*- YILLAR ÖNCESİ / YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

Halil Solak bir fotoğraf paylaşmış.

Kayalıklarda bir kadın oturuyor, arkada bir koy!

Deniz banyosu alanlar görülüyor…

Sanıyorum yılanların, çıyanların cirit attıkları bir yer…

Birileri de sahilde derme çatma bir bina yapmışlar, herhalde çay- ayran, buzla soğutulmuş şişe suları servisi yapıyorlar, menemen ile isteyenin karnını doyuruyorlar.

Halil Solak “şimdi size tam 43 yıl öncesinden bir fotoğraf gösteriyorum…

Bu fotoğraf, şimdilerde plajlarıyla ünlü Mersinaki Koyu’nda çekildi.

Bugün sokaklar, caddeler, evler, bahçeler, oteller ve plajlarla dolu olan bu bölge; o yıllarda birçok kişinin “Burası şehir dışı, burada oturulur mu?” dediği, merkeze uzak, ıssız ve tenha bir yerdi.

Şimdiyse Foça’nın sakinliğiyle göz dolduran, en çok tercih edilen ve neredeyse her evinde yaz-kış yaşamın sürdüğü gözde mevkilerinden biri…

Tabiri caizse burası Sarı Mersinaki…” diyor.

Sevgili Halil Solak bu eski fotoğrafın yanında bir de bugünkü halini gönderseydi, karşılaştırmak çok daha güzel olurdu.

 

*- HESAP SORULACAK

“Bana ne?” diyenler olabilir ama benim için önemli!

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in “Kamu görevini menfaati için kullananlar hesap verecek” sözleri gündemde.
Söylenene göre; İzmir İl Sağlık Müdürlüğü dosyasında kamu zararı, ihale, görevlendirme ve veri güvenliği başlıklarında ortaya atılan iddialar da bu açıklamanın ardından yeniden dikkat çekiyor.
Gözler şimdi iddiaların ne ölçüde araştırılacağında.

Keşke konu sadece Sağlık Müdürlüğü çalışanlarını ilgilendirmese…

Konu ile ilgili değil ama yazmadan edemedim…

Dün İZSU’nun Foça’daki bir yolu nasıl kullanılamaz hale getirdiğini Servet Vural’ın ağzından vermiştim.

Başka konulara dalınca kaç zamandır dikkatimi çeken bir konuyu da bu arada nakledeyim

Urla’da Atatürk Mahallesi’nin içinden geçen tabakhane deresi ve yan kolları sözde hem İZSU hem de DSİ tarafından temizlendi…

İnanın ‘İZSU’ tabelasının hemeh 10 metre uzağında, dereye paralel, hemen dibinden bir tarlaya özel yol açılmış..

Güzel ama, açılan yolunh tüm hafriyatı dereye boşaltılmış,,,

Ağaçlar bile var..

En ufak yağışta bu ‘yılanlı- fareli& dere taşacak,,,

Belki tarlalarla birlikte konutları da sular basacak, televizyonlara ‘sel geldi, böyle oldu!’ diye konu olacak!

Acaba onlarca kişinin gördüğü bu arızayı, İZSU ya da DSİ yetkilileri kontrol ekipleri görmüyor mu?

Acaba kime torpil geçildi, ne karşılığında…

Tarla sahibinin, yöneticiler ya da siyasilerle yakınlığı nedir?

Görenlerin içi yanıyor, ama yetkililer görmüyor…

Yol açıp, devletin aracını ve zamanını çalanlar kimler?

Hem İzmir Büyükşehir Belediyesi hem de DSİ yetkilileri hep dere ıslahlarından, bunlar için alınan güvenlik çalışmalarından, söz edip sözde reklamlarını yapıyorlar ama açık seçik tehlike yaratanları fark etmiyorlar!

Ne diyeyim?

Belki yarın bir gün bunlar için de , güzel haber duyarız, “Kamu görevini kötüye, menfaati için kullananlardan hesap sorulacak!’ diye…

 

*- BU MU ADALET?

Mümin Kır fotoğrafını da bulduktan sonra, şunları yazmış;

“Ratko Miladiç.

‘Bosna kasabı!’ diyorlar.

Bence değil…

Olsa olsa kasaplardan yalnızca biri.

Cani ve aynı zamanda bir aptal.

Lahey’de yargılanan Mladiç, 1995’te Srebrenitsa’da yaklaşık 8 bin Müslüman erkek ve çocuğun öldürüldüğü katliamın baş sorumluları arasında yer aldığı gerekçesiyle, Bosnalı Müslüman nüfusun yok edilmesi niyetiyle hareket etmek, soykırım suçu işlemekten suçlu bulunmuştu.

Lahey’ de 2011 yılından beri tutulduğu ceza evinde ölmüş.

Daha doğrusu gebermiş.

Fakat insanın aklına ister istemez bazı sorular geliyor.

Şöyleki:

  1. Bosna Savaşı, yaklaşık 100 bin kişinin ölümüne neden olurken, 2 milyon 200 bin kişi de yerinden edilmişti. Şayet 8-10 bininden bu cani sorumluysa geriye kalan 90 bin kişinin ölümünden kim ya da kimler sorumlu?

Ya, yaralanan, sakat kalan, işkence ve tecavüzlere uğrayan, yerinden yurdundan edilenlerden kim/kimler sorumlu?

Örneğin Yugoslavya’yı parçalayıp 7 küçük devlete (Sırbistan-Hırvatistan- Slovenya-

Bosna/Hersek- Karadağ- Kuzey Makedonya) bölenlerin bu katliam, vahşet ve ölümlerde hiçbir suçları yok mu?

Yani bu kadar insanın ölümünden 3-5 cani ile yalnızca 7-8 aptal mı sorumlu?

  1. Doğu Avrupa’nın parçalanıp yüzbinlerce insanın ölmesi ve milyonlarca insanın yurtlarından olmasından sonra bir anda başlayan renkli devrimler ve Arap baharları ve günümüze kadar gelen Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Arap ve Acem diyarlarında ölen veya yaralanan ya da akıbeti belli olmayan milyonlarca insanın kasabı ya da kasapları kim ya da kimler?

Örneğin, Birleşmiş Milletler veya Lahey, Filistin’in İsrailli kasapları ve de onların hamileri için bir şey düşünüyor mu?

Mümin Kır’ın sorusu devam ediyor.

Bir gün onları da paylaşırım.

Acaba bu konuların uzmanı sevgili Doğan Propol  bu konuya ne diyor, ne düşünüyor?

Acaba onun aklından da geçen sorular var mı?

Yakında öğreniriz…

Mümin Kır uzun yazısının ardından şöyle diyor;

Şimdi Lahey’ e soruyorum:

Bu mu adalet?

8000 kişinin öldürülmesinden sorumlu ölmüş bir Sırp canisinin ardından hamaset yapmak mı adalet?

Şimdilik Lahey’dekilere başka soru yok!

 

*- YILLAR ÖNCESİ / YAŞAR EYİCE

*- YILLAR ÖNCESİ / YAŞAR EYİCE

*- YILLAR ÖNCESİ / YAŞAR EYİCE

*- YILLAR ÖNCESİ / YAŞAR EYİCE

*- YILLAR ÖNCESİ / YAŞAR EYİCE

*- YILLAR ÖNCESİ / YAŞAR EYİCE

*- YILLAR ÖNCESİ / YAŞAR EYİCE

*- YILLAR ÖNCESİ / YAŞAR EYİCE

*- YILLAR ÖNCESİ / YAŞAR EYİCE

*- YILLAR ÖNCESİ / YAŞAR EYİCE

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir