*- ÜRKÜTÜCÜ / YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

Videosu ile birlikte ilk paylaşan Elif Selma Yılmaz oldu!
Yorumu iki satırla, şöyle idi:
“Geleceğin Savunma Sanayii olarak paylaşılıyor, hakikaten ürkütücü.
At üzerinde kılıçla yapılan savaşlara özlem duyuyor insan!..”
Çinliler olayı çizgi film şeklinde dünyaya yaymışlar.
Ben çocukların bilgisayar oyunlarının yeni bir versiyonu şeklinde algılamıştım.
Ama belli yerlerdeki ciddi diye bildiğimiz insanların bu kadar ilgi duyup, yorumlar yaptıklarını görünce, ‘yapay zeka ürünü’ gibi endişe duydum.
Sivrisinekler, arılar, kuşlar ‘savaş silahı’ olarak kullanılıyor videoda, daha doğrusu geleceğimizin silahında…

İşte benim gibi izleyip yorum yapanlardan örnekler:
Yunus Köleoğlu: Bunların bir çoğu halihazırda üretilmiş durumdadır diye düşünüyorum. Belki de bazıları sahada denendi ama bizim haberimiz yok.
Sonuçta öldürücülüğü yüksek, tespiti zor olan savaş silahları.
Gökhan Baş: Pratikte bunlar servis edilir, ancak gerçekte yapmak o kadar kolay değil. İsrail’in savunma sisteminin çökmesi gibi olur. Bunlar evet kazanma oranı yüksek cihazlar ya da silahlar olur ama sürdürülmesi imkansız boyutlardadır. Maliyetin düşük olması daha çok önemlidir.
Emrullah Mahmutoğlu: Gerçekten çok iyi!
Mehmet SADIK INAN: Zaten bu savaşlar her şeyi yıkacağı için atlı süvarilere geri dönülecek az kaldı
Ali Ceran: He hee tabi tabi, bu tür yapay zeka ile Suriye ordusu da her türlü savaşı kazanır
Hakan Türe: Önce kendini geliştir…
Mustafa Uğur Vurur: Ebrehe’nin fil ordusu vardı. Allah ebabil kuşlarıyla yok etmişti o orduyu. İnsanoğlu ilham alır. Mutlaka benzer şeyler yapılacak.
Kâzım Çimen; Şu martı ve kargaların da sahada verimli bi şekilde kullanılacağı teknolojileri 4 gözle bekliyorum. Düşünsene, konstrüksiyon bedava, silahı donat, çipi tak, gönder. Bi an evvel gerçekleşir inşallah.
Kâzım Çimen: Ag Yetkilendirilmiş çok fazlalar Hacı abi. Ve hiç susmuyorlar. Bi işe yaramış olurlar, fena mı?
Mehmet Z.: İnsan ırkı teknoloji ile kendini yok etme safhasına geldi gibi. Allah’ın yarattığı nimetleri kullanarak kendine zarar veren bir canlı türü var mı acaba, araştırmak lazım. Önce yaşadığı çevreden şüpheye düşecek insan, doğaya şüpheyle bakacak sonra kendine. “Dehşet” kelimesi bu gördüklerimi tanımlamaya yetmiyor. Geçmiş olsun.
Sıddık Akçay: “Kuş uçurmamak” deyimi aklıma geldi izlerken.
Fikir İnsanı: Yakın zamanda olacak bunlar…
Muhammet Bostancı: Zalimlerden daha güçlü olmak için daha çok çalışmalıyız. Zalimin zulmünün şu partili bu partili diye ayırt etmeyeceğine emin olabilirsiniz!

*- AKLIMIZA GELEN
Devalüasyon denildiğinde akla ilk gelen döviz kuru olur.
Ancak asıl değişen, cebinizdeki paranın satın alma gücüdür.
Aynı maaşla;
• Daha pahalı elektronik alabilirsiniz.
• Yurt dışı tatili daha maliyetli hale gelir.
• İthal ürünlere daha fazla TL ödersiniz.
Öte yandan bazı varlıklar, kur artışına karşı görece koruma sağlayabilir.
Bu nedenle önemli olan sadece “kur nereye gider?” sorusu değil, portföyünüzün ve harcamalarınızın kur riskine ne kadar maruz olduğu sorusudur.
Bu görsel, olası bir devalüasyon senaryosunda hangi varlıkların ve gider kalemlerinin nasıl etkilenebileceğini sade bir şekilde özetliyor.
Sizce bugün en büyük kur riski hangi kalemde?
Görüşlerinizi benimle paylaşabilirsiniz.

*- GÜVENLİK
Günümüzde en önemli konu; güvenliktir…
‘güvenlik’ ya da ‘güven duygusu’ çocukluktan, hatta bebeklikten başlar.
Dikkat ettiyseniz, bebek, annesinin başparmağını her durumda yakalar ve bırakmak istemez, çünkü bu kendinde güven duygusu yaratır.
Kendini koruma duygusu.
Sabah erken saatlerde Urla İskelede alışverişe çıktım.
Kahvaltı yapanlar vardı, bazı mekanlarda.
Bir işyeri yanmış, geceden…
Sonra aklımdan Şafak Mert’ın güvenlik yöneticileri için hazırladığı minik rehber geldi.
Yani işi büyüttüm.
Birçok firmamız yurt dışında büyük atılımlar yapıyor ya, bu nedenle paylaşmak istedim.
Özetle;

*- TERSİ OLABİLİR
Şirketiniz yeni bir projeye/ihaleye giriyor veya yeni bir coğrafyada operasyon yürütme kararı verme aşamasında.
Siz de şirketin güvenlik müdürü/direktörü/koordinatörü olarak konuyla ilgili tüm hazırlıklarınızı yaptınız.
Bölge etüdü, risk haritaları, farklı senaryolara göre hareket tarzları, hatta renkli renkli cicili bicili risk kayıt formları doldurdunuz.
Toplantıda herkes gibi siz de sunumunuzu yaptınız ve patronunuz (veya yönetim kurulu) sizin teklifinizin tam tersi yönünde bir karar aldı.
Yani sizin “güvenlik açısından çok riskli, buraya girmeyelim” dediğiniz yere girme kararı aldılar veya tam tersi sizin “bu pazar çok uygun, mutlaka girmeliyiz” dediğiniz yere girmeme (veya o pazardan çıkma) kararı aldılar.
Peki ne yapmalısınız?

*- YALNIZ ÇALIŞIN
Çeşitli konularda hazırlanmış küçük bir kitapçıkta, dikkatimi çekmişti.
O kitapçıklardan birinde “Za-Ke-Ko!” diye bir madde yazılıydı.
Zamanlama (Zaman Planlaması) – Keşif – Koordinasyon.
Siz de şirketinizin yeni bir pazara gireceğini ilk haber aldığınız anda ilk iş olarak bir zaman planlaması yapın.
Unutmayın, hazırlıklarınız, karar toplantısından en az iki hafta önce bitmiş olmalı. Ardından pazara (veya sahaya) keşfe gidin.
Keşfe mümkünse yalnız başınıza gidin veya çok güvendiğiniz birini gönderin.
Keşiften önce mutlaka bir keşif planı çıkarın.
Oraya gidip sadece şirketin parasıyla rakı-balık yapacaksanız, hiç boşuna vakit harcamayın, gugıl meps ile işinizi görün.
Sonraki madde koordinasyon, tüm faaliyetleri kimlerle, hangi departmanlarla eşgüdüm içerisinde yürütecekseniz mutlaka yüz yüze görüşerek (sonra da e-posta ile teyit ederseniz iyi olur, sonra çarşı karışırsa inkar etmesinler) kısa bilgilendirmeler yapın.

*- DANIŞIN
Eğer o zamana kadar hedef bölge hakkında bir bilgi dosyanız yoksa, o bölgeyi bilen birinden danışmanlık hizmeti alıp, detaylı bir rapor hazırlatmanızı tavsiye ederim.
Açık kaynak kullanan birinden dahi bu hizmeti alabilirsiniz (herkesin bir istihbarat teşkilatı olmasına gerek yok). Ayrıca hem sizin, hem keşfe gidecek diğer ekiplerin güvenliği için de hizmet alımı gerekebilir.
Bunları da yıllar önce, İzmir’de bir bankanın ‘istihbarat’ servisinde çalışan Macit Ersönmez’den duymuştum.
Genelde şirketlerin kendi bünyelerindeki güvenlik departmanları çok büyük değildir.
Her şeyi kendiniz yapmaya kalkarsanız hem yetişemezsiniz hem de önemli noktaları gözden kaçırabilirsiniz, Bundan dolayı güvendiğiniz birilerinden hizmet alımını kesinlikle tavsiye ediyorum.
Doğuda ise batıdaki bir şirketten, batıda ise Doğu’daki bir firmadan örnek olarak…

*-YAZI KALICIDIR
Keşfi tamamladığınızda mutlaka yazıl bir rapor haline getirin.
Aydın Bilgin ‘Haber Ekspres’ gazetesini kurduğunda, tüm bölgeyi adım adım dolaşmış, her gün ‘günlük’ raporlar hazırlayarak vermiştim.
Raporun en başına bir yönetici özeti koymak ve kendi alanınız dışındaki konulara girmemek rapor yazarken prensibiniz olsun.
İyi niyetle yazdığınız bir cümle başka bir departman ile uzun süre devam edecek bir küslüğün başlangıcı olabilir.
Benim tavsiyem raporu birinci tekil şahıs olarak yazmanız.
Mantıki bir sıra içerisinde tüm gözlemlerinizi samimi olarak yazın.
Her bölümün sonuna gözlemlerinizin ne anlama geldiğini ve neden önemli olduğunu ekleyin.
Raporun sonucunda kendi kararınızı değil, patronuzun(veya yönetim kurulunun) alabileceği kararlara yönelik senaryolarınızı ortaya koyun.
Patronlar kendi adlarına karar verenleri pek sevmez.

*- PATRON BİLİR
Şimdi büyüme kararı alan firma için yapacağınız ön çalışma için üzücü bir haber;
Sizin günlerinizi harcadığınız risk kayıt formları, risk haritaları, bölge suç istatistikleri, suç profilleri patronunuzun umurunda bile değil (hiç bir zaman olmadı, hiç bir zaman da olmayacak, buna alışın).
Tüm o belgeler patronunuza görüşünüzü sunarken görüşünüzü desteklemek için var (bir de mahkemeye düşerseniz delil olsun diye).
Onun haricinde patronunuz onlara bakmayacak bile.
Ancak siz tüm o belgeleri mükemmel seviyede hazırlamak ve sürekli güncellemekle yükümlüsünüz.
Yani bunlar raporda mutlaka yer almalıdır.
İleride ne işe yaradığını fark edersiniz.
Günümüz için şart…

*- LAF OLSUN DİYE
Patron en son konuşacak ve kararını açıklayacaktır.
Şunun farkında olun, patron kararını en az bir ay önce vermişti zaten.
Bu toplantı karar verme toplantısı değil, kararı açıklama toplantısı.
Patronunuz sizin işaret ettiğinizin tam aksinde bir karar açıkladıysa yapmanız gereken şey itiraz etmek veya rest çekmek değil, patronunuzun bu kararını en iyi nasıl destekleyeceğinizi düşünmektir.
Kendisine şöyle diyebilirsiniz “haklısınız patron, Afganistan’da mayo fabrikası açmak iyi bir fikir olabilir. Ancak böyle bir tesisin güvenlik ihtiyacı şunlar şunlar olacaktır ve yaklaşık şu kadar ek bütçeye ihtiyaç olacaktır”.
Bu kadar, konuyu dramatik hale getirmeye gerek yok.
Siz patronunuza, şirketinize ve iş arkadaşlarınıza güvenli çalışma ortamı sağlamakla görevlisiniz, patron adına karar vermekle değil.
İşin özü bu son cümlede gizlidir.
Baktınız olmuyor, alır ceketi gidersiniz.
Yürüyen büyüyen o kadar şirketimiz var.
Tabii batan ve kapananların sayıları da az değil.
Patronlar vizyon sahibi ise çalışanına önem veriyorsa, birlik ve beraberlikten güç doğduğuna inanıyorsa mesele yok.
Bir de ve en önemlisi oyunu kuralına göre oynamak lazım.
Müslüman mahallesinde salyangoz satamazsınız, ya da Eskimolara buzdolabı satmak için maharet ister, fıkralarda olduğu gibi…

ÜRKÜTÜCÜ / YAŞAR EYİCE

 

ÜRKÜTÜCÜ / YAŞAR EYİCE

 

ÜRKÜTÜCÜ / YAŞAR EYİCE

ÜRKÜTÜCÜ / YAŞAR EYİCE

ÜRKÜTÜCÜ / YAŞAR EYİCE

ÜRKÜTÜCÜ / YAŞAR EYİCE

ÜRKÜTÜCÜ / YAŞAR EYİCE

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir