*- SELAM OLSUN / YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

Sevgili Okuyucularım:
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 106’ncı yılını ve geleceğimizin teminatı, sevgili çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutluyor; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.
Geleceğimizin teminatı Çocuklarımızın, özgür, güvenli ve umut dolu bir ülkede büyümesi için kararlılıkla çalışan ve sevgili Atatürk’ümüzün mirasına ısrarla sahip çıkmaya çalışanlara da selam ediyorum.
Tüm çocuklarımızın, torunlarımızın gözlerindeki umut hiç sönmesin.
Belirttiğim gibi çocuklarımıza umut dolu yarınlar bırakabilmek için her türlü zorluğu aşanlara binlerce teşekkürlerimi gönderiyorum.
İyi ki böylelerimiz var, sayıları da az değil…

*- MUSTAFA SARAÇ DİYOR Kİ;
‘Bilge insan’ olarak tanımladığım, eğitmen- öğretmen- Erzurumlu Mustafa Saraç Hocamız, ‘Bu sıfatı’ büyüklüğünden olacak kabul etmiyor, tüm ısrarıma rağmen.
Mustafa Saraç önceki günlerde sıkıntısı ve üzüntüsünü belirtti.
Kendisiyle ilgili bir anıyı nakletmişim.
Dediğine göre, ‘konu ve anlatım’ kendisine ait değil.
Baktım belirttiği yazı bir alıntı, ama ‘sahibi’ yani ‘yazarı’ belirsiz.
Buna rağmen, ‘Yazara ayıp olmasın, emeğe saygı göstermeliyiz!’ diyerek uyarısını da yaptı.
Yerden göğe haklı.
Ne kadar dikkat edersem, isimleri paylaşsam da, hata oluyor.
Bazen, arada belirttiğim gibi ‘yalancılara’ ve ‘ sahtekarlara’ da rastlıyorum.
Beni de kandırıyorlar, olayları kendilerine göre naklederek, anlatarak.
‘Olur böyle vakalar!’ ama ‘olmamalı’ işte…
Adanalı Remzi Yıldırım’ın dediği gibi;
Teşekkür etmek bir haktır unutulmaz…
Ben de uyarısından dolayı Mustafa Saraç hocama teşekkür ediyorum.
Düzeltmesini paylaşıyorum; aynı zamanda bir ışık, bir yol gösterici.
Bizlerin ortaya koyduğu her emeği, her çabayı büyüten; onları görünür kılan ve başkalarına ilham olacak bir değere dönüştüren büyük bir özverinin sahibi, Türkiye ve insan sevdalı Mustafa Saraç hocama Adanalı meslektaşım Remzi Yıldırım’ın sözleriyle…

*- KARARMASIN!
Mine Kırdar Akça paylaştı;
“Bütün iyi kitapların sonunda,
Bütün gündüzlerin,
Bütün gecelerin sonunda,
Meltemi senden esen,
Soluğu senden olan
Yeni bir başlangıç vardır
Her başlangıçta yeni blr anlam vardır
Nedensiz bir çocuk ağlaması bile
Çok sonraki bir gülüşün başlangıcıdır…”
Ve ekliyor usta:
‘Yeter ki kararmasın sol göğsündeki cevher….’

*- NASIL DÜZELİRİZ?
Mehmet Özkurt en iyi takipçilerimden. Geçenlerde face’de yaptığı bir kısa paylaşımı bana ayırmış ve sözleriyle taçlandırmıştı.
Son yazılarımdan birine de şu notunu eklemiş:
“Pazar günü sabah erkenden Bornova pazar yerine gittim.
Tek başına yaşadığım için; ‘4 veya 5 patates alayım!’ dedim.
Manav önce ‘Bizde seçme yok!’ dedi.
Sonra dedim; ‘4 beş tane alacam!’
Ne desin?
‘Biz iki kilodan az satmıyoruz!’
Buyur abi…
‘Ne yapmalıyım?’ dedim; Bıraktım gittim.
Ülkemiz ve satıcımız bu.

*- SADECE İKİSİ
1950 yılının sonbaharında İstanbul Radyosu stajyer ses sanatçısı sınavı açar.
Boğaziçi Lisesi son sınıf öğrencisi Zeki Müren bu sınava katılan 186 kişiden biridir.
Jüride Orhan Veli’nin babası Mehmet Veli Kanık, Refik ve Fahire Fersan, Cevdet Çağla, Yorgo Bacanos, Afife Ediboğlu, Baki Süha Ediboğlu gibi, musikinin kıymetli simaları bulunuyordu.
Jüri, yarışmacılar arasından iki kişide radyoda söyleme yeteneği görür. Nadir Hilkat Çulha ve Zeki Müren.
İki saat sürmüştü geleceğin yıldızıyla tanışmak..
Fakat aradan aylar geçmesine rağmen radyodan bir haber gelmeyince perişan olan Zeki Müren kendi kabuğuna çekilmişti.
Sonunda, tam da ümidin kesildiği bir gün telefon gelecekti.
Karşısında Refik Fersan vardı. “Oğlum, Perihan Altındağ rahatsızlandı. Onun yerine programa çıkacaksın,” diyordu…

*- NAZLANANIN YERİNE
Zeki Müren şöyle anlatır:
“Perihan Hanım, telefon açıp gelemeyeceğini, onun yerine plağını koyabileceklerini söylemiş.
Daha önce de birkaç kere yapmış bunu.
O zamanlar radyonun başında bulunan Zahir Törümküney çok kızmış, ‘yahu nedir bu solistlerden çektiğimiz?
Bunlar kapris üstüne kapris yapıyor.
Ne demek plağımı koy?
Koymayacağım’ demiş.
Sonra da ‘şunun yerine bir solist bulun bana’ demiş.
Bunu söylediğinde Baki Süha ve Müzik Yayınları Şefi Cevdet Çağla orada..”
Ve program başlar.
Herkes o saatte Perihan Altındağ’ı bekliyor tabii.
Anons yapılıyor:
“Şimdi Zeki Müren şarkılarını okuyacak.”
Kimi kapatıyor, kimi merak ederek açıyor radyonun sesini…

*- ARKA ARKAYA TEBRİKLER
Bir çocuksu ses, ama son derece yumuşak, son derece lirik.
Çok vahşi, zor telaffuz edilen birtakım kelimeleri büyük bir sükunetle telaffuz ediyor.
Son derece de etkili bir ses.
Herkes şaşırmış.
Radyoya telefon üstüne telefon yağmış, ‘kimdir bu ses?’ diye.
45 dakikalık program sonrasında kan ter içinde kalan Zeki Müren, koridorda ıhlamurunu yudumladığı sırada ilk telefonu gelir;
‘Seni dinledim ve ağladım. Kimsin çocuğum, kimsin?..’
Her şey bu telefonda gizliydi.
Musiki dünyasının bir devi, Hamiyet Yüceses arıyor ve takdirini ifade ediyordu.
Ardından Suzan Güven ve diğerleri…
Devler, kendi ifadeleriyle, ‘o hüzün dolu ve her zaman kırılmaya hazır incecik Zeki’yi fark etmişler, kabul etmişlerdi…

*- YASAKLI ŞARKILAR
“Dün gece hiç tanımadığım bir erkeğe
/ Sırf sana benziyor diye /Usulca sokulup ‘merhaba’ dedim
Leman Sam
Yayınlanmama gerekçesi: Türk kadını, hiç tanımadığı bir erkeğe selam veremez.
“Ada sahillerinde bekliyorum”
Gerekçesi: Menderes ve DP’lilerin yargılanlandığı Yassıada’yı akla getiriyor.
“Doldur be meyhaneci”
Adnan Şenses
Gerekçesi: Halkı içkiye sevk ediyor.
“… Söz dinlemez ormancı / Çekmiş kafayı / Aman ormancı”
Gerekçesi: Ormancıların devlet memurları olmaları nedeniyle, devlete yergi ve sitem yapılıyor.
Barış Manço’nun 4 şarkısı için yapılan denetimde ise, yayınlanmama gerekçeleri şöyle açıklanmış:
“Arkadaşım Eşek”
Eşek yerine “kuzu” kelimesinin daha sevimli olabileceği önerilmiş,
“Lambaya püf de”
Erotik öğeler içeriyormuş.
“Ölüm Allah’ın emri”
Parçanın girişinde çalınan, Türk Halk Müziği çalgısı “zurna”nın, bir pop şarkısında ne işi varmış ?
“Bir bahar akşamı rastladım size” adlı Türk Sanat Müziği şarkısını, bir pop şarkıcısı söyleyemezmiş
Aysel Gürel’in yazdığı “Gel gel sarışınım gel / Sezen Aksu”
Şarkının sözleri ahlaka aykırı imiş.
“Emrah / Cem Karaca”
Şarkı içinde geçen “ak memeler” kelimesi, tahrik edici imiş
Özdemir Erdoğan’ın “İkinci Bahar” adlı şarkısının sözleri ahlaka aykırı bulunmuş.
Bulutsuzluk Özlemi grubuna ait “Güney’e giderken” şarkısı içinde geçen “solda güneş yükseliyordu” cümlesinde sol propagandası” yaptığı iması sezilmiş…

*- AHLAKI ÇÖKERTENLER
Asiye Mete paylaştı:
Maalesef yaşadığımız acı olaydan sonra bazı sivrisinekler ve yandaşları ve kimi siyasiler ve medya, laikliği ve lâik eğitimi sorumlu olarak gösteriyor.
En acı olayda dahi ilk yaptıkları şey laikliğe saldırmak oluyor.
Dini eğitim olsaydı bunlar olmazmış, dini eğitim olmadığı için ahlak çöküyormuş.
Şimdi onlara medyada çıkan, yayımlanan bazı olayları anımsatayım:
Uşşaki Tarikatı şeyhi Eyyüp Fatih Şağban, 12 yaşında çocuğa istismarda bulundu.
Faruki Tarikatı Süleyman Işık hakkında, Çocuğa cinsel istismardan 62 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Yargıtay ‘eylemlerin mağdurların rızası ile gerçekleştiği’ gerekçesiyle beraat kararı verildi.
Ümraniye Fıkıh-Derneğine ait Kuran Kursunda 6 çocuğa cinsel İstismar davası. 3 sanık hakkında 74 yıl 25 yıl 37 yıl hapis cezası verildi.
Karaman’da Ensar Vakfı ve KAİMDER’e ait evlerde sekiz ila 10 yaşlarındaki 45 erkek öğrenciye cinsel istismar
İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G.’nin 6 yaşında imam nikâhı ile evlendirilmesi
Gerze’de İslamcı Gençlik İlim ve Hikmet Derneği’nde (GİHDER) Kuran kursuna gelen 4 erkek çocuğuna tecavüz ve cinsel taciz
31 Aralık 2016 tarihinde Mehmet Akkaya‘nın hazırladığı liste, aydınlık gazetesinde yayınlanmıştı
Afyonkarahisar… Köyü imamı… Arabasına aldığı kıza tecavüz… Tecavüzde kanama durmayınca kızı diş hastanesi yanına bırakıp köye döndüğünü, cemaate namaz kıldırdığını sorguda anlattı.
Adana… Gönüllü cami imamı… Camiyi temizleyen 8, 10 ve 12 yaşındaki kızları taciz… Tutuklandı.
Afyonkarahisar… Cami imamı… 7 ve 9 yaşındaki kuran kursu öğrencilerini taciz…
Afyonkarahisar… İmam… Bir kıza tecavüz…
Akçaabat İmam Hatip öğretmeni… Kız öğrenciye defalarca tecavüz… “Muta nikâhı yapayım” dedi. Sonra yurtdışına kaçtı.
Ankara… Din dersi öğretmeni… Üç kız öğrenciye taciz… Tutuklandı
Ankara… İmam Hatip öğretmeni… Kız öğrenciye taciz… Tutuklandı.
Ankara… Kuran kursu çalışanı… 7 yaşındaki kızı sandalyeye bağlayarak taciz… Dava açıldı.
Antalya… Hurmalı Erkek Yurdu kuran kursu… İlk günden arkadaşlarınca cinsel taciz…
Artvin Yusufeli… Merkez Talebe Yurdu Kuran Kursu… Erkek öğrenciye tecavüz… Tutuklandı
Artvin… İmam Hatip öğretmeni… Erkek çocuklara taciz… Tutuklandı.
Bartın… Köy imamı… Kuran kursunda çocuklara taciz… Tutuklandı.
Bartın… Kuran kursu imamı… Üç erkek çocuğa taciz… Tutuklandı.
Bitlis… İmam Hatip öğretmeni… Öğrenciye taciz… Suçüstü yakalandı.
Bursa… Fahri imam Vahit K… Zorla grup seks… Tutuklandı.
Bursa… U.D adlı şeyh… Cennet vaadiyle çiftlerle, erkek ve kadınla ilişki…
Ceyhan… İmam, Hacı, 4 kızı var, din dersi öğretmeni… “Sınıfta bırakırım” tehdidi ile 12 yaşındaki kıza tecavüz… Devriye gezen polislerce suçüstü…
Çorum… Din dersi öğretmeni, Ensar Vakfı Çorum Şube Başkanı, evli, iki çocuk babası, 52 yaşında… 16 yaşındaki kızı tecavüzle hamile bırakmak… Başka bir kıza taciz… Muhtemelen tutuklandı
Çorum… İmam Hatip Mezunları ve Mensupları Derneği Başkanı, imam… 2 kıza tecavüz… Tutuklandı.
Diyarbakır… İmam… Kuran kursunun 2 kız öğrencisine taciz… 23 yıl 5 ay ceza.
Düzce… İmam… Kız çocuğa taciz… Dava açıldı.
Eğridir… İmam Hatip öğretmeni… Öğrenciye tecavüz ve kameraya çekmek… Eşi tecavüzü ortaya çıkarınca, öldürülme korkusundan 1 yaşındaki çocuğu ile yurt dışına, ailesine sığındı.
İstanbul Küçüksu… Kuran kursu hocası… 4 yaşındaki öğrenciye tecavüz…
İzmir… İmam… Kuran kursunun 3 küçük kız öğrencisine taciz… Dava açıldı.
Kahramanmaraş… Süleymancı Hamidiye Yurdu… 10 yaşındaki 4 erkek çocuğa tecavüz…
Karaman… Ensar Vakfı yurdu. 45 erkek çocuğa tecavüz…
Kayseri… Nakşibendi Yahyalı Safa Vakfı’nın Merve Koleji öğretmeni… Kız öğrenciye taciz… Tutuklandı.
Kocaeli… Ölü yıkama görevlisi… Erkek çocuğa tecavüz… Tutuklandı…

*- KALDIRIM İŞGALLERİNE KARŞ…
Kaldırım işgallerine karşı gerekli önlemlerin alındığını ifade eden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, “Özellikle zabıtalarımız Manisa’da ve diğer ilçelerimizde bu konuda çok istikrarlı bir şekilde çalışmaya devam ediyor.
Daha önce hiç olmadığı kadar sahadayız.
Zabıtalarımız bu kaldırım işgallerine karşı önlemler alıyor.
Amacımız esnafımızı taciz etmek, rahatsız etmek, ekmek parasıyla oynamak değil ama kaldırımlarında vatandaşlara, yayalara, çocuklara, bebek arabalarına, engellilere ait olduğunu unutmamamız lazım.” dedi.

*- EN ESKİ TÜRK ANAYASASI , TÖRE
1. Tengri (yaratan) Tektir.
2. Her kim ki, Tengri’den kut almak dilerse, başkasına yakarmasın.
3. Bir İl(Ülke), bir Kağan, bir Tengri..
4. Bir kına iki kılıç girmez. Bir hatun iki er alamaz ve bir budunda iki töre olmaz. Töre tektir. Töre kesin ve keskindir. Kim ki, töreye uya kutlanır. Kim ki, töreye kıya katlanır..
5. Kimse töreden üstün değildir. Dirlik ve birlik için töre budur.
6. Bir çoban sürüsünden, bir er ailesinden, bir Kağan budunundan sorulur.
7. Her er eşine, atına, pusatına sahip çıkacak.
8. Ana-babaya ve ataya tazim(saygı) duyulacak.
9. Hısmına sarılacak, komşusunu gözetecek.
10. Er kişi yalan söylemeyecek.
11. Mal çalan, mülk çalan misliyle ödeyecek. Hesabı ya malıyla ya canıyla sorulacak.
12. Kim ki, bir ırza musallat olursa, canından olacak.
13. Her kim olursa olsun haksız, aldatıcı iş tutarsa hesabı hemen sorulacak.
14. Cenkten beri duran ya da kaçan tamuya(cehennem) uçacak.
15. Aman dileyene kılıç üşürülmeyecek, sığınana arka dönülmeyecek.
16. Baş kaldıranın başı alınacak, hak isteyenin hakkı verilecek.
17. Kimse kimseye üstünlük taslamayacak. Ne ak etin karadan, ne karanın kızıldan, ne kızılın sarıdan farkı olmayacak.
18. Kin ve gururdan uzak olunacak.
19. Mazluma merhamet, zalime azap duyulacak.
20. Zayıfa, yaralıya, çocuğa ve kadına el kaldırılmayacak.
21. Kızı isteyen Kağan da olsa, bey de olsa, kız istediğine verilecek.
22. Gereksiz yere ağaç kesmeyeceksin, suyu kirletmeyeceksin.
23. Bilmeyip de bildim demeyeceksin, bilene danışacaksın.
24. Bugünün işini yarına bırakmayacaksın.
25. Kusur görmeyecek, kusur aramayacaksın.
26. Güçlüyken affet, zayıfken sabret.
27. Yazgına asi olma.
28. Yaptığın iyiliği unut, yapılan iyiliği unutma.
29. Herkes adaletle iş görecek.
30. Her ne edersen et, yargılanacağını her daim akılda tut.
31. Milletine yaban kalma. İpeğin iyisine, sözün güzeline kanma, onlara boyanma.
32. Kağan o dur ki, adaleti üstün tutsun, töreyi yaşatsın. Töre yok olursa, İl yok olur. İl olmazsa, budun kul olur.
33. Ey Türk Oğuz beyleri, ey milletim işitin!
Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe senin İlini ve töreni kim bozabilir?”
(Kaynak: Bilge Kağan Yazıtı – 730
Orhun Irmağı yakınları, Ötügen-Moğolistan)

*- YEMİNİ KISINCA
“Nasrettin hoca eşeğine verdiği samana zam gelince buna bir çare arar, ‘ne etsem ne eylesem!’ diye düşünürken eşeğine günde bir balya saman yerine yarım balya saman vermeye karar verir.
Böylece masraflarını düşürecektir.
Biraz zaman geçer, bakar ki eşekte bir değişiklik yok, aynı şekilde çalışmaya devam ediyor…
Hoca biraz daha hesap kitap yapar ve eşeğe yedirdiği yarım balyayı da yarıya indirir.
Bakar eşek yine bir şey yokmuş gibi çalışmaya devam ediyor, eşek bildiği eşek çıt çıkarmıyor, ertesi günlerde de verdiğinin yarısını verir, eşek çalışmaya devam eder.
Hoca, hesaba kitaba oturduğunda ‘geçmişte bu eşeğe ne kadar da masraf ediyormuşum’ diye iç geçirir.
Derken bir sabah kalkar bakar ki eşek hakkın rahmetine kavuşmuş.
Hoca hüzünlenir, ölü eşeğinin başında ‘tüh, biraz daha dayansaydın sana aç karnına çalışmayı da öğretecektim!’ der.”

*- İSTENMEMEK
Nazım Hikmet Ran’dan;
“Yılan tavuğu ısırdı.
Zehir bedeninde yayılırken, o da refleksle kümese yöneldi.
İçgüdüsü şunu söylüyordu:
‘Benim yerim burası… Beni korurlar!’
Ama kapı açılmadı.
Diğer tavuklar, zehir bulaşır korkusuyla onu dışarı itti.
Kimse gözlerine bakmadı.
Kimse ‘gel’ demedi.
Tavuk aksayarak çıktı.
Ağlıyordu…
Ama onu yakan şey zehir değildi.
En çok yakan şey şuydu:
En çok ait hissettiği yerde, istenmemek.

*- İÇİNDEN GEÇEN
Çünkü o an, içinde yıllardır sessiz duran bir inanç uyandı:
‘Zor zamanda yalnız kalırım.’
Gitti…
Ateşler içinde, bir ayağını sürükleyerek…
Soğuk gecelere karşı tek başına.
Her adımında bir damla değil, bir parça güven düştü yere.
Kümestekiler onu izledi.
Hiçbiri arkasından gitmedi.
‘İyi oldu… bizden uzakta…’dediler.
Ve aslında herkes içinden şunu söyledi:
“Ben güvendeyim.”

*- BAHANE ÇOK
Zaman geçti.
Bir gün sinek kuşu geldi:
‘Kız kardeşiniz bir mağarada yaşıyor… Ama zor durumda yiyecek yok, bir ayağını kaybetti…’
Bir sessizlik oldu.
Sonra tanıdık cümleler…
– Şu an gelemem…
– Zamanım yok…
– Daha sonra…
Hiçbiri kötü değildi.
Sadece, sorumluluk hissetmiyorlardı.
Çünkü içlerinde başka bir inanç daha vardı:
‘Benim başıma gelmez…’

*- İNSAN GİBİ
Zaman yine geçti.
Sinek kuşu bu kez daha yavaş uçtu.
Ve sadece şunu söyledi:
– Öldü…
Tek başına öldü…’
O an kümesin içi değişti.
Yumurtalar yarım kaldı.
Sesler kesildi.
Herkes sustu.
Ama bu sessizlik yas değildi…
Vicdandı.
Çünkü en acı gerçek ortaya çıkmıştı:
İnsan, yardım edebileceği zaman sessiz kalmayı seçtiğinde, o sessizlik, yıllar sonra pişmanlık olarak geri döner.

*- ÜZÜLMEK KOLAY
Hepsi yola çıktı.
Ağlayarak…
Koşarak…
Geç kalmış bir sevgiyle.
Ama mağaraya vardıklarında artık kimse yoktu.
Sadece bir not vardı:
‘İnsanlar, sen yaşarken yanına gelmez… Ama öldüğünde başına toplanır.
Çünkü yaşarken yardım etmek cesaret ister…
Ölünce üzülmek kolaydır.
Ve çoğu insan, sevmeyi değil…
Geç kalmayı öğrenir.”

 

*- SELAM OLSUN / YAŞAR EYİCE

*- SELAM OLSUN / YAŞAR EYİCE

*- SELAM OLSUN / YAŞAR EYİCE

*- SELAM OLSUN / YAŞAR EYİCE

*- SELAM OLSUN / YAŞAR EYİCE

*- SELAM OLSUN / YAŞAR EYİCE

*- SELAM OLSUN / YAŞAR EYİCE

*- SELAM OLSUN / YAŞAR EYİCE

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir