Bende öneri üzerine Beşiktaş Çarşısı’na gittim, dolaştım.
Para kazandıracak bir iş değil!
Nihayet birini buldum…
‘500 lira’ dedi.
Ustayı (!) buluncaya kadar büyük zahmet çekmiştim, ‘tamam!’ dedim.
Vidalar takıldı, bu arada kapak açılmış, tozlar alınmıştı.
Ama mutluluğum kısa sürdü, bu kez ekran açılmıyordu.
Görüntü yoktu.
‘Eve git, dene!… Yine gel, olmazsa elden düşme bir ekran takarız!’ diyerek elime kartvizitini tutuşturdu.
Yağlı müşteriyi bulmuştu.
Üç dört ay önce aynı çarşıda bir meslektaşı benimle belki yarım saat ilgilenmiş tedbir amaçlı vidalar vermiş, ‘Borcum ne kadar?’ dediğimde ‘Ne borcu?’ demişti…
Benden para almadığı için, her Türk vatandaşı gibi, büyük olasılıkla, gönlü büyük bu mekâna gitmemiştim…
Sonuç;
Adam var, adamcık var…
Esnaf var. Esnafçık var!
Bence koskocaman çarşı, daha doğrusu katta o kadar işyerinde ancak yani en fazla dört tane çıkar.
Doğru dürüst esnaf, usta ya da adam…
İşin garibi, gıcır gıcır bu güne kadar kapağı bile açılmayan bilgisayarımın ana kartı yanmış.
Neredeyse yeni bilgisayar kadar pahalı…
Önerilen, ‘Hiç uğraşma, yenisini al!’
Sanki bedava…
Ya şu anda olduğu gibi eşe dosta, ‘Bilgisayarını kullanabilir miyim?’ ricasında bulunacağım’ ricasında ya da, çarşı Pazar dolanacağım…
Bir ara okullara, muhtarlıklara, kütüphanelere hatta sosyal derneklere vatandaşın istifa etmesi için sayısız bilgisayarlar verilmişti, ne oldu?
Boş verin, gitsin işte…
Baksanıza halimize!…
Üç küçük vida yüzünden kaç liralık bilgisayarımdan oldum.
Ne kadar güzel. Hem de ‘tepe tepe’ denilecek şekilde kullanıyor, faydalanıyordum…
Başına, başımıza geleceği varmış…
Şimdi üç vida için beş yüz liramı alan ustanın da günahını alıyorum, ‘Gözümün önünde hiç yoktan kapağı açtı, tozlara süpürdü, acaba bu arada bilerek bilmeyerek ana kartı işlevsiz hale mi getirdi?’
İnsanlarımıza vicdan mı, ahlak mı, insaf mı lazım bilmiyorum.
Herhalde önce insan olmamız lazım…
*- ASLA SORMA
Tanınmış bir dizi oyuncumuz Halit Ergenç bir söyleşide, ‘Bir şey benim aklımda kalacağına ardımda kalsın’ diyerek şu açıklamayı yaptı:
‘Şimdi insanın aklında kaldığı zaman sürekli önünde oluyor. Ve sürekli olarak sizin düşünmenize neden oluyor. Ve tabii sizi engelliyor…’
Katılıp katılmayacağınızı bilmiyorum ama bana göre haklı yanı çok fazla…
Olkan Özkır. ‘okuduğum en güzel alıntılardan bazıları’ diyerek paylaşmış:
Gassan Kanafani şöyle yazmıştı:
‘Giden birine neden gittiğini asla sorma!
O. bahanesini valizlerinden çok önce hazırlamıştır.’
Mahmoud Darwich diyordu ki:
‘Bir gün birbirimize. Ancak ölüm ayırır bizi, diye yemin etmiştik…lüm gecikti ve biz ayrıldık!…’
*- ÖNCELİK
Konak Belediyesi (İzmir) video ile bilgilendirme yapıyor.
Bir kadın, ‘Şehrimiz temiz kalsın’ diyor ve inşaat atıklarının belediyeye başvuru halinde alınacağını anlatıyor.
Bir de vatandaşa sorun, ‘Önce normal çöpler alınsın!’ deniliyor.
Yani içi boş reklam.
Aynen Urla’da olduğu gibi!
Delik deşik yolların durumu ayyuka çıkınca İzmir Büyükşehir Belediyesi de bir süre önce devreye girmiş bazı ilçelerde olduğu gibi turistik ilçenin bazı ana ve ara yollarının kullanılır hale getirileceğini açıklamıştı.
Gel de inan!…
Gelen gideni aratır ama İzmirli, birçok bölgemizde olduğu gibi ‘bütün başkanlar değişsin!’ diyor.
*- KAYBOLAN / YAŞAR EYİCE
