*- ARINMAK! / YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

Yaşın ilerledikçe önemli olanın seni kimin en uzun süre tanıdığı değil; seni kimin gördüğü, duyduğu, anladığı, desteklediği ve sevdiğini hissettirdiğiyle alakalı olduğunu anlıyorsun.
Yaş aldıkça sevdiğin şeyler başkalaşıyor, sevdiğin insanlar ise azalıyor.
Hayatın şüphesiz en güzel öğretisi
Sigmund Freud’un dediği gibi;
“Kimseyle uğraşasın gelmiyor, kendini yetiştirememiş insanlardan uzaklaşıyor, seni hasta edecek insanları iyileştirmeyi bırakıyorsun.
Artık anlıyorsun.
Sonra arınıyorsun herkesten ve her şeyden”

*- YOK İŞTE!
Mustafa Foçalı hiç durmadan üretiyor.
Ya yazıyor, ya yazıyor!
Hiçbir şey yapmasa, yukarıda olduğu gibi paylaşımları seviyor, ünlülerin ağzından.
Yani: Her insanın anlatacak bir hikâyesi vardır.
Peki, tüm bu hayat birikimini blog yazarak kalıcı bir mirasa dönüştürmek mümkün mü?
Tabii ki mümkün.
‘Yazacağım inşallah!’ diyor.
Tüm dertlerinizden, kaygılarınızdan, endişelerinizden koptuğunuz anlar oluyor mu?
Herkesin yolu kendine.
Ama insanlara bakıyorum; pek çoğu ağaçlar gibi toprağa kök salmaya çalışıyor. Ya da kuşlar gibi ayaklarının yerden kesilmesini umuyor. İnsan olduğunu unutuyor.
Oysa mutluluk ayakları yerden kesen bir şeyse, bunun pek de sağlıklı bir mutluluk olduğunu söyleyemem.
Seni mutlu eden şey dışarıdaysa, bir gün mutlaka biter.
Seni mutlu eden şey içerideyse, sen yaşadığın sürece seninle kalır.
Düşüncelerimiz, zihinsel yapımız ve olayları algılama biçimimiz kendi dünyamızı belirler.
Dünyayı hangi renkte gördüğümüz, dünyanın kendisiyle ilgili değildir; bizimle ilgilidir.
Peki neden dünyayı böyle görüyorsun?
Neden onu bu şekilde şekillendiriyorsun?
Tek bir gerçeklik yok!
Tek bir hikaye yok!

*- HARBİ KAZANAN ADAM
7 Aralık 1943… Kahire:
İkinci Dünya Savaşının zorlu günleri.
Cumhurbaşkanı İnönü Roosvelt ve Churchill, Türkiye’nin de savaşa girmesi için görüşmek üzere İnönü’yü Kahire’ye davet ederler.
Churchill İnönü’yü büyük bir salonda kabul eder.
Görevli salonun büyük kapısını açar, İnönü tam eşikte durur.
Churchill büyük salonun ucundaki masadadır.
Ayağa kalkarak; ‘Hoş geldiniz ekselans!’
İnönü ise eşikte durmuştur;
‘Hoş bulduk ekselans!’
Her ikisi de kıpırdamadan durmaktadır.
Churchill bir adım atarak durur, İnönü de bir adım atar ve durur… Sessizce bakışırlar.
Churchill bir adım, İnönü bir adım…
Eşit sayıda adımlarla ilerlerler.
Salonun tam ortasında buluşurlar…
Diplomaside tek bir adım bile çok önemlidir.
Buna dikkat etmeyen, diğer liderin ayağına gitmiş olur.
Ayağına gidilen, Güçlü ve yönetici olandır.
İnönü diplomasinin bu buyurgan tuzağına düşmemiştir.
Buna diplomaside mütekabiliyet (eşitlik) deniyor.
British Museum’da İsmet İnönü ve Winston Churchill’in yan yana asılmış resimleri vardır.
Churchill’in resminin altında
‘Dünyayı atlatıp harbi kazanan adam’,
İsmet İnönü’nün resminin altında ise
‘Churchill’i atlatıp, yurttaşının kanını dökmeden harbi kazanan adam.’
yazar.

*- TÜRKLERİN DUASI
Tarihi sevenler için, devam edelim:
Arapların putlara Perslerin ateşe taptıkları dönemden 800 sene önce, bir ve tek olan Tanrı’ya inanan Türk Hun Hükümdarları şu duayı okurlardı:
“Ulu Tanrı!
Her şeyi yaratan Tanrı!
Yenilmez, yıkılmaz, ölmez, bitmez, yitmez, yok olmaz Tanrı!
Suyu donduran, buzu eriten, buzdan su yürüten, sudan ırmak coşturan, ırmaktan göl dolduran, gölde balık gezdiren Tanrı!
Kuru derelere pınar koşturan, ota ağaca can yürüten, ottan ağaçtan çiçek çıkartan, çiçeklerden oğul veren, arıya bal yaptıran Tanrı!
Günümüzü aydınlatan, gecemizi yıldızlarla süsleyen Tanrı!
Bize yeni bir yıl veren Tanrı!
Bu yıl bize bol ver, bolluk ver!
Otumuz otlağımız bol ver!
Kulunlarımız kuzularımız bol ver!
Yapağımız yünümüz, yağımız sütümüz, peynirimiz, kımızımız bol ver!
Yağmurumuz suyumuz bol ver!
Avlağımız avımız bol ver!
Urısı, kızı oğulumuz bol ver!
Anamızı balamızı, oğulumuzu kızımızı, gencimizi yaşlımızı, bu Kara Yer üzerinde hepimizi kara çorlardan sakla, isizlikten bizi esirge Yüce Tanrı!
Yayımız yaman, okumuz şaşmaz, kılıcımız keskin kıl!
Yağının başını munsuz, bileklerimizi güçsüz, yüreklerimizi umutsuz koma!
Bahar geçsin yaz gelsin, yaz geçip güz gelsin, güz buduna yeğni gelsin!
Kuzumuz, kulunumuz, oğulumuz çok olsun!
TÜRK çoğalsın Acun üze bey olsun!
Aç, çıplak kalmasın, acun düzen dirlik bulsun!
Yer ve gök ülüşü için, atalarımız tini için sunduğumuz iduklarımızı una!
Yüce Tanrı!
TÜRK Budun ilsiz kılma, TÜRK Budun başsız kılma, TÜRK Budun töresiz kılma, Hun Budun yüzün yere vurma, TÜRK Budun tutsak kılma, hatun olacak kızlarımızı kun, bey olacak oğullarımızı kul kılma!
TÜRK budununu koru!”..
Kaynak+: Ronald Cohn Jesse Russell, Tengriism,bookwika, VSD (1 Jan. 2012)

*- ARINMAK! / YAŞAR EYİCE

*- ARINMAK! / YAŞAR EYİCE

*- ARINMAK! / YAŞAR EYİCE

*- ARINMAK! / YAŞAR EYİCE

*- ARINMAK! / YAŞAR EYİCE

*- ARINMAK! / YAŞAR EYİCE

*- ARINMAK! / YAŞAR EYİCE

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir