*- YA ÖYLE, YA BÖYLE!… / YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

Bazılarımız için anımsatayım:

“Ait olmadığınız bir ortama uyum sağlamak için kendinizi değiştirmeyi bırakın!…”

Sosyal ortamda, toplantılarda, hatta kafelerde bile bu tipleri hemen görür anlarsınız.

Siyasette gördüklerimiz ise layık olmadıkları yere gelmek için kılıktan kılığa girenleri nasıl basamak değiştirdiklerini hemen anlarız.

Bu tipler için ya kulaklarımıza tıpa sokacağız, ya da ağzımızı kilitleyeceğiz…

İyi mi yaparız?

Yakınlarımıza, bizi sevenlere göre doğru…

Ama bence yanlış…

Bu tipleri mutlaka ve mutlaka açıklamalı, tanıtmalı ve haklarında gerekli olan doğruyu yapmalıyız.

İçimizdeki sahtekarları, dolandırıcılara açıklamamız, duyurmamız gibi..

Ama nedense herkes görmüyor, duymuyor, bilmiyor…

Bu yüzden bu tipler, içimizde ve belli yerlerde yükseliyor…

Hakkı olanların yerine de alıyor…

Ne demiştik?

“Bir yere uygun olman, oraya ait olduğunu göstermez!^

Saat zamanı gösterir, zaman kimin ne olduğunu?..

 

*- VATANDAŞ ANLATIYOR

Bir okuyucum evindeki kütüphane ve kitaplar arasında fotoğraflarını paylaşarak, son siyasi gelişmeleri kendine göre ele almış ve ‘KESTİRMEDEN ANLATAYIM MI?” diyerek uzunca anlatmış…

Bazı bölümler sıkıntı yaratacağı için özetini bazı kesimlerini alarak paylaşayım, yorumunu da sizlere bırakayım:

Anlatayım.

“Birileri topraklarımızı, vatanımızı, bağımsızlığımızı, devletimizi, Cumhuriyetimizi, Türkiye’mizi, her şeyimizi, kısacası bizi istiyor;

Birileri de bu milletin gözünün içine baka baka 100 yıl önce yine bunlarla savaşarak, canımızla kurduğumuz, kanımızla kurtardığımız bu toprakları vermeye çalışıyor…

Bu kadar net.

Gerisi masal.

öyle düşünün: Kağıt üstündeki tabela şirketinin sahibi biri…

Hani milyar dolarlık bir şirketin sahibi kağıt üzerinde bir müstahdem ya da bahçıvan veya şoför gözükür ya işte öyle…

Bir düşünün bakalım paha biçilemez bu kadim ve verimli toprakları öyle birine, birilerini bırakılır mı?

Onlar.

Kim onlar?

Onları da açıkça yazayım da TV lerde bir sürü (lehte veya alehte) kem küm dinleyerek vakit harcamayın.

 

*- YÜZYILIN EŞKIYASI

Dünün İngiltere’sinden 1945’te emperyalizm ve sömürgeciliğin bayrağını teslim almış olan ve bu yüzyılın en büyük eşkıyası ABD, pek tabii baş yardakçısı Israil ve yardakçıların ustası İngiltere ve ortalık şeysi Fransa başta olmak üzere Almanya dahil Avrupa Birliği denen tek dişi kalmış bütün kan emici canavarlar.

Ve her zamanki gibi pusudaki Rusya, her ne kadar işi başından aşkın da olsa başka bir psikolojik vaka İran, ve Arapların tamamı ve ister istemez Çin ve diğerleri…

200 yıllık parçalanmayı bekleyen ve bu topraklardan Türkleri temizlemenin hayaliyle yaşayan akbabalar, sırtlanlar ve çıyanlar.

 

*- TARİHSEL DURUM

1938’den 1980’e kadar teorik hazırlık ve yeniden planlama safhası,

1980 -2002 arası tatbikat ve eylem safhası

2002- … arası icra safhası.

Halihazırda icra safhası yani onlar için birinci bölümün, Türk Milleti için son bölümün son safhasındayız.

Bundan daha da kestirmesi de şu:

23 Nisan 1920 de YA İSTİKLAL YA ÖLÜM diyerek kurulan TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’ne bir bakın…

Bir de bizim seçerek gönderdiklerimize?

Hepsi bu.

Şimdi ister TV kanallarında masal dinleyin, ister dizi izleyin, ister kim ne renk don giydiyse mayolu şımarıklıklarını izleyin.

Kestirmeden olmuyor, gördük ki kestirerek de olmuyor.

Neyi mi?

Sünnet, sünnet.

Hani “pazarlık sünnettir!” derler ya.

O işte.

Pazarlık falan boşuna.

Tek çare Türk Milletinin gerçekleri görmesi…

Yoksa asıl müşteri ABD.

Ötekiler, her zamanki gibi satılık beş para etmezler…

 

*- ŞAŞKINLIKLA İZLEDİM

Çok üzücü bir video izledim.

Endonezya’da çöplerle kaplanan bir nehir, çevre ekiplerinin başlattığı temizlik çalışmasıyla yeniden ortaya çıkarıldı;

Videodaki görüntüleri görmenizi isterdim.

Yüzlerce çevreci nehire iki yandan giriyor ve akıl almaz bir şekilde nehire atılanları temizliyor, bir firmanın verdiği kutulara yerleştiriyor.

Bunlar elden geçirildikten sonra depolanıyor ve satılıyor?

Nereye, kimlere, hangi ülkelere?

Yanıtı yok!

 

*- PLASTİKÇİLER ÖNDE

Biliyorsunuz geçenlerde açıklandı, Avrupa’nın bu atıkları, çöpleri, bizim plastikçiler tarafından alınıyor ve bazı işlemlerden geçirilerek, sanayide kullanılır hale getiriliyor, bize pencere, kapı, kap- kacak oluyor.

Geri dönüşüm güzel…

Zaten biz bu işin neferlerini her zaman mahallemizde bile görüyoruz,

Çöpleri toplayarak, içlerinden işe yarayanları alıp depolayanları…

Satın alacaklar belli…

Satanlar bizim gördüklerimiz…

Bu işten iyi para kazanıp, güzel bir hayat yaşayanları da var…

 

*- GÜNEŞİ KARŞILAYANLAR

Bir büyüğümüzün bana şunu söylediği aklıma geldi:

‘Ben geceyarısı ya da sabaha karşı bütün caddelerdeki çöp konteynerlerinin içinden atılan pet şişelerini topluyor ve satarak ekmek paramı kazanmaya çalışıyorum.

Sabah ya da gece yarısı bu işi yapmamın nedeni de, tanınmamak ve yakınlarımın görmemesi…”

Utanılacak bir durum var mı?

Yok…

Ama üzülecek durum çok…

Az önce belirttiğim videonun bir bölümünde ise çöplük olmaktan kurtarılan nehrin yanındaki yolun gençler için yürüyüş ve spor yapma merkezi haline getirilmesi…

Demek ki istenirse oluyor…

Nasıl Atalay Ergezen birkaç gündür, “güneşi bisiklete binerek karşılayın…” diyerek Urla’da yaptığı  çağrıya katılanları filme alıp tanıtıyorsa, her yerde Urla’nın İskelesi ve bisiklet yolları varsa sizi ‘sağlıklı nesil için’ çağırıyor…

Haydi yürüyüşe ve temiz havada bisiklet ile ‘Güne merhaba’ demeye…

 

*- BAKALIM KAÇI YARIŞACAK

İstanbul’dan ülkemize yayılan yarışma belli oldu.

Konu aynı:

“Yeşil Dönüşüm Ödülleri!:..”

Lafı uzatmadan açıklamayı paylaşayım:

“İstanbul Sanayi Odası (İSO) olarak üretim süreçlerinde “sürdürülebilirliği” odağına alan sanayi firmalarımızın örnek ürün ve uygulamalarını ödüllendiriyor, başarı hikayelerinin yaygınlaşmasını destekliyoruz.
1995’ten bugüne markalaşan “İSO Yeşil Dönüşüm Ödülleri” kapsamında başvurularınız alanında uzman bir jüri heyeti tarafından değerlendirilecektir.

Ödül almaya hak kazanan firmalar uygulama veya ürünlerini ödül töreninde kamuoyuna tanıtma fırsatı elde edecek ve ödül logosunu kullanma hakkına sahip olacaktır…”

 

*- YEŞİL DÖNÜŞÜM İÇİN

Şimdi bir ikinci haberi de aynen paylaşayım, firmalarımızın duyurusuna katkıda bulunalım:

“İSO GSYF – İstanbul Sanayi Odası Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (SOF), Türkiye’nin sanayi ekosistemine değer katmak isteyen yatırımcılar ile Ar-Ge odaklı sanayi kuruluşlarını stratejik bir fırsatla buluşturmaktadır.

Dijital ve yeşil dönüşüm, üretim teknolojileri ve katma değerli üretim gibi alanlarda yüksek büyüme potansiyeli taşıyan şirketleri ve girişimleri desteklemeyi, aynı zamanda sanayi ile buluşturmayı amaçlayan İSO GSYF; Ar-Ge ve Tasarım Merkezlerinin yararlandıkları teşvik tutarının %3’ünü girişimcilik ekosistemine yatırma yükümlülüğü için güvenilir bir seçenek sunmaktadır.

 

%3’lük yatırım yükümlülüğünüzü teknoloji odaklı girişimlere yönlendirerek yalnızca finansal getiri değil; aynı zamanda sürdürülebilir büyüme, dijital dönüşüm ve küresel rekabet avantajı da elde edebilirsiniz.

İSO GSYF’nin sunduğu avantajları ve size özel çözüm önerilerini sizlerle detaylı olarak paylaşmaktan memnuniyet duyarız. Daha fazla bilgi için bize ulaşın:

İletişim:

busra@bogaziciventures.com | arge@iso.org.tr

*- YA ÖYLE, YA BÖYLE!… / YAŞAR EYİCE

*- YA ÖYLE, YA BÖYLE!… / YAŞAR EYİCE

*- YA ÖYLE, YA BÖYLE!… / YAŞAR EYİCE

*- YA ÖYLE, YA BÖYLE!… / YAŞAR EYİCE

*- YA ÖYLE, YA BÖYLE!… / YAŞAR EYİCE

*- YA ÖYLE, YA BÖYLE!… / YAŞAR EYİCE

*- YA ÖYLE, YA BÖYLE!… / YAŞAR EYİCE

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir