*- ÖZEL DONDURMA! / YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

Bahşiş kime verilir?

İlk aklımıza gelen ve çoğumuzun uyguladığı kişi tabii ki garsondur!

Son zamanlarda ortaya çıktı, bazı lüks lokantalar, araya garsonun bahşişini de katarak, hesabı büyütüyorlar.

Yine anlaşıldı ki, bunu garsonlara ödemeyenler, laf edeni de, ‘Müşteri senden memnun değil!’ diyerek yolcu ettikleri…

Ben bahşişi lokantaya girdikten sonra mutfağa ya da yemek tezgahına giderek aşçıya veren birine tanık oldum.

İzmir’in merkez ilçesi ‘Konak’ın kurucu belediye başkanı Süha Baykal hep böyle yapardı.

Bir masa, bir sandalye ile belediyeyi yardımcısı Ünal Köksal ile kurduğunu anlatan, şimdi sayısız çalışanı olan büyük belediyelerden Konak’ın bu unutulmaz başkanına ‘Neden?’ diye sorduğumda ‘Deli misin?’ demiş ve şöyle yanıt vermişti:

‘Yemeğin en güzel yerinden, bol kepçe verir. Etin en güzel kısmını senin tabağına koyar…”

Bu anlatım aklıma neden geldi?

Bir zamanlar bir aşçı daha doğrusu gurme şöyle demişti:

‘Menemen soğanlı mı, soğansız mı daha güzel olur?’

Neredeyse bütün Türkiye bu soruya kilitlenmişti.

Şimdi de biri çıkmış, ‘Bahşiş önce mi, sonra mı verilir?’ diyor…

Biri ‘İyi servis’ için, garsona bahşişin önce verilmesini öneriyor, kendisi öyle yapıyormuş…

Binde bir de olsa, ben de bu sistemi bir iki davette uygulamıştım.

Anımsıyorum, İzmir Büyük Efes Oteli’ndeki bir davette, menüde olmamasına rağmen ‘karışık dondurma’ istedim, hemen geldi.

Masadakiler ‘Bize de!’ dediler, tabii ki istekleri olmadı…

Benim bahşiş verdiğimi bilmiyor ve düşünmemişlerdi…

 

*- KENDİNİZİ KEŞFETMEK

Sedef Kabaş bugün ‘Sanat iyileştirir!’ diyerek şunları yazmış:

“Dans edin, bir müzik aleti çalın, seramik veya resim yapın…

Fotoğraf çekin, sahneye çıkın, dikiş dikin, drama dersine girin…

Sanatın öyle ya da böyle mutlaka kıyısından geçin.

Çünkü sanat yalnızca ‘üretmek’ değildir;

Aynı zamanda kendinizi yeniden keşfetmektir…”

Tabii ki anlatım bu kadar değil…

 

*- YAŞA BAKMIYOR

Sanatın her dalı bize başka bir pencere açıyor.

Dans bedeni özgürleştiriyor.

Müzik duyguların sesi oluyor.

Resim bakmayı öğretiyor.

Fotoğraf fark etmeyi…

Tiyatro empati kurmayı…

Seramik sabrı ve kusurla barışmayı…

Bu yüzden yaşınız kaç olursa olsun, mesleğiniz ne olursa olsun, hayatınız ne kadar yoğun olursa olsun; sanatın bir dalına tutunun.

Belki bir dans pistinde, belki bir tuvalin karşısında, belki bir fotoğraf makinesinin arkasında…

Yeteneklerinize, yaratıcılığınıza, duygularınıza alan açın…”

 

*- AKLIMIZDA KALANLARDAN

‘Taçsız Kral’ olarak anılan Aliya İzzetbegoviç’in ibretlik yaşam öyküsü vardır.

İfadelere göre; Güzide ve insanlık abidesi bir insandı.

Kaçıp gidebilir ve rahat yaşayabilirdi.

Ama yine belirtildiği gibi; o, milleti ile kalıp dininin ve törenin gerektirdiği gibi yaşamayı tercih etti.

Çok sıkıntı çekti, mermiler yanından su gibi akıp geçti, çok insanın ölümüne şahit oldu, ama milletine çok güzel rehberlik etti.

Bağımsız Bosna’nın ilk cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’in yaşamından bazı sözleri Murat Eştürk derlemiş.

“Şımarmış nesilleri ancak açlık ve savaş terbiye eder.”

“Ve her şey bittiğinde, hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır.”

“Yeryüzünün öğretmeni olabilmek için gökyüzünün öğrencisi olmak lazım.”

“Kur’an edebiyat değil, hayattır; dolayısıyla O’na bir düşünce tarzı değil, bir yaşama tarzı olarak bakılmalıdır.”

“Biz koyun olduğumuz için onlar kurt oldular”

“İktidara gelirseniz, hal ve hareketlerinize dikkat edin. Kibirli olmayın, kendini beğenmişlik etmeyin. Size ait olmayan şeyleri almayın.”

“İslâm korkakların değil cesur ve atılgan Müslümanların omuzlarında yükselecektir.”

“En kötü kombinasyon boş bir ruh ile dolu bir midedir.”

“Güç ve kanun sadece adaletin vasıtalarıdır.”

“Bunu hiç unutma evlat! Batı hiçbir zaman uygar olmamıştır ve bugünkü refahı; devam edegelen sömürgeciliği, döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur.”

“Anlayış eksikliğinden saldırganlığa sadece bir adım vardır.”

“Karanlığa alışmış olan köstebekler, ışığa müsamaha gösteremezler.”

“Bizi toprağa gömdüler fakat tohum olduğumuzu bilmiyorlardı.”

“Ölmeye hazır olan insanlar, ölmeye hazır olmayanlara karşı galip gelirler. ”

“Savaşta büyük zulme uğradınız. Zalimleri affedip affetmemekte serbestsiniz. Ne yaparsanız yapın, ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.”

Herhalde, Aliya İzzetbegoviç’in sözlerinden çıkarılacak dersler olduğu da apaçık ortada…

 

*- ÖRNEK VALİMİZ

Nereden nereye!

Haber şöyle;

“Gazeteci Saygı Öztürk’ün ağabeyi, Eski Manisa valisi Refik Arslan Öztürk yaşamını yitirdi!..”

Halbuki bu değerli valimiz 2020 yılında vefat etmişti…

Sanıyorum, Adnan Kahveci gibi anımsatmak istenmiş…

Şu gerçek hikayesini herhalde duymayan çok az insanımız vardır.

Ben yine de anımsatayım:

“Yıllar önce, İzmir ile Çeşme arası seyahat eden bir minibüsü, kontrolü için durdurur.

Ayakta seyahat eden bir bey’in kimliğine bakan polisler dona kalır.

İçişleri Bakanlığı tarafından verilen kimlikte, ‘Bilecik Valisi’ yazmaktadır

İlk şaşkınlığı atlatan polisler, ‘Sayın valim sizi biz götürelim’ teklifinde bulunsalar da; ‘Teşekkür ederim. Tatildeyken, devletin aracına binmem’ yanıtını alırlar.

Görev yaptığı, Bilecik, Erzincan, Manisa illerinde sabahları makama yürüyerek giden, Ankara’ya valiler toplantısına kendi biletini alarak otobüsle giden, gazeteci Saygı Öztürk’ünde ağabeyi, emekli vali Refik Arslan Öztürk ışıklarda uyusun.

Manisa valisi iken söyleşi yaptığım, üzerimde büyük olumlu etki bırakan valimiz gibi valilerimizin çoğalması dileklerimden biridir.

 

*- ÖZEL DONDURMA! / YAŞAR EYİCE

*- ÖZEL DONDURMA! / YAŞAR EYİCE

*- ÖZEL DONDURMA! / YAŞAR EYİCE

*- ÖZEL DONDURMA! / YAŞAR EYİCE

*- ÖZEL DONDURMA! / YAŞAR EYİCE

*- ÖZEL DONDURMA! / YAŞAR EYİCE

*- ÖZEL DONDURMA! / YAŞAR EYİCE

*- ÖZEL DONDURMA! / YAŞAR EYİCE

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir