*- YALANCILAR! / YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

“Yalancı, yalancı sana kimse inanmaz, sözüne kimse kanmaz!” şarkısı herhalde ‘yalancı çoban’dan önce, Urla Belediyesi müdür ve çalışanları için söylenmiş, yazılmış olmalı…

Yaklaşık bir ay önce idi…

Her nasılsa ‘yol yapım ve onarım’ çalışmaları bir Ankara müteahhidine verilmiş, her zaman her belediyede nedense hep rastladığımız gibi.

Son zamanlarda bir örneğini Bornova belediyesinde gördüğümüz şekilde ağa2

budamalardan tutun da aklınıza gelen her türlü atık malzemeyi çöpleri bir yerde, örneğin evinizin önünde ya da yakınında büyük öbekler şeklinde topluyorlar.

‘Ne yapıyorsunuz, biz bu yaz bunaltıcı sıcağında sizin adınıza kara sinek ve sivrisineklerle, bir türlü zamanında alınmayan ağzına kadar dolu çöp konteynerlerin yaydığı pis koku ile mücadele ederken bir de bu dağ gibi yığılanlarla mı bizi yalnız bırakıyor musunuz?’ diye sorduğunuzda alınan yanıt hep aynı;

“Merak etmeyin en geç yarın her yer pırıl pırıl olacak!”

Acaba?

Aklımdan çıkmadığı gibi gözümün önünden de gitmiyor;

İstanbul’dan Urla’ya yerleşen karı- koca Kalelioğlu çifti, aynı şekilde Adana ve Balıkesir’den gelen Akcan’lar, Eskişehirli Batuğ- Aykut’lar, Kıbrıs Gazisi paraşüt komandosu Yılmaz komutanım, yazım sayesinde öğrencileri ile buluşan Mediha öğretmenim, tanımadığı kalmayan Necla hanım ağız birliği etmiş gibi, ‘Siz bunlara inanmayın!’ dediler.

“Yani koskocaman Urla Belediye Başkanının müdürleri, şefleri, çalışanları yalancı mı? Niye böyle bir yola baş vursunlar?” demiştim.

Hatırlıyorum:

Kış aylarında o zaman CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in de katıldığı bir törenle, Urla Belediyesi önündeki alanda sıralanan sayısını unuttuğum iş makinası ve çeşitli araçlar hizmete alınmıştı.

Tabii müdürler de sebeplenmiş, hepsinin altına son model arabalar çekilmişti.

Çalışan, kentine ve halkına hizmet edene helal olsun!

Peki ya bunlar sadece göstermelik ise?

 

*- ULAŞMAK İMKANSIZ

Sokak ve Atatürk Mahallesi sakinlerinin söyledikleri, aynen çıktı.

Tecrübe ile sabit idi, halkın ısrarla ‘Bunla yalancı!’ dedikleri…

İnanmak istememiştim ama maalesef gerçek idi…

Gazeteci Bülent Peker’in İstanbul’dan komşusu, iş insanı Melih beyin, ‘iş yaptırma, görev anımsatma!’ sistemi değişik idi…

Kayıtlarda vardır, şunu öneriyor:

“Belediye başkanını bulamazsınız, ulaşamazsınız…

Hayalet gibi, nerede olduğu belli değıil…

Aynı şekilde yardımcıları müdürleri de şunlar…

Onlar da yoklar…

Birini hasbelkader bulduğunuz ya da bir yerde yakaladığınızda şöyle deyin:

‘İzmir’de şu şu belediye başkanları ve çalışanlarından şu kadarı Şakran’da… İki belediye kaldı. Biri de sizsiniz… Çalışmamaya devam edin, yakında sizi ziyarete geliriz…”

Şeytan’ın aklına bile gelmeyecek bir sözde yardım önerisi…

Israrla telefonla aramamı ve her karşına çıkana böyle konuşmamı söyledi.

İfadesine göre, ‘korku dağları’ bile aşar…

İnsanları çalıştırır…

 

*- TAM ZAMANINDA

İşte tam bu satırları yazdığım sırada bir iş makinası kapının önünde durdu.

Operatör genç çalışan, ‘baş parmağı ile tamam’ işareti verdi.

Yani telefonlarım yerine ulaşmıştı.

‘Hoş geldin!’ dedim, içi yanmış ‘Amca soğuk suyun var mı?’ dedi.

Köşedeki marketten aldığı şişe suyu, kısa mesafede bile hamam suyuna dönmüştü.

‘Kamyon arkada geliyor!’ dedi.

‘İnşallah!’ diye yanıt verdim.

Haftanın ilk günü Urla Belediyesi’nin temizlik işlerinden tutun da, aklınıza hangi birim geliyorsa hepsini aramış, sinirle biraz da sert konuşmuştum.

Yani hepsini bir noktada ‘yalancılıkla’ suçlamıştım.

Sonunda en yetkili olarak Parklar ve Bahçeler Müdürüğünün sekreterine içimi dökmüştüm.

‘Ben çavuşa sorunu aktaracağım!’ demiş ve mutlaka geri dönüş yapacağını yani konu ile ilgili beni aydınlatacağını belirtmişti.

Salı günü, yani ikinci gün, evimin önüne iş makinasının geldiği gün bu kez sıkıntımı Urla Belediyesi Santral memuru kızımıza dökmüştüm.

Kibar bir şekilde dinlemiş, ancak ögle mesaisi başladığı için, beni öğleden sonra yetkililere bağlayacağını ifade etmişti.

İnanayım mı?

Siz olsanız ne ya da nasıl düşünürsünüz?

 

*- CİDDİ OLANLAR

Verandada oturmuş, bir aydır olduğu gibi kapımın karşısındaki ot ve çöp yığınını izliyorum.

Telefonu elime aldığımda çaldı.

Önceden de üç kez aranmışım, nedense duymadım.

Santral memuru, ‘Şimdi sizi Parklar ve Bahçeler Müdürlüğüne bağlayacağım!’ dedi.

İşini seven ve vatandaşın gönlünü almasını bile, en azından bir maaşla takdir edilecek bir santral memuru…

Demek böyleleri de var…

Çok yıllar önce, benzer bir olaya Bornova Vergi Deiresi’nde tanık olmuştum.

Öğle tatilinde, tek tek lambaları kapatan ve sıradaki vatandaşa ‘Öğleden sonra gelin!’ demeden çalışan bir memura tanık oldum.

Böyle yazdım…

Zamanın valisinin dikkatini çekmiş, beni aradılar ve ‘Bu memura takdirname verilecek, sen de istersen katıl!’ dediler.

Gittim ve yaşadıklarımı gördüklerimi paylaştım, aynen bir gün önce Urla Devlet Hastanesi’nde Başhekim Vekili Dr. Buğra Bey ve iki katın sorunlu hemşiresi Hande hanım ile yaşadığım güzellikler gibi.

Telefona çıkan sesimden tanıdı, ‘Dün ben sizinle görüştüm, kusura bakmayın, konu ile ilgili bana bir dönüş olmadığı için sizi aydınlatamadım…’ dedi.

Ama işin peşinde idi,  tekrar ‘çavuşu’ arayıp durumu ileteceğini anlattı.

Demek ki, iş takipçiliği sunuca ulaşmıştı, çünkü yazdığım gibi ne bileyim yaklaşık bir saat sonra kapımın önünde iş makinası vardı, gelmişti.

Santral memuru bir Parklar ve Bahçeler biriminde çalışan telefona yanıt veren iki…

Örnek çalışanlar…

Beni ‘dilekçe yazın!’ gibi sözlerle başlarından savabilirlerdi.

Demek başkan ve müdürler böyle işini bilen ve sevenler olduğunu bildiklerinden rahattılar.

Yani seni beni dikkate almıyorlardı.

Ama belirttiğim gibi Urla Devlet Hastanesi’nde vatandaşı dikkate alan yönetici kadrosu da bulunabiliyor.

 

*- ÖNEMLİ KİŞİLER

Çalıştığım medya kuruluşunda iki görevliye çok önem verirdim.

Birincisi danışma yani kapı girişi, ikincisi santral memuru…

Bunu hep patron ve üst yönetici kadrosu ile konuşmuş ve tartışmışımdır.

Çünkü işyeri hakkında karar verdirecek iki önemli kişidir bu saydıklarım.

İnanılacak gibi değil, değil mi?

İş makinasını adeta konuşturan, taşarondan belediye kadrosuna geçen bizim delikanlı yalnız o dağ gibi biriken çöpleri kaldırmadı, büyük bir alanı da ‘ne yapıyorsun?’ diyenlere aldırmadan temizledi…

Bence o da altın olmasa da bir gümüş madalya sahibi oldu…

Yok yok, santral memuru ile işini seven diğer kadın görevli gibi iş makinasını büyük bir ustalıkla kullanan, söylemleri ile belediyeyi ‘Büyükşehir Başkanlığı’ gibi anlatan, yani beynimdeki siniri ve zehiri, sözleriyle panzehir gibi işleyen kardeşimize de ‘Helal olsun!’ diyorum…

*

*- YALANCILAR! / YAŞAR EYİCE

*- YALANCILAR! / YAŞAR EYİCE

*- YALANCILAR! / YAŞAR EYİCE

*- YALANCILAR! / YAŞAR EYİCE

*- YALANCILAR! / YAŞAR EYİCE

*- YALANCILAR! / YAŞAR EYİCE

*- YALANCILAR! / YAŞAR EYİCE

*- YALANCILAR! / YAŞAR EYİCE

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir