*-EYLÜL BAŞI / YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

Urla’nın büyük ve kapalı alanda kurulu Cuma pazarında aradığınız her şeyi bulursunuz.

Neredeyse ‘otomobil alacak’ kadar önemli bir Pazar…

Urla’nın hemen her hafta sonu bir merkez dışı semtlerinde yerleşim alanlarında ‘festival’ havasında özel ‘eğlence kaynaklı’ satış stantları bulunan törenler.

Örneğin; Eylül’e 15’nci Geleneksel  Urla Samutbaba Anma Törenleri ile girildi.

Balıklıova  Köyü Kahvesi’nde; ‘Şefketibostan’ yetiştiriciliği eğitimi verildi, Eğitmen- Biyolog Semra Uysal tarafından…

Urla Yazın Yolcuları, kitapların dünyasında buluşuyor, her ayın ilk cumartesi günü Sanat Sokağı’nda…  Gerçekleşecek Kitap Tanıtım Günlerinde değerli yazarlarla bir araya geliniyor, kitaplar üzerine keyifli sohbetlere eşlik ediliyor. Kitap alım ve değişimleri oluyor.

Urla Bağbozumu Briç Turnuvası, briç tutkunlarını bir araya getirdi. Strateji, dikkat ve dostça rekabetin ön planda olduğu turnuvaya, Belediye Başkan Vekili Prof. Dr. Mesut Önen de katılarak sporcuların heyecanına ortak oldu.

Nohutalan’ın bereketini, emeğini ve birbirinden güzel lezzetlerinin kutlandığı, Nohutalan Kavun ve Boşnak Böreği Şenliği için son hafta sonunda buluşuldu.
Urla’nın sosyal, kültürel ve ekonomik yaşamına değer katan etkinlikler artırarak sürdürülüyor; birlik ve beraberliği güçlendiren nice güzel buluşmalara imza atılmaya çalışılıyor, bilmem bir iki Eylül başı  etkinlikleri paylaşarak anlatabildim mi?

Konum bunlar değil, az sonra paylaşacağım…

 

*- SALI PAZARI

Urla’nın Cuma pazarını söyledim Belediyenin.

Bir de ‘Salı Pazara’ var…

Salı Pazarı meydanda, karşısında.

Salı Pazarı sadece ‘Urlalı Üreticilere’ açık…

Yani İzmir Halinden mal getirmek yasak.

Yanı, başka kentlerden seyyar ve diğer pazarcıların gelmesi, satış yapması da yasak!

Zaten aralarına sokmazlar…

Her satılan sebze ve meyve yerli…

İlk aklıma gelenler: Bamya, enginar, üzüm, kavun, incir…  sıralama böyle devam ediyor

Canımız şeftali çekti…

Yarma Bursa şeftalisi istiyorsanız, ‘Salı Pazarında’ değil, tam karşıdaki tarihi “Malgaca” alışveriş merkezindeki manavlara uğramalısınız.

Bornova Bamyası’nın hastası olduğumdan, ama bulunmadığı için, ben de benzeri ‘Urla Bamyası’ almak için Salı Pazarı’na gittim.

Alışverişimi yaptım, PTT arkasındaki Urla Belediyesi’nin işletimindeki açık otoparka gittim, aracı normale harekete hazırladım, Karşıyakalı Sarışın binmeye hazırlanırken sağ arka kapıdaki ezikliği gördü, ‘Çarpmışlar!’ dedi.

İndim baktım, ‘doğru!’

Gişede ödeme yaparken, ‘Kardeşim çarpmışlar!’ dedim…

Baktılar ve yol gösterdiler, ‘Kapalı otoparkın bulunduğu yerde kamera kayıtları oluyor, onlara danışın…”

Gittim, görevliyi buldum, ilgi gösterdi, yanına alarak ‘Bilgi işlem’e götürdü.

Saat 15.30’daki otoparki girişimden itibaren park etmeme kadar gösterdiler, sonra ‘Bundan sonrası yasak!’ dediler.

Yani park halindeki aracıma kimin çarptığını göremedim.

Onlar da yolunu gösterdi:

‘Emniyete git, durumu bildir, dilekçe ver… Onlar görüntüleri bizden alırlar ve gerekeni yaparlar!…

 

*- ARABAYI KALDIRDIN MI?

Urla Emniyet Müdürlüğüne gittim.

Kapıdaki görevli memura, belediyenin otoparkında aracıma çarparak maddi zarar verdiklerini, video kayıtlarının Belediyenin Bilgi İşleminde olduğunu, söylediklerine göre, size anlatmamı ve gerekeni yapacağınızı söylediler, dedim.

Gayet kibar ve ilgili olarak, Trafik Şubesine gönderdi.

Keşke tüm memurlarımız bu gencimiz gibi olsa, diye düşündüm.

Trafik Denetleme Şubesine girdim, sadece bir memur kalmış, büyük ihtimalle bir amir, çıkıyordu , “Arabayı yerinden kaldırdın mı?” diye sordu ayaküstü, anlatımının ardından…

Çarpan sağımdan olduğu için fark etmedim, aklıma da gelmedi, ancak ön koltuğa binen fark etti,  otopark yetkililere gösterdik, dedim.

Doğrusunu söyledi:

“Araç yerinden kalkmayacaktı, sen 112’yi arayıp trafik ekibi çağıracaktın…”

“Ben fark etmedim, iki dakika sonra fark edildi…” dedim, tabii geçersiz sayıldı.

Beni ana binadaki karakol polislerine gönderdi.

Hatta üç basamaklı korugansız yüksek merdivenlerden koluma girerek inmeme yardımcı oldu.

 

*- KIDEMLİ POLİS

Urla Emniyet Müdürlüğü’nün ana binasına girdim.

Sağa sola bakınırken bir sivil memur geldi, ona da durumu anlattım.

Beni bir yere götürdü, yaşından anladığım kadarıyla kıdemli bir memurun da sorularını yanıtlayıp başıma geleni anlattım, gelişmelere, daha doğrusu belediye memurlarının karakola göndermelerini fena sinirlendi.

“Asıl belediyeyi mahkemeye vermen lazım, arabana güvenli otoparkta sahip çıkamadıkları için ..” dedi.

“Şimdi bu iş için iki memuru görevlendireceğim…. Olur mu? Önüne gelen polise geliyor ya da gönderiliyor” diye yüksek sesle konuşurken, bir odadan iki yıldızlı amir çıktı yanımıza geldi.^

“Kıdemli polis” daha ben konuşmadan, amirine döndü ve belediyecilere şikayet ederek, her sorunu bize yüklüyorlar gibisinden, yani şikayet dilekçesi alınmaması yönünde, görüşünü anlatmış oldu amirine…

O da bana, ‘Sen adını soyadını, telefonunu, arabanın plakasını , olayın saatini ve yerini yaz. Biz bakalım, plakası belli ise sürücüyü bulur, zararı ödemesini söyleriz, Ödemezse sana haber veririz…” dedi.

İlk karşılayan sivil memur, bir kağıt üzerine bunları yazdı.

“Ne olacak?” diye sordum…

Yarın gelecek olan memurun bilgisayarının üzerine yapıştıracağını belirtti.

Teşekkür ettim, ayrıldım…

Mesaisi dolan memurların müdürlüğü terk ettiklerini gördüm…

 

*- İYİ POLİS

Urla Emniyet Müdürlüğü’nden ayrılırken, kapıda bana yaklaşımı ve davranışları on üzerinden 100 olan kapı  görevlisi polis memuru ‘İşini hallettin mi amca?” mealinde bir soru ile yaklaştı.

“Sen çok genç ve iyi niyetlesin ama bence herkes senin gibi değil… Sanıyorum beni başlarından savdılar!’ dedim.

Şaşırdı, belli etmemeye çalışarak, meslektaşlarının çok başarılı olduklarını, benim yanlış anladığımı, vatandaşın sorunlarını çözdüklerini anlatmaya çalıştı.

“Haklısın, umudum ve ümidim var!” dedim.

Ben Urla Emniyet Müdürü olsam bu ciddi, dikkatli ve halka yanaşımını bilen kapı nöbetinden alır, halkla ilişkilere veririm….

Şimdi ne mi yapacağım?

Belki hiç böyle uzun uzun hiçbir memura anlatmayacağım, dilekçe olarak yazıp, kayıtlara geçmesini sağlayacağım.

Veya Kaymakamlığa bir dilekçe ile başvurup ileride lazım olur düşüncesiyle sıkıntımı bildireceğim.

Gerisi onların bileceği iş…

Hangi vali idi, şimdi anımsayamıyorum.

Sanıyorum İzmir Emniyet Müdürü  ya Ercüment bey idi ya da Hüseyin Çapkın.. Kayıtlardan bulunur.

Alsancak’ta  Gazi Bulvarı önünde trafiği aksatmayacak bir şekilde durmuş, trafik polisine kendimi tanıtarak, yardımcı olmasını ve karşıdaki mekanlardan birinde beş on dakikalık bir işim olduğunu söylemiş izin istemiştim.

‘Tamam!’ dedi, en fazla 15 dakikada döndüm, ne göreyim ‘silgecin altında ceza makbuzu’ duruyor.

“Bu nedir?” diye sordum, gülerek ‘ceza’ demişti.

Sinirle Kantar Karakoluna gittim…

Önce kapıdaki polis, ‘Memuru şikayet edemezsin!’ diyerek içeri almak istemedi.

Sonra aynı muameleyi gördüm.

Gelişmeleri anlatmayayım, ‘Şikayetimin alınmasını bekledim… İlgi yok…”

Sonunda vali beyi aradım, durumu anlattım, ‘Her vatandaş, herkesi lbeni de Başbakanı da şikayet edebilir, şikayetçi olabilir…” dedi.

Az sonra önce İzmir Trafikten Sorumlu İl Müdür yardımcısı, arkadan İzmir İl Emniyet Müdürü geldi. Memurun başında durarak şikayeti yazdırdılar…

Kayıtlarda bulunur…

İzmir Valisi de bu memurları mahkemeye verme iznini omayladı.

Mahkemede, o zaman Savcılar da bulunuyordu.

Bir de bayan hakimden okkalı bir fırça yediler….

Şimdilik bu kadarını anlatıyorum, belki ileride devamını da yazarım…

 

*-EYLÜL BAŞI / YAŞAR EYİCE

*-EYLÜL BAŞI / YAŞAR EYİCE

*-EYLÜL BAŞI / YAŞAR EYİCE

*-EYLÜL BAŞI / YAŞAR EYİCE

*-EYLÜL BAŞI / YAŞAR EYİCE

*-EYLÜL BAŞI / YAŞAR EYİCE

*-EYLÜL BAŞI / YAŞAR EYİCE

*-EYLÜL BAŞI / YAŞAR EYİCE

*-EYLÜL BAŞI / YAŞAR EYİCE

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir