Yeni moda liderlik delilik gerektiriyor.
Tabii planlanan operasyonlar başladığı zaman herkes, bu olacak iş mi, delilik diye düşünmeye başlayınca işler çok daha kolay yürüyor.
Amerika’nın iletişim ve halkla ilişkiler uzmanlarının tüm dünya için uyguladığı yeni taktik bu.
3/Ocak 2026 gece yarısından sonra Venezuella lideri yatağından alınıp New York’a getiriliyor ve hapse atılıyor.
Tüm dünyada sansasyon yaratan bir olay.
Amerika’nın deli lideri ne yaptığını, ne de sonucunu düşünmekten aciz.
Hayatın akışı, yaşam savaşı,koşuşturma, kavga dövüş derken olay on gün içinde unutulup gidiyor.
Sonrasında olanlara gelince:
Ocak ayının sonlarından başlamak üzere son 15 yıldır bir litre Venezuella petrolü alamayan Amerikan rafinerileri bu ülkeye ait tüm ham petrolü alıp işlemeye başlıyorlar.
Nisan ayının sonlarında ülke parlementosu tüm ülke petrollerinin özelleştirilmesine karar veriyor.
Dün zincirin son halkasını deli başkan—Trump—açıklıyor:
Venezuella’nın kanıtlanmış 65 milyar varil petrol rezervini işlemek için yeni bir şirket kurulduğunu, bu şirketin 55% hissesinin ABD’ya geri kalanın Venezuella devletine ait olacağını ve Saudi Arabistan’dan sonra dünyanın en büyük ham petrol rezervine sahip olacak bu şirketin önümüzdeki günlerde yatırıma başlayacağını açıklıyor.
Delilik tam da buna denir.
Git adamların tüm varlığını al, sonra da deli rolü oynamaya devam et…
“Delinin” ABD’ye gerekecek tüm petrol rezervlerini garantiye aldıktan sonra yapacağı ikinci iş:
Kendini tehdit eden Çin ve Uzakdoğu ekonomilerini frenlemek.
Onların en büyük ihtiyacı petrol.
Herkes biliyor ki petrolü yani enerji kaynaklarını kesen oyunu kazanır.
Yeni hedef İran ve petrol rezervlerinin “bottle neck-dar boğazı, çıkmazı” Hürmüz Boğazı.
İlk hedef İran’ı ekonomik olarak sıkıştırmak ve halkı hükümeti ile ters düşürmek.
Zaten hükümet halktan kopuk.
20 sene boyunca, (ödeme evrakları ile ispatlanmış) Amerikan, Fransız ve Alman istihbaratı tarafından finanse edilerek Fransa’da çok kalabalık bir ekibi ile birlikte ağırlanan (MİT, işin başında kendisini Türkiye’de ağırlıyor) dini lider Humeyni.
Günü geldiğinde ülkesine dönmesi sağlanarak ülke yönetimine geçiyor.
İyi niyetli bakışla, ekonomiden ve dünya siyasetinden uzak, kötü niyetli bakışla batılı güçlerin yönlendirmesi ile dini lider Humeyni yanlış üstüne yanlış yaparak ülkesini çıkmaza sokuyor.
Tüm kaynaklarını, ülke dışındaki siyasi olaylara harcayarak başlayan fakirleşme, ülke kaynaklarının kötü kullanılması, İran’a uygulanmaya başlanan ambargolar ile ülke ekonomisini tükenme noktasına getiriyor.
İşsizlik, yokluk, darlık… İran halkını devletinden koparıyor, ortadaki güven kayboluyor.
Sonuç olarak olaylar, çatışmalar ve darma dağan olmuş bir ülke…
Amerika müdahale etmenin tam zamanıdır diyerek devreye giriyor, Hürmüz ablukası, İran’a yapılan saldırılar, esas amaç iktidarı değiştirmek.
Bu defa hedef tutmuyor, ülkede dağılma yerine birlik oluşuyor ve Amerika’nın planı suya düşüyor.
Deli lider—Trump—taktik değiştiriyor ve eskiye dönüyor.
Yeni ambargolar geçen hafta ilan ediliyor.
Ülke ekonomisi savaş yorgunu, darlık ve yokluk içinde.
Sıkıştıkça sıkışıyor.
Gelecek günler ülke için pek hayra alamet değil.
Rejim nasıl ayakta kalır bilinmez ama bence bu yapı içinde en geç bir yıl içinde ya barış sağlanarak ya iç güçlerin baskısı ile Amerika’nın İran petrol rezervlerini kontrol edeceğinden emin olabilirsiniz.
Bu noktada Çin başta olmak üzere uzak doğu enerji kaynakları kontrol altına alınmış oluyor.
“Deli liderin—Trump’ın ikinci hayali de gerçek olunca;
Üçüncü delilik zaten artık uygulamada.
Konulan ithalat vergileri ve fonları ile ABD’ye çekilen yatırımlar.
İlk başlarda hem dünyayı hem ülke halkını ayağa kaldıran “ithalat vergi ve harçları”.
Ne bugüne kadar düşünülmüş, ne de duyulmuş bir uygulama.
Tüm ülke ve tüm dünya ayakta…
Halk:
Kaliteli malı ucuza almaya alışmış, konan vergiler fiyat artışlarına ve enflasyona neden oluyor.
ABD’ye ihracat yapan ülkeler:
En büyük ihracat pazarını konulan vergiler sonucunda kaybetmeye başlıyorlar.
Bilhassa “çip” ve benzeri teknolojik ürünler için konulan vergiler üretici firmalar için bir kabus oluyor.
Anayasa mahkemesi vergi yasasını iptal ediyor, tüm dünya yapılan delilik sona erdi derken,
Amerikan hükümeti bir yolunu bularak bu yasayı tekrar uygulamaya koyuyor.
Sonuç, yasa uygulanıyor, ve:
ABD’de Yapılan “çip” yatırımları nerede ise 600 milyar dolar seviyesine çıkıyor.
Bu yatırımlar tamamlandığında yapay zeka, bilgi ve iletişim teknolojilerinde dışa bağımlılık bitiyor ve ülke dünyada teknolojide sözde kalan liderliğine gerçekten başlıyor.
İlaç sanayii dahil dışa bağımlı yürüyen bir çok iş kolu Amerika’da üretim yapmak için kolları sıvıyor ve yatırıma başlıyor.
Ülke sanayide kaybettiği dünya liderliğine tekrar soyunuyor.
Deli liderin—Trump’ın—üçüncü hayali de gerçek oluyor…
Bunları New York beşinci caddenin yap satçı, iflas erteleme, vergi kaçırma uzmanı Trump nasıl yapıyor?
İşe hiç karışmadan golf oynayarak, saçını boyayarak ve de bol bol boş konuşarak.
Arkada bunları yürüten şahıslara bağlı olmayan bir sistem ve yapı var.
Bunu yürüten bilemediniz en fazlası ile elli bin beyin.
Seçme, en iyi üniversitelerde yetişmiş, eğitilmiş, devamlılık prensibi içinde çalışan,
Onların taktik ve uygulamaları.
Sözcü konumunda olan ise ABD Başkanı.
Örnek ortada iken:
Bizdeki üniversite yapısı,
Hoca yapısı,
Kitap, kütüphane yokluğu ve okumaya olan ve devamlı olarak artan soğukluk ve uzaklaşma,
Her yıl değişen eğitim içeriği ve programları,
Öğrenci sayısına bağımlı Üniversite başarısı,
Kalite ile yakından uzaktan ilgisi olmayan bir sistem ve bunu yürütmeye çalışan bir kurum: YÖK…
Biz bu şartları değiştirmezsek nasıl ABD veya diğer ülkelerdeki kadrolar ile baş edeceğiz,
Nasıl onları geçeceğiz?
Hayallerimiz büyük, gerçek ve uygulanabilecek yapı ve seviyede.
Ama bunları uygulayacak kadrolar artık yetişmiyor ve günümüzdeki sistem içinde de yetişmeyecek.
Karar da sorumluluk da yönetenlere ait.
Bizden söylemesi.
