*- TALİMATLA OLMAZ / YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş
Farkında mısınız?

‘Gerçekten’ sözünü neredeyse herkes kullanıyor!

En yetkililer bile önemli bir konuda bilgi verirken, benzer, eş değerli bir sözcüğü kullanmak ihtiyacını duyuyorlar,

Nedeni basit!

Bırakın yetkilileri, birbirimizi bile güvenimiz, inancımız yok olmuş durumda.

Yalana, kökü olmayan palavralara inanıyoruz, hiç olmadık kişilere yama yapıyoruz ama iş doğruya, ya da bizim düşüncemizin dileğimizin dışında gerçekleşenlere önem vermiyor, ‘Yok canım!’ diyor geçiyoruz.

‘Gözünle görmedikten, kulağınla duymadıktan sonra inanma!’ derler…

Şimdi Yapay Zeka ile öylesini yapıyorlar ki, inanılmayacak gibi değil…

Dikkat ediyorum;

Düzgün ve doğru yolu takip etmiyoruz, hep dolambaçlı yolları kabul ediyoruz.

Doğrudan, doğrulardan kaçıyoruz, kulağımıza bunlar hoş gelmiyor.

Bazen bunlardan kaçtığını sanırsın, inanır gibi yaparsın ama sonuçta kendine çarparsın.

Çarpılırsın!

Kusursuz insan yoktur!

Bu kesin…

Günahsız da…

Ama karşımızdakinin kusurunu arıyorsak, kendi tuzağımıza düşeriz.

‘Günah’ ya da ‘ayıp’ yönünü bırakalım…

Önemli olanı yapalım;

Kusurları örtelim, yanlış yapmayalım…

O zaman, biz belki kusursuz olabiliriz.

Marifet işte budur!

 

*- KOŞUŞTURMACADIR GİDİYOR

 

Hepimiz mal mülk peşinde koşuyoruz…

Bütün dünya böyle…

Bana Londra’yı anlat derseniz şöyle derim:

‘Herkes yürümüyor, koşuyor.

Sanki treni ya da otobüsü kaçırdılar!

Veya sevgiliye ulaşmak için…

Hiçbiri değil, işe, işyerine koşuşturuyorlar…

Büyük ihtimalle dünya rekoru ellerinde…

Bu kadar insanımız, benim gibi İngiltere’ye Londra’ya gidiyor,

‘Ay, oy, aman!’ demekten insanların koşuşturduklarının farkındalar mı?

Dünya gayesi için…

Çoğu da ‘Kunta kinte!’ dediğimiz cinsten insanlar…

Ben lafı uzatmadan, Büyük İskender’in, öldükten sonra yapılmasını istediği üç şeyi yazayım:

1- Tabutumu en iyi doktorlar taşısın; en iyi doktorların bile ölümü çare bulamayacağı anlaşılsın.

2- Servetimi sokaklara saçın; Dünyada kazanılan paranın dünyada kaldığı görülsün,

3- Bir elimi tabuttan sallandırın elimin boş gittiğim görülsün…

Büyük İskender iyi düşünmüş ama kimseye örnek olamamış…

Örnek verdiğim yalnız Londra değil, birçok dünya kenti böyle, yalnız bizim şehirlerimizde bu yok!

Tembelliğimiz de var,

Boş vermişliğimiz de,

Vurdumduymazlığımız da,

Sözümüzü tutmamamız da…

Bunlara bir de ‘işsizlik’ eklenince, belli saate kadar çarşılar da boş, bir çok dükkan da, kepenk açmamış birçok işyeri de…

Kasaba havasına alıştık artık…

İşte gerçek bu…

Arada sizi güldüreyim:

Ağustos böceği karıncaya sormuş;

‘Bu yaşta daha ne çalışıyorsun?’

Karınca, ‘Türkiye’den emekliyim!’

 

*- CİMER’İ BİLİYOR MUSUNUZ?

 

CHP’li belediyeler yıkım peşinde…

Memurlar da ceza yazma yarışında…

Nedeni basit!

Kafası kızan Cimer’e şikâyette bulunuyor.

Peki Cimer nedir?

CİMER (Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi), 20 Kasım 2006 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak faaliyete geçen, yurttaşların talep, ihbar ve şikâyetlerini doğrudan cumhurbaşkanlığına iletebilmesi amacıyla kurulan bir web servisidir.

Bu platform aracılığıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşları, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ve 3071 sayılı Dilekçe Hakkı Kanunu kapsamındaki haklarını kullanabilirler.

Açık ve net anlatayım, umarım memurlar da anlarlar vatandaşlar da!

Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) karar merkezi, yani mahkeme değildir.

Çalışanlar gelen ihbarları alırlar ve aynen ilgili kurumlara, valiliklere, kaymakamlıklara, belediyelere gönderirler

Amaç, vatandaşın ulaşamadığı yetkililere böylece ulaşmasını sağlamaktır.

Sanıldığı gibi konu yani şikâyet, ihbar Cimer’e gittiğinde ‘Tamam iş hal oldu!’ demek değildir.

Eminim çoğu şikayetin doğruluk derecesi yok gibidir.

Düşman bellediğini kızan, komşusunu, işyerini, arkadaşını ihbar edenler ‘Hakkından geldim!’ diye mutlu oluyorlar.

Ama mektubun, ihbarın o kentin kişisine ve ilgilisinin eline geçtiğinin farkında bile olmak istemiyorlar.

Peki memurlar ne yapıyor, ‘Emir üstten geldi, hemen yerine getirelim, başımız ağrımasın!’ diyerek zaman zaman mahkeme kararlarının bile aleyhinde hareket edebiliyorlar.

‘Emir demiri keser!’ düşüncesiyle hareket eden, koşuşturanlar, keşke biraz da mahkeme kararlarına aynı ilgiyi gösterebilseler.

Her ihbarı, şikâyeti CİMER ciddiyetiyle takip edebilseler.

Görevini yapan hiç kimsenin başı derde girmez…

Doğru birdir, talimatla olmaz….

Bir de memleketimizin gerçeğinden laf edeyim:

‘Okumazsan seni sanayiye veririm!’ diyerek sanayiye verilen o çocuklar büyüdü, iş ve ev sahibi oldu.

Okuyanlar hala iş arıyor, ev ve araba onlar için artık hayal oldu…

 

*- İYİCE SAF OLDUK

 

Özgür Özel’in İzmir’e hangi gözle baktığını biliyorsunuz.

‘Kendim ettim, kendim buldum!’ diyordur, İzmir CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay için…

Şimdilik kara listede görülüyor ama el altından İzmir’in CHP’li belediyelerine Genel Merkez’in önerdiği ve gönderdiği İstanbul, Ankara ya da başka şehirlerdeki CHP’li gizli memurlar, gizlice işbaşı yaptırılıyorlar.

Yani huylular huyundan vaz geçmiyorlar…

Nedense çıt yok…

‘Belki dünyanın en iyi yöneticileridirler!’

Ama taş yerinde ağırdır, İzmir’de değil…

Doğu illerine gönderseler ya, oraları kalkındırsınlar kendi kafalarından geçtiği gibi…

Bunlar transfer oldukları kentlerde ne yapmışlar?

Hiç ama hiçbir şey…

İyice saf olduk..

Ya da kör, görmüyoruz, güvenimiz boşa çıkarılıyor.

Ama emin olun bunlar bahane üretmekte de üstlerine yok…

 

*- SOSYAL BELEDİYECİLİK VE YAĞMA

 

Bir süredir Nevzat arkadaşımın uzmanlık dalı ile ilgili yazdığı yazıyı masamın üzerinde tutuyordum.

Ama ‘tekeri kırılan arabaya yol gösteren çok olurmuş!’ ata sözünden yola çıkarak ben ‘yine öne geçeyim!’ dedim.

CHP’nin yönetiminde olan belediyelerin finansal krizde olduğunu biliyoruz.

İyi yönetilen kamu kuruluşlarının zarar etmeyeceğini bilenlerdenim.

Belediyeleri devralan başkanların mevcut yapılarını idari, teknik ve mali denetimden hemen geçirmeleri ve önceki belediyenin hangi partide olduğuna bakmadan dürüst yönetilip yönetilmediklerini incelemeleri gerekir.

Belediye ve bağlı iştiraklerinin bilançoları incelenmeli gelir ve özellikle harcama kalemleri uzmanlarca didik didik edilmelidir.

 

*-

 

Adını vermeyeceğim bir önceki belediyemizde kağıt üzerinde görünen 24 ton peynirin hiç ortada olmadığını biliyoruz.

Bu bilgi bizzat şirket yönetim kurulu başkanından gelmişti.

İddia ediyorum bünyesinde kafe, çay bahçesi, Sosyal tesis bulunan belediyelerin yasal gelirleri de göz önüne alındığında zarar etmemeleri için yetkililerin dürüst olmaması gerekir.

Yeni bir keşif yapmıyoruz, namuslu yönetilen idarelerin zararı mümkün değildir.

 

*-

 

Bazı partiler, belediye kaynaklarını yandaşlarına aktarmışlardır, yağmalamışlar bunu biliyoruz ancak CHP den CHP ye geçen belediyelerin de zorda olduğunu görüyoruz.

Bu alandan çok kötü kokular alıyoruz.

Fransızların meşhur bir sözü vardır:

‘benzeşenler buluşur.’ derler.

 

*- BİZ YURTSEVERİZ

 

Maalesef bir kısım başkanlar, iktidarın baskısından korkmuş ve bazılarının ve partilerin haksız taleplerine evet demişlerdir.

Daha önce CİMER’le ilgili şikayet ve yorumlar irdelerken, bu konuya da dikkat çekmeye çalışmıştım.

Diğer başka bir siyası parkurda ise Kayyumla karşılaşmamak için güçlü gördüklerine karşı çıkmamışlardır.

Şöyle söyleyeyim:

Herkesin her icraatlarını biliyoruz, sanırım ‘partimiz zarar görmesin, devrisabık yaratmayalım!’ gibi aslında kendilerini korumaya alanlar yumuşak ve sözde hoşgörülü görülmeye çalışıyorlar.

Sesleri çıkmıyor!

Unutmasınlar, bizler sorgulayan yurtseverleriz.

Şimdilik sabırla ilçe kaynaklarını yağmalayanlardan hesap sorulmasını bekliyoruz.

Hiç hesap sorulmuyor, yapanın yanında kar kalıyor dönemleri bitmiştir, diye düşüncemizde bizi yanıltmasınlar…

Ödemişli Altan Düzalan’dan öğrendiğim bir sözü paylaşayım:

‘Bu dünyada her şey biter ama şerefsizler bitmez!’

Celal Demir usta ise kısa ve öz söylüyor:

‘Hep maskeli yüzler!

İnsan sığmıyor, insana!’

 

*- TALİMATLA OLMAZ / YAŞAR EYİCE

 

*- TALİMATLA OLMAZ / YAŞAR EYİCE

 

Yaşar EYİCE
0532 781 95 18
Twitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311
 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir