Buket Işıkdoğan Köse /
Bir zamanlar fıkralar vardı. Sadece güldürmek için değil, düşündürmek için anlatılan fıkralar…
Nasrettin Hoca’nın eşeğe ters binmesinde bir hikmet aranır, Temel ile Dursun’un Karadeniz şivesiyle anlatıldığı fıkralarda hayatın içinden dersler bulunurdu. Birkaç cümle içinde insanı hem güldüren hem de kendisiyle yüzleştiren bir bilgelik saklıydı.
Fıkralar toplumun aynasıydı. İnsanlar bu aynada kimi zaman kendilerini, kimi zaman komşularını, kimi zaman da yöneticilerini görürdü. Siyasi fıkralar anlatılır, devlet adamları mizahın konusu olurdu. Ama bütün bunların içinde düşmanlık değil, ince bir eleştiri ve sıcak bir tebessüm vardı. İnsanlar hem güler hem düşünürdü.
Bugün ise fıkra denildiğinde çoğu zaman akla ilk gelen şey birilerini küçümsemek, aşağılamak ya da alaya almak oluyor. Özellikle kadınlar, kolay kahkahaların ve ucuz esprilerin malzemesi hâline getiriliyor. Sanki mizah üretmenin başka yolu kalmamış gibi, fıkraların merkezine kadınları rencide eden kalıplar yerleştiriliyor.
Oysa mizahın gücü birini incitmekte değil, düşündürmektedir. Nasrettin Hoca yüzyıllardır anlatılıyorsa bunun sebebi kimseyi aşağılamadan insanın zaaflarını, çelişkilerini ve hayatın komik yanlarını gösterebilmesidir. Temel ile Dursun hâlâ yüzümüzde bir tebessüm bırakıyorsa bunun nedeni, insanı küçümsemeden güldürebilmeleridir.
Belki de kaybettiğimiz şey tam olarak budur. Gülmenin zarafetini, mizahın inceliğini ve düşündürme gücünü unuttuk. Kolay kahkahaların peşine düşerken insanı zenginleştiren o ince zekâyı geride bıraktık.
Ben kadınların ucuz muhabbetlere konu edilmesine karşıyım. Çünkü mizah, bir cinsiyeti hedef aldığında değil; insanı, hayatı ve toplumu anlattığında değer kazanır.
Bugün dönüp baktığımda, fıkraların sadece güldürmesini değil düşündürmesini de özlüyorum. Çünkü gerçek mizah, birilerini inciterek değil; insanı kendisiyle yüzleştirerek anlam kazanır.
Nasrettin Hoca’nın göle maya çalarken söylediği gibi:
“Ya tutarsa…”
Belki bir gün yeniden, insanı küçümsemeyen, kadını aşağılamayan, öfke yerine tebessüm bırakan o güzel fıkralar hayatımızda yerini alır.
Ya tutarsa…

