Buket Işıkdoğan Köse
Bazı şehirlerin kurtuluşunu meydanlarından, bazılarını ise tepelerinden anlamak gerekir.
İzmir’in 9 Eylül’ünü anlamak için biraz Bornova’ya, biraz da Belkahve’ye bakmak gerekir.
Bugün Belkahve’den İzmir’e baktığımızda karşımızda ışıklarıyla uzanan kocaman bir şehir görüyoruz. Oysa 9 Eylül 1922’de aynı tepeden bakıldığında görünen bambaşka bir İzmir’di.
Üç buçuk yıldır işgal altında olan bir şehir… Ve o şehre doğru ilerleyen bir ordu…
26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz ’un ardından 1 Eylül’de Mustafa Kemal Paşa’nın verdiği emir, artık hedefi açıkça gösteriyordu:
“Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!”
Ordunun önünde İzmir vardı. Ve o yol, Bornova’dan geçiyordu.
Bornova’dan geçen nal sesleri
9 Eylül sabahı Türk süvarileri Sabuncubeli üzerinden Bornova’ya indi. Yorgun, fakat kararlı birlikler İzmir’e doğru ilerliyordu.
Bornova’da yaşanan çatışmaların ardından süvariler yollarına devam etti. Önlerinde artık İzmir vardı. Bugün üzerinde günlük hayatımızı sürdürdüğümüz o yolları düşündüğümde, 9 Eylül sabahının nal seslerini hayal ediyorum. Belki bir evin penceresinden bakanlar vardı. Belki yıllardır beklenen haberin geldiğini anlayanlar… Ve belki o an hiç kimse, yaşananların yıllar sonra bir şehrin hafızasına böyle kazınacağını bilmiyordu.
Bornova, o gün yalnızca ordunun geçtiği bir yer değildi. İzmir’in özgürlüğe açılan kapılarından biriydi.
Aynı gün Mustafa Kemal Paşa da Nif’ten Belkahve’ye geldi. Yanında İsmet ve Fevzi Paşalar vardı, karşısında İzmir…
Mustafa Kemal’in İzmir’i ilk kez kurtarılmış olarak gördüğü o an, Belkahve’nin hafızasına yerleşti.
Kadifekale’de Türk bayrağı dalgalanıyordu. Yıllardır işgal altında olan şehir artık özgürdü.
Mustafa Kemal’in burada söylediği aktarılan bir cümle vardır:
“Bu şehre bir şey olacak diye çok korktum.”
Ne kadar sade bir cümle… Ama içinde ne çok şey var. Bir komutanın sorumluluğu, bir insanın kaygısı, bir şehre duyulan sevgi… Belkahve’den İzmir’e bakarken belki de bu yüzden yalnızca bir manzara görmemek gerekir. O tepede, bir milletin yıllardır taşıdığı endişenin yerini umuda bıraktığı anı düşünmek gerekir.
Bugün Bornova Belediyesi tarafından 9 Eylül 1922’nin hatırasını yaşatmak amacıyla kullanılan Belkahve Ata Anı Evi’nin anlatımında, Mustafa Kemal ve yakın silah arkadaşlarının İzmir’i ilk kez gördükleri ve burada kahve içtikleri aktarılıyor.
Düşünüyorum… Yıllardır süren savaşın ardından İzmir görünmüş. Kadifekale’de Türk bayrağı dalgalanıyor. Ve bir kahve içiliyor.
Belki de o kahvenin içinde sadece kahve yoktu. Yorgunluk vardı. Endişe vardı. Şükür vardı. Ve artık sona yaklaşan büyük bir mücadelenin sessizliği vardı.
Önce ordu, sonra Mustafa Kemal
9 Eylül’ün önemli ayrıntılarından biri de budur.
İzmir’e önce ordu ulaştı.
Mustafa Kemal Paşa ise İzmir’e 10 Eylül’de girdi.
Yani 9 Eylül, yalnızca bir şehrin kurtuluşu değil; Büyük Taarruz’la başlayan yürüyüşün hedefe ulaştığı gündü.
Türk bayrağı Kadifekale’de dalgalandı. Hükümet Konağı’nda dalgalandı ve İzmir, yeniden Türk vatanının bir parçası olduğunu bütün dünyaya gösterdi.
Millî Mücadele’nin belgelerine baktığımızda ise karşımıza tek bir kahramanın değil, aynı hedefe yürüyen koca bir ordunun hikâyesi çıkıyor.
Süvarisiyle, piyadesiyle, komutanıyla, adsız neferiyle…
Her biri o büyük yürüyüşün bir parçasıydı.
Bugün Belkahve’den İzmir’e bakıyorum. Şehrin ışıkları uzanıyor önümde. Ve ister istemez 9 Eylül 1922’yi düşünüyorum. Sabuncubeli’nden Bornova’ya inen süvarileri… Bornova’dan İzmir’e uzanan yolları… Kadifekale’de dalgalanan bayrağı…
Ve Belkahve’de İzmir’e bakarken kahvesini yudumlayan Mustafa Kemal’i… Tarih bazen kitapların sayfalarında değil, bulunduğunuz yerin kendisinde saklıdır. Bornova’nın sokaklarında, Belkahve’nin yamaçlarında, İzmir’in taşlarında. Bu yüzden 9 Eylül benim için yalnızca bir kurtuluş günü değildir.
Bir milletin yeniden ayağa kalktığı gündür.
Ve bugün Belkahve’den İzmir’e baktığımda, o günün sessiz tanığı olan bu tepeden yükselen tek bir cümleyi duyuyorum:
İyi ki o yoldan geçtiler.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, İzmir’in kurtuluşu için mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.
9 Eylül İzmir’in kurtuluşu kutlu olsun.
Belkahve’den İzmir’e: 9 Eylül’e Bornova’dan Bakmak

Belkahve’den İzmir’e: 9 Eylül’e Bornova’dan Bakmak


bu yazıyı okurken sanki yol kenarında süvarilerin önümden geçtiğini ve coşkuyla alkışlayanlardan biri gibi hissettim kendimi
bu şahane yazı için teşekkür ediyorum yazara
10 Eylül 1922 ve bugünlere
KUTLU OLSUN