En büyük bayramımızdan bir gün önce bir öneriyi kendime görev kabul ederek paylaşmak istiyorum:
Öneri ve dilek şöyle:
“Yarın 103.yıldönümünü kutlayacağımız Yüce Cumhuriyetimizin daha uzun seneler yaşaması için çocuklarımıza, torunlarımıza bu bayramın ne kadar önemli olduğunu hatırlatmanız için, aynı dini bayramlarımızda yaptığımız gibi onlara hediyeler alın armağanlar verin…
Bu vesile ile onların, bu bayramımız unutmamalarını sağlayınız.
Unutmayalım Cumhuriyet bizim kırmızı çizgimizdir, onsuz kalırsak bütün değerlerimizi yitiririz ona sahip çıkalım tüm Ülkece BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN…”
Aynen kabul ediyorum…
*- NE BİÇİM İŞ
Reklamlar hariç televizyonlarda ‘tık’ yok…
Cumhuriyet Bayramımızla ilgili olarak bunları söylüyorum.
Madem öyle, işte böyle…
Ben de gözüme ilişen ve belki de benim gibi onlar değil çok sayıda insanımızın dikkatini çeken bir konuyu paylaşmak istiyorum.
Biz mi geri zekalıyız, bize kendilerini seyrettirenler mi?
Bu sorunun yanıtını vermekte zorlanıyorum.
Hadi İzmirli hemşehrim kadını anladım, bayan kahkahayı!
Her lafa kahkaha atıyor…
Zorlama da olsa alıştırdı kendisini…
Ama şöyle bir düşünün nereden nereye geldi?
Önceleri, biraz değişik tip idi, seyrettiriyordu.
Yönetici kadroları da değişik bir tip ve yüz bulmuşlardı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın belirttiği gibi bilmem kaç yüz televizyon yayınından birinde bir iş mutlaka buluyorlar.
Tabii ki maddi çıkarları yok…
Reklamları olsun, piyasadan düşmemek için çoğunluğu bu anlayışta.
Geçimleri başka sektörlerden…
Gerçek habercilerin, televizyoncuların, gençlerin ekmekleri ve gelecekleri ile oynuyorlar her nedense…
Bu ayrı bir konu.
*- BU KADAR DEĞİL
Bana bunları yazdıran, tesadüfen açtığım bir televizyon kanalında sevilen karı-koca şarkıcıları ve söz yazarlarını görünce duraklamam oldu.
Masada ‘Sunucu’ ya da ‘Söyleşi’ yapan bir kadın var…
Ekrana çıktığı için iyice süslenmiş, normal…
Kendini manken sanıyor herhalde…
Bu da normal…
Belki de öyledir.
Ama her cümlesinde insan güler mi?
Ya da karşısındakinin her sözünde, kahkahamsı olabilir mi?
‘Yüzünüz gülsün!’ yazıyoruz ama bu kadarını değil…
‘Yüzünüzden tebessüm eksilmesin’ diyorum, yüzünüz gülsün…
Ben bu işin sırrını, Tiyatro eğitimi alan Ankaralı arkadaşım Berrak Öztekin’den öğrenmiştim.
Bir de tiyatrocu kuzenlerim var, ikisi de ödüllü…
Hadi birini söyleyeyim:
Doğan Yağcı…
O da Ankara’da eğitimini yıllar önce tamamlamıştı.
Geçenlerde bir eserin yönetmenliğini yaptı.
Erzurum Devlet Tiyatrosu’nu kurmak da Kuzenim Doğan Yağcı’ya nasip oldu.
Merak ediyorum, bu televizyon tipleri için ne düşünüyor, gerçek tiyatrocu meslektaşlarıyla?
Beni sinir ettiren ve ekranı kapattıran programın adı ‘Birlikte keyifli!’ydi sanıyorum.
“Cansu ile birlikte keyifli’yi izleyin diyeceğim, ama benim gibi sinirli olmanızı istemiyorum.
Acaba kendisini dinlemek isteyen sabırsızlar var mıdır?
Ya da sabırsızlıkla davet alıp karşılıkla her cümlelerinde gülecekler sırada mıdırlar?
Bir zamanlar bir matbaa makinisti vardı, Yılmaz Şenyılmazlar diye…
“Her malın bir alıcısı vardır!’ der, arkadan kahkaha atardı….
Bize kahkaha attırsalar alınlarından öpeceğim, benim gibileri sinir küpü yapıyorlar buna ve bunlara ‘Bulunmaz hint kumaşı gibi ekrana çıkartanlara’ ekmek veren, işten anlamaz patronlara gülüyorum…
*- CUMHURİYET COŞKUSU ENGELLERİ AŞTI
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında sağır ve işitme engelli bireyleri bisiklet sürüşünde buluştu.
Konak’tan başlayan ve İnciraltı’nda sona eren sürüşe üç dernekten katılımcılar eşlik etti.
Kültürpark’ta görme engelli yurttaşların iki sürücülü (tandem) bisikletlerle sürüş deneyimi yaşadığı etkinliğin ardından, bu kez sağır ve işitme engelli bireyler Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında bir araya geldi.
Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen bisiklet sürüşü, Konak Vapur İskelesi önünden başladı. Katılımcılar, sahil bisiklet yolu güzergâhını izleyerek İnciraltı Engelli Hizmet Merkezi’ne ulaştı.
Bisiklet sürüşünün ardından düzenlenen zumba etkinliğinde katılımcılar, Cumhuriyet Bayramı coşkusunu birlikte yaşadı.
Üç dernek etkinliğe katıldı; Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü Türk İşaret Dili Birimi koordinasyonunda gerçekleştirilen etkinlik, İzmir Sağırları Koruma ve Kalkındırma Derneği, Karşıyaka Sağırlar Derneği ve Bornova Sessizler Derneği iş birliğiyle düzenlendi. Etkinlikle sağır ve işitme engelli bireylerin sosyal ve sportif faaliyetlere katılımının desteklenmesi, toplumsal farkındalığın artırılması ve herkes için erişilebilir bir sosyal yaşamın teşvik edilmesi amaçlandı.
*- 103 YIL ÖNCE
Cumhuriyet, geleceğe umutla bakabilmemizin, birlikte üretebilmemizin ve yarınlarımızı özgür irademizle şekillendirebilmemizin en güçlü dayanağıdır.
Bundan tam 103 yıl önce büyük bir inanç, fedakârlık ve kararlılıkla temelleri atılan Cumhuriyetimiz, bizlere her zaman gurur duyacağımız köklü bir geçmiş, daha aydınlık yarınlar için sorumluluk üstleneceğimiz bir gelecek sunuyor.
Cumhuriyetimizin bizlere kazandırdığı değerler, ülkemizin ekonomik ve toplumsal gelişimine yön verirken; eğitimden bilime, sanayiden tarıma, ticaretten teknolojiye kadar her alanda önemli kazanımlar elde etmemizi de sağladı.
Bu birikimi daha ileriye taşımak amacıyla üretimin, emeğin ve alın terinin değerini büyütmek, nitelikli, sürdürülebilir ve yenilikçi vizyonumuzla gelecek nesillere daha güçlü, müreffeh bir Türkiye bırakmak için yılmadan çalışmaya devam etmeli, her yeni güne bu bilinçle uyanmalıyız.
Bu duygu ve düşüncelerle, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere; silah arkadaşlarını ve bağımsızlığımızın tüm kahramanlarını sonsuz minnet, rahmet ve saygıyla anıyor; 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı en içten dileklerimizle kutluyoruz.
*- MONARŞİ-ANARŞİ ve CUMHURİYET
Gökkuşağı Bisiklet’ten ve yöneticisi ‘araştırmacı Atalay Ergezen’den de sık söz etmeye başladım.
Örneğin; Bir önceki yazı “ARŞİ” kökünün Yunancadan geldiğini, yönetmek/hükmetmek anlamında olduğundan, ANARŞİ nin de, olumsuzluk ön ekiyle, hükmedilmeye karşıtlık ifade ettiği üzerineydi.
Köken ortaklığı olmasa da; anarşizm ile narsizm karşıtlığının, hem ses eşliliğinde hem de gruplandırmada ortak bir duygusal iklime sahip olduğu ilgilenenlerin dikkatine sunulmuştu.
Biri sınır tanımaz bir benlik şişmesi, diğeri ise tahakkümsüz bir özgürlük arayışı…
*- OKUR UNUTURUZ
Devam edelim:
Monarşi: Tekil hükmetme
Hiyerarşi: Kutsal hükmetme, sıralanmış hükmetme makamları
Patriyarşi: Eril hükmetme
Matriyarşi: Dişil hükmetme
Ginekarşi: Kadınların hükmetmesi
Plütarşi: Zenginlerin hükmetmesi
Oligarşi: Küçük bir zümrenin hükmetmesi.
…
Batı medeniyetleri bu arkhē / arkhos ezberini, Roma örneğiyle Respublica olarak yenilemiş.
Halka ait olan, halkla ilişkili.
Adında Cumhuriyet kullanan ülkeler Asya ve Afrika ‘da toplam 24…
Her ülkenin, mutlakiyetten, monarşiden cumhuriyete geçmesinin kendine özel süreçleri var.
Benzer tarafları da var, ayrılan tarafları da var.
*- MORAL DEĞER YÖNÜYLE CUMHURİYET
İnsanlık tarihinin özü, insanın insanca yaşama yolculuğu ise;
Kendi kendini yönetebilme kapasitesi; bu yolculuğun çekirdeği gibi.
Toplumların, ülke bazında hükmetme ve yönetilme yeteneğini kişilerin/zümrelerin elinden alması ve kendi kendisini yönetmeye başlaması.
Destansı bir ayağa kalkış ile.
Aynı bir bebeğin, emekler vaziyetteyken iki ayağının üzerinde durabilmesi, sonra adım atmaya başlaması gibi.
Doğumdan sonraki ÖZERKLİK süreci, toplumun kendisini yönetme sürecine çok benziyor.
Benzemekle de kalmıyor; evlerdeki monarşinin, patriarşi ve matriarşinin ortalamasına uygun bir şekilde birbirini doğuran nedensellik zinciri gösteriyor.
Halkın kendi kendini yönetme kapasitesinin en somut kanıtı; CUMHURİYET.
Bir hükmedene ihtiyaç duymayacak kadar kendine yeterliliğin rol modeli.
Monarşi ve despotizm.
Aynı zamanda tabii olunacak bir güç arayışında geçen ömürler…
Düşünce alanında olduğundan daha da fazla, duygusal haritanın iskeletinin oluştuğu bebeklik ve çocukluk döneminin hislerinin kısır döngüsü…
*- SEVİNDİRELİM / YAŞAR EYİCE
,
*- SEVİNDİRELİM / YAŞAR EYİCE

*- SEVİNDİRELİM / YAŞAR EYİCE

*- SEVİNDİRELİM / YAŞAR EYİCE

*- SEVİNDİRELİM / YAŞAR EYİCE

*- SEVİNDİRELİM / YAŞAR EYİCE

*- SEVİNDİRELİM / YAŞAR EYİCE

*- SEVİNDİRELİM / YAŞAR EYİCE

