Orman yangınları içimizi yakıyor!
Her yıl en büyük dertlerimizden biri de, hepimizin bildiği gibi orman yangınları.
Bakan açıkladı, iki günde ne kadar çok orman alanımız yanmış…
Şimdi sizi uzaklara götüreceğim, neredeyse her konuda başa güreşen Çin, orman yangınlarında da, büyük başarı sağladı.
Nasıl mı?
Çin, orman yangınlarını 20 yılda yaklaşık yüzde 78 azalttı.
Şaka gibi!
Belirttiğim gibi neredeyse her gün bir şekilde duyuyoruz:
Dünyanın birçok bölgesinde orman yangınları iklim değişikliği ve kuraklık nedeniyle daha sık ve daha yıkıcı hâle gelirken, Çin son 20 yılda orman ve otlak yangınlarının sayısını yaklaşık %78 oranında azaltmayı başardı.
Uzmanlara göre bu başarının temelinde, yangın çıktıktan sonra müdahale etmek yerine yangını başlamadan önlemeye odaklanan kapsamlı bir sistem bulunuyor.
Çin’de orman yangınlarını önlemek için;
Uydular,
İnsansız hava araçları (drone),
Yapay zekâ destekli kameralar,
Gözetleme kuleleri,
Kara devriyeleri,
birlikte çalışarak ormanları günün 24 saati izliyor.
Bu sayede en küçük duman belirtileri bile erken tespit edilerek yangın büyümeden müdahale edilebiliyor.
*- HEDEF BAŞLAMADAN DURDURMAK
Yangın riskini azaltmak için ayrıca;
Tarımsal anız ve kontrollü yakmalar sıkı şekilde denetleniyor,
Halkı bilinçlendirmeye yönelik eğitim kampanyaları düzenleniyor,
Kuru otlar ve yanıcı bitki örtüsü düzenli olarak temizleniyor,
Yangının yayılmasını önleyen yangın şeritleri (firebreak) oluşturuluyor,
Daha az yanıcı ağaç ve bitkilerden oluşan yeşil bariyerler kuruluyor.
*- 2025’TE TARİHİ DÜŞÜŞ
Resmî verilere göre Çin’de 2025 yılında yalnızca 226 orman ve otlak yangını kaydedildi.
Bu sayı, ülkede resmî kayıtların tutulmaya başlanmasından bu yana görülen en düşük yıllık yangın sayısı olarak açıklandı.
Uzmanlar, orman yangınlarıyla mücadelede yalnızca söndürme ekiplerinin yeterli olmadığını belirtiyor.
Başarılı sonuçlar için;
Kurumlar arası koordinasyon,
Erken uyarı teknolojileri,
Doğru arazi yönetimi,
Toplumun bilinçlendirilmesi
birlikte uygulanması gereken unsurlar arasında yer alıyor.
*- İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ RİSKİ
Bilim insanları, alınan önlemlere rağmen iklim değişikliği nedeniyle sıcak hava dalgalarının ve kuraklıkların artmasının, gelecekte orman yangını riskini tamamen ortadan kaldırmadığını vurguluyor.
Bu nedenle yangın önleme sistemlerinin sürekli geliştirilmesi büyük önem taşıyor.
KISACASI:
Çin, son 20 yılda orman ve otlak yangınlarını yaklaşık %78 azaltmayı başardı.
Uydular, dronlar, yapay zekâ destekli kameralar ve kapsamlı önleme çalışmaları sayesinde yangınlar erken aşamada tespit edilerek büyümeden kontrol altına alınabiliyor.
Bu yaklaşım, teknoloji, önleyici tedbirler ve kurumlar arası iş birliğinin doğal afetlerle mücadelede ne kadar etkili olabileceğini gösteren önemli örneklerden biri olarak değerlendiriliyor.
Kaynaklar:
* State Council of the People’s Republic of China – China Unveils Regulation on Forest and Grassland Fire Management
* Ministry of Emergency Management of China (MEM)
* National Forestry and Grassland Administration (NFGA)
* Food and Agriculture Organization (FAO) – Global Forest Resources Assessment
* United Nations Environment Programme
*- NE DİYORLAR?
Kaynakları, araştırmacılar gibi genelde kullanmıyorum.
Ama Bilge İnsan Mustafa Saraç’ın belirttiği gibi emeğe saygılı olduğum için çoğu zaman isimleri de paylaşmaya, sizlerle tanıştırmaya çalışıyorum.
Bakın Dilek Yılmaz konuya nasıl bir yorum ile katılıyor:
“İklim değişikliği ve kuraklık nedeniyle orman yangınları olmuyor,onun için ve rant için ormanlar yakılıyor.
İfade yerleştirme ile algı yönlendirilmeye çalışıyor fakat yine de ciddi önlemler alınması gerek..
Orman vasfını kaybetse dahi imara izin verilmemesi, yangın çıkaranların ve azmettiricilerinin cezasının arttırılması gibi…”
Bir de İsmail Şişmantürk’ü dinleyelim:
“Bizim petrolcülükte blowout (kontrolsüz fışkırma )olan ve yangın çıkmış kuyulara karşı uyguladığımız bir yöntem vardır, hatta Kuveyt’teki kuyular ırak tarafından suikaste uğradığında bu işleri yapan firmalar gelmişti, yaptıkları işlem, kuyu başında tnt cinsi bir patlayıcı bomba kullanmak ve oradaki oksijeni yok ederek fışkıran petrolün yanmasını önlemek, daha sonra da kuyuyu kontrol altına almaktı, buna göre yangının başlangıcında veya tam ortasına havadan benzeri müdahale yapılamaz mı, amaç oksijensiz bırakmak…”
*- İKİ SAAT SESSİZLİK
Yine inanası olması için, Erkan Ayan’ın yazılarında olduğu gibi kaynakları az önce belirttiğim gibi bu konunun başına alıyorum:
Konu şu:
Günde 2 saat sessizlik, beynin yeni nöronlar üretmesine yardımcı olabilir mi?
Kaynaklar:
* Kirste, I. et al. (2013). Is silence golden? Effects of auditory stimuli and their absence on adult hippocampal neurogenesis. Brain Structure and Function
* Duke University – Nörobilim Araştırmaları
* National Institute of Neurological Disorders and Stroke (NINDS)
* National Institutes of Health (NIH) – Hippocampus and Neurogenesis
* Nature Reviews Neuroscience – Adult Neurogenesis and Brain Plasticity
Bilim insanları, sessizliğin yalnızca zihni dinlendirmekle kalmayıp, beynin öğrenme ve hafızadan sorumlu bölgelerinde olumlu değişiklikleri destekleyebileceğini gösteren dikkat çekici bulgular elde etti.
2013 yılında yayımlanan bir araştırmada, sessizliğin beyin üzerindeki etkileri incelendi.
Araştırmada ne bulundu?
Duke Üniversitesi’nden nörobilimci Dr. Imke Kirste ve ekibi, fareler üzerinde gerçekleştirdikleri çalışmada farklı ses ortamlarının beyin üzerindeki etkilerini karşılaştırdı.
Fareler;
Müzik,
Beyaz gürültü,
Çeşitli sesler,
Tam sessizlik
gibi farklı koşullara maruz bırakıldı.
Sonuçta yalnızca günde iki saatlik sessizlik uygulanan farelerde, beynin hipokampus adı verilen bölgesinde yeni sinir hücrelerinin (nöronların) oluşumunda artış gözlemlendi.
*- HİPOKAMPUS NEDEN ÖNEMLİ?
Hipokampus;
Öğrenme,
Hafıza oluşumu,
Mekânsal yön bulma
gibi önemli bilişsel işlevlerde görev alan beyin bölgelerinden biridir.
Bu nedenle bu bölgede yeni nöron oluşumu, nörobilim açısından oldukça dikkat çekici bir bulgu olarak değerlendiriliyor.
*- SESSİZLİK BEYNİ NASIL ETKİLEYEBİLİR?
Araştırmacılar, sessizliğin beynin sürekli dış uyaranlara tepki vermek yerine;
Dinlenmesine,
Bilgileri işlemesine,
Kendini yeniden düzenlemesine, olanak sağlayabileceğini düşünüyor.
Ancak bu mekanizmanın insanlarda da aynı şekilde çalışıp çalışmadığı henüz kesin olarak bilinmiyor.
*-İNSANLARDA KANITLANMIŞ DEĞİL
Araştırmanın önemli bir sınırlaması bulunuyor:
Çalışma fareler üzerinde gerçekleştirildi.
Bu nedenle elde edilen sonuçların insanlar için de geçerli olduğunu söylemek mümkün değildir.
Bilim insanları, sessizliğin insan beyni üzerindeki etkilerini doğrulamak için daha kapsamlı klinik araştırmalara ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
KISACASI:
Duke Üniversitesi’nde yapılan bir fare araştırması, günde iki saatlik sessizliğin, beynin öğrenme ve hafızadan sorumlu hipokampus bölgesinde yeni nöron oluşumunu artırabileceğini gösterdi.
Ancak bu bulgular yalnızca hayvan deneylerine dayanıyor ve insanların beyninde aynı etkinin görüldüğü henüz kanıtlanmış değil.
Yine de sessiz ve sakin zaman geçirmenin stresin azalmasına ve zihinsel dinlenmeye katkı sağlayabileceğini gösteren başka araştırmalar da bulunuyor…
SONUÇ:
Bugün urla’nın ünlü bisiklet tamircisi ve araştırmacı spor yazarlarından sevgili Atalay Ergezen, küçük oğlu Efe ile ziyaretime geldi.
Benim nöropatimin iyileştirilmem için dört seanslı ‘farelerden elde edilip yapılan’ bir solüsyonu kullandığımı biliyor.
Kısacası bu özel serum Avrupa’dan geliyor ve Dokuz Eylül Üniversitesi’nde ortalama dörtbuçuk saat kadar uygulanıyor.
Atalay ile son serumun kullanıp kullanmamam konusunda ufak bir beyin turu gerçekleştirdik.
Şifa bulacak mıyım, yoksa boşuna mı bu eziyeti çekiyorum?
Yürüme zorluğum, dengemi sağlamam, kasların güçlenmesi vs.
Ağrılar- sızılar cabası…
Atalay Ergezen’e ‘Sen araştırma!’ ricasında bulundum, içim rahat etmedi ben de benzer bir araştırmayı onu de benim adıma beynen ve ruhan rahatlatmam için ve tabii binlerce hasta için paylaşıyorum.
*- NEREDEYSE HER GÜN… / YAŞAR EYİCE

*- NEREDEYSE HER GÜN… / YAŞAR EYİCE

*- NEREDEYSE HER GÜN… / YAŞAR EYİCE

*- NEREDEYSE HER GÜN… / YAŞAR EYİCE

*- NEREDEYSE HER GÜN… / YAŞAR EYİCE

*- NEREDEYSE HER GÜN… / YAŞAR EYİCE

*- NEREDEYSE HER GÜN… / YAŞAR EYİCE
