54 Okunma

Neden birbirleri ile ugrasıyor, yiyorlar YAŞAR EYİCE

*- İşsizlikten, yoksulluktan, halkın halinden anlamayan dernekler yaşamlarını nasıl sürdürüyor? Bunlardan bazılarının isimleri…

*- Tarikatlar mı derneklerde, dernekler mi tarikatlarda?

*- Bazı STK’lar neden, sıkıntıları görmezden geliyor?

*- Bu isimlerin kurduğu derneklere yan bakan bile olabilir mi?

*-

Arada gündeme getiriyorum…

Son zamanlarda türeyen bazı STK’lar, Reis’in sesi gibi hareket ediyorlar.

Tabii ki Hükümetin de…

Dikkatimi çekmişti, o zaman sizinle paylaştım, Berat Albayrak’ın 10 Nisan’da yaptığı konuşmadan hemen sonra ‘Beraberiz, destekliyoruz’ mealinde açıklama yaptı.

Bu ilk değil…

Bakıyorum,  birçok uzman yorumunu, bilgilendirmesini başka türlü yapıyor, bunlar da öyle…

*-

Bugünleri geçtim…

Gazeteci Celal Eren Çelik’in de araştırmalarından yararlanarak, çok eskilere gittim…

‘Yeşil Sermaye’ gibi ‘Yeşil Ahtapot’un bir kolunu, daha doğrusu beynini ele aldım.

Küçük bir girişle, konuyu sürdürelim…

Çok kişi biliyor ama yine de bir anımsatma yapalım:

Yeşil ahtapot’un kollarının hemen çoğu bir şekilde beslenerek yaşamlarını gayet rahat sürdürüyorlar.

Ama yakında, Özellikle İstanbul başta olmak üzere birçok musluğun kapatılacağını söyleyebiliriz.

Bunlarla ilgili değil ama, Bolu’da seçimi kazanan CHP’li belediye başkanı öncelikle halkın kaynaklarının Suriyelilere karşılıksız verilmesini  iptal etti.

Ama Hükümet cephesinden ‘olur mu?’ sorusu geldi…

Yanıt şöyle:

‘Oldu, oldu… Artık Suriyeliler memleketlerine, güvenli bölgelere dönebilirler.’

*-

1980’lerin başında Amerika Birleşik Devletleri’nin Dünya genelinde uygulamaya koyduğu ve ‘operasyon yapılacak hedef ülkelerde’ pek çok dizayn edici operasyonu STK’lar eli yapma temeline dayanan PROJECT DEMOCRACY projesi, Türkiye’de 12 Eylül darbesi ile önü adım adım adım açılan “Siyasal İslam” tarafından nasıl kopyalandı?

Siyasal İslam’ın temsilcileri ve “derin kadroları” kurulan vakıf ve STK’lar eli ile nasıl bir “ağ kurdular?

Kurulan bu ‘network’ siyasal İslam’ın siyasal ve ticari ayağı için nasıl vazgeçilmez bir hal aldı…

Bu büyük ‘network’ içinde kim kimle, uluslararası bağlantılar neler, girift ilişkiler ağı, uygulanan bu projenin siyasal ve ticari hayatta ne denli belirleyici olduğu…

İşte buna ‘Yeşil Ahtapot’ deniyor…

*-

Türkiye’de ismi daha çok 15 Temmuz Darbe girişimi sonrasında duyulan siyasal islamın kurduğu ‘STK-VAKIF AĞININ’ ‘Amiral Gemisi’ konumunaki İlim Yayma Cemiyeti’ne şöyle bir göz atalım:

Tarih yaprakları 17 Ekim 1951’i gösterdiğinde sonraki yıllarda günümüze dek Siyasal İslam için çok büyük önem taşıyacak olan bir ‘Cemiyet’ kurulmaktadır…

Bu cemiyetin ismi ‘İlim Yayma Cemiyeti’ dir.

İlim Yayma Cemiyeti misyonunu ‘Milli ve manevi değerleri korumak’ olarak açıklamaktadır.

Kim vardır bu ‘Kurucular kadrosu’ içerisinde?

Yusuf Türel, Nazif Çelebi, Ahmet Ata Köseoğlu, Ömer Lütfi Take, Hamit Çağıl, Ali Rıza Cansu, Ali Sünnetçioğlu, Cemalettin Tunç, Mustafa Doğanbey, Süleyman Kuşçulu…

Ancak ‘sessiz ve derinden’ yapılandırılarak, gün be gün güçlendirilen bu yapılanmanın arkasındaki asli güç Suudi Arabistan ve Suud Devleti’nin istihbarat örgütü Rabıta’dır…

10 Kasım 1953 günü tarihli bir CIA raporunda İlim Yayma Cemiyeti ile Suudi Arabistan gizli istihbarat servisi arasındaki ilişki aynen şu ifadeler ile kendisine yer bulmuştur:

‘İlim Yayma Cemiyeti  Arap Gizli Servisinin gizli adı olup, amacı, Arapça konuşulması ve yazılmasının yasak olduğu tüm ülkelerde, imamları ve vaizleri eğitmek için gizli okullar kurarak bu okulları fonlamaktır.’

Cemiyet giderek güçlenirken 1953 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile ‘Umumi Menfaatlere Yararlı Dernek’ statüsüne alınınca önü daha da açılmıştır.

Kuruluşundan 17 sene sonra yani 1963 yılına gelindiğinde ise Cemiyet, 46 şubesi ve yıllık 35 milyon TL gibi o zaman için çok büyük bir paraya hükmeder oldu.

Cemiyet özellikle Suudi Arabistan ile sıkı ilişkiler geliştirmişti.

*-

Şimdi burada İlim Yayma Cemiyeti’ne bir virgül koyarak aynı tarihlerde Suudi Arabistan coğrafyasına doğru uzanalım…

Suudi Arabistan petrollerini ARAMCO isimli şirket çıkartmaktadır…

Peki bu şirketin ortağı kimdir?

ARAMCO’nun ortağı CHEVRON,Standard Oil of New Jersey ve Socony-Vacuum Oil o yıllarda… (1980’de Suudi devleti şirketin paylarının tamamını satın aldı)

Peki o yıllarda ARAMCO’ya ortak olan şirketler kimin?

Rockefeller Ailesi’nin!

*-

Ancak İlim Yayma Cemiyeti’nin asıl ‘atılımını’ gerçekleştirdiği yıllar 1970’ler olmuş, cemiyet 70’li yıllar ile birlikte adeta bir ‘Şahlanış’ dönemi yaşamıştır.

Kurduğu Kur’an Kursu ağı ve İmam Hatipler artık İlim Yayma Cemiyeti’ne yetmemektedir ve Cemiyet artık gözünü öğrenci yurtlarına dikmiştir.

Devlet kadrolarındaki ‘etkin bağlantılarına’ yaptığı baskı sonrasında İlim Yayma Cemiyeti istediğini alır ve kısa süre içerisinde Türkiye’nin dört bir yanında yüzlerce öğrenci yurdunun sahibi konumuna gelir.

*-

Cemiyet Kur’an kursları ile ilk- ortaokul seviyesinde, İmam Hatipleri ile lise seviyesinde ve son olarak yurtları vasıtası ile Üniversiteler seviyesinde ‘kadrolar’ devşirmektedir.

Bu nedenle bu üçlü sacayağı İlim Yayma Cemiyeti’ni ayakta tutan hayati derecede stratejik öneme sahip ‘taşıyıcı kolonlardır’.

Cemiyet ülke yönetiminde buralardan yetiştireceği kadrolar ile etkin olmayı düşünmektedir.

Ve bu yurtlardan çıkan öğrenciler devlet kurumlarına yerleştirilmeye başlanır.

Bu arada 31 Mart 1973 tarihinde ‘sessiz sedasız’ biçimde bir Vakıf Kurulur: İlim Yayma Vakfı…

İlginçtir kurucuları hiç de yabancı değildir bu vakfın…

Korkut Özal,Turgut Özal,Süleyman Mercümek-kendisi ‘buharlaşan’ Bosna’ya yardım paraları ile meşhur olmuştur-,Salih Tuğ, AKP 21.ve 23. dönem Milletvekili, Abdullah Gül’ün İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da Milli Türk Talebe Birliği’nde hocası olan Nevzat Yalçıntaş,Kale Grubu’nun kurucusu ve sahibi İbrahim Bodur, Erenköy Cemaati’nin lideri, BİM ve ALBARAKA TÜRK’ün kurucusu, Cüneyd Zapsu’nun ortağı, Topbaş Ailesinin en önemli isimleri Eymen Topbaş, Muammer Topbaş, Latif Topbaş, Mustafa Topbaş, Sebahattin Topbaş, ÜLKER’in kurucusu Sabri Ülker,Yusuf Türel,Nahit Rıfkı Dinçer, Rıfat Tandoğan, Osman Kılıç, Necip Fazıl’ın doktoru Ayhan Songar ,eski AKP’li milletvekili ve bakan Mehmet Aydın, eski bakan ve valilerden Vefa Poyraz, Numan Kurtulmuş’un babası İsmail Niyazi Kurtulmuş…

Peki bu kadar mı?

Tabii ki hayır…

Vakfın kurucuları arasında Recep Tayyip Erdoğan, Ahmet Davutoğlu, Kemal Unakıtan, Ali Coşkun, Kadir Topbaş da yer almaktadır.

İlim Yayma Vakfı, İlim Yayma Cemiyeti’nin daha da kurumsallaşarak vakıflaştığı ‘Ardılı’ konumundadır…

*-

Evet  İlim Yayma Cemiyeti siyasetten bürokrasiye kadar uzanan çok geniş bir ‘ağ’ kurdu.

İlim Yayma Cemiyeti, tabii ki devlet kademelerine bu siyasal-bürokratik ağ ile yayılırken finans sektörüne de gözünü dikmiştir.

İlim Yayma Cemiyeti’nin finans sektöründeki ilk hamlesi 1980 sonrasında Suud sermayesinin Türkiye’ye güvenilir biçimde sokulmasını sağlayacak olan ve bu nedenle projelendirilen İslami Kalkınma Bankası ile olmuştur.

Kurulan bu bankanın en önemli yönetici kadrolarını İlim Yayma Cemiyeti oluşturmuştur ve bu banka ile birlikte kurulan ilişkiler de çok daha girift bir hal almıştır.

*-

İlim Yayma Cemiyeti, Suudi Arabistan merkezli RABITA örgütü ile giderek sıkılaşan bir ilişki kurmuştur.

Ve bu ilişkiler üzerinden ‘Arap Tipi’ kendi finans sistemini kurmak üzere harekete geçmesi uzun sürmeyecektir.

Ve bu bağlamda en önemli adım atılarak Erenköy Cemaati lideri ve İlim Yayma Cemiyeti’nin en üst kademe kadrolarından birisi olan Topbaş Ailesİ eli ile ‘faizsiz kazanç’ ismi ile Albaraka Türk hayata geçirilir.

Aslında ALBARAKA Suudi Arabistan merkezli bir banka olup, Suud ‘büyük sermayesinin’ operasyonel olarak Dünya’ya açıldığı kapı konumundadır.

Ancak bankanın bir diğer kurucusu ise hiç yabancısı olmadığımız bir isimdir: Korkut Özal.

İlim Yayma Cemiyeti ve ardılı olan İlim Yayma Vakfı 1980’in sonlarına kadar Özal iktidarı ile altın çağını yaşasa da, ABD’nin ‘projelendirdiği’ Gülen Hareketi ile yola devam etmesi ve stratejik tercihini bu yönde kullanması ile, Gülencilerin önünün açılması ile adeta 80’lerin sonunda ‘Kış Uykusuna’ yatar…

Ta ki o zamanki adı ile ‘Cemaat’ ile AKP iktidarının arasının açılmaya başladığı tarih olan 2012 senesine kadar…

AKP ‘Cemaati’ tasfiye etmek isterken o zamana kadar bu cemaatten sağladığı kalifiye eleman ihtiyacının yerine ikame edecek yeni bir yapılanma ararken devreye İlim Yayma Cemiyeti girecektir.

2012 yılında İlim Yayma Vakfı’na bağlı olarak Sebahattin Zaim Üniversitesi kurdurulur.

Üniversite için İstanbul’un en değerli arazilerinden birisi olan tarihi Halkalı Ziraat Mektebi arazisi vakfa 20 yıllığına aylık 20 bin TL gibi komik bir rakama kiralanır.

Tarihi Halkalı Ziraat Mektebi kapatılır…

Bu okul aynı zamanda Mehmet Akif Ersoy, Zihni Derin, Ali Rıza Erten gibi isimlerin yetiştiği okuldur.

Üniversiteye ismini veren Sebahattin Zaim ise İlim Yayma Vakfı’nın finans modeli olan ‘Faizsiz Bankacılık’ modeli tezinin Türkiye’deki öncü fikir babalarındandır.

2012 sonrasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İlim Yayma Cemiyeti’nin her toplantısında katılım sağladığını görüyoruz.

Adeta FETÖ karşısına “alternatif bir güç odağı” yaratılmaktadır AKP eli ile…

FETÖ’nün Bank Asya’sı vardır, İlim Yayma Cemiyeti’nin Al Baraka Türk’ü…

FETÖ’nün Samanyolu Kolejleri vardır,İlim Yayma Vakfı’nın İrfan Kolejleri…

FETÖ’nün yurtları vardır, İlim Yayma Cemiyeti’nin yurt sayısı bir anda patlamış hatta Kredi Yurtlar Kurumu ile yapılan anlaşmalar ile devlet yurtlarından pek çoğu İlim Yayma Cemiyeti’ne devredilmiştir.

Bu arada kamuoyuna yansıyan pek çok haberde de yer aldığı gibi İlim Yayma Cemiyeti, AKP’li iş adamlarından bağışlar ve AKP’li belediyelerden aldığı işler ile mali yönden de her geçen gün güçlenmektedir.

*-

İşte 15 Temmuz sonrası devlet içerisinde FETÖ’den doğan boşluğu doldurmak için kendi içerisinde de savaşa giren ‘Siyasal İslamcı STK’ların en etkin ve en köklü olan ‘AMİRAL GEMİSİ’  İlim Yayma Cemiyeti…

*-

Hızımı yine alamadım;

Şimdi de, ‘Kamu yararına’  dedikleri dernekleri Can Uğur’un yazısından yararlanarak ele alalım…

*- Halkın cebinden tarikatlara…

Adnan Oktar ekibine yönelik operasyonun ardından tarikatların iktidarla ilişkisi daha açık biçimde sorgulanırken AKP’nin 15 Temmuz sonrası kendine yakın tarikatlarla ilişkilerini derinleştirdiği biliniyor. Menzilciler Süleymancılar ve İsmailağacılar devlet desteğiyle ihya ediliyor. İşte tablo…

FETÖ ile başlayan Furkan Vakfı ile devam süreçte Oktar ekibine yönelik operasyonun son olmayacağı dile getiriliyor.

Burada kriterin ne olduğu bilinmiyor.

Özellikle 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında tarikat ve cemaatlerin  kurduğu ilişki daha dikkat çekici bir hal aldı.

FETÖ’den boşalan alanlara iktidara yakın tarikatların yerleştirildiği sıklıkla dile getiriliyor.

Tarikat ve cemaatler özellikle 2010 yılı sonrasında kamu kaynaklarını ciddi biçimde kullandı ve kullanmaya devam ediyor.

Tarikatların hemen hepsinin vakıf ve dernekleri bulunuyor.

Neredeyse her tarikatın farklı isimlerle hizmet veren 2 ila 3 tane derneği ya da vakfı bulunuyor.

Bu dernek/vakıflar tarikatlar için örgütlenme alanı anlamına geliyor.

*-

Bunun yanında ise tarikatlar için adeta ekonomik bir gelişim alanı.

Peki bu nasıl oluyor?

Denklem şöyle işliyor:

Dernekler ve vakıflar kanunu çerçevesinde tarikatların derneklerine ve vakıflarına belirli muafiyetler getiriliyor.

Tarikatların dernekleri bu şekilde ‘kamu yararına dernek statüsüne’ alınıyor.

Vakıflar için de buna benzer bir işleyiş söz konusu.

Tarikatlara ve cemaatlere ait vakıflar ‘vergi muafiyeti kapsamına alınan vakıflar’ biçiminde tanımlanarak devlete ödemeleri gereken vergilerden muaf tutuluyor.

Aynı statüde olmayan dernek ve vakıfların ödediği vergilerin neredeyse birçoğunu bu tarikatlar ödemiyor.

Herhangi bir izne tabi olmadan ‘yardım toplama’ hakkına sahip olabiliyor. Yine kamu kuruluşlarının belirledikleri miktarlarda söz konusu tarikatların derneklerine ve vakıflarına ‘yardım’ adı altına para aktarılabiliyor.

*- Bununla da sınırlı değil

Taşınmazlara ilişkin de önemli düzenlemeler yer alıyor.

Tarikatların kamu yararı statüsüne alınan dernekleri kamu arazilerini gerçek fiyatından çok daha ucuza ya da bedelsiz biçimde kullanabiliyor.

‘Yerli ve milli’ diye sunulan aralarında ismi çocuk tecavüzü ile gündeme gelenden ‘laik cumhuriyeti yıkıp şeriat devleti’ kurmayı amaçlayana kadar birçok tarikatın vakfı ile derneği kamu kaynaklarından bedelsiz biçimde yararlanabiliyor vergiden muaf tutuluyor.

Resmi veriler incelendiğinde İsmailağa Tarikatı Süleymancılar Menzilciler ve irili ufaklı tarikatlara ait birçok vakfın vergi muafiyetine tabi tutulduğu görülebiliyor.

*- Tarikatların listesi

Vergiden muaf olan dernek ve tarikatların Listesi ise şöyle:

Beşir Derneği (Menzilciler)

Bayrampaşa Yeşil Cami Vakfı (İsmailağa Cemaati)

İsmailağa Vakfı (İsmailağa Cemaati)

İsmailağa Cami ve İlim Vakfı (İsmailağa Cemaati)

İhlas Vakfı (Işıkçılar grubunun)

İnsan Vakfı (Süleymancılar)

Hulusi Efendi Vakfı (Nakşibendi Şeyhi Osman Hulusi Efendi tarikatı)

*-

Tarihsel olarak İslami kesimlerin simge kabul ettiği ABD desteği ile bilinen gruplar ise şöyle:

Birlik Vakfı (İsmail Kahraman Recep Tayyip Erdoğan gibi isimlerin kurucusu olduğu vakıf)

Ensar Vakfı (AKP’li kimliği ile bilinen çocuk tecavüzü iddialarıyla gündeme gelen İslamcı vakıf)

İlim Yayma Cemiyeti (Türkiye’de ABD desteği ile solculara saldırması ile simgeleşen İslami dernek)

İHH (İslamcı grupların içerisinde yoğun biçimde yer aldığı uluslararası cihatçı gruplarla bağı olan vakıf)

*-

Şeriatı savunduğunu açık biçimde dile getiren tarikat ve cemaat ilişkileri bulunan diğer gruplar ise şöyle:

Hoşgör Fatih İlim Araştırma Vakfı

İhsan Arslan Vakfı

Hoşgör Fatih İlim Araştırma Vakfı

İstanbul İlim ve Kültür Vakfı

Nun Eğitim ve Kültür Vakfı

Suffa Vakfı

Ankara Hamiyet ve İrfan Vakfı

Şefkat Vakfı

Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı.

*-

Bu arada bir bilgi daha vereyim:

İzmir Gazeteciler Cemiyeti kurulduğu yıllarda, ‘kamu yararına dernek statüsü’ndeydi…

Sonraları bu kaldırıldı…

*-
— 
Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comve yeyice@mynet.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Please follow and like us:

Bir cevap yazın