Dünya Bisiklet Günü, İzmir’in Urla ilçesinde, ‘Bisiklet Hastası’ daha doğrusu ‘Bisiklet doktoru’ Atalay Ergezen’in büyük özverisi ile kutlandı,
Yedisinden yetmişine, bisiklet severler Urla Meydanı’nda toplandılar.
Atalay Ergezen, çocuklarımıza sahip çıkmanın, kötülerin ve kötü düşüncelerin elinden kurtulmanın önemli bir yolunun da, hem de sağlık yönünden bisiklet ile müzik olduğunu anlatmaya, yaymaya çalışıyor.
Bisikletin çocuklar üzerindeki etkisini biliyorum.
Rabusta marke bir bisikletim vardı.
Neredeyse bayramda çocuklar nasıl yeni ayakkabılarıyla uyuyorsa, ben de bisikletimle yatağa girecek haldeydim.
Nöropatim olmasa bu yaşta bisikletimle Atalay Ergezen’in davetine katılacaktım.
Belirttiği gibi, güzel bir gün geride kaldı.
Bu güzel Dünya Bisiklet Günü çok daha güzel ve görkemli olabilirdi.
Çünkü,
Atalay Ergezer hem Urla Kaymakamlığına, hem de Urla Belediyesi’ne etkinlik günü, saati ve eğlenceler için bilgi vermişti.
Anladığım kadarıyla sadece benim gibi ‘tebrik’ aldı, o kadar…
*- URLA ‘MÜZİKLET’ ŞENLİĞİ
Sevgili Kardeşim Atalay Ergezen’e kulak verelim:
“Bektaş ve İnanç, 1.Müziklet Şenliği ‘nin yetenek geliştirmede sınırları zorlayan performanslarıyla dikkat çektiler.
Tek teker üzerinde sürüş becerileri yoğun alkış aldı.
Urla ‘ya bir ‘pump track alanı’ yapılması dileğimiz ardından, orada ileri bisiklet sürüş ve denge teknikleri üzerinde eğitimci olabileceklerini söylediler.
Pump track türleri çeşitli olduğu için, planlama aşamasında ikisi de araştırıp görüşlerini bildirebilecek kadar konularını hakimler.
Asistan Emre, şarjlı pompası ve alyan anahtarla, olası sorunları çözmek için sahada hazır bekledi.
Çınar’ın lastiği patlakmış.
Etkinliğin başlamasına az kala atölyede tamirini yapıp yetiştirdik. Mikrofonda konuşma dileği yerine geldi:)
@koleksiyoner_uzeyir beyin oyuncak ve bisiklet koleksiyoneri olduğunu öğrendik.
Pinokyo ile Bisikleti buluşturduğu kompozisyon çok anlamlı ve harika bir görseldi.
@enes_bornova şenliğe yetiştirdiği, tam pedal atarken dinlenilecek türden, şenliğimize özelleştirdiği müziğini internetten gönderdi.
Bornova dan Urla ‘ya pedalla geldi, pedalla döndü; şenlikle ilgili o güzel klibi ne ara hazırladı hala merak içindeyim.
@uksted35 ritim grubu şenliğin başlığını sahada icra eden harika performanslarıyla kalplerimizi şenlendirdiler.
Efe ve Mete Ustalar da şenlik alanında hem görevlerini yerine getirdiler hem arkadaşlarıyla oynadılar.
Tüm katılımcılar alanda turladık
Sahadaki bu birliktelik sayesinde, yeni yeni projeler için iletişimde kalma temennisiyle şenliği noktaladık.
Uzaktan, yakından desteğini esirgemeyen herkese teşekkür ederim.”
*- DESTEK VERİLEBİLİRDİ
(Müziklet ‘in tema ve içeriğini, müziklerini görsellerini, ilgilenen tüm içerik üreticileri indirebilir, kopyalayabilir, dönüştürebilir, uyarlayabilir. “Çocukların yararını” esas alan her tür sosyal sorumluluk projelerinde, -atıf yapma sorumluluğundan da muaf bi şekilde- rahatlıkla kullanılabilir. )
#müziklet @gokkusagi_bisiklet @enes_bornova @uksted35 @bornovaliyasar @guzelbahcekadinbisikletciler @urlaetkinlikrehberi @tunc_turedi @atmaca.bektas @urlakaymakamligi @alagozaysen73 @urlabelediyesi @elipatya…
Son sözüm:
Seyirciler için bir portatif tribün, ses ve müzik yayın cihazları yetkililerce sağlanabilirdi.
*- KARŞIMIZA ÇIKAN
Karadeniz Hayvan Hakları Federasyonu bir açıklama yaptı.
Uyarı şeklindeki yazılarında şöyle diyorlar.
Adalet bir gün ve bugün herkese lazım olacak!
Kendinden zayıfı katletmek, ona adil davranmamak insanlık için utanç verici…
Her yerde karşımıza çıkıyor…
Kendilerinin sebep oldukları popülasyon artısını, simdi merhametsizce engellemeye çalışmak hayvanları korumak zorunda oldukları kısırlaştırıp, aşılatıp yaşatmak zorunda oldukları asli sorumluluğu ortadan kaldırmıyor…
Onlar katlettikçe adalet arayışları daha da zorlaşıyor…
Ankara’da toplama zulmüyle toplanan ve yok edilen canların hesabı verilmemişken, barınakların kapasite yetersizliği ve mevcut koşulları da ortadayken; İmrahor Vadisi’nde gönüllülerin bakımını üstlendiği hayvanların üç farklı belediye tarafından toplanarak barınaklara kapatılması, yeni ölümlere davetiye çıkarmaktır.
Toplayıp yok etmeyi değil, yaşatmayı seçin…
Biz ne yaşadık ne yaşıyoruz, rüyada mıyız?
Donduk mu?
Kötüleştik mi?
Korktuk mu?
Neden elimiz kolumuz bağlandı.
Fotoğrafı görünce midem bulandı.
Zavallı çocuklardan arta kalanlardan değil, bizim insanlığımızdan…
Başkasının acısına sessiz duyarsız kalanlar, kendilerine üzülecek kimse bulamazlar…
*- KISACIK HAYATTA
Tıp doktoru, Sağlık Eğitmeni Dr. Hülya T. Mektubunda, “Hayatımızda daima güzellikler olsa keşke bayramlarımız gibi…” diyerek şöyle devam ediyor;
“Şu kısacık hayatta her şeyin güzel bir rengi, güzel bir yüzü var…
Bakıp gördüğümüz dokunup hissettiğimiz her şeyin bir anlamı var…
Ve hepsi sevdiklerimizle, sevmekle güzel…
İçinde nice güzellikler barındırır bayramlar;
Özlenenleri hatırlatır…
İnsanı insana yakınlaştırır,
Küçükleri sevdirir, büyükleri saydırır,
Kalpleri yumuşatır,
Kardeşliği sağlamlaştırır…
Huzurlu bir hayat… Anlayış, vicdan, sevgi ile daha ferah günlere ulaştık diyeceğimiz, kavga, gürültü, ötekileştirmenin yanımıza bile yaklaşamadığı günlere ulaşalım…
Sahip olduğumuz en büyük zenginliğin iç huzurumuz olduğu, hayatın hep kazanmak demek olmadığı, hayatın paylaşmak demek olduğu gerçeğini idrak ettiğimiz bir bayram diliyorum…
Şu sıkıntılı, buruk günlerimizde;
Hayatımıza güzel tatlar, anlamlar, umutlar katsın…
İyileşmemize vesile olsun…
Sevgiyle Kalalım Dostlarım…”
Doktor Hülya’nın temennisine ve dileklerine katılmamak elimizde olamaz.
Ama hayat ve günün şartları acaba bizi mutlu eder mi?
*- YOLUNACAK KAZLAR..
İster vicdansız deyin, isterseniz başka bir şey..
Ama sakın, ‘Sanatkar, emeğinin hakkı!’ deyip beni de sinirlendirmeyin…
Ekrem Altınkaya, Kuşadası- Davutlar’dan, daha doğrusu Güzelbahçe’den fotoğrafıyla birlikte paylaştığı hikâyesinde şöyle diyor.
“Resimdeki pergule yağmurdan dış etkilerden biraz yıpranmıştı.
Yoldan geçen, bu işleri yapan usta, ‘abi ağaçlar iyice kötü olmadan zımpara yapıp cila atalım!’ dedi.
Kendimi yormamak için ‘tamam’ dedim.
‘Kaça yaparsın?’
‘Malzemeyi sen al, işçilik 35 bine yaparım!’ dedi
Önce yutkundum!
Bir şey diyemedim, daha doğrusu demeye gerek duymadım
Kartını verdi…
‘Düşüneyim gerek duyarsam ararım!’ dedim.
*- EL İNSAF YAHU….
Sandalye çektim, perguleyi iyice gözlerimle süzüp, ‘bu işi kendin yap’ dedim kendi kendime
Pazartesi canavar dediğimiz makinaya yuvarlak 60 kum titreşim makinasına şerit 60 kum takıp, elle 100 kum zımpara ile 4 saat çalışıp zımpara işini bitirdim.,
Salı günü elime fırça ve verniği 4 saat çalışıp tüm işi bitirdim
Usta yaşça benden genç ve eli bu işlere alışkın sanırım benden daha kısa sürede bu işi bitirir…
Eeeee kolay değil 35 bin
Şimdi kendimi yurt dışı güzel bir turla kendimi ödüllendirmeyi düşünüyorum
Sanırım hak ettim…
Ne demiştim?
Bakın Melih Dizdaroğlu ne diyor?
“İyi de o işi yapan usta ailesine nasıl bakacak?’
Ne kadar yufka yürekli, vicdan sahibi insanlarımız….
Bizler böyle oldukça, bazı esnaf de, bazı sözde usta ya da sanatkarlar da yolunacak çok kaz bulurlar….
*-
*- MÜZİKLE BİRLEŞİNCE / YAŞAR EYİCE

*- MÜZİKLE BİRLEŞİNCE / YAŞAR EYİCE

*- MÜZİKLE BİRLEŞİNCE / YAŞAR EYİCE

*- MÜZİKLE BİRLEŞİNCE / YAŞAR EYİCE

*- MÜZİKLE BİRLEŞİNCE / YAŞAR EYİCE

*- MÜZİKLE BİRLEŞİNCE / YAŞAR EYİCE

*- MÜZİKLE BİRLEŞİNCE / YAŞAR EYİCE

*- MÜZİKLE BİRLEŞİNCE / YAŞAR EYİCE
