NERUDA , “POSTACI”NIN EFSANE REPLİĞİ VE NÂZIM’A YAZDIĞI ŞİİR…
“Ben
Bu
Dünya’da
Ne
Savaşı
Ne
Zorbalığı
Kabul
Ederim.
Yolum;
İnsanlar
Arasındaki
Kardeşliğe
Gitmektir!..”
(Pablo Neruda)
****
1994 yapımı dram türü Şilili ünlü şair Pablo Neruda’nın yaşamından bir @kesitin anlatıldığı “Il Postino-Postacı” da, Neruda’nın şiirleri yer alır.
Fransız aktör Philippe Noiret şair Neruda’yı canlandırmıştır.
Filmde; siyasi fikirlerinden ötürü İtalya’da bir adada sürgünde olan şaire bisikletiyle mektuplarını taşıyan bir postacının yavaş yavaş şiiri sevmeye başlaması ve şairle aralarında gelişen sıcak dostluk anlatılır.
Filmin diğer önemli rollerinde İtalyan oyuncular Massimo Troisi ve Maria Grazia Cucinotta almıştır.
Filmin senaristi Troisi aynızamanda, “Postacı Mario” karakterine hayat vermiştir.
Filmden kısa sonra da 41 yaşında kalp kriziyle yaşama veda eder Troisi..
Film, Massimo Troisi’ye ithaf edilmiştir.
İlk gösterimi 1 Eylül 1994’te Venedik Film Festivali’nde yapılan “Postacı”, “en iyi film”, “en iyi yönetmen”, “en iyi senaryo”, “en iyi erkek oyuncu” dallarında Oscar’a aday gösterilmiş, “en iyi orijinal şarkı” dalında bu ödülü almıştır.
****
Postacı Mario, Neruda’nın şiir kitabından bir şiir aşırır ve etkilemeye çalıştığı sevgilisi Beatrice’ye verir.
Neredeyse her gün mektuplarını getiren Mario’ya Neruda çok kızar
Neruda; “Sana kitaplarımı verdim ama şiirlerimi çalıp kullanmana izin vermedim.
Hele Matilda için yazdığım şiiri Beatrice’ye vermiş olduğunu düşünürsen…”
Mario; “Şiir onu yazana ait değil, ona ihtiyacı olana aittir.”
Efsaneleşmiş repliktir bu!
****
Pablo Neruda, Nâzım Hikmet hayranıdır da…
22 Kasım 1950’de Dünya Barış Konseyi’nin “Uluslararası Barış Ödülü” Türkiye’den Nazım Hikmet’e verilmişti.
Ödül alanlar arasındaki dünyaca ünlü şair Neruda, Gazeteci Zekeriya Sertel’e Nâzım Hikmet’i göstererek şöyle diyordu:
“Bu adamın kadrini bilin.
Biz onun yanında şair bile sayılmayız…”
Neruda Nâzım için
“NÂZIM’A BİR GÜZ ÇELENGİ” başlıklı bir de şiir yazmıştı.
O şiirle, bugün doğum günü olan Neruda’yı ve Nâzım’ı da anmış olalım;
“Neden öldün Nâzım?
Senin türkülerinden yoksun ne yapacağız şimdi
Senin bizi karşılarkenki gülümseyişin gibi bir pınar bulabilecek miyiz bir daha?
Senin gururundan, sert sevecenliğinden yoksun ne yapacağız?
Bakışın gibi bir bakışı nereden bulmalı, ateşle suyun birleştiği
Gerçeğe çağıran, acıyla ve gözüpek bir sevinçle dolu?
Kardeşim benim, nice yeni duygular, düşünceler kazandırdın
bana
Denizden esen acı rüzgâr katsaydı önüne onları
Bulutlar gibi yaprak gibi uçarlar
Düşerlerdi orada, uzakta,
Yaşarken kendine seçtiğin
Ve ölüm sonrasında seni kucaklayan toprağa
Sana Şili’nin kış krizantemlerinden bir demet sunuyorum
Ve soğuk ay ışığını güney denizleri üstünde parıldayan
Halkların kavgasını ve kavgamı benim
Ve boğuk uğultusunu acılı davulların, kendi yurdundan…
Kardeşim benim, adanmış asker, dünyada nasıl da yalnızım sensiz
Senin çiçek açmış bir kiraz ağacına benzeyen yüzünden yoksun
Dostluğumuzdan, bana ekmek olan,
Rahmet gibi susuzluğumu gideren ve kanıma güç katan.
Zindanlardan kopup geldiğinde karşılaşmıştık seninle
Kuyu gibi kapkara zindanlardan
Canavarlıkların, zorbalıkların, acıların kuyuları
Ellerinde izi vardı eziyetlerin
Hınç oklarını aradım gözlerinde
Oysa sen parıldayan bir yürekle geldin
Yaralar ve ışıklar içinde
Şimdi ben ne yapayım?
Nasıl tanımlar
Senin her yerden derlediğin çiçekler olmaksızın bu dünya.
Nasıl dövüşülür senden örnek almaksızın,
Senin halksal bilgeliğinden ve yüce şair onurundan yoksun?
Teşekkürler, böyle olduğun için! Teşekkürler o ateş için
Türkülerinle tutuşturduğun, sonsuzca…”
NERUDA / ATİLLA KÖPRÜLÜOĞLU

NERUDA / ATİLLA KÖPRÜLÜOĞLU

NERUDA / ATİLLA KÖPRÜLÜOĞLU

NERUDA / ATİLLA KÖPRÜLÜOĞLU
