘bedava’ diye toplu taşım araçlarında bir o yana, bir bu yana gidiyorlar…

Yani uyarıları kulak asmıyorlar…

Bu bilgiyi de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kayıtlarından aldım…

Yani acı gerçek…

***-

GÜNCEL

*- Yakında arayacağız!

Sosyal ve ekonomik anlamda kalkınmanın sürdürülebilirliğini tehdit eden bir olgu olarak günden güne artan temiz ve içilebilir su sorununa, temiz su kaynaklarının korunması ve çoğaltılmasına teşvik etmek amacıyla 22 Mart Birleşmiş Milletler tarafından Dünya Su Günü ilan edildi.

Giderek artan su krizinde, 4/3’ü suyla kaplı dünyamızın okyanuslar, denizler, hatta kutuplardaki buzullar da dahil olmak üzere kütlesel anlamda sadece yüzde 2,7’sinin su olduğunu ifade eden RainSoft Ege Bölge Genel Müdürü Cenap Özer, tatlı içilebilir suyun ise sadece yer altı ve yer üstü akar sularında, göllerde, yağmur sularını biriktirdiğimiz barajlarla sınırlı olduğuna ve gittikçe büyüyen su krizine karşı önlemlerin daha somut adımlarla alınması gerektiğine dikkat çekti.

*- Çevre bilinci oluşturularak

Dünya’da yaşanan savaşlar, göçler, iklim değişikliği, çevre kirliliği, hava kirliliği gibi pek çok faktörün suyun kirlenmesine yol açtığını dile getiren Özer, “İçme suyu ve ambalaj atıkları gibi tek kullanımlık plastikler ve nerdeyse tüm temizlik maddelerinde bulunan mikroplastikler; ürün verimliliğini artırmak için özensiz yöntemlerle atılarak rüzgarla tüm tarım topraklarına, gıdalara oradan da yağmurla birleşip yer altı su kaynaklarına karışan pestisistler; suyun temizlenmesi için kullanılan fakat içme suyundan alınarak kullanılması gereken klor; sızdırmalı foseptik, bilinçsizce her yerde açılan artezyen, arıtımı yapılmadan atılan fabrika atık suları, doğum kontrol hapları ve sakinleştirici ilaçların yoğun olarak su kaynaklarına geçmesi bir takım hormonal cinsiyet değişiklikleri ve yeni nesilde üreme oranlarının düşmesi gibi son derece üzücü sonuçlara neden oluyor. 22 Mart Dünya Su Günü fakat bugün maalesef içilebilir su kaynaklarımız nerdeyse kalmadı. Metabolizmanın yüzden 70’inin oluşturan suya yaşamak için ihtiyacımız var. Su tüketmeden yaşamak, susuz bir hayat sürdürmek imkansız olduğuna göre çevre bilincinin oluşturulması ve suyun kirlenmesi önlemek için gereken önlemler bir an evvel alınmalıdır.” şeklinde konuştu.

*- Vatandaşın isteği!

Coronavirüs salgını nedeniyle İşçilerin ücretsiz izne çıkarılması, serbest çalışanların işlerine gidememesi ya da işsiz kalmaları gibi nedenlerle toplumun büyük kesiminin gelirinin ciddi oranda düştüğünü belirten Kürşat G. bir kampanya başlattı.

Kampanyanın talebi: Elektrik, su ve doğalgaz, vergi borcu, kredi ödemesi, kredi kartı ödemesi gibi ödemelerin salgının kontrol altına alınacağı ve insanların normal çalışma rutinlerine dönebileceği bir döneme kadar ertelenmesi.

*- Büyükşehir’de Korona zirvesi

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, 30 ilçe belediye başkanını koronavirüs önlemlerini görüşmek üzere toplantıya davet etti. İzmir’in yerel yöneticileri, 23 Mart Pazartesi günü İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde bir araya gelerek Korona virüsüne karşı alınması gereken önlemleri görüşecek.

İzmir’de belediye başkanları, yayılma hızı ve ölümcül sonuçlarıyla dünyayı tehdit eden koronavirüsüne karşı beyin fırtınası yapacak. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, 30 ilçenin belediye başkanını acil toplantıya davet etti.

Koronavirüsü zirvesi, 23 Mart Pazartesi günü saat 18.00’de, İzmir Büyükşehir Belediyesi meclis salonu yapılacak. Başkanlar, salgınla mücadelede aldıkları önlemleri anlatacak; “Daha başka ne yapılabilir” sorusuna ilişkin görüşlerini ve önerilerini paylaşacak.

*-

Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comve yeyice@mynet.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın