1.566 Okunma

BİZİM KUŞAK / NERMİN GONCA

Sosyal Medyada Paylaş

Bizim kuşak köprünün üzerinde asılı kaldı hep.

Bir yanımız yeniye, bir yanımız eskiye benzedi. Çok yanlı, yönlü ve değişik bir şey olduk. Biraz anne olduk, biraz babaanne, biraz teyze, çok çocuk. Ya da biraz baba, biraz büyükbaba, biraz dayı, çok çocuk… Dünya inanılmaz bir hızla değişmeyi tam da bizim zamanımızda seçti. Anbean mevsim be mevsim süratli bir gelişme yaşandı. PTT aracılığıyla bağlatılan telefonları da gördü bizim kuşak, cepte gezen olmazsa hayatın akmayacağı zannedilen telefonları da.
O dönem verilen sözlerin tutulduğunu, ta bir hafta öncesinden Gima’nın önünde buluşmak üzere randevulaşıldığını ve hiç kimsenin ya gelmezse kaygısı taşımadan güvenerek beklediği mevsimlerden de geçtik. Buluşma vakti geçtikten çok sonra cepten arayıp, işi çıktığını söyleyen şaşkın haftalardan da. İnsanların demlendikleri zamanı da tek cevaplı oldukları zamanı da seyreyledik. Çoktan seçmeli ve genelde hiçbiri cevaplı olduklarını, aynı insanın aynı soruda her defasında cevabının başka şıkka değişerek bozulduklarını da. Biz eskinin kolayını bildik ya bu nedenle şimdinin karmaşasında hep sınıfta kaldık. Sorularımızın ucu hep açık kaldı bu nedenle.
Şanslı şanssızlardık biz eski ile yeninin yoğrulduğu ve hızlı bir şekilde mayalandığı mevsimlerin çocuğuyduk. Köprünün üzerinde asılı kaldık her daim. Bir ayağımız eski de kaldı annemiz/babamız olduk, bir ayağımız yeni de kaldı çocuğumuz olduk. Üç kuşağa da hâkim olduk üç kuşağı da bildik, bu nedenle arafta kaldık, ne oraya ne buraya ait olamadık ama önceyi de sonrayı da asılı kaldığımız köprünün üzerinden seyreyledik. Şansız şanslılardık biz.


Biz çok gün gördük velhasıl kelam. Ninelerimizin masallarını da dinledik, hayali kahramanların çizgi sinemalarını da izledik. Ama en çok kendi hayallerimizi kurmayı, kendimiz bir şeyler yapmayı sevdik. Çubuktan bebeğimizi ya da kibrit kutusundan kendi trenimizi imal ettik; hazırına hep kızdık. Hatta TRT’de maket ve oyuncak yapımı ile ilgili bir program vardı. Biz de evin hiç değilse bir köşesini malzemeler ve heyecanlarla dolu bir imalathaneye çevirmiştik. Bir hafta önceden malzemelerimizi hazırlardık ve günü geldiğinde yapacağımız maketin hayaliyle yatardık. Emek harcayarak yaptığımız her şeyi sevdik biz. Hatta tam maketi yapmaya başladığımızda teyze ya da amca bize: “Aaa burada yapılmışı var!” dediğinde ve hazırını sunduğunda ilk önce öylece bakakalırdık ama hemen peşinden azimle yanlış da olsa o maketi yapma çabasına girerdik. Hiç çaresizlik hissetmezdik.
O dönemin imalatçıları olarak içimizden çok azımız hazırcı oldu. Yani hazırı arar oldu ve hazıra kondu. Çoğumuz, hayatı sürekli hazırlamaya koyuldu. Bazılarımız ise hayatın hayalini sürekli kurmaktan yoruldu. Ama hiç birimizin göğsüne çaresizlik odu düşmedi. Biz, her daim ne yapacağını bilenlerdendik. Biz, eskinin kültürü ile yeninin teknolojisini harmanlayan köprü üstü çocukları olarak eşsiz ve benzersizdik.

6 thoughts on “BİZİM KUŞAK / NERMİN GONCA

  1. Ağzınıza, kaleminize sağlık, bir solukta okudum. YaZıyı okurken, çocukluğum, gençliğim gözümün önünde film şeridi gibi geçti, teşekkür ederim.

  2. Kaleminize Sağlık. Çok beğendim o kadar ayrıntılı inceliklerle, güzelce özetlemişsiniz.
    Yazılarınızı beğeni ile takip ediyorum.

  3. Çok güzeldi yazınız 3 kez okumuş oldum.Teşekkür ederiz size,aklınıza,düşüncelerinize…

Bir cevap yazın