İzmir neden ilerlemiyor? YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

*-  Görünmeyen tarafımız!

İzmir’in ‘gizli’ ama ‘çok önemli’ yazarları var…

Bunlardan biri de Karşıyakalı Tufan Atakişi…

Kendisinden ve eserlerinden önceki yıllarda söz ettim.

Kendisinin haberi yok..

Zaten ben, sözünü ettiğim, anlattığım kişilerin hiçbirini kesinlikle aramam..

‘Senden söz ettim!’ demem…

Bu nedenle yıllar sonra ‘tesadüfen’ yani bir şekilde internetten, ya da araştırma yaparken yazıdan haberi olup arayıp, teşekkür eden çok kişi oldu.

Bornova Belediye Başkanlarından ve İzmir Milletvekillerinden Cengiz Bulut şöyle der:

‘Eğer yazıyı okumaz ve ‘beğendim’ diyerek geçiştirirseniz çok önemli bilgileri olduğu gibi kendinizi de kaçırırsınız…’

Milli Piyango’nun önceki yıllardaki reklamlarında olduğu gibi, ‘Çıkmaz demeyin, size de çıkar!’

*- Nedense aralarına almıyorlar

Aslında Tufan Atakişi Karşıyaka’da bilinen bir kişi…

Ama ünü de orada, kendisi de ..

Çünkü reklamı yok…

Rakipleri çok..

Kıskançlıktan mı, fesatlıktan mı, yoksa bir şekilde yakıştıramadıklarından mı nedir, yazar- çizer takımı kendisi ile fazla ilgilenmez…

Ya da ‘ilgileniyor!’ gibi görünmez…

*- Değerini bilenler de var

Çok yıllar önce, Karşıyaka’da bir açılış vardı…

‘Duayen’ olarak adlandırılan İzmirli Sanayici Selçuk Yaşar da oradaydı…

Herkes SelçukYaşar ile zamanın belediye başkanının gözünün içine bakıyor, önlerinde neredeyse takla atarak kendilerini tanıtmaya, hatırlatmaya çalışıyordu.

Zaten böyle toplantılarda o günlerde de bugünde böylelerini hep görürüz…

Bekledikleri olmazsa da atmadıkları ‘çamur’ kalmaz bu tiplerin..

Ve o gün, Selçuk Yaşar konuşmasının arasında, birini met etti durdu!

Kimdi bu?

Herkes bir fikir yürütürken, ‘Nerede Tufan?’ diyerek Tufan Atakişi’yi sordu ve sözünü ettiği ve sözleriyle taçlandırdığı kişinin bu Karşıyaka sevdalısının olduğunu anladı…

Aslında kendisi yalnız ‘Karşıyaka Sevdalısı’ değil, bizim Osman Hilmi Damar gibi değil…

İzmir Sevdalısı…

Türkiye Sevdalısı…

Daha geçenlerde ‘Urla’ ilgili bir kitap yazdı…

Ezbere değil..

Beylik laflarla değil…

Belgelerle…

Meğer ne çok bilmediklerimiz varmış…

Vallahi bu değerli kitabın kaçıncı eseri olduğunu unuttum..

Ama iki elin parmaklarından fazla…

14 veya 15 olabilir…

*- İzmir sevdalıları için

İçimden geldiği için bunları yazdım…

Belki de hak ettiğini belirtmek için…

Benim gibi birçok kişiye attığı bir elektronik postadan söz etmek istiyorum…

‘Bir toplumu yok etmenin en kolay yolu, geçmişini unutturmaktır.’

 ‘Kent Belleği, geleceğe bırakacağımız en büyük mirastır.’

‘Değerli olan şeyler, ya aşkla, ya da kanla kazanılır.’ diyen Tufan Atakişi benim gibilere şöyle seslenmiş:

‘İzmir sevdalılarının dikkatine sunarım, ibretle okumaları için…’

Ve o mektup;

*- St. Polikarp!

… Ve o mektubun girişindeki ön not, ya da bilgi:

‘Facebok’ta yedi sene önce yaptığım bir paylaşım.

İzmir Sevdalılarının dikkatine sunarım.

İbretle okunması dileği ile.

St. Polikarp’ı İzmir’e kazandırmak için verdiğim mücadele…

Tabii bu mücadele ‘gerici’ diye tanımladıklarımızın hoşuna gitmeyecektir.

Gerçek İzmirli gibi düşünmeyenlerin de…

*- Tarih unutmaz…

‘Amacım farkındalık yaratmak…  (19 Eylül 2013)

İzmir, Roma döneminde Hıristiyanlığın gelişiminde çok önemli rol oynamış bir kenttir. Bunda Saint Polikarp’ın, İncil yazarı aziz St. John’a inanan ilk müritlerinden olmasının rolü büyüktür.

O yüzden her zaman bu konu ilgimi çekmiştir.

İzmir üzerine yazdığım 7. Yayınım;  ‘Bir Zamanlar Smyrna’  adlı  albüm-kitabımın  araştırma  ve hazırlıkları aşamasında St. Polikarp’ın mezarının bulunup İzmir ve İnanç Turizmine kazandırılmasının kente katkı sağlayacağına inandım.

Çünkü oldukça ilginç bilgi ve belgelere ulaşmıştım.

Nisan 2013 tarihinde İzmir Tüyap Kitap Fuarı’da   ‘Bir Zamanlar Smyrna’ kitabım okurla buluştuktan sonra sıra St. Polikarp’a gelmişti.

Konak Belediyesi’nin yayınladığı KNK Dergisi’nin Yaz-2013 sayısının 41-44. Sayfalarında ,’St. Polikarp, İzmir ve İnanç Turizmi’ adlı yazım; ‘Aziz St. Polikarp 86 yıl boyunca yaşadığı İzmir’de, Hıristiyanlığın yayılmasında çok önemli görev üstlenmiş bir din adamıdır.

İzmir’in ilk piskoposunun mezarının bulunup çevre düzenlemesi yapıldıktan sonra inanç turizmine açılması kentimize büyük yararlar sağlayacaktır.’ Alt başlığıyla yayınlandı.

*- Zor bir iş değil…

Daha sonra konuyu Alex Baltazzi ile değerlendirdik.

İzmir İl Turizm Kültür Müdürlüğü Basın Danışmanı İsmail Efe ile de görüştüm.

Nisan ve Temmuz aylarında SKY Televizyonu’ndaki programlarımda projeyi açıkladım.

Ardından İzmir Büyükşehir ve Konak Belediyesi yöneticilerine mail atarak yapılabilecekleri anlattım, isterlerse detaylı bilgilendirme yapabileceğimi söyledim.

Çünkü elimdeki görsel, bilgi ve belgelere dayanarak mezarı bulmak, gün ışığına çıkarmak olası.

Üstelik eldeki belgelerle yeri de bellidir.

*- İzmir’in hali ve özeti

Ancak Y. Ü. geçtiğimiz hafta yaptığım açıklamalar üzerine konuyu kendisinin bir projesi gibi ortaya attı.

Hürriyet Gazetesi Muhabiri B.T. de yeterince araştırmadan haber yaptı.

Uzun zamandır üzerinde çalışılan bir konu olabilir.

Bunu ben de biliyorum:

Ama ‘St. Polikarp’ın mezarını ortaya çıkaralım, İzmir ve İnanç Turizmine kazandıralım.’ şeklinde hiç bir girişim olmadı ve gündeme taşınıp Kamuoyu ile paylaşılmadı.

Hep sözde kaldı, harekete geçilmedi.

Karanlıkta göz kırpıldı.

*- Katkısı çok fazla olur

Sonuçta yazarlığımın yanı sıra benim bir de iş adamı tarafım var.

St. Polikarp’ın İzmir için önemli olduğunu ve sağlayabileceği maddi-manevi getirilerin de farkındayım. 

Amacım, İzmir’de giderek gelişen Kruvaziyer turizmine katkıda bulunmak, yabancı konuklarımıza daha fazla gezilebilir bir alan yaratmak ve İzmir ekonomisine katkı sağlamak.

Başından beri çıkış noktam budur.

Amacıma da ulaştım.

Konu şu an gündemde ve tartışılır hale geldi.

Benim amacım İzmir’e değer katabilmek.

Bizler, İzmir varsa varız.

Adımın geçmesinin hiçbir önemi yok.

Belki de bu yüzden 20 senedir lakabım ‘İzmir’in Kültür Hamalı’na çıktı.

Bilgilerinize sunarım…’

*- Hep dillendirdiğim gibi…

Bu mektuba bir de Tufan Atakişi’nin ‘sonuç’ olarak değerlendirmesini eklemek istiyorum:

‘SONUÇ: Bu yedi yıl boyunca İzmir’e birşeyler kazandırabilmek için verdiğim mücadeleye ne yazık ki; başta yerel yönetimler olmak üzere İzmir’in yönetimini yönlendiren hiçbir oda ve STK’lardan olumlu veya olumsuz yanıt gelmemiştir.

Bugün ‘İzmir neden bu hale geldi?’ diye hayıflan tüm yönetici ve ilgililere

saygı ile bildiririm.

Not: Arşivimde konu ile ilgili görülmemiş onlarca görsel ve harita bulunmaktadır. Konunun gündeme getirilmesi halinde paylaşabilirim.

*- Bir not da benden:

19 Eylül 2013 günü bir İstanbul gazetesinin Ege ekinde haber yayınlandı.

Aynı şekilde 22 Eylül 2013 tarihinde de bir yazar köşesine taşıdı.

Yani olayı ortaya atan ve araştıran, kamuya duyuran Tufan Atakişi’dir…

Bizde genelde başkasının eserine ve çalışmasına teşekkür olmadığı gibi çalmak ya da kıskanmak modadır ve yeni değildir.

Rıfat Ilgaz’ın ‘Hababam Sınıfı’ nın bir ara ‘Aziz Nesin’e ait olabileceğini ima edenler olduğu gibi…

Ama gerçekler saklanamıyor..

Bu arada şu notu vereyim:

Aziz Nesin’in bu iyakıştırmadan haberi yoktu…

*—
Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

İzmir neden ilerllemiyor?

YAŞAR EYİCE

*-  Görünmeyen tarafımız!

İzmir’in ‘gizli’ ama ‘çok önemli’ yazarları var…

Bunlardan biri de Karşıyakalı Tufan Atakişi…

Kendisinden ve eserlerinden önceki yıllarda söz ettim.

Kendisinin haberi yok..

Zaten ben, sözünü ettiğim, anlattığım kişilerin hiçbirini kesinlikle aramam..

‘Senden söz ettim!’ demem…

Bu nedenle yıllar sonra ‘tesadüfen’ yani bir şekilde internetten, ya da araştırma yaparken yazıdan haberi olup arayıp, teşekkür eden çok kişi oldu.

Bornova Belediye Başkanlarından ve İzmir Milletvekillerinden Cengiz Bulut şöyle der:

‘Eğer yazıyı okumaz ve ‘beğendim’ diyerek geçiştirirseniz çok önemli bilgileri olduğu gibi kendinizi de kaçırırsınız…’

Milli Piyango’nun önceki yıllardaki reklamlarında olduğu gibi, ‘Çıkmaz demeyin, size de çıkar!’

*- Nedense aralarına almıyorlar

Aslında Tufan Atakişi Karşıyaka’da bilinen bir kişi…

Ama ünü de orada, kendisi de ..

Çünkü reklamı yok…

Rakipleri çok..

Kıskançlıktan mı, fesatlıktan mı, yoksa bir şekilde yakıştıramadıklarından mı nedir, yazar- çizer takımı kendisi ile fazla ilgilenmez…

Ya da ‘ilgileniyor!’ gibi görünmez…

*- Değerini bilenler de var

Çok yıllar önce, Karşıyaka’da bir açılış vardı…

‘Duayen’ olarak adlandırılan İzmirli Sanayici Selçuk Yaşar da oradaydı…

Herkes SelçukYaşar ile zamanın belediye başkanının gözünün içine bakıyor, önlerinde neredeyse takla atarak kendilerini tanıtmaya, hatırlatmaya çalışıyordu.

Zaten böyle toplantılarda o günlerde de bugünde böylelerini hep görürüz…

Bekledikleri olmazsa da atmadıkları ‘çamur’ kalmaz bu tiplerin..

Ve o gün, Selçuk Yaşar konuşmasının arasında, birini met etti durdu!

Kimdi bu?

Herkes bir fikir yürütürken, ‘Nerede Tufan?’ diyerek Tufan Atakişi’yi sordu ve sözünü ettiği ve sözleriyle taçlandırdığı kişinin bu Karşıyaka sevdalısının olduğunu anladı…

Aslında kendisi yalnız ‘Karşıyaka Sevdalısı’ değil, bizim Osman Hilmi Damar gibi değil…

İzmir Sevdalısı…

Türkiye Sevdalısı…

Daha geçenlerde ‘Urla’ ilgili bir kitap yazdı…

Ezbere değil..

Beylik laflarla değil…

Belgelerle…

Meğer ne çok bilmediklerimiz varmış…

Vallahi bu değerli kitabın kaçıncı eseri olduğunu unuttum..

Ama iki elin parmaklarından fazla…

14 veya 15 olabilir…

*- İzmir sevdalıları için

İçimden geldiği için bunları yazdım…

Belki de hak ettiğini belirtmek için…

Benim gibi birçok kişiye attığı bir elektronik postadan söz etmek istiyorum…

‘Bir toplumu yok etmenin en kolay yolu, geçmişini unutturmaktır.’

 ‘Kent Belleği, geleceğe bırakacağımız en büyük mirastır.’

‘Değerli olan şeyler, ya aşkla, ya da kanla kazanılır.’ diyen Tufan Atakişi benim gibilere şöyle seslenmiş:

‘İzmir sevdalılarının dikkatine sunarım, ibretle okumaları için…’

Ve o mektup;

*- St. Polikarp!

… Ve o mektubun girişindeki ön not, ya da bilgi:

‘Facebok’ta yedi sene önce yaptığım bir paylaşım.

İzmir Sevdalılarının dikkatine sunarım.

İbretle okunması dileği ile.

St. Polikarp’ı İzmir’e kazandırmak için verdiğim mücadele…

Tabii bu mücadele ‘gerici’ diye tanımladıklarımızın hoşuna gitmeyecektir.

Gerçek İzmirli gibi düşünmeyenlerin de…

*- Tarih unutmaz…

‘Amacım farkındalık yaratmak…  (19 Eylül 2013)

İzmir, Roma döneminde Hıristiyanlığın gelişiminde çok önemli rol oynamış bir kenttir. Bunda Saint Polikarp’ın, İncil yazarı aziz St. John’a inanan ilk müritlerinden olmasının rolü büyüktür.

O yüzden her zaman bu konu ilgimi çekmiştir.

İzmir üzerine yazdığım 7. Yayınım;  ‘Bir Zamanlar Smyrna’  adlı  albüm-kitabımın  araştırma  ve hazırlıkları aşamasında St. Polikarp’ın mezarının bulunup İzmir ve İnanç Turizmine kazandırılmasının kente katkı sağlayacağına inandım.

Çünkü oldukça ilginç bilgi ve belgelere ulaşmıştım.

Nisan 2013 tarihinde İzmir Tüyap Kitap Fuarı’da   ‘Bir Zamanlar Smyrna’ kitabım okurla buluştuktan sonra sıra St. Polikarp’a gelmişti.

Konak Belediyesi’nin yayınladığı KNK Dergisi’nin Yaz-2013 sayısının 41-44. Sayfalarında ,’St. Polikarp, İzmir ve İnanç Turizmi’ adlı yazım; ‘Aziz St. Polikarp 86 yıl boyunca yaşadığı İzmir’de, Hıristiyanlığın yayılmasında çok önemli görev üstlenmiş bir din adamıdır.

İzmir’in ilk piskoposunun mezarının bulunup çevre düzenlemesi yapıldıktan sonra inanç turizmine açılması kentimize büyük yararlar sağlayacaktır.’ Alt başlığıyla yayınlandı.

*- Zor bir iş değil…

Daha sonra konuyu Alex Baltazzi ile değerlendirdik.

İzmir İl Turizm Kültür Müdürlüğü Basın Danışmanı İsmail Efe ile de görüştüm.

Nisan ve Temmuz aylarında SKY Televizyonu’ndaki programlarımda projeyi açıkladım.

Ardından İzmir Büyükşehir ve Konak Belediyesi yöneticilerine mail atarak yapılabilecekleri anlattım, isterlerse detaylı bilgilendirme yapabileceğimi söyledim.

Çünkü elimdeki görsel, bilgi ve belgelere dayanarak mezarı bulmak, gün ışığına çıkarmak olası.

Üstelik eldeki belgelerle yeri de bellidir.

*- İzmir’in hali ve özeti

Ancak Y. Ü. geçtiğimiz hafta yaptığım açıklamalar üzerine konuyu kendisinin bir projesi gibi ortaya attı.

Hürriyet Gazetesi Muhabiri B.T. de yeterince araştırmadan haber yaptı.

Uzun zamandır üzerinde çalışılan bir konu olabilir.

Bunu ben de biliyorum:

Ama ‘St. Polikarp’ın mezarını ortaya çıkaralım, İzmir ve İnanç Turizmine kazandıralım.’ şeklinde hiç bir girişim olmadı ve gündeme taşınıp Kamuoyu ile paylaşılmadı.

Hep sözde kaldı, harekete geçilmedi.

Karanlıkta göz kırpıldı.

*- Katkısı çok fazla olur

Sonuçta yazarlığımın yanı sıra benim bir de iş adamı tarafım var.

St. Polikarp’ın İzmir için önemli olduğunu ve sağlayabileceği maddi-manevi getirilerin de farkındayım. 

Amacım, İzmir’de giderek gelişen Kruvaziyer turizmine katkıda bulunmak, yabancı konuklarımıza daha fazla gezilebilir bir alan yaratmak ve İzmir ekonomisine katkı sağlamak.

Başından beri çıkış noktam budur.

Amacıma da ulaştım.

Konu şu an gündemde ve tartışılır hale geldi.

Benim amacım İzmir’e değer katabilmek.

Bizler, İzmir varsa varız.

Adımın geçmesinin hiçbir önemi yok.

Belki de bu yüzden 20 senedir lakabım ‘İzmir’in Kültür Hamalı’na çıktı.

Bilgilerinize sunarım…’

*- Hep dillendirdiğim gibi…

Bu mektuba bir de Tufan Atakişi’nin ‘sonuç’ olarak değerlendirmesini eklemek istiyorum:

‘SONUÇ: Bu yedi yıl boyunca İzmir’e birşeyler kazandırabilmek için verdiğim mücadeleye ne yazık ki; başta yerel yönetimler olmak üzere İzmir’in yönetimini yönlendiren hiçbir oda ve STK’lardan olumlu veya olumsuz yanıt gelmemiştir.

Bugün ‘İzmir neden bu hale geldi?’ diye hayıflan tüm yönetici ve ilgililere

saygı ile bildiririm.

Not: Arşivimde konu ile ilgili görülmemiş onlarca görsel ve harita bulunmaktadır. Konunun gündeme getirilmesi halinde paylaşabilirim.

*- Bir not da benden:

19 Eylül 2013 günü bir İstanbul gazetesinin Ege ekinde haber yayınlandı.

Aynı şekilde 22 Eylül 2013 tarihinde de bir yazar köşesine taşıdı.

Yani olayı ortaya atan ve araştıran, kamuya duyuran Tufan Atakişi’dir…

Bizde genelde başkasının eserine ve çalışmasına teşekkür olmadığı gibi çalmak ya da kıskanmak modadır ve yeni değildir.

Rıfat Ilgaz’ın ‘Hababam Sınıfı’ nın bir ara ‘Aziz Nesin’e ait olabileceğini ima edenler olduğu gibi…

Ama gerçekler saklanamıyor..

Bu arada şu notu vereyim:

Aziz Nesin’in bu iyakıştırmadan haberi yoktu…

*—
Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın