Ne duymak istiyorsan, o üslupla konuş.
Ne tür davranış görmek istiyorsan, insanlara öyle davran.
Sana ne kadar öncelik veriliyorsa, sen de insanları yüreğinde oraya koy.
Ve hayatında ne kadar az sorun istiyorsan, mesafeni ona göre ayarla.
Unutma, huzura giden en kestirme yol, kimin yanında ne konuşacağını ve kimin yanında susacağını bilmekten geçer.
*- ISLIKLI OKUN MUCİDİ
Büyük Hun İmparatorluğunun 2. Hükümdarı Mete Han 35 yıl hüküm sürdü. Onlu teşkilat sistemini (onbaşı, yüzbaşı, binbaşı, tümenbaşı) kurarak ilk düzenli Türk kara ordusunun temelini attı. Türk Kara Kuvvetleri’nin resmi kuruluş tarihi, Büyük Hun İmparatoru Mete Han’ın tahta çıkış yılı olan MÖ 209 olarak kabul edilmektedir.
Ona özgü olan Islıklı okun mucididir. Çin hanedanını vergiye bağlayan ender kişilerdendir. Milattan önce 174 yılında öldüğünde, geriye birçok kavimleri çatısı altında birleştiren büyük bir imparatorluk bıraktı.
Bu imparatorluk yaklaşık 18 milyon kilometre kare büyüklüğe sahipti. Devletin sınırları doğudan batıya Japon Denizi’nden İdil Nehrine ve kuzeyden güneye Sibirya’dan Tibet ve Keşmir’e kadar uzanıyordu.
Mete Han’dan bu güne 2235 yıllık şanlı geçmişiyle milletimizin gücü ve gururu olan Türk Kara Kuvvetlerimizin kuruluş yıl dönümünü saygı ve gururla kutlamaya devam ediyoruz.
*- HATIRLIYOR
Tatar Ramazan filminde birlikte rol aldığı manken ve oyuncu Esin Moralıoğlu, Kadir İnanır’a dair unutamadığı bir anısını paylaştı.
Moralıoğlu, “Filmden kazandığı paranın tamamını çekimler boyunca çalışan ekibe dağıttığını bugün gibi hatırlıyorum” ifadelerini kullandı.
Moralıoğlu, usta oyuncuya duyduğu hayranlığı ve saygıyı belirterek, “O çok büyük bir değer, sinemamız için çok kıymetli” şeklinde duygularını dile getirdi.
Tatar Ramazan filminde birlikte rol aldığı manken ve oyuncu Esin Moralıoğlu, Kadir İnanır’a dair unutamadığı bir anısını paylaştı. Moralıoğlu, “Filmden kazandığı paranın tamamını çekimler boyunca çalışan ekibe dağıttığını bugün gibi hatırlıyorum” ifadelerini kullandı.
*- 1884 MIGNONETTE OLAYI
Açlık ve çaresizlik kapınızı çaldığında, hayatta kalmak için sınırlarınızı ne kadar zorlardınız?
Bugün sizlere, hukuk ve felsefe derslerinde yüzyıllardır tartışılan, tüyler ürpertici gerçek bir hayatta kalma mücadelesi…
1884 yılında Mignonette adlı yat Atlantik Okyanusu’nda fırtınada battı.
Kaptan Tom Dudley, Edwin Stephens, Edmund Brooks ve 17 yaşındaki öksüz miço Richard Parker, küçük bir filikayla okyanusun ortasında çaresiz kaldı.
Günlerce ne bir gemi geçti ne de kara göründü.
Filikadaki 19. günde, yanlarındaki çok az yiyecek bitmiş ve deniz suyu içtiği için ağır hastalanarak komaya giren genç miço Richard Parker’ın durumu kritikleşmişti.
Kaptan, herkesin orada son nefesini vermesindense, zaten durumu çok kötü olan genç miçoyu feda ederek diğer 3 kişinin hayatta kalmasını sağlamak gibi acı bir karar aldı.
*- KABUL EDİLMEDİ
Bu karardan 5 gün sonra bir gemi tarafından kurtarıldılar.
İngiltere’ye döndüklerinde, denizcilerin yazılmamış kurallarına güvenerek her şeyi dürüstçe anlattılar. Ancak İngiliz adalet sistemi bunu bir “zorunluluk hali” olarak kabul etmedi.
Mahkeme, “Çaresizlik, bir insanın hayatına son vermek için yasal bir gerekçe olamaz” diyerek tarihi bir karar verdi.
Önce çok ağır bir ceza aldılar, fakat halkın büyük baskısıyla cezaları 6 ay hapse çevrildi.
*- EDGAR ALLAN POE KEHANETİ
Bu olaydan tam 46 yıl önce, ünlü yazar Edgar Allan Poe bir roman yazmıştı.
Romanda bir gemi batıyor, hayatta kalanlar bir sandalda aç kalıyor ve içlerinden birini feda ediyorlardı.
İnanılmaz olan şu ki; Poe’nun romanında feda edilen karakterin adı da gerçek hayattaki çocukla birebir aynıydı:
Richard Parker!
Mutlak Adalet:
Koşullar ne olursa olsun, bir insanın hayatı bir başkasının yaşaması için araç olarak kullanılamaz. Hukuk kuralları okyanusun ortasında da geçerlidir….
Bizim görüşümüz:
Hayatta kalma mücadelesi değil düpedüz ahlaksızlık.
Tiksindim, yamyamlık hangi felsefede hangi hukuk düzeninde meşrulaştırılabilir ki!
*- İLGİNÇ UYGULAMA
Japonya’da bazı çalışanlar 70 yaşından sonra bile işe gitmeye devam ediyor
Japonya’nın çalışma kültüründe, dünyanın birçok yerinde pek rastlanmayan ilginç bir uygulama bulunuyor.
Bazı şirketlerde 70 hatta 75 yaşındaki çalışanlar hâlâ her gün ofise gitmeye devam ediyor.
Ancak bu kişiler her zaman önemli kararlar alan yöneticiler ya da kritik pozisyonlarda çalışan uzmanlar olmayabiliyor.
Bazı durumlarda görevleri oldukça sınırlı, sembolik veya danışmanlık niteliğinde olabiliyor.
Bu durum Japonya’da halk arasında “Madogiwa-zoku” olarak bilinen bir kavramla ilişkilendiriliyor.
Kelime anlamıyla:
“Pencere kenarına alınmış çalışanlar” anlamına geliyor.
Bu ifade, şirket içinde artık merkezî görevlerde bulunmayan ancak işten de çıkarılmayan kıdemli çalışanları tanımlamak için kullanılıyor.
*- SADAKAT VE KARŞILIKLI BAĞLILIK
Bu uygulamanın kökeninde Japon iş kültürünün önemli değerlerinden biri yatıyor:
Şirkete sadakat,
Uzun süreli bağlılık,
Karşılıklı sorumluluk…
Uzun yıllar boyunca Japonya’daki birçok büyük şirkette çalışanlar, kariyerlerinin büyük bölümünü tek bir kurumda geçiriyordu.
Bunun karşılığında şirketler de çalışanlarına istikrar ve iş güvencesi sunuyordu.
Bu nedenle bazı kurumlar, emeklilik yaşına yaklaşan veya aktif görevleri azalan çalışanları tamamen sistemin dışına çıkarmak yerine şirket bünyesinde tutmayı tercih edebiliyordu.
*- SADECE BİR İŞ DEĞİL, BİR KÜLTÜR
Bu uygulama Japonya’da yasal bir zorunluluk değildir ve tüm şirketlerde görülmez.
Ancak bazı kurumlarda, çalışanların şirkete onlarca yıl boyunca yaptığı katkılara duyulan saygının bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir.
Bu yaklaşım:
Kıdeme saygıyı,
Kurumsal sadakati,
Teşekkür ve minnettarlığı yansıtan kültürel bir anlayışın parçası…
Günümüzde birçok ülkede şirketler maliyet ve verimlilik gerekçeleriyle yaşlı çalışanları daha hızlı şekilde iş gücünün dışına çıkarabiliyor.
Japonya’nın bazı şirketlerinde ise farklı bir düşünce hâkim:
“Birlikte geçirilen onlarca yılın ardından ilişkiyi tamamen koparmamak.”
Japonya’da bazı şirketlerde görülen “Madogiwa-zoku” uygulaması, çalışanların yaşlandıkça tamamen sistem dışına itilmesi yerine, kuruma yaptıkları katkıların bir tür saygı göstergesiyle karşılanmasını temsil ediyor.
Bu durum, Japon çalışma kültürünün sadakat, kıdem ve kurumsal bağlılık gibi değerlerinin ilginç bir yansıması olarak kabul ediliyor.
Not:
“Madogiwa-zoku” tüm Japon şirketlerinde uygulanan resmî bir sistem değildir.
Daha çok belirli dönemlerde ve bazı kurumsal yapılarda gözlemlenen kültürel bir çalışma pratiğini ifade eder.
Türkiye’de asla uygulanmaz, zira 40’kından sonra işin bitmiş diyorlar.
Tabii sadakat sorununu da çözmek gerekiyor.
Çünkü güven tek taraflı değil, karşılıklıdır.
*- KESTİRME YOL / YASAR EYİCE

*- KESTİRME YOL / YASAR EYİCE

*- KESTİRME YOL / YASAR EYİCE

*- KESTİRME YOL / YASAR EYİCE

*- KESTİRME YOL / YASAR EYİCE

*- KESTİRME YOL / YASAR EYİCE

*- KESTİRME YOL / YASAR EYİCE

