TEMİZ SU RAPORU İSTİYORUZ! /  Tahsin TUNA

Sosyal Medyada Paylaş

Belediye başkanlarından açık ve şeffaf su tahlili bekliyoruz Tahsin TUNA

Bakırçay Havzası’nda yaşayan vatandaşların en temel hakkı nedir?
Temiz, güvenilir ve içilebilir su.
Bergama, Dikili ve Kınık ilçeleri ile bu ilçelere bağlı mahallelerde, köylerde ve kırsal yerleşimlerde yaşayan binlerce insan yıllardır evlerine ulaşan suyu kullanıyor.

Ancak vatandaşın kafasında çok basit bir soru var:
“Biz bu suyu gönül rahatlığıyla içebilir miyiz?”
İşte bu sorunun cevabını vatandaş tahminlerle, söylentilerle, sosyal medya paylaşımlarıyla değil; bilimsel su tahlilleriyle ve resmi raporlarla öğrenmek istiyor.

Belediye başkanlarına açık çağrımızdır
Bergama, Dikili ve Kınık belediye başkanlarına çağrımız nettir:
Vatandaşlarınıza temiz su raporu verin!
İZSU ile gerekli işbirliğini yapın. İlçe merkezleriyle birlikte kırsal mahallelerdeki içme suyu noktalarından düzenli ve bilimsel standartlara uygun numuneler alınsın.

Bu numunelerin analiz sonuçları kamuoyuna açık biçimde paylaşılmalıdır.
Hangi mahallede suyun hangi değerleri taşıdığı, mikrobiyolojik açıdan uygun olup olmadığı, kimyasal değerlerinin ne durumda bulunduğu vatandaş tarafından bilinmelidir.
Çünkü mesele yalnızca musluktan su akması değildir.
Mesele, akan suyun güvenilir olup olmadığıdır.

114 köy, beldeler ve kırsal mahalleler unutulmamalı

Bergama’nın geniş kırsal coğrafyasında yaşayan insanlarımız başta olmak üzere, Dikili ve Kınık’ın kırsal mahallelerinde yaşayan vatandaşlarımız da aynı hakkın sahibidir.

Su hizmeti yalnızca ilçe merkezindeki vatandaş için değil, en uzaktaki kırsal mahallede yaşayan vatandaş için de aynı hassasiyetle yürütülmelidir.
Bugün vatandaşın cebinden su parası alınıyorsa, karşılığında yalnızca suyun evin musluğuna kadar ulaştırılması değil, sağlıklı ve güvenilir içme suyu hizmetinin sunulması da beklenmektedir.

Üstelik vatandaşın ödediği su faturaları ortadayken, hizmetin niteliği konusunda soru işaretlerinin cevapsız bırakılması kabul edilemez.
“Su temiz” demek yetmez, raporu gösterin!
Artık klasik belediyecilik anlayışının dışına çıkmak gerekiyor.
“Şebeke suyumuz kontrol ediliyor.”
“Gerekli işlemler yapılıyor.”
“Sularda herhangi bir problem yok.”
Bunlar tek başına yeterli değildir.
Vatandaş artık belge görmek istiyor.
Hangi tarihte numune alındı?
Hangi noktadan alındı?
Hangi laboratuvarda analiz edildi?
Sonuçlar hangi parametrelerde ne çıktı?
Suyun mikrobiyolojik ve kimyasal değerleri nedir?
Klorlama hangi yöntemle ve hangi kontrol mekanizmasıyla yapılıyor?
Bütün bunların cevabı açıkça ortaya konulmalıdır.
Klorlama konusunda da vatandaş bilgilendirilmeli
Bir başka önemli konu ise içme suyunda uygulanan klorlama işlemi.

Şebeke suyunun mikrobiyolojik güvenliğinin sağlanması amacıyla klorlama yapılması önemli bir su dezenfeksiyon yöntemidir. Ancak vatandaşın bilmesi gereken nokta, bu işlemin hangi standartlara göre, hangi miktarlarda ve nasıl kontrol edilerek yapıldığıdır.

Vatandaşın kafasında “Klor fazla mı, az mı?” sorusu oluşuyorsa bunun cevabını da yine bilimsel ölçümler ve resmi raporlar vermelidir.
Suya ne kadar klor veriliyor?
Şebekenin hangi noktalarında ölçüm yapılıyor?

Klor seviyesi ne sıklıkla kontrol ediliyor?
Bu bilgiler neden vatandaşla düzenli olarak paylaşılmasın?
Şeffaflık, güvenin temelidir.
Bulanık su kader değildir!
Zaman zaman vatandaşın musluğundan bulanık, tortulu veya alışılmadık görünüme sahip su geldiğine ilişkin şikâyetler duyuyoruz.

Elbette her bulanıklığın insan sağlığı açısından tehlike anlamına geldiğini söylemek doğru değildir. Ancak vatandaşın böyle bir durumla karşılaştığında “Acaba bu suyu içebilir miyim?” diye endişe etmesi bile başlı başına dikkate alınması gereken bir durumdur.

Vatandaşın kaderi, her musluğu açtığında suyun görüntüsünü kontrol etmek olmamalıdır.
Temiz su bir lüks değildir.
Temiz ve güvenilir içme suyuna erişim, toplum sağlığının en temel unsurlarından biridir.

Belediye başkanlarının vicdani ve yönetsel sorumluluğu
Bergama, Dikili ve Kınık belediye başkanlarına bir kez daha sesleniyoruz:
Sizleri seçen vatandaşlar sizden yalnızca yol, kaldırım, park ve sosyal hizmet istemiyor.

Sağlıklı bir yaşam ortamı da istiyor.
Bunun en temel unsurlarından biri ise sudur.

O nedenle gelin, Bakırçay Havzası’nda örnek olacak bir çalışma başlatalım.
İZSU, belediyeler ve ilgili sağlık kuruluşları işbirliğiyle kırsal mahalleler dahil olmak üzere kapsamlı içme suyu analizleri yapılsın.

Sonuçlar mahalle mahalle açıklansın.
Vatandaş ne içtiğini bilsin.
Su temizse raporu ortaya koyun.
Bir problem varsa da saklamayın; çözün ve kamuoyuna açıklayın.
Çünkü vatandaşın hakkı yalnızca musluğundan suyun akması değildir.
Vatandaş, musluğundan akan suya güvenebilme hakkına da sahiptir.
Ben bir gazeteci olarak yıllardır bu bölgede yaşayan, halkın sorunlarını takip eden ve su meselesini de yakından gözlemleyen biri olarak soruyorum:
BAKIRÇAY HAVZASI’NDA SUYUMUZ NE KADAR TEMİZ?
Bunun cevabını artık hep birlikte öğrenmek istiyoruz.
Sözümüz belediye başkanlarına, İZSU’ya ve ilgili kurumlaradır:
Vatandaşın önüne temiz su raporunu koyun.
Su konusunda şeffaf olun.
İnsanların sağlığı ve geleceği konusunda hiçbir soru işaretine izin vermeyin.
Çünkü su, siyaset üstü bir meseledir.
Çünkü su, ticari bir ürün olmadan önce hayattır.
Ve hayatın kaynağı olan su konusunda toplumun bilmeye hakkı vardır.
Temiz su istiyoruz.
Şeffaf rapor istiyoruz.
Bilimsel sonuç istiyoruz.
Bakırçay Havzası’nda yaşayan herkes için güvenilir içme suyu istiyoruz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir