Manavkuyu’daki kahramanlarımız YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

*-  Vicdansız provokatörler

Deprem gerçeği, içimizdeki vicdansızları yine ortaya çıkardı.

Önce birileri çıktı İzmir ve İzmirliler için

YAŞAR EYİCE

*-  Vicdansız provokatörler

Deprem gerçeği, içimizdeki vicdansızları yine ortaya çıkardı.

Önce birileri çıktı İzmir ve İzmirliler için akıl almaz iftiralar attı.

Söylediklerini yazıp reklamlarını yapmak istemiyorum.

Ama bunlar yalnız İzmir dışında değil içimizde de varlar.

Nereden biliyorum?

Normal zamanlarda paylaştıkları haberlerde…

Örneğin, CHP Genel Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer için söylemlerinden…

Ya şuna ne demeli?

Son Erzincan depreminden sonra da bazıları yaymıştı:

‘Kiralara büyük zam geldi!’

Aynı namussuzlar yine türedi…

Yalanın katmerlisi…

Bunların amacı insanların birbirlerine hınç beslemesi ve böylece amaçlarına ulaşmak..

İzmirli Emlakçıların Başkanı Mesut Güleroğlu açıklama yaptı:

Güleroğlu, böyle bir durumun söz konusu olmadığını, olmasına da asla izin vermeyeceklerini söyledi:

‘Bunlar provakavatif paylaşımlar’ diye konuştu…

Bir başka örnek daha vereyim:

Bazı namussuzlar ihtiyaç sahipleri ile depremzedelerin yüreklerini hoplatıyorlar.

Bunlar için vicdansız demek bile hafif kalır…

Çoğunluk duymuştur, ya da okumuştur:

Manisa girişinde, Bornova’ya 15-20 dakikalık yolda 50’ye yakın dayalı döşeli evi olan kişi bunları depremzedelere ya da ihtiyaç sahiplerine tahsis edeceğini belirtiyor, isim ve telefon numaraları veriyordu…

Ve sonucu söyleyeyim:

‘YALAN HABER!’

Öğrendiğime göre ise; Verilen telefon numaralarının sahipleri ise çıldırmış duruma geldiler.

Daha ne diyeyim?

*- Mucizeler arka arkaya…

Gün boyu, depremin 91. saatinde ‘Ayda Bebek’ (Gezgin) mucizesini dinledik, köfte ayran sevdiğini öğrendik.

Bunu duyan binlerce İzmirli annesini kurtaramadığımız Ayda Bebek’e bir alayı doyuracak kadar köfte ekmek gönderdi.

İstanbul Kadıköy Belediyesi kurtarma ekibinden itfaiyeci Nusret duyduğu çığlığı, tüm makinaların çalışmalarını durdurduğunu, ‘İyiyim ben’ diyen evladımızla yapttığı konuşmayı anlattı.

Hayat üçgeni denilen alanda, buzdolabının dibinden gülümseyerek çıkarılan 3 yaşındaki Ayda, hekim kontrolüne götürülerken, bir daha göremeyeceği annesini ‘anne… anne!..’ diyerek gözleriyle arıyor, sesleniyordu.

Gece görüştüğüm, Ege Üniversitesi Hekimlerinden Ressam – Dr. Yıldız Arun ‘Artık göçük altında kalanlarda böbrek yetmezlikleri başlayabilir!’ uyarısını yapmıştı.

Gerçekten sağlık kontrolünden sonra Ayda Bebek’te de böbrek rahatsızlığı belirlendi ve tedavisi başladı.

Yine bir başka Doktorumuzun Md. İnci Erkin’in ‘Enkaz kaldırma çalışmaları’ hakkında Prof. Dr. Erkan Sevinç yönetimindeki ‘Wesida Medya’ grubundaki yazısını kendisinden izin almaya zaman bulamadan bölümler halinde paylaşmak istiyorum…

*- Enkaz kaldırma çalışmaları

‘Aziz dostlar, bugün bu saate kadar deprem bölgesinde yani Manavkuyu’da idim.

Önce arama-kurtarma çalışmalarından başlayalım.

AFAD her arama kurtarma bölgesinde 3 tane çadır kurmuş çadırın birisi UMKE’ ye verilmiş. Çıkanlara acil tıbbi müdahale yapmak için kullanılıyor. 

İkinci çadır tek kullanımlık uyku setleri ile dolu. Ekiplerin dinlenmeleri için ayrılmış.

Üçüncü çadır ise ikram çadırı; 24 saat çay, kahve, çorba, sıcak yemek ve soğuk sandviç mevcut. Ayrıca belediye de basın mensupları için yayın ve dinlenme noktaları oluşturmuş.

Polis bütün bölgeyi çok sıkı bir şekilde kontrol altında tutuyor.

Hiç kimsenin yaklaşması mümkün değil.

Bu nedenle 1999 depreminde gibi yağma ve hırsızlık gibi olayların yaşanması çok çok zor görünüyor.

Dört farklı S&R görevlisi var. 

İlki AFAD, Kızılay Jandarma Kurtarma gibi kurumlara mensuplar.

Yani profesyonel S&R görevlileri.

Daha sonra belediyeler ve kamu kuruluşlarının çalışanları var. Çoğunlukla itfaiye ve kamu kuruluşlarının sivil savunma çalışanlarına mensupları. 

Üçüncü grup STK’ar. AKUT, GEO, ANDA, Türkiye Dağcılık Federasyonu,,.

İHH, AKDF vs gibi onlarca dernek mensubu var. 

Son olarak da bazı özel şirketlerin gönüllü arama kurtarma ekipleri çalışıyorlar…

Gerçekten ve gerçekten millet canla başla, hiçbir sosyal statü farkı, coğrafi bölge, etnik köken farkı gözetmeden omuz omuza çalışıyor.

*- Muhafaza altına alınıyor

Bulunan her değerli eşya anında kayıt altında alınarak güvenlik güçlerine teslim ediliyor.

Ayrıca her enkaz bölgesinin enkazı farklı bir yere atılıyor.

Daha sonra o apartmanda yaşayan ev sahipleri içlerinde dolaşarak kendi eşyalarını bulabilsinler diye.

Ayrıca enkaz arasında albüm, bilgisayar, fotoğraf gibi manevi değeri olabilecek şeyler de toplanarak muhafaza altına alınıyor.

Neredeyse bütün Türkiye burada.

Birisinin arkasında Gaziantep, birisinde Sakarya diğerinde Konya, öbüründe İstanbul yazıyor.

Her ekip belirli enkazlarda, enkazlarda da belirli noktalara dağılmış durumda.

Enkazı temizlemek için ve molozları atmak için kamyonun birisi geliyor, birisi gidiyor.

Çok etkileyici bir görüntü vardı. 

Gerçekten biz bu işi öğrenmişiz. Allah bir daha yaşamak nasip etmesin…

*- Çadır ve sosyal alanlar

Bazı park ve stadyumlarda çadır kentler oluşturulmuş.

Çadırlar TSK tarafından kurulmuş.

Milimetrik ölçüdeler.

Hepsi aynı hizada ve aynı uzaklıktalar. 

Son derece muntazamlar. 

Bazı çadırlar AFAD’ın, bazıları Kızılay’ın bazıları ise çeşitli belediyelere aitler.

Kızılay, AFAD ve belediyeler (İzmir, Ankara ve İstanbul’u gördüm, belki başkaları da vardır) mobil mutfaklar kurmuşlar.

Günde 3 öğün sıcak yemek sunuyorlar.  

Bir tane çok büyük merkezi çadır kurulmuş. İçine çocuk bahçesi kurmuşlar. 

Çocuklar cıvıl cıvıl içinde oynuyorlar.

Başlarında psikolog ablaları var.

Dışarıda Daha büyükleri için masalar kurulmuş.

Çocuklar üzerlerinde sulu boya, guaj boya ve kuru kalemle resimler yapıyorlar, oyunlar oynuyorlar.

Çadırlarının yanında çocuklar için ikram stantları var.

Üzerlerinde çikolata şelalesi, pamuk şeker ve adını bilmediğim tuhaf kokan tane mısır, süt, meyve suyu, çikolata, şeker ve gofretler yerleştirilmiş.

Çocuklar hayatlarının mutluluğunu yaşıyorlar…

Daha büyük olan çocuklar otobüslerle belediyenin spor tesislerine götürülmüşler.

Yine başlarında abileri ve ablaları ile birlikte. 

Orada basketbol, voleybol ve futbol oynuyorlar.

*- Gıda sorunu yok

Hayatımda bu kadar çok derneği bir arada görmemiştim. 

Her yer farklı bir derneğin çadırıyla dolu.

İçleri yardım malzemesi ile tıka basa dolular.

Örneğin Pınar bir çadır kurmuş, içinde su, süt, ayran, meyve suları, yoğurt ve envai çeşit peynirler var.

Ülker bisküvi ve krakere boğmuş.

Eti gofret ve çikolataya…

İsteyene istediği kadar veriyorlar.

Ne soran var, ne eden, ne de bir kuyruk var?

Bazı standlerde kadın ve erkekler için ayrı ayrı çorap, iç çamaşırları, ayakkabı, mont ve giyim eşyaları bırakılmış.

Her malzeme ve eşys ambalajında. Hiçbiri kullanılmış değil.

İhtiyacı olan stande gelip kendi ölçüsüne uygun iç çamaşırı, çorap ve giyim eşyası alıp gidiyor. İki tane alanı görmedim.

Kuyruk ve kargaşaya da şahit olmadım.

*- Her yerden, her kesimden

Herkes kendine düşen görevi yapıyor.

Ben oradayken bir kamyonet dolusu mandalina geldi.

Seferihisar’da köylüler toplayıp getirmişler.

Ben giderken de koca bir kamyon zor bela yanaşmaya çalışıyordu.

Onlar da Isparta’dan ağzına kadar elma getirmişler.

Bir bakıyorsunuz bir pizza şirketi tepsiler dolusu pizza göndermiş.

Bir bakıyorsunuz bir fırın poğaçalar göndermiş.

Burunlarından kıl aldırmayan Reyhan ve Sevinç Pastaneleri bile tabaklar dolusu tatlı dağıtıyorlardı.

Baklavacılar baklava, fırınlar poğaça, pide dağıtıp duruyorlar.

*-  Battaniye önemli

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı psikologları çadırları dolaşarak psikolojik destek vermeye çalışıyorlar.

Gördüğüm kadarıyla tek eksik battaniye sayısında idi.

Gece üşümüşler.

Galiba bu akşam Kızılay depolarından battaniye getirilip dağıtacakmış. Yarın da elektrikli ısıtıcı ile ısınma sorunu çözülecekmiş.

Gediz Elektrik çadırlara elektrik hattı çekmek için uğraşıyordu.

100’ün üzerinde seyyar tuvalet saydım.

*-  Planlar ve gelecek

Depremde tamamen yıkılan, kullanamayacak durumda olan ya da ağır hasar gördüğü için yıkılacak binalar için üç aşamalı bir plan düşünüyormuş.

Önce bildiğiniz gibi çadır kentler oluşturulmuş.

Halk bir süre bu çadır kentlerde ikamet edecekmiş.

Ardından 3 hafta içerisinde bir konteyner kent yapılması planlanıyormuş. Çalışmalar başlamış.

Zaten stokta yeteri kadar prefabrik konut varmış.

Yalnızca yol ve altyapı için çalışacakmış.

Deprem mağdurları konteyner kente girdikleri zaman tuvaleti, duşu ve elektrik sistemi ile donatılmış çok daha konforlu bir yaşama kavuşacaklarmış.

Son olarak depremden etkilenenler için yeni bir kent tasarlanıyormuş. Yeri belli olmuş ve zemin sondajlarına başlanılmış. Bu kalıcı konutların da 6 ay içerisinde tamamlanarak deprem mağdurlarına teslimi planlanıyormuş.

Ayrıca şu anda Kredi Yurtlar Kurumu yurtları,  kamu kuruluşlarının sosyal tesisleri,  TCDD’nin yataklı vagonları ve İzmir Otelciler Derneğinin bir kısım Oteli de depremzedelerin kullanımına açılmakla birlikte halk çadırda kalmayı tercih ediyormuş.

Bir diğer konu da İzmir halkının davranışları.

Dün akşam  AFAD,  Kızılay ve STK lar koordinasyon amacı ile bir toplantı düzenlemek istemişler.

Bunu duyan Habertürk’ün sunucusu Mehmet Akif Ersoy, hepsini toplayarak Alsancak’ta, Kordon’daki Deniz Restorana götürmüş. Bildiğiniz gibi orası İzmir’in en popüler ve gözde balık lokantası. 

Orada yemek yenmiş ve toplantı gerçekleştirilmiş.

Yemeğin ardından giderlerken Deniz Restoran bunlardan para almamış. Halbuki daha önce ne bir rezervasyon ne de bilgi verilmediği halde. Sadece konuşulanlara kulak misafiri olup ellerinden geleni yapmak istemişler.

Gencinden yaşlısına herkes elinden geleni yapmaya çalışıyor.

Bu çok önemli bir şey.

Sadece İzmirliler değil, İzmir’in dışından her yerden karınca kararınca yardımlar yağıyor. Van’dan da, Urfa’dan da şuradan ya da buradan.

*-  Her şey düşünülmüş

Ayrıca olay yerinde Veterinerler bekliyormuş.

5 tane de hayvan nakil ambulansı olay yerinde imiş.

Enkazdan şu ana kadar 1 tavşan, 2 muhabbet kuşu  4 köpek ve 8 tane de kedi kardeş kurtarılıp tedavi edilmişler.

Sahiplerinin henüz teslim almadıkları ya da vefat edenlerin dostları ise Doğal Yaşam Parlında misafir ediliyorlarmış.

İnsan ve hayvan arasında herhangi bir fark görmeyen İzmir’lilere saygılarımla…

*- Nakitler dağıtıldı

Devlet adrese dayalı nüfus sistemi uyarınca evleri yıkılan ya da evleri girilemeyecek durumda olanlara onar bin lira dağıtmış. Bu amaçla dün Ziraat Bankası’nın Manavkuyu şubesi açtırılarak para nakit olarak ödenmiş. Ayrıca her bir aileye 30’ar bin lira da eşya parası verilecekmiş.

Bu vesile ile ben bugün Vestel ile konuştum. 

Büyük ihtimalle Vestel sadece komponent’ maliyetine yani malzeme ve hammadde maliyetine beyaz eşyaları depremzedelere verecek.

Ayrıca yeni adı Erciyes Holding olan eski Boydak Holding’in kayyumları ile de görüştüm. 

Onlar da İstikbal, Bellona ve Mondi mağazalarından indirimli olarak eşya satma konusunda çalışacaklar.

İnşallah mümkün olur? 

Eğer böyle olursa alacakları 40.000 TL’nin 20.000 lirasıyla tüm mobilya ve beyaz eşyaları alabilirler.

Geriye kalan 20 bin lira ile de giyim eşyaları ve ev için gerekli diğer eşya ve malzemeler alınarak bir ölçüde de olsa belirli bir yaşam konforu sağlanabilir.

Hiç değilse maddi durumu kötü olanlar için bu yeni bir yaşama başlamak için bir cansuyu olur…

Aziz dostlar  ‘Çocuktan Al Haberi’ servis olarak izlenimlerim bunlar. Hepinize sevgiler, saygılar. İnşallah bir daha hiçbirimize deprem yaşamak nasip olmaz…

*-

Ek küçük resmi
Ek küçük resmi
Ek küçük resmi
Ek küçük resmi
Ek küçük resmi
Ek küçük resmi
Ek küçük resmi
Ek küçük resmi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir