‘Bir taşı on bin defa da havaya atsan uçmayı öğretemezsin’ demiş Aristo.
Enerjinizi doğru işlere, vaktinizi size iyi gelen insanlara harcayın.
Unutmayın ki, taştan kuş, kuştan da taş olmaz!
Bunları söyleyen de Esra Melten Güç…
Verecek bir şeyin yoksa gülümse diyor, Esra Hanım, ‘Neye etki ettiğini
bilemezsin!’ diyerek sözünü tamamlıyor.
*- HARİKA AMA
Güzelbahçe Belediyesi’nin, başkanın tutuklanması öncesinde sahilde
hizmete soktuğu harika bir halka açık lokantası var.
Üç katlı binanın zemin altı yani bodrum katı mutfak…
Modern binanın zemin katı ‘Güzmar’ isimli bir ucuzluk marketi.
Yöresel gıdaları da bulacağınız tertemiz bir belediye marketi.
Birinci kat ‘Port’ adı verilen bir lokanta…
Teras katı ise İzmir körfezinin güzelliklerinin buluşma noktası gibi bir yer…
Her şey gözünüzün önünde…
Şairler ve ressamlar herhalde ileride burayı mesken edinirler.
Her şey harika…
Ama unutulan iki önemli nokta var.
Birincisi ister alışverişe gelin, isterseniz karnımızı doyurmaya ya da
sıcak – soğuk bir şeyler içmeye…
Eğer engelli iseniz, basamakları düşmeden çıkmak için birilerinin
gelip yardım etmesini bekleyeceksiniz.
Aynı sorun binadan ayrılma sırasında da sizi bekliyor.
Aynen Urla Devlet Hastanesi’nin girişinde onlarca insanın ayaklarının
takılması üzerine düşüp yaralanmaları gibi Güzelbahçe belediyesinin bu
çağdaş hizmet binasında da sorun benzer.
Bir ay kadar önce yetkilileri, bir garson aracılığıyla uyarmaya ve
sorunu çözmelerini istedim.
Şimdi hem bir şeyler atıştırmak hem de ‘uyarılar dikkate alınıyor mu?’
diye kontrol mekanizmasını çalıştırmak istedim.
Yok efendim yok!
Bu kez, müdürü sordum, ‘Şu anda yok!’ dediler.
Olabilir, mesai bitmiş evine gitmiştir.
Ama şikayetleri, önerileri alacak birileri yok.
Acaba ‘Dilek ağacı!’ gibi bir ‘Dilek ve şikayet kutusu’ var mı?, diye
dolandım durdum, o da yok…
Herkes halinden memnun herhalde…
Şimdi Güzelbahçe’de erkek başkanın yerine vekalet eden bir kadın başkan var.
‘Çalışkan’ diyorlar…
Önemli olar üç beş kuruşluk sorunları da anında çözmek…
En fazla üç giriş çıkış noktasına, yine en fazla birer metrelik
‘tutucular’ (korugan) yapılır…
Bunu yapamayanlardan, büyük milyonlur hizmetleri beklemek olur mu?
Bilemiyorum!
Bunu Güzelbahça halkı ile misafir olarak bulunanlar bilir.
Ha sahi söyleyeyim:
Garsonlar mı, müdüriyet mi, ya da başkanlık mı tam bilemiyorum, deniz
manzaralı, en güzel konumdaki üç bazen dört masa ‘rezerve’ diye
ayrılıyor…
Diğer yerler de güzel, yani benim görüşeme göre önemli değil..
Ama geneli düşünürsek bir hata olduğunu kabul etmek gerekiyor…
Yapmayın, etmeyin!
*- LAYIK OLANLAR
Bir Foça sevdalısının mektubu:
“Bu sene İngiliz buruna duş tuvalet yapmayan belediye başkanımızı kutlarım.
Geçen yıl gönüllü olarak hem İngiliz burnu hem Dikili’yi elimden
geldiği kadar temizlemeye çalıştım.
Tuvaletler dahil temizledim.
İnsanımız o kadar pis ki tuvaletlerin lavaboların içine kum, kadın
bezi iç çamaşırı atanlar, sifonları kıranlar, duvarlara yerlere dışkı
silenler, bedava duşta bulaşık yıkayanlar, yediğini içtiğini olduğu
yerde bırakanlar…
Çocuk bezini bile sağa sola atanlar….
Ağaçların dallarını kırıp mangal yakanlar, bir de halâ şikayet edenler…
Umarım bu sene duşsuz, tuvaletsiz çöp içinde layık olduğunuz şekilde
eğleniyorsunuzdur…”
*-
*- TAŞ ve KUŞ / YAŞAR EYİCE

*- TAŞ ve KUŞ / YAŞAR EYİCE

*- TAŞ ve KUŞ / YAŞAR EYİCE

