ZEUS’UN BERGAMA’DAN BERLİN’E SÜRGÜNÜ

Sosyal Medyada Paylaş

Bir antik sunağın Bergama’dan Berlin’e uzanan 150 yıllık yolculuğu ve Sefa Taşkın’ın iade mücadelesi

TAHSİN TUNA / BERGAMA
Bergama Akropolü’nün en önemli eserlerinden biri olan Zeus Sunağı, bugün Almanya’nın Berlin kentindeki Pergamon Müzesi’nde sergileniyor. Ancak bu dev eserin Bergama’dan Berlin’e nasıl gittiği, hangi koşullarda yerinden söküldüğü, Osmanlı yönetiminin bu süreçte ne yaptığı ve Türkiye’nin eserin iadesi için yıllar içinde hangi girişimlerde bulunduğu hâlâ tartışılıyor.
Bu tartışmanın Bergama’daki en kararlı isimlerinden biri ise eski Bergama Belediye Başkanı, yazar Sefa Taşkın oldu.
Taşkın’ın belediye başkanlığı döneminde başlattığı mücadele yalnızca Bergama’da yürütülen bir kampanya olarak kalmadı. Yıllar içinde Türkiye’ye, Almanya’ya ve uluslararası kamuoyuna taşındı. “Taş yerinde ağırdır” sözüyle özetlediği kampanyada, Zeus Sunağı’nın ait olduğu topraklara geri getirilmesi gerektiğini savundu.
Ben de o yıllarda Bergama’da gazetecilik yapan biri olarak bu açıklamaların ve çalışmaların önemli bölümünü yakından izleyen, haberleştiren gazetecilerden biriydim.
Bugün geriye dönüp baktığımızda ortada yalnızca bir antik eserin hikâyesi yok. Aynı zamanda 150 yılı aşan bir hukuk, diplomasi, kültür varlığı ve aidiyet tartışması bulunuyor.
BERGAMA’DAN BERLİN’E UZANAN YOL
Zeus Sunağı, Helenistik dönemde Bergama Krallığı’nın en önemli yapılarından biri olarak Akropol’de inşa edildi. Mermer mimarisi ve özellikle Gigantomakhia’yı anlatan kabartmalarıyla antik dünyanın önemli sanat eserleri arasında yer aldı.
yüzyılda Bergama’ya gelen Alman mühendis ve arkeolog Carl Humann, Akropol’deki kalıntılarla ilgilenmeye başladı.
Kazılar ilerledikçe Zeus Sunağı’nın büyük mermer blokları ve kabartmaları ortaya çıkarıldı.
Asıl tartışma da bundan sonra başladı.
Sunağın parçaları yerlerinden söküldü, numaralandırıldı ve Bergama’dan çıkarılarak deniz yoluyla Almanya’ya taşındı. Berlin’de yeniden bir araya getirilen yapı, bugün Pergamon Müzesi’nin en tanınmış eserlerinden biri haline geldi.
Fakat Türkiye açısından asıl soru şuydu:
Bu eserler hangi hukuki hakla Bergama’dan çıkarıldı?
Ve daha da önemlisi:
Bugün Türkiye neden eserini geri alamıyor?

“KAÇIRILDI MI, GÖTÜRÜLDÜ MÜ?”
Zeus Sunağı’nın Berlin’e götürülmesi konusunda iki farklı yaklaşım bulunuyor.
Alman tarafının ve bazı tarihçilerin dayandığı görüşe göre, Osmanlı döneminde kazılara ilişkin izinler verilmiş ve eserlerin bir bölümünün Almanya’ya götürülmesine hukuki bir zemin oluşturulmuştu.
Buna karşılık Sefa Taşkın’ın yıllarca savunduğu görüş, bugün Türkiye’nin kültür varlığı politikalarında da tartışılan daha geniş bir çerçeveye dayanıyordu:
Bir kültür varlığının kazı izni verilerek bulunduğu topraklardan çıkarılmış olması, onun tarihsel ve kültürel aidiyetini ortadan kaldırmaz.
Taşkın bu nedenle Zeus Sunağı’nın Bergama’ya dönmesi gerektiğini savundu.
Bu tartışmanın sağlıklı biçimde anlaşılabilmesi için Osmanlı dönemindeki kazı izinlerinin, dönemin Âsâr-ı Atîka mevzuatının ve eserlerin Berlin’e taşınmasına ilişkin belgelerin birlikte incelenmesi gerekiyor.

SEFA TAŞKIN’IN MÜCADELESİ
Sefa Taşkın’ın belediye başkanlığı döneminde konu yeniden Bergama’nın gündemine güçlü biçimde taşındı.
Taşkın, Zeus Sunağı’nın Türkiye’ye iadesi için yalnızca açıklamalar yapmakla yetinmedi.
Almanya’ya gitti.
Alman yetkilileriyle görüştü.
Basın toplantıları düzenledi.
Uluslararası kamuoyunun dikkatini Bergama’ya çekmeye çalıştı.
Ve en önemlisi, konuyu “Bergama’nın kaybolmuş bir tarihi” olmaktan çıkarıp uluslararası bir kültür mirası meselesine dönüştürmeye uğraştı.
1990’lı yılların başında yürütülen kampanyanın en dikkat çekici sloganı ise şuydu:
“Taş yerinde ağırdır.”
Bergama Belediyesi’nin yürüttüğü kampanyaya büyük bir imza desteği de sağlandı. 1992’de yaklaşık 3 milyon imzanın toplandığına ilişkin dönemin Cumhuriyet arşivlerinde haberler yer aldı.
Taşkın’ın amacı açıktı:
Zeus Sunağı Berlin’de değil, doğduğu topraklarda olmalıydı.

ALMANYA’DAN GELEN CEVAP
Kampanya Almanya’ya ulaştığında, karşı taraftan da dikkat çekici açıklamalar geldi.
1991 yılında Düsseldorf Valisi Dr. Fritz Behrens’in Zeus Sunağı’nın geri verilmesine karşı çıkarak eseri Almanya açısından “milli servet” olarak değerlendirdiği dönemin basınına yansıdı.
Bu açıklama Bergama’da büyük tepki yarattı.
Çünkü Taşkın’ın yaklaşımı şuydu:
Bir eserin bugün Almanya’da bulunması, onun Almanya’ya ait olduğu anlamına gelmez.
Eser Bergama’da bulunmuş, Bergama’da şekillenmiş ve Bergama’nın tarihinin bir parçası olmuştu.
Taşkın’ın mücadelesi tam da bu noktada kültür varlığının bulunduğu ülke ile tarihsel ait olduğu toprak arasındaki farkı gündeme getirdi.

MÜCADELE BELEDİYE SINIRLARINI AŞTI
Sefa Taşkın’ın girişimleri zaman içinde ulusal boyuta da taşındı.
Türkiye’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da yurtdışındaki kültür varlıklarının iadesi konusunda yürüttüğü çalışmalar kapsamında Zeus Sunağı konusu gündeme geldi.
2000’li yıllarda yapılan açıklamalarda Türkiye’nin Zeus Sunağı’nın iadesini diplomatik kanallardan takip ettiği görüldü.
2006 tarihli TBMM kayıtlarında da Bergama Zeus Sunağı’nın Berlin’deki Pergamon Müzesi’nde bulunduğu resmi kayıtlara geçti.
Ancak yıllar geçmesine rağmen eser Berlin’de kalmaya devam etti.

“TÜRKİYE RESMİ OLARAK İSTEDİ Mİ?”
İşte meselenin kamuoyunun yeterince bilmediği önemli noktalarından biri burada ortaya çıkıyor.
Sefa Taşkın, farklı dönemlerde yaptığı açıklamalarda Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi girişimlerinin daha güçlü biçimde yapılması gerektiğini savundu.
Özellikle Almanya’nın hukuki gerekçelerinin karşısına Türkiye’nin tarihsel ve kültürel miras tezlerinin konulmasını istedi.
Bu nedenle Taşkın’ın mücadelesi sadece:
“Zeus Sunağı’nı geri verin.”
demekten ibaret değildi.
Aynı zamanda Türkiye’ye:
“Bu eseri neden istemiyorsunuz, istiyorsanız neden sonuç alamıyorsunuz?”
sorusunu yönelten bir mücadeleydi.

2021’DE DOSYA YENİDEN AÇILDI
Aradan yıllar geçtikten sonra Zeus Sunağı meselesi yeniden gündeme geldi.
2021 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi, Bergama Belediyesi ve Kültür ve Turizm Bakanlığı temsilcilerinin katıldığı bir toplantıda Zeus Sunağı’nın iadesi konusunda yeni bir yol haritası oluşturulması gündeme geldi.
Toplantıya Sefa Taşkın’ın da katılması dikkat çekti.
Böylece yaklaşık 30 yıl önce belediye başkanı olarak başlattığı mücadele, yıllar sonra yeniden resmi kurumların gündemine taşınmış oldu.
Fakat aradan geçen yıllara rağmen Zeus Sunağı hâlâ Berlin’de.

PEKİ BUGÜN SONUÇ NE?
Bugün geldiğimiz noktada Zeus Sunağı’nın iadesi konusunda Türkiye’nin çeşitli dönemlerde girişimlerde bulunduğu, konunun diplomatik ve kültürel platformlarda gündeme getirildiği görülüyor.
Ancak Zeus Sunağı hâlâ Berlin’deki Pergamon Müzesi’nde bulunuyor.
Dolayısıyla Sefa Taşkın’ın yıllar önce ortaya attığı temel soru bugün de cevap bekliyor:
“Bergama’nın Zeus Sunağı neden hâlâ Bergama’da değil?”
Bu sorunun cevabı yalnızca Almanya’nın tutumunda değil, Osmanlı dönemindeki izinlerin niteliğinde, dönemin kültür varlığı hukukunda, eserlerin Almanya’ya taşınmasına ilişkin belgelerde ve Türkiye’nin sonraki yıllarda yürüttüğü diplomatik girişimlerde aranmalı.

BİR BERGAMALI GAZETECİNİN TANIKLIĞI
Benim açımdan bu hikâyenin bir başka anlamı daha var.
Sefa Taşkın’ın belediye başkanlığı yaptığı yıllarda, Zeus Sunağı’nın geri getirilmesi için yaptığı açıklamaların ve yürüttüğü çalışmaların önemli bir bölümünü gazeteci olarak takip ettim.
O yıllarda bu mücadeleye tanıklık edenlerden biriydim.
Bugün aradan yıllar geçtikten sonra geriye baktığımda görüyorum ki Taşkın’ın yıllar önce sorduğu soru hâlâ ortada duruyor:
Bergama’nın tarihi eserleri Bergama’dan çıktıktan sonra kime ait olur?
Zeus Sunağı’nın hikâyesi yalnızca mermer taşların Berlin’e taşınmasının hikâyesi değildir.
Bu, bir kentin tarihinin kendi topraklarından çıkarılıp başka bir ülkede yeniden kurulmasının hikâyesidir.
Ve belki de en önemlisi, bu hikâye Bergama’nın kendi geçmişine sahip çıkma mücadelesinin de tarihidir.
Sefa Taşkın’ın yıllar önce söylediği gibi:

“TAŞ YERİNDE AĞIRDIR.”
Bugün Zeus Sunağı Berlin’de olabilir.
Ama hikâyesi hâlâ Bergama’da başlıyor.
Ve Bergama’nın sorusu hâlâ aynı:
ZEUS SUNAĞI NE ZAMAN EVİNE DÖNECEK?

 ZEUS’UN BERGAMA’DAN BERLİN’E SÜRGÜNÜ

 ZEUS’UN BERGAMA’DAN BERLİN’E SÜRGÜNÜ

 ZEUS’UN BERGAMA’DAN BERLİN’E SÜRGÜNÜ

 ZEUS’UN BERGAMA’DAN BERLİN’E SÜRGÜNÜ

 ZEUS’UN BERGAMA’DAN BERLİN’E SÜRGÜNÜ

 ZEUS’UN BERGAMA’DAN BERLİN’E SÜRGÜNÜ

 ZEUS’UN BERGAMA’DAN BERLİN’E SÜRGÜNÜ

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir