50 yıl sonra! YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

*- Öğretmen de oldum

24 Kasım Öğretmenler Günü…

Kutlu olsun!

Gece yarısından itibaren yüzlerce binlerce mesaj atılmaya başlandı..

Kutsal meslek sahibi öğretmenlerimizin bu günü kutlanıyor…

Aklıma geldi;

Ben de öğretmenlik yapmıştım…

Bizim zamanımızda İzmir’de iki önemli lise vardı;

Biri bizim okulumuz Namık Kemal Lisesi, diğeri de Atatürk Lisesi…

Bizim okulumuzun önceki adı ‘İnönü Lisesi’ idi…

Eğitimi hep siyaset girdiği için o yıllar da adını değiştirivermişler…

Namık Kemal Lisesi’nin ‘kardeş okulu’ İzmir Kız Lisesi idi…

Müsamerelerde, tiyatrolarda, sanatsal çalışmalarda Kız Lisesi’nden destek alıyor ya da veriyorduk…

Atatürk Lisesi’nin karşısında ise Cumhuriyet Kız Enstitüsü vardı…

Onlar da bu kardeş okulla işbirliği içinde idiler…

Ve okul maçları ya da etkinlikler en azından beş bin kişinin önünde yapılır, oynanırdı…

Şimdi öyle mi?

Bırakın okullarımızı, profesyoneller bile ne seyirci ne de meraklı buluyor…

Neden?

Araştırmak lazım…

Şimdi bana gelelim…

Yani öğretmenliğime…

*-

İzmir Namık Kemal Lisesi; önceleri üç bölümden oluşuyordu…

Ortaokul, Lise ve sonra Akşam Lisesi…

Yalnız İzmir değil tüm Ege Bölgesi’nden binlerce öğrencesi vardı…

Gerek Kemal Kemahlı’nın müdürlüğü gerekse bir sonra Bedri Bey’in Müdürlükleri döneminde bazen Akşam Lisesi’nin öğretmen eksiği oluyordu.

‘Almanca’ ve matematik (Cebir- geometri) derslerinin boş geçmemesi için hemen beni görevlendiriyorlardı.

Bu arada iftiharla söyleyeyim:

Kısa sürede de olsa birçok öğrencim ‘doktor’ ve ‘mühendis’ de oldu…

Onlar beni daha sonraları anımsadılar tabii ki önce Namık Kemalli olarak…

Aynen 50 yıl sonra beni beş yıldır oturduğu Aydın’dan arayan, o zamanki katibelerimizden Umman Hanımın (Keskin) bulduğu ve ‘Hatırladın mı?’ diye sormasıyla olduğu gibi…

Nasıl hatırlamamam?

Nasıl hatırlamayız?

Ders başına mutemet Sevinç Oyman Ağabey 2,5 lira ödüyordu.

Boş geçen lise birinci sınıfların derslerine girdiğimde ise ödeme yapmıyordu.

Karşılığında;

Sadece, kantini işleten Talat Bey’in  öğretmenler için çıkardığı yemek ile Kahve ocağını işleten Hüseyin Ağabey’in servislerinden para alınmıyordu..

Benim için belli bir ücret ödeniyordu…

Belki de ‘yetim’ olduğum için de bir tolerans geçiliyordu…

Tam bilemiyorum…

*-

Masraflarımı çıkarayım için Gerek Kemal Kemahlı, gerekse Bedri Sunal müdürlerimiz bana ‘özel ders’ vermem için öğrenci de buluyorlardı.

Örneğin ‘Şen Çerezcilerden’ İsmail benim öğrencimdi…

Örneğin; Demokrat Parti’nin önemli isimlerinden birinin oğlu Murat da benim öğrencimdi..

Şimdi Amerika’da yaşayan, Anadolu Ajansı’nın kaşeli spor yazarlarından Hikmet Coşkuncan’ın Alsancak’taki evinde ‘İngiltere konsolosluğunun hemen yakınında) sevgili Kızı Sibel’e ders veriyordum…

Çok mu iyi idim?

Hayır!

Bizim Namık Kemallilerin hepsi böyle idi…

Çünkü değerli öğretmenlerimiz, hafta sonları cumartesi ve Pazar günleri, hiçbir ücret almadan, her hangi bir beklentileri olmadan bizlere ‘seminer’ adı altında ekstra ders verirler, eksiklerimizi tamamlarlardı.

Adım gibi anımsıyorum.

Arap Binzet Rusya’dan fizik kitapları getirtir, problemlerini çözerdi…

Sıfırcı Nermin, Remziye Hanım matematikte geri kalmazlardı…

Şu anda anımsadım,

Namık Kemal’in ders programlarını hazırlayan Faruk Bey vardı…

Onun sevgili kızına da özel ders vermiştim…

Sibel gibi o da Namık Kemalli değildi…

Namık Kemal demek İzmir demektir…

Zaman zaman o günleri, anıları hatırlatmak istiyorum…

Şimdilik bu kadar…

*- 7 ilkyardım kuralı

Deprem felaketinden sonra başta İzmir Büyükşehir Belediyesi olmak üzere birçok kuruluş ‘ilk yardım’ konusuna önem vermeye başladı.

Hatta devlet yetkilileri de bu konu üzerinde önemli durduklarını ve önemli çalışmalar yapacaklarını açıklıyorlar.

Yani iş dönüyor dolaşıyor, eğitime takılıyor…

Eğitim, eğitim, eğitim…

Her işin alfabesi bu…

Trafik, iş ve ev kazaları ile deprem, sel gibi doğal afetler sonucunda yaşanan kalıcı yaralanmaların ve ölümlerin büyük çoğunluğu, paniğin hakim olduğu ilk dakikalarda ve yanlış müdahaleler sonrasında gerçekleşiyor.

Oysaki temel ilkyardım bilgilerine sahip olmak yaşanabilecek olası kalıcı yaralanmaların ve ölümlerin önüne geçmektedir.

Uzmanların herkesin mutlaka bilmesi gereken ilk yardım kurallarını paylaşırlarken hayat kurtaran 7 ilkyardım kuralı şu şekilde açıklıyorlar:*-

*- Öncelik ortam güvenliği

Acil yardım gereken bir duruma müdahale eden kişiler, ortam güvenliğinin sağlanmaması nedeniyle kazazede olma riski ile karşı karşıyadır.

Örneğin trafik kazası yaşanan bir ortamda güvenliğin sağlanamaması, hem kazaya müdahale edenler hem de diğer araçların güvenliği için tehdit oluşturabilir. Bu riskin önüne geçmek için müdahalenin yapıldığı ortamın güvenliği mutlaka sağlanmalıdır.

*- Bayılma durumunda

Kısa süreli bilinç kaybının sebebi kan basıncındaki düşüş, havasızlık, aşırı duygusal dalgalanmalar veya açlık olabilir.

Bu gibi bir durumda öncelikle nabız ve solunum kontrol edilmeli, düzenli ise bayılan kişi sırt üstü yatırılıp ayakları yükseltilmeli ve hareketsiz bir şekilde yatması sağlanmalıdır.

Sonrasında ise baygın kişi kalabalık ve kapalı bir yerde duruyorsa mutlaka sakin ve açık bir alana alınmalıdır.

*- Kırık ve çıkık durumlarında

Kırık ve çıkık durumlarında en önemli nokta o bölgeyi hareket ettirmemektir.

Bu önemli detayın ardından kişi hareket ettirilmeden yaralı bölgeye destek bağlanmalıdır.

Kemik ucunun dışarıda olduğu açık bir kırık söz konusu ise, steril bir bez yardımıyla yaranın üstü kapatılıp, mümkün olan en az hareketle sağlık kuruluşuna intikal edilmelidir.

*- Zehirlenme şüphesi durumunda

Zehirlenme durumunda kişi kusturulmamalı, ağızdan herhangi bir sıvı verilmemeli, ağzı ve ağız çevresi yıkanarak temizlemelidir. Bu müdahale ile birlikte zehirlenen kişi en yakın sağlık kurumuna ulaştırılmalıdır.

*- Kesik durumunda

Kesiklerde ilk yapılması gereken, yarayı temiz suyla yıkadıktan sonra kanayan bölgenin üstüne temiz bir bezle bastırmak ve kanamayı durdurmaktır.

Aynı zamanda vakit kaybedilmeden ambulans çağrılmalı ve kişi en yakın sağlık kuruluşuna götürülmelidir.

*- Yanık durumunda

Yanan bölgede su kabarcıkları oluşmamış ve deri hafif kızarık şekilde ise 10 dakika soğuk suyun altında tutulmalıdır.

Yanığın üzeri temiz bir bezle kapatılmalı ve yanan kişi sakinleştirilmelidir. Yanan kişinin elbiselerinin çıkarılması gerekiyorsa, elbiseler yanık etrafından keserek çıkarılmalı, hasta ambulans çağırıp hemen bir sağlık kuruluşuna ulaştırılmalıdır.

*- Boğulma durumunda

Boğulmalar ağırlık olarak dumana maruz kalmaktan ya da sudan kaynaklanan tehlikeli durumlardır. Bu durumları yaşayan kişinin ilk olarak nabzı, kalp atışları ve solunumu kontrol edilmeli ve ambulans çağrılmalıdır. Durumun ağır olması halinde eğitimli kişilerce solunum ve kalp masajı uygulanmalıdır.

Tabii ki bu konuları sık sık gündeme getireceğiz.

Şimdi Fransa’ya doğru uzanmak istiyorum…

Bakın başına gelenlere…

Ne demişler, ‘Mağrur olma Padişahım senden büyük Allah var!’

*-Sarkozy ‘Yolsuzluktan’ Hâkim Karşısında

Fransa’da 5’inci Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir eski cumhurbaşkanı nüfuzunu kötüye kullanma ve yolsuzluk iddiasıyla hakim karşısına çıktı. ‘Dinleme skandalı’ adıyla bilinen davada eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, sahte bir isim üzerine alınan bir gizli telefonda, avukatı Thierry Herzog aracılığıyla, hakkındaki davalarla ilgili bilgi alabilmek için Hakim Gilbert Azibert’e Monaco’da hakimlik teklif etmekle suçlanıyor.

Charlie Hebdo duruşmalarının da görüldüğü aynı binada kameralar Sarkozy’nin ön girişi kullanmasını beklerken, Sarkozy duruşma salonuna yoğun güvenlik önlemleri altında, farklı bir girişten alındı.

Üç sanıklı davaya Sarkozy ve telefonları dinlenen avukatı Thierry Herzog katılırken, 74 yaşındaki Hakim Gilbert Azibert, Corona virüsü salgını ortamında duruşmaya katılmayarak, avukatları aracılığıyla, “yaşı itibariyle risk altında olduğu için mahkemeye çıkacak durumda olmadığına ilişkin bir doktor raporu” sundu.

Sonunda mahkeme, Azibert’in durumunun uzman doktorlar tarafından belirlenmesi için duruşmalara Perşembe gününe kadar ara verdi.

*-  İlk aşı 11 Aralık’ta’

Amerikan yönetiminin aşı programındaki danışmanı Dr. Moncef Slaoui, Amerikalılar’ın ilk aşıyı en erken 11 Aralık’ta olabileceğini belirtti.

Slaoui, aşının onayıyla 24 saat içinde aşının eyaletlerin kendilerine bildirdikleri yerlere doğru hareket edeceğini ve konuşlandırılacağını söyledi.

İlaç ve Gıda Dairesi FDA’ın danışmanları 10 Aralık’ta Pfizer ve BioNTech’in ortak geliştirdikleri aşının acil durumda kullanılmasını onaylamayı değerlendirecekler.

Söz konusu aşının 3 hafta arayla iki doz şeklinde yapılması öngörülüyor. Aşının etkinliği ise yüzde 95 olarak açıklandı.

Pfizer, yıl sonuna kadar 25 insana yetecek kadar aşı üretmeyi planlıyor.

*- Pandemi ihlalleri arttırdı

Böyle konulara genelde arkadaşımız Kaan Alişan ilgileniyor.

Ancak hafta sonuna kadar olmadığı için ve de güncelliğini yitirmemesi için, ‘Pandemi döneminde iş hukuku ihlalleri’ konusunu ele aldım.

Covid-19 salgını nedeniyle oluşan sosyal ekonomik durum hem işçiler hem de işverenler yönünden büyük sorunların yaşanmasına neden oldu. Bu dönemde işverenler de şirketlerinin ticari bütünlüğünü koruyabilmek için bir dizi çözüm yolları uyguladılar.

Kurumsal firmaların kanunun vermiş olduğu yetkiler içerisinde çözüm bulurlar iken, kurumsal olmayan şirketlerin belirli oranlarda işçilerin haklarını olumsuz etkileyecek hukuksuz çözümler ürettiklerini belirlendi.

Bu konuda görüşlerini almak için uzmanlara başvurdum.

Bu arada bu çözümlerin de pandemi döneminde İş ve İşçi Hukuku Avukatlarına sorulan soruların başında geldiğini öğrendim.

*- Sık karşılanıyor

Pandemi döneminde en sık karşılaşılan suistimal çeşidinin, işçilerin tam süreli olarak çalıştırılmasına rağmen kısa çalıştırma ödeneğine başvurulması olduğunu vurgulayan İş Hukuku Uzman Arabulucusu Avukat Sebahattin Öcal, ‘İşverenler böylelikle işçilerin işsizlik ödeneğinden doğan birikimlerini haksız olarak tüketmektedirler.

Bu dönemde SGK’ya hizmet bildirimi de yapılmadığından gerçekte çalışarak geçirdiği dönemler işçinin hizmet süresine dahil edilmemektedir.

Bu nedenle çalışma sürelerine bağlı hakların hesabında olumsuz etkileri olacaktır.

Örneğin; kısa çalışma yapıldığı bildirilen işyerinde, kıdem tazminatına ve yıllık izne hak kazanmak için çalışılması gereken 1 yıllık süre, işe iade davası açmak için çalışılması gereken en az 6 aylık süre ve ihbar tazminatı için çalışılması gereken süreler de uzayacaktır’ dedi.

*- Yasa dışı şekilde ‘Ücretsiz’ izin verilenler!

Bir diğer suiistimal şeklinin ise ücretsiz izin prosedürünün bir kısım çalışanlara uygulanmasına rağmen diğer çalışanlara uygulanmaması olduğunun altını çizen Öcal, ‘Ücretsiz izne çıkarma yetkisi işyerinin bütününü ilgilendiren durumlarda bir hak olarak tanınmıştır. Şirketin bütününde genel bir azalma olmamasına rağmen örneğin sırf hamile (gebe) diye bir çalışanın ücretsiz izne çıkarılması mevzuatın konuluş amacına aykırıdır.

Aynı şekilde çalışanı bezdirmek ya da istifaya zorlamak için ücretsiz izne çıkarılması da yasaya aykırıdır.

İşverenin fiilen iş hacminde bir daralma olmamasına rağmen yapmış olduğu bu uygulama kanun tarafından korunmayacaktır.

Bu durumda da işçi kendisine tanınan tüm hakları kullanabilecektir’ şeklinde konuştu.

*- Ah şu patronlar!

Sosyal güvenlik kurumuna çalışanların gerçek ücreti üzerinden maaş bildirimi yapılmayan işyerlerinde Pandemi döneminde daha çok mağduriyet yaşandığına değinen Öcal, ‘Gayri resmi ve elden maaş ödemesi yapılan bu işyerlerinde kısa süreli çalışma ödeneği Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilen ücret üzerinden yapılması nedeniyle doğmaktadır.

Asgari ücretten daha fazla ücret alan bir işçinin SGK’ya maaşının asgari ücret olarak bildirilmesi, işsizlik ve kısa çalışma ödeneğinin de düşük hesap edilmesine neden olmaktadır.

*- Bu da suiistimal

İşten çıkarma yasağı nedeniyle çalışanını işten çıkaramayan işverenlerin işçilerinden zorla istifa dilekçesi almaları ya da istifa etmemesine rağmen SGK’ya istifa kodu (3 Numaralı Kod) bildirilmesi de başka bir suistimal çeşididir.

Her iki durumda da çalışanın iş akdi SGK nezdinde istifa suretiyle son bulmuş göründüğünden, kısa çalışma ödeneğinden veya işsizlik maaşından yararlanması söz konusu olmamaktadır.’ diye ifade etti.

*- Neler oluyor, neler?

Bu ve benzeri sorunlarla karşılaşan çalışanların iş ve işçi hukuku avukatlarından hukuki danışmanlık almadan hiçbir işlem yapmamalarının önemini vurgulayan Öcal, sözlerine şu şekilde son verdi:

‘Yargıtay uygulamalarına göre Sosyal Güvenlik Kurumuna yanlış ve hatalı bilgiler verilmesi, istifa etmediği halde 3 numaralı koddan çıkış kodu bildirilmesi, kısa çalışma ödeneğinden yararlanılmasına rağmen tam süreli çalıştırılması, eşit işlem borcuna aykırı olarak ücretsiz izne çıkarılması ve elden maaş ödemesi uygulaması nedeniyle daha az kısmi çalışma ödeneği alınması gibi durumlar çalışana iş akdini haklı ve bildirimsiz olarak fesih hakkı vermektedir.

Bu durumda işçinin kıdem tazminatı, eksik ödenen maaşları, varsa UBGT ve Fazla Mesai alacakları, eksik ödenen işsizlik ödeneklerini ve diğer işçilik alacaklarını talep ve dava etme hakları bulunmaktadır.’

*- Anlamlı ‘Öğretmenler Günü’ kutlaması

Dokuz Eylül Üniversitesi’nin, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü Sabancı Kültür Merkezi’ndeki özel bir etkinlikle kutlayacağını belirten DEÜ Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar, ‘Medeniyetimizi ayakta tutan aramızda olan ya da olmayan kahramanlarımızın gayretleridir. Öğretmenlerimiz bizi biz yapan değerlerin bir parçası, ilham kaynağımızın ana öznelerinden birisidir’ dedi.

*-
—
Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir