*- İNCELİK VAR! / YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

Hani Derviş demiş ya, ‘Ben bilirim ne bilmediğimi’, Veysel de demiş
‘İnsanlığın Erdemini…’
Başkasının baharını çalanın, bahçesi çiçek açmaz!
Başkasının güneşini kesenin, üzerine güneş doğmaz!..
Bilen anımsar, bu sözler tabii ki Aşık Veysel’den…
En talihsiz insanlar ise;
Yalancı toplumlarda, dürüst olanlardır, değerli dostlar.
En sevdiğim yazarlardan birinin, bir kitabından unutamadığım bir kısmı şöyle :
‘Kaçacak bir yer yok.
Dünyanın her yerinde aynı dümen dönüyor.
Çünkü insanın düşünce biçimi böyle!’
Konuştuğu dile bile yansımış!
Mesela, Türkçede ‘sadaka’ diye bir kelime var.
Ve bu kelime, yine Türkçedeki başka bir kelimeyle aynı kökene sahip.
O kelime de sadakat.
Düşünebiliyor musun? Sadakayla sadakatin kökeni aynı.
Niye?
Çünkü birilerinin sana sadık kalmasını istiyorsan onlara sadaka vereceksin!
Ama tabii bunun için de ilk yapman gereken şey, insanları sadakaya
muhtaç hale getirmek!..’
İnceliği sanıyorum çıkarmışsınızdır…

*- SOĞANLI MI, SOĞANSIZ MI?
Ezgi Kozanlı avukat bir hanım kızımız…
Eline kalemi aldı mı, ona buna dokundurmadan geri kalmaz.
Genelde işverenlerin korkulu rüyası, aynı zamanda meslektaşlarının da…
Benim ‘aykırı’ diye sıfat taktıklarımdan.
İşte bir örnek vereyim kendisinden:
“Kızmazsanız, erkeklerin çoğunun ARTIK birer matruşka olduğunu düşünüyorum.
Ama iç içe bebekler yok, sadece iki bebek var.
Dışarıdan görünen en büyük ve gerçekte olan en küçük bebek:)
-kadınlar hakkında da benzer yorumlarınız varsa, buyurun anlatın; ben
o tarafı bilemiyorum-
Matruşka erkekleri anlatayım size;
Bir yerde tanışıyorsunuz, bir ortamda karşılaşıyorsunuz ya da sosyal
medyadan bir mesaj alıyorsunuz.
Bakıyorsunuz, bayağı kerli ferli, güzel işler yapmış, güzel okullarda
okumuş, statüsünü yönetmeyi bilen bir beyefendi.
‘Tamam’ diyorsunuz, iki lafın belini kırabiliriz.
Ama o kısa sohbet dakikalar içinde hiçbir sınır gözetmeyen bir flört
motivasyonuna ulaşıveriyor.
Medeni hal sorgulaması yapılmadan ‘ben evliyim!’ diye sohbet içerisine
sıkıştırmak zorunda kalıyorsunuz, matruşka bebek erkekle
karşılaştığınızı anlayınca.

Son yıllarda, evli olmayı, bir kalkan olarak üzerimde taşıdığımı hissediyorum.
Oysa ne gerek var?
Günlük hayatında alyans takmayan ben, ilk iş görüşmelerine alyans
takıp da gidiyorum.
Ve bunun ilgi çekici bir kadın olarak görülmek gibi bir yan etkisi de yok.
Çünkü ‘matruşka bebek erkek familyası’ için, iş hayatının içinde,
hasbelkader bir işler becermiş, saçını tarayıp, dişini fırçalamış bir
kadın olmanız hedef olmanız için kafi.
Çünkü onun asıl meselesi bir kadına gönlünü kaptırmak değil; başarmış
(!) bir kadını tavlayarak sevilmemiş bulunduğu kadınların acısını
çıkarmak.
Sayı peşinde.
Atmaya niyet ettiği sayıyı atıp atamayacağının sorgulamasını bile yapmıyor.
Bana geçtiğimiz otuz yılda söylenen ‘erkekten arkadaş olmaz!’ tezini
son beş yılda onaylamama sebep olan bütün ‘matruşka erkeklere’
kırgınım.
Travmatik aşk acılarınızla, statüsel onay ihtiyaçlarınızı onarsanız
da, bize de kadınlar olarak cinsiyetler üstü bir dostluk ortamını geri
verseniz olmaz mı?
Sahiden ben, arkadaş olabildiğim erkekleri çok özledim.
Vardı böyle bir şey eskiden.
Gerçekten vardı…”
Sanıyorum Ezgi hanım, adliyede ya da iş hayatında yaşadıklarından bu
konuda karar almış ve toplumla paylaşmayı seviyor…
Belki de büyükleri haklı, ‘Erkekten arkadaş olmaz!’
Burada belirtmiyor ama kendisi gibi düşünenler, ‘erkekten koca ya da
sevgili olur!’ inancındalar…
Ezgi Hanım soruyor, ‘Siz kadınlar için ne düşünüyorsunuz?’ diye….
“Menemen soğanlı mı, soğansız mı olmalı?’ sorusu gibi bir şey değil mi?

*- ÖYLEYSE
Bazılarına göre; ‘Her yıldızın, her gezegenin ruhu vardır. Güneş, Ay,
yıldızlar, görünen birer tanrıdırlar, hareket ederler.
Çünkü canlıdırlar, ruhları vardır.
Ağaçların ve hayvanların da ruhu vardır.
İyi yürekli ve güzel olan yaradan olağanüstü bir dünya yaratmıştır…’
‘Öyleyse?’  diye sorar öğrenciler, ‘dünyada niçin bu kadar kötülük var?’
‘Çünkü!’ der Platon, gördüğünüz dünya, manevi dünyanın sadece bir gölgesidir.
Sizler bir mağarada sırtlarınızı ışığa dönmüş olarak oturuyorsunuz,
karşınızdaki duvarda gördükleriniz eşyaların kendisi değil,
gölgesidir.
İşittikleriniz ses değil, yankıdır.
Dönüp arkanıza bakın, daracık dik yoldan yerin altından yukarıya çıkın.
Gökyüzünü, güneşi göreceksiniz…’
Ben bu ‘İnsan nasıl insan oldu?’ hikayesinden bir şey anlamadım…
Ama nedense herkes bu tip anlatımlara merak sarmış gibi….

*- NEDEN  GENÇLİK
Şimdi asıl konuya gelelim;
‘Atatürk niçin en büyük eseri saydığı Cumhuriyeti gençliğe emanet
etti?’ sorusuna…
‘Niçin geleceğin siyasal iktidarlarının, kişisel çıkarları nedeniyle
düşmanla işbirliği yapabileceği olasılığını bile düşündü de,
gençlikten bir an için bile kuşkulanmadı?’ Gazi Mustafa Kemal Atatürk?
Kısaca özetlemeye çalışalım:
“Genç insan, yeniliklere açık insandır.
Köklü değişikliklerden korkmayan insandır.
Daha iyi bir yarın umut eden ve bunun için çaba göstermeye hazır olan insandır.
Gençliği diğer kuşaklardan ayıran bu temel tutum farkını yaratan
etkenlerin başında, bireysel enerji düzeyi gelir.
Enerji, değişikliklere uyum yeteneği ve kolaylığı demektir.
Yıllar geçtikçe enerjisi azalan kişi, uyum göstermek için yeni çabalar
gerektirecek köklü değişikliklerden korkmaya başlar.
Üstelik, yeni durumlara uyum göstermek için zamanının da giderek
azaldığını hissetmektedir.
Yıllar geçtikçe insanlar sadece yaşlanmazlar, genellikle olanakları da artar.
Toplumda daha iyi bir konuma gelirler.
Ve yıllar boyu süren çabaların ürünlerini yitirme korkusu, yaşlıları
tutucu olma yönünde etkiler.
Yaşlı insanın, toplumda ulaştığı konumu ve sahip olduğu maddi
olanakları yitirmesi durumunda, onları yeniden elde etmek için gereken
ne yeterli enerjisi ne de zamanı vardır.

*- GENÇLİK ÇIKARCI DEĞİLDİR
Çağdaş toplumlarda gençlik, genellikle yetki ve sorumlulukların dışına
itilmiş bir kesim oluşturur.
Gençlik düzenle bir çıkar bağı içine girip, bütünleşmemiştir.
Üstelik de, kendisi dışında kimsenin sorumluluğunu yüklenmemiştir.
Davranışlarını ayarlarken ya da toplumda bazı köklü değişimlerden yana
tutum takınırken, bir anlamda özgürdür.
Oysa evlenmek ve çocuk sahibi olmakla somutlaşmaya başlayan
sorumluluklar zinciri, ileriki yıllarda adımlarını çok daha dikkatle
ve ihtiyatla atmasını gerektirecektir.
Gençlik yıllarında etkisi altında kalınan ve benimsenen bazı siyasal
görüşler, yıllar geçtikçe ılımlılaşmanın yanı sıra, aynı zamanda
-belirli ölçüler içinde- gerçekleşme olanağına da kavuşabilirler.
Gerçekleşmeleri oranında bunların değişmemesini istemek ve böylece
siyasal yelpazede soldan başlayıp sağa doğru kaymak da doğal bir
gelişmedir.

*- GENÇLER YENİLİKÇİDİR
Gençlik, sürekli yenilendiği için kurumsallaşamayacak,
kalıplaşamayacak bir güçtür.
Ve tüm bu özelliklerinden dolayı, gençlik idealisttir.
Onun inandığı ülkülerin peşinden koşmasına engel olacak çıkar bağları yoktur.
Buna ek olarak da, gelişmiş ülke gençlerinin kişiliklerinde bireysel
değerler ağır basarken, geri kalmış ülke gençliği için ulusal değerler
öne çıkar.
Toplumu çağa taşımayı kolaylaştıracak en ileri kurumları getirmek ve
eskidikçe onları da yenilemek!
Bu bir sürekli devrim anlayışıydı.
Atatürk en ileri kurumların bile günün birinde eskimiş düzene
dönüşmesinin kaçınılmaz olduğunun bilincindeydi.
Sürekli devrim sürekli ileriden yana olmak demekti.
Bu nedenle de, sürekli devrimcide iki temel nitelik gerekiyordu:
Çıkarlarının hiçbir zaman düzenle bütünleşmemesi ve yeniliklere uyum gücü.
Bu iki nitelik sadece ve sadece gençlikte olduğu içindir ki Atatürk en
çok gençliğe güvenmiştir.
30 Ağustos 1924’te Dumlupınar’da şöyle diyordu:
“Gençler, cesaretimizi pekiştiren ve sürdüren sizsiniz.
Siz almakta olduğunuz terbiye ve kültürle insanlık erdeminin, vatan
sevgisinin, fikir özgürlüğünün en değerli simgesi olacaksını …
Ey yükselen yeni kuşaklar, gelecek sizindir.
Cumhuriyeti biz kurduk, onu yüceltecek ve sürdürecek olan sizsiniz.”

*- İNCELİK VAR! / YAŞAR EYİCE

*- İNCELİK VAR! / YAŞAR EYİCE

*- İNCELİK VAR! / YAŞAR EYİCE

*- İNCELİK VAR! / YAŞAR EYİCE

*- İNCELİK VAR! / YAŞAR EYİCE

*- İNCELİK VAR! / YAŞAR EYİCE

*- İNCELİK VAR! / YAŞAR EYİCE

*- İNCELİK VAR! / YAŞAR EYİCE

*- İNCELİK VAR! / YAŞAR EYİCE


Yaşar EYİCE
0532 781 95 18

E-Posta: yasar.eyice@gmail.com
Twitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir