Buradasınız
Anasayfa > Genel > Ruhi Su / BAHA AKINER

Ruhi Su / BAHA AKINER

Sosyal Medyada Paylaş

Ruhi Su türkülerine, türkülerimize eşlik etmenizi ve şeref vermenizi bekliyoruz dostlar… Tam da ölüm yıl dönümünde; 20 Eylül Pazartesi günü, saat 18.30’da, İçel Sanat Kulübü’nde, birlikte ağız dolusu söyleyeceğimiz türküleriyle ve ilginç yaşamını kâh anlatarak, kâh dostlarının anılarından dinleyerek…

Evet, Ermeni bir ana babanın çocuğu. Hiç görmediği ana babası, 1915’te Van’da Ermeni İsyanı’nda ölmüş. Nüfus memurunun deftere işlediği Abdullah ve Huri adlarını ana baba bilmiş. Yetimhanelerde büyümüş, garip, güzel sesli Mehmet Ruhi Su anlatıyor:

“Anamı, babamı hiç tanıyamadım.. 1. Dünya Savaşı’nın ortada bıraktığı çocuklardanım.. Öksüz olduğumu çok kimseye söyleyemedim. Toplumumuzda hâlâ aşiret anlayışı var.. İlk iş ‘kimlerdensiniz?’ derler. Kendini yetiştirmiş olmanın önemi hâlâ anlaşılamadı…

(…)

Çok küçüktüm.. Adana’ da çocuksuz, fakir bir ailenin yanına vermişler beni. Onları amcam, yengem bildim. Evdeki keçilerden, ineklerden, tavuklardan sorumluydum. Onları gütmek, yemlemek benim işimdi. Getir – götür işlerine de bakıyordum. Karanlık basıncaya kadar tarlalarda, kırlarda onları güdüyordum. Ağaçlardan meyveler topluyor, günlük yiyeceğimi çıkarıyordum. Türküler öğrenmeye, söylemeye başlamıştım…

(…)

Altı yaşıma geldiğimde; Adana, İngilizler ve Fransızlar tarafından işgal edildi. Bütün Adana halkı gibi Toroslar’a kaçtık. Kaç- kaç yılları boyunca; hep çalışıp, verilen işleri yaptığım hâlde, yengemin bana karşı olan hoşnutsuzluğu hiç bitmiyordu. Bir gün elime bir testi verip, bize su getir dediler. Suyu arayıp buldum. Ne kadar zaman içinde su bulduğumu hatırlamıyorum. Suyu getirdiğimde, bir de baktım ki amca ve yenge de dâhil, kafile yok olmuş. Bir testi suyla dağ başında kaldım. Geceleri incir ağaçlarının üzerinde uyuyarak, meyve yiyerek, kaç gün kaç gece kaldığımı hatırlamıyorum. Bir yandan da amcamın ve yengemin içinde bulunduğu kafileyi arıyorum. Sonunda onları buldum. Amcam, beni görür görmez sarılıp ağlamaya başladı. Belli ki çok üzgün. Yengemde tıs yok. İşte o zaman; kasıtlı olarak terk edildiğimi anladım, belli etmemeye çalıştım. Beni gören konu komşu ise çok sevindi. O zaman anladım ki, onlar gerçek amcam ve yengem değiller…

(…)

Doğanın bütün olanaklarını kullanmasını, doğayı sevmesini bildim. Yaşamım boyunca zorlukları yenmeye çalıştım hep. Çünkü sadece zorluk gördüm ben yaşamımda. Hiçbir şey kolay olmadı. Çocuk denecek yaşta savaş denen şeyin ne demek olduğunu; bizzat içinde yaşayarak, seferberlik türküleri, marşlar söyleyerek öğrendim…”

Ruhi Su türkülerine, türkülerimize eşlik etmenizi ve şeref vermenizi bekliyoruz dostlar…

Tam da ölüm yıl dönümünde; 20 Eylül Pazartesi günü, saat 18.30’da, İçel Sanat Kulübü’nde, birlikte ağız dolusu söyleyeceğimiz türküleriyle ve ilginç yaşamını kâh anlatarak, kâh dostlarının anılarından dinleyerek…

Tam da Usta’nın dediği gibi: Hayat, yürek dolusu severek…

“Bir insanı sevmekle başlayacak her şey…” diyor ya Sait Faik de.. Hep ve daima severek…

Şiir’aydın dostlar. Bize sevmek gerek…

Bir cevap yazın

Top