Gündem yoğun…
Dolu dolu gidiyor!
Adamımız (!) İ. Melih Gökçek, ‘Cumhurbaşkanı ile ters düşmem’ diyerek Recep Tayyip Erdoğan’a mesaj gönderdi.
Bu arada, Ankara Büyükşehir AKP Grup toplantısında, Gökçek, Ankapark ve İnanç Müzesi gibi büyük projeler için destek vermeye hazır olduğunu söyledi.
Ve, ‘Ben gerekirse bu projeler için gönüllü olarak gelirim her türlü desteği veririm. Yeter ki bu projeler tamamlansın’ dedi.
Yani ‘bu işten para pul istemiyorum ‘ dedi.
Kulislerde, ‘Adam parasız adımını atmıyormuş!’ ilk kez galiba…’ diye başlayan yorumlar yapıldı.
Ancak AKP’liler sözlerin yanlış anlaşıldığını ve çarptıldığınıı iddia ettiler.
*- Meral Akşener ‘İYİ’ geldi…
Meral Akşener uzun zamandır beklenen partisinin ismini nihayet açıkladı. Partinin adı ve yazılışı ilginç bir benzerliğin de özellikle sosyal medyada gündem olmasına neden oldu.
Partinin logosunun zemini gök mavisi, ismi de ‘İYİ’. Yani ortaya Kayı Boyu’nun bayrağı olan iki ok bir yay çıkıyor.
Kuruluş kongresinde açılan pankart ve logolarda da Kayı Boyu’nun işaretinin yeni partinin ismiyle özdeşleştirildiği görüldü.
İYİ sembolünün hayatımıza girmesi bir TRT dizisiyle gerçekleşti. Kayı Boyu ve Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş sürecini anlatan Diriliş Ertuğrul dizisiyle gündeme gelen sembol, hayli popüler oldu.
Bu işaret takılardan, cep telefonu kılıflarına kadar birçok yerde karşımıza çıktı.
*- Derinliğine inence…
Kayı boyu, Oğuz Kağan Destanı’na göre Oğuzların 24 boyundan, Kaşgarlı Mahmud’un Divân-ı Lügati’t-Türk adlı eserine göre ise yirmi iki Oğuz boyundan ikincisi. Divân-ı Lügati’t-Türk’te belgeleri; Kayi.png olarak tanımlanmaktadır. Oğuzların Bozok kolundan bir boydur. Osmanlı Hanedanı bu boydan gelmiştir. Reşidüddin’nin listesinde sembolleri şahin, yani şahinlerin en büyüğü olan Akdoğan’dır. Oğuzlar’ın en kudretli boylarındandır. Kayı kelime anlamı olarak güç, kuvvet ve kudret sahibi demektir. Kayı boyunun damgası, iki ok ve bir yaydan oluşur. Babası Gün Han ve dedesi Oğuz Han olan Kayı Han bu boyun ilk atasıdır.
*- Bunları hatırladınız mı?
Amblem ve logolar siyasi partilerin çizgilerini yansıtan ideolojilerini ortaya seren önemli semboller.
Örneğin, CHP’nin “altı ok”u, Cumhuriyet Halk Fırkasından doğan ve bugün Cumhuriyet Halk Partisi’yle özdeşleşen altı ana kavramı temsil ediyor.
Bunlar; Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve Devrimcilik.
‘Milletin yükselişi için fırkanın ruhunda kaynayan hızın ve ileriliğin gösterilmesi fikri fırka işareti olarak okların kabul edilmesinde esas olmuştur.
Oklar, Türk oklarının stilize edilmesiyle oluşturulmuştur’ denilen tarifte, oklardan en uzununun Türk okunun orantılı olarak stilize edilmiş şekli olduğu hatırlatılarak, arka ucunda yaya takıldığını simgeleyen bir üçgenle kesildiğine dikkat çekiliyor.
*- Diğerlerini de anımsayın…
MHP’nin logosu da tarihi anlamlar taşıyor.
Kırmızı zemin üzerine beyaz üç hilalden oluşan MHP logosunun, Osmanlı İmparatorluğunu ve üç kıtada hüküm sürmesini sembolize ettiği vurgulanıyor.
Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’nin, 8-9 Şubat 1969’daki olağanüstü kongresinde ‘Milliyetçi Hareket Partisi’ adını almasının ardından ilk Genel İdare Kurulu’nda amblem olarak ‘üç hilal’ kararlaştırıldı.
Aynı toplantıda MHP Gençlik Kolları için de ‘hilal içinde kurt’ amblemi benimsendi.
Bozkurt’un, Türklere Ergenekon’dan çıkışta yol gösterdiğinin altı çiziliyor.
*- Kaç kişi biliyor?
Demokrat Parti’nin ambleminde kırmızı beyaz renkler ve Türkiye haritası üzerinde ‘kırat’ figürü ön plana çıkıyor.
Türkiye haritası, Anavatan ile birleşmenin ardından ambleme girdi.
DP, 1946’da kurulduğunda ‘demokrat’ kelimesinin, bu kavrama yabancı halk arasında ‘demir kırat’ diye anılmasından dolayı ‘kırat’ın logoya girdiği belirtiliyor.
Saadet Partisi’nin hilali, milli manevi değerleri temsil ederken, amblemdeki beş yıldız da sırasıyla; ‘saygınlık, itibar ve şeref’, ‘refah ve kalkınma’, ‘insan hakları ve hürriyet’, ‘sevgi, hoşgörü, kardeşlik ve barış’ ile ‘adalet ve hak anlayışını’ simgeliyor.
Büyük Birlik Partisi’nin amblemindeki hilal, karanlıkları aydınlatan ışığı, yayılmacılığa ve zulme dayanan Yeni Dünya Düzeni’ne alternatifi, muhalif duruşu ve gücü ifade ediyor.
Hilalin kucakladığı gülün de Hazreti Muhammed’i hatırlattığı söyleniyor.
Demokratik Sol Parti’nin amblemindeki gök mavisi zemin ‘özgürlüğü’, ak güvercin ise ‘barış ve sevgi’ anlamına geliyor.
*- İnanması güç…
Bu arada medyaya düşen son ‘Şok iddia’ dan söz etmek istiyorum.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Meclis Başkanı Kahraman’dan da istifa isteyecek
Belediye başkanlarının istifasını isteyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘ağabey’ olarak seslendiği TBMM Başkanı İsmail Kahraman’dan da görevi bırakmasını isteyeceği iddiası gündeme bomba gibi düştü.
AKP grubunda Kahraman’la ilgili değişiklik beklentisini dile getirenler, farklı gerekçeler öne sürerken, Kahraman’dan boşalacak TBMM Başkanlığı için ortaya atılan isimler ise şöyle sıralandı…
Erdoğan’ın ‘değişiklik’ için düğmeye basması durumunda Kahraman’dan boşalacak TBMM Başkanlığı için Hayati Yazıcı, Nabi Avcı, İsmet Yılmaz ve Bekir Bozdağ’ın isimleri konuşuluyor.
*- Bakalım ne olacak?
Meclis’te Kasım ayında yapılacak başkanlık, başkanlık divanı ve grup başkanvekilliği seçimleri için kulisler hareketlendi.
Belediye başkanlarıyla ilgili ‘istifa’ krizini gecikmeli de olsa sonuçlandıran Erdoğan’ın “ağabey” dediği ve 14 yıllık aradan sonra yeniden milletvekili seçtirerek iki yıl önce başkanlık koltuğuna oturttuğu İsmail Kahraman’ı değiştirmeyi düşündüğü belirtiliyor.
Yasama çalışmalarına 1 Ekim’de başlayan TBMM’de İçtüzük gereği Kasım ayında iki yıllık görev süreleri dolduğu için başkan ve
başkanlık divanı üyelerinin seçimi yapılacak. TBMM’de grubu bulunan dört siyasi partinin grup başkanvekilleri ile ihtisas komisyonlarının başkanları da bu süreçte yeniden belirlenecek.
Seçime yönelik kulisler hareketlenirken, kısa süre öncesine kadar göreve devam edeceğine kesin gözüyle bakılan TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın görevi bırakmak zorunda kalabileceği belirtiliyor. AKP kulislerinde Erdoğan’ın, başkanlığa devam etmek isteyen Kahraman’dan ‘artık dinlenmesini’ isteyebileceği kaydediliyor.
*- Efsane oldu!
Çoğunluk duymuştur, ama ben bir kez daha hatırlatmak istiyorum.
Güzelbahçe’de nikah 1 liraya….
Hem zarf falan da yok!
Belki de ‘bedava’ diyecekler ama bu kez yakalarına müfettişler yapışacak, ‘Sen belediyeyi nasıl zarara sokarsın?’ diyerek mahkemelerde süründürecekler.
Aynen eski Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven gibi…
Osman Özgüven Suyu bedava yapınca ve halkın lehine bazı kararlar alınca; bu uygulamaları nedeniyle hakkında Sayıştaş denetçisi rapor düzenleyip, Danıştay’da dava açmış ve hüküm giymişti.
Özgüven, halk için belediyecilik yapmış, bazıları bundan rahatsız olmuştu.
Ama sonuçta ‘efsane’ olarak kayıtlara geçti…
Şikâyetçiler ya da uğraşanların isimlerini anımsayan var mı acaba?
Haber Ekspres’te okudunuz ama güncelliğini koruduğu ve hemen unutmamamız için anımsatma yapayım:
*- Daha ucuzu olamaz!
Hükümetin müftülüklere nikâh yetkisi vermesinin ardından, Güzelbahçe’de belediye sınırlarında nikah kıydırmanın bedeli 1 lira oldu.
Güzelbahçe Belediye Meclisi, 2018 yılı gelir tarife cetvelini belirledi. Belediye Meclisi, bütçe görüşmelerinde örnek bir karara imza attı.
CHP Güzelbahçe İlçe Başkanı ve Belediye Meclis Üyesi Kazım Çam mecliste verdiği önerge ile ilçe sınırlarında 85 lira olan nikah kıyma ücretini 100 liraya çıkaran komisyon kararına karşı çıktı ve bu rakamın 1 liraya indirilmesini istedi.
Bunun üzerine Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa İnce, Çam’ın önerisini tek tek oyladı ve belediye meclisi oy birliğiyle nikah ücretinin 1 lira olmasını karara bağladı.
*- Müftülüklere nikah kıymak yetkisi !..
Başbakanlıkça onaylanarak TBMM ne yasalaşması için sevk edilen ve kabul edilen yeni yasa ‘Nüfus Hizmetleri Kanunu ve Bazı Kanunlar İçin Değişiklikleri’ de öneriyor.
Bu yasa uyarınca, belediyelere verilmiş olan medeni nikâh kıymak yetkisi artık müftülüklere de tanınıyor.
Nikâh kıymak görevini, müftüler kendilerince uygun görecekleri ve seçecekleri bir din adamına verebilecekler.
Bu kişi, bir köyün imamı da olabilecek.
*- Öncesinde…
Aileden Sorumlu Bakan ve İçişleri Bakanı, bu yasa tasarısına önce karşı çıkmışlardı.
Aynı tepkiyi MHP’li komisyon üyesi milletvekili de göstermiş ve muhalefet şerhi koymuştu.
Ancak ülkemizin şu anda geçerli sayılan durumu (statükosu) nedeni ile her üç yetkilinin itirazları yok sayılabildi ve tasarı Meclis’e sunuldu.
*- Çırpındılar ama…
Bu kez, ülkemizin birçok kadın kuruluşları ve kadınlar ağırlıklı STK’ ları devreye girdiler.
Birçok kadınımız TBMM ne bizzat giderek itirazlarını dile getirmiş oldular. Gelişme hemen her itirazda olduğu gibi ‘tasarı komisyona çekilecektir’ denerek sessizliğe büründürüldü.
Bu tepkilere karşın ise AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan kesin kararını açıkladı;
‘İsteseniz de istemeseniz de, bu yasa geçecektir!’
*- Konuşmalar sürüyor…
Özellikle kadınlarımız, Medeni Kanun ile verilen yasal haklarının ve Devrim Yasaları ile sağlanan kadınlara eşit yurttaşlık haklarının bu yasa ile geriye doğru işleyeceği kuşkusunda olduklarını söylüyorlar.
Evli kadının yasal güvencelerinin yok sayılabileceği ve çocuk gelinleri artırabileceği endişesi de yok sayılamıyor.
Bu yasa, hepimize şamil olan ‘Anayasal haklarımıza ve demokrasinin özellikle laiklik ilkesine aykırıdır’ diye düşünenler de var.
Yasalar iki gerekçe ile hazırlanır; ihtiyaç ve amaç.
Halen belediyelerin evlendirme memurlarının görev yaptığı nikâh daireleri önünde kuyruklar olmadığına göre, nikâh kıymak görevini takviye etmek üzere ikinci bir ekibe gereksinim olmadığı açık, deniliyor.
*- İkinci ilke…
Yasaların kurgulanması için ikinci gerekçe sayılan amaç ilkesi burada öne çıkıyor.
Muhaliflere göre, bu amaç ise çok açıktır; gündelik yaşamın ve sosyal ilişkilerin aynen eğitim müfredatında olduğu gibi dinsel kıstaslarla düzenlenmesine hizmet etmek!.
Hem medeni nikâh ve hem de dini nikâh olarak var gösterilen sosyal ve hukuksal evlenme sözleşmesi, artık bellidir ki, sadece Diyanet İşleri Başkanlığı kadrosundaki din adamlarınca düzenlenecektir.
*- İnanışlar değişik olabilir
İzmir ve Ege’de yok gibi ama Anadolu için aynı şeyleri söyleyebilir miyiz?
Bilemiyorum…
Söylenen şu:
Bu yasa sonrası toplumsal ayrımcılık daha da belirgin hale gelebilir. Çünkü Sünni inanışlı bir çift için geçerli olacak müftülük görevlisi olan bir imam tayin edilmiş olurken, Alevi inanç sistemine bağlı bir başka çift için bir Alevi Dedesi bu çiftin nikâhını kıymak üzere müftülerce atanabilecek midir?
Veyahut inanç farklılıkları olan Hıristiyanlar için bir papaz veya Museviler için bir haham nikâh kıymak üzere resmen kabul edilecek midir?
Şimdilik bu soruların yanıtını bilmiyoruz…
Ama önümüzdeki günlerde konu açıklığa kavuşur.
Şunu da unutmayalım: 1926’da kabul edilen Türk Medeni Kanunu (TMK) kadınlarımızın medeni haklarının güvencesidir.
Kanunla düzenlenen en önemli güvencelerden birisi de medeni nikâhtır…
Bizler, laik demokratik Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları olarak; Cumhuriyetin, devrim kanunlarının, TMK’nun kazanımlarından vazgeçmiyoruz.
Şimdi Türkiye gerçeklerine bir göz atalım.
*- 15 yılda sadece 11 kütüphane yapılmış
2 bin 863 personelin görev yaptığı 1142 kütüphanede, 725 boş kadro bulunuyor.
Son 15 yılda yapılan kütüphane sayısı ise sadece 11.
Bakan Numan Kurtulmuş, 2002-2017 yılları arasında 11 kütüphane yapımının desteklendiğini açıkladı.
Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, merkez ve taşra teşkilatında 657 sayılı Yasanın 4/A maddesine göre 435 personel, 657’nin 4/B maddesine göre 183 personel, idari kadroda da 2.244 personel olmak üzere, toplam 2.862 personelin görev yaptığını bildirdi.
Kurtulmuş, ‘Bakanlığımıza bağlı olarak Türkiye genelinde 1.136 halk, çocuk, gençlik ve 6 adet müze kütüphanesi olmak üzere toplam 1.142 kütüphanemiz bulunmaktadır.
Yerleşik kütüphane hizmetlerinden yararlanamayan vatandaşlarımıza yönelik ülke genelinde 45 gezici kütüphane aracıyla hizmet verilmektedir’ dedi.
*- Boş kadrolar da var…
Nur Belek’ten öğrendiğime göre, kütüphanelerde değişik unvanlarda toplam 725 adet boş kadro kadronun bulunduğunu açıklayan Bakan Kurtulmuş, ‘Bakanlığımızca Çocuk ve Halk Kütüphanelerinin İyileştirilmesi Projesi kapsamında 2012-2017 yılları arasında 66 kütüphane yeniden yapılandırılmıştır.
37 kütüphane de yeniden yapılandırma çalışmaları devam etmekte olup ayrıca Kamu Eliyle Yapılan Kültür Yatırımlarına Destek Projesi kapsamında 11 kütüphane yapımı desteklenmiştir’ açıklamasında bulundu.
*- 70 bin kişiye bir kütüphane düşüyor
Uluslararası Kütüphane Dernekleri Federasyonu (IFLA) tarafından yayımlanan Dünya Kütüphane Haritasına göre, 2016 yılı itibarıyla Türkiye’de 70 bin kişiye bir halk kütüphanesi düştüğü ortaya çıktı.
Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde ise bu rakamın yaklaşık 6 bin 300 kişiye bir halk kütüphanesi şeklinde olduğu tespit edildi.
Türkiye’de 2016 sonu itibarıyla Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı 1.137 halk kütüphanesi hizmet verirken, Türkiye ile yakın nüfuslara sahip Fransa’da 16 bin 100, İtalya’da 6 bin 42 Almanya’da ise 5 bin 21 halk kütüphanesi olduğu belirlendi.
Türkiye’den daha az nüfusu olan Polonya’da 8 bin 50, Romanya’da 2 bin 406 ve Çekya’da ise 6 bin 245 halk kütüphanesi bulunduğu saptandı.
*- Türkiye’de kütüphanelere üye sayısı 1,7 milyon kişi…
Halk Kütüphanelerine üye sayılarına bakıldığında Türkiye’de 1,7 milyon kişinin kütüphanelere üye olduğu görülürken, Fransa’da ise halk kütüphanelerine üye sayısının 30 milyon kişi olduğu tespit edildi. Polonya’da halk kütüphanelerine kayıtlı 8 milyon üye varken bu sayı Almanya’da ise 6,3 milyon kişi olarak belirlendi.
AB baz alındığında nüfusa göre Türkiye’de 12 bin 693 halk kütüphanesi olması gerekirken, AB ile farkın yaklaşık 10 kat olduğu anlaşıldı. Kütüphanelerden bir yılda ödünç alınan kitap sayılarında ise AB ile Türkiye arasındaki farkın oldukça yüksek olması dikkat çekti.
Bir yılda ödünç alınan kitap sayısının 2016’da Almanya’da yaklaşık 315, Türkiye’de ise 9 milyon olduğu saptandı. Medyada ise kütüphaneler ile ilgili yılbaşından bu yana 91 bin 805 haber çıktığı tespit edildi.
*- Müze sayısı arttı, ama ziyaretçi azaldı
Türkiye genelinde müze sayısının geçen yıl yüzde 2 artarak 417’ye ulaştığı belirlendi.
Bu müzelerin 193 tanesi Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı, 224 tanesinin ise özel müze olduğu tespit edildi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı müze ve ören yeri ziyaretçi sayısı, 2016 yılında bir önceki yıla göre yüzde 38,7 azalarak 17 milyon 247 bin 440 oldu.
Özel müze ziyaretçi sayısı ise 2016 yılında yüzde 9,9 azalarak 8 milyon 40 bin 90 oldu. Müzeler ile ilgili yılbaşından bu yana medyaya da 125 bin 365 haber yansıdığı tespit edildi.
*- Müzelerdeki eser sayıları arttı
Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı müzelerdeki eser sayısı, 2016 yılında yüzde 2,4 artarak 3 milyon 311 bin 359 olurken özel müzelerde mevcut eser sayısı ise 2016 yılında yüzde 4,9 azalarak 374 bin 250 oldu. Müzelerin sorumluluğundaki taşınmaz kültür varlıklarının sayısı 2016 yılında yüzde 2,8 artarak 103 bin 571 oldu.
Müzelerin sorumluluğu altında yer alan taşınmaz kültür varlıklarının en çok olduğu şehir 31 bin 177 ile İstanbul olurken, ikinci sırada 6 bin 675 taşınmaz kültür varlığı ile İzmir, üçüncü sırada 4 bin 376 taşınmaz kültür varlığı ile Muğla ve dördüncü sırada ise 4 bin 338 taşınmaz kültür varlığı ile Bursa yer aldı.
***-
GÜNCEL
*- SSK primi yatmayana erken emeklilik
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) son açıkladığı verilere göre çalışanların yüzde 35.2’si kayıtdışı. Yani 10 milyon kişi sigortasız. Sigortasız çalışılan sürede, işveren SGK’ya işe giriş bildirgesi vermiyor. Dolayısıyla prim yatmıyor veya eksik yatıyor. Asgari ücret üzerinden yatan primler de var.
Yasa, primi eksik yatana ya da yatırılmayana ‘hizmet tespit davası’ açma hakkı tanıyor. Bu yolla binlerce kişi emekliliğini öne çekti. Yargıtay da SGK’yı değil işçiyi haklı buluyor.
Çalışan sigortasız çalışarak geçirdiği sürenin son yılından başlayarak 5 yıl içerisinde hizmet tespit davası açmalı. Çalışan ölmüşse, hak sahipleri de dava açabiliyor.
*- İzmir’li gençler müjde:
Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın Gençlik Projeleri Destek Programı kapsamında aldığı destekle, Hayalet Mektebi Sinema Sanat Derneği’nce hayata geçirilen ‘Mustafa Akkad Genç Sinema Okulu 2’ projesi, İzmir’de sinema tekniklerini öğrenmeye meraklı gençlerle ikinci kez buluşuyor.
Projeye 14-29 yaş aralığındaki sinemaya ilgi duyan herkes başvuruda bulunabilecek.
İzmir’de 2. Kez başlatılacak projede, ücretsiz olarak, senaryo, film tasarımı ve kurgu/montaj alanında eğitimler Başbakan Binali Yıldırım’ın açılışını yaptığı, Buca İnkılap Gençlik Merkezi’nde verilecek.
Projenin uygulayıcısı olan Hayalet Mektebi Sinema ve Sanat Derneği Mustafa Akkad Genç Sinema Okulu koordinatörü Abdülhamit Süleyman, ‘İzmir’de Gençlik ve Spor Bakanlığı desteği ile Hayalet Mektebi Sinema ve Sanat Derneği olarak başlattığımız bu proje, İzmir’de ilk olma özelliğine sahip. Gençlere ücretsiz olarak verilen bu eğitimler hem sanatın ilerlemesinde hem de meslek seçiminde büyük önem taşıyor. Daha önce mezun ettiğimiz öğrenciler, çektikleri kısa filmlerle festivallerden ödülle döndüler. Bazı öğrencilerimiz ise aldıkları eğitim sonrasında üniversitelerin sinema ile ilgili bölümlerine tercihlerini yaptılar. Ülkemizde istihdama küçük de olsa katkı yaptığımızdan dolayı dernek olarak çok mutluyuz..’
*- Selçuk’ta cumhuriyet coşkusu yaşanacak
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Selçuk’ta da çeşitli etkinliklerle kutlanacak. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 94. Yıldönümü sebebiyle gerçekleştirilecek kutlamalarla Selçuklular cumhuriyet coşkusunu yaşayacak.
Selçuk Belediyesi tarafından 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla kortej ve halk müziği konseri düzenlenecek.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları 28 Ekim Cumartesi günü Atatürk Anıtı’nda saat 13.00’de çelenk sunma töreni ile başlayacak. Protokol üyeleri çelenk sunma töreninin ardından Selçuk Şehitliği ve Şehit Ailesi ve Gaziler Derneği’ni ziyaret edecek.
*- İzmir Barosu kampanya için Menemen’de
Fiilen meslek hayatının içinde olan sekiz bine yakın üye avukatla Türkiye’nin üçüncü büyük barosu olan İzmir Barosu, üyelerine yönelik hizmetlerini onların bulundukları noktaya kadar götürüyor.
‘Verimli bir çalışma hayatı önce sağlıktan geçer’ diyen Baro Başkanı Av. Aydın Özcan, başlatmış oldukları grip aşısı kampanyası kapsamında İzmir’in ilçelerini birer birer dolaşıyor.
Burada aşı kampanyası dışında avukatların mesleğe ilişkin sorunlarını da dinleyen ve çözüm için girişimlerde bulunan Av. Aydın Özcan, 24 Ekim’de de beraberinde İzmir Barosu hemşiresi olmak üzere Menemen’i ziyaret etti.
*- Ücret ödemeden…
Burada bulunan avukatlarla da bir süre sohbet eden Baro Başkanı Av. Aydın Özcan, göreve geldikleri günden bu yana İzmir Barosu’nu vizyoner bir bakış açısıyla yönettiklerini söyleyerek, avukatların özellikle sağlık alanında yaşadıkları problemleri büyük ölçüde çözdüklerini ifade etti. İzmir Barosu’nun bünyesinde işyeri hekimi, diş hekimi ve hemşire bulunduran birkaç barodan biri olduğunu, Büyükşehir Belediyesi ile yapılan protokolle İzmir Barosu’na kayıtlı avukatların uzun süredir Eşrefpaşa Hastanesi’nden yararlanabildiklerini ifade eden Av. Aydın Özcan, göreve geldiklerinde ilk iş olarak Türkiye Barolar Birliği’nin de katkılarıyla İzmir’de bulunan on özel hastane ile anlaşma yapıldığını ve bu tarihten itibaren avukatların bu hastanelerde yatarak tedavilerini ücret ödemeden yaptırabildiklerini söyledi.
