Tahsin Tuna / Bergama
Bergama Ticaret Odası (BERTO) Başkan Adayı Sertaç Özdalkıran ve ekibi tarafından düzenlenen Bergama Çalıştayı’nın dördüncü oturumu, “Turizmin Bir Hikâyesi Olmalı” temasıyla gerçekleştirildi.
Şehir Plancısı Doç. Dr. Dalya Hazar moderatörlüğünde yapılan oturumda, bir destinasyonun güçlü bir turizm markasına dönüşebilmesi için hikâye oluşturmanın önemi, gastronomi, deneyim tasarımı ve yerel değerlerin doğru anlatılması konuları ele alındı.
Oturumun konuşmacıları Gazeteci-Yazar Nedim Atilla ile Beslenme Uzmanı Doç. Dr. Erhan Akarçay, bilgi ve deneyimlerini katılımcılarla paylaşırken, Bergama’nın sahip olduğu tarihi, kültürel ve gastronomik zenginliklerin ulusal ve uluslararası ölçekte daha güçlü tanıtılması gerektiğine dikkat çekti.
Nedim Atilla: “Bergama’nın Hikâyesini Dünyaya Anlatmalıyız”
Gazeteci-Yazar Nedim Atilla, Bergama’nın binlerce yıllık geçmişiyle yalnızca bir antik kent değil, aynı zamanda güçlü bir gastronomi ve sağlık merkezi olduğunu belirterek tanıtım anlayışının değiştirilmesi gerektiğini söyledi.
Bergama mutfağı, yöresel balık yemekleri, sarımsağı ve zengin bitki örtüsünün büyük bir değer taşıdığına işaret eden Atilla, bu mirasın yalnızca yöresel ürün olarak değil, kentin kültürel kimliğinin ayrılmaz bir parçası olarak anlatılması gerektiğini vurguladı.
Asklepion’un dünyanın en önemli antik sağlık merkezlerinden biri olduğuna dikkat çeken Atilla, ilçe girişinde kentin kimliğini yansıtan güçlü bir mesaj verilmesini önererek şu ifadeleri kullandı:
“Bergama’nın girişine klasik ‘Hoş Geldiniz’ tabelası yerine ‘Sağlık Yurduna Hoş Geldiniz’ ya da antik dönemin güçlü ifadesi olan ‘Bu Şehre Ölüm Giremez’ yazılmalı. Böylece ziyaretçiler daha kente girerken Bergama’nın şifa ve sağlık kenti kimliğini hisseder.”
Atilla’nın, tarih, gastronomi ve sağlık turizmini ortak bir hikâyede buluşturan önerileri salonda ilgiyle karşılandı.
Doç. Dr. Erhan Akarçay: “Tarihimizi Tarımla Markalaştırmalıyız”
Oturumun ikinci konuşmacısı Doç. Dr. Erhan Akarçay ise tarım, gastronomi ve kırsal kalkınmanın birbirinden ayrılmaz unsurlar olduğunu ifade etti.
Gençlerin tarımdan uzaklaşmasının önemli bir sorun haline geldiğini belirten Akarçay, üretimin sürdürülebilirliği için gençlerin yeniden üretime kazandırılması gerektiğini söyledi. Tarımsal üretimde kadın emeğinin önemine de dikkat çeken Akarçay, kırsal kalkınmada kadınların desteklenmesinin büyük önem taşıdığını dile getirdi.
Su kaynaklarının bilinçli kullanılması gerektiğini vurgulayan Akarçay, coğrafi işaretli ürünlerin yalnızca tescil edilmesinin yeterli olmadığını, asıl hedefin üreticiyi destekleyerek bu değerleri sürdürülebilir hale getirmek olduğunu kaydetti.
Bergama’nın en büyük gücünün tarihi mirası olduğunu belirten Akarçay, zeytinyağı, üzüm ve diğer yöresel ürünlerin antik çağ temasıyla markalaştırılması gerektiğini ifade ederek, “Bergama’nın tarihini ve toprağını doğru bir pazarlama stratejisiyle buluşturabilirsek hem üreticimizi güçlendirir hem de dünya ölçeğinde güçlü bir marka oluşturabiliriz.” dedi.
Katılımcılar tarafından ilgiyle takip edilen oturumda, Bergama’nın turizmde güçlü bir hikâye oluşturarak tarih, gastronomi, sağlık ve tarımı bütüncül bir anlayışla geleceğe taşıması gerektiği konusunda ortak görüş ortaya çıktı.
