Esat Erçetingöz / Bugün içimden bir parça koptu. Türk basınının efsane isimlerinden, meslek hayatımın kutup yıldızı, yarım asrı geçen yolculuğumda her anımda yanımda olan kıymetli büyüğüm, genel yayın müdürüm Çetin Gürel ağabeyimi kaybetmenin derin ve tarifsiz acısını yaşıyorum. Çok ama çok üzgünüm.
Dile kolay, tam 53 yıl önce, 1973 yılında gencecik bir çocukken gazeteci olabilmek için kapısında tam bir hafta umutla, inatla beklediğim o dev adam… Kapısını aşındırdığım o ilk günden bugüne, bana sadece gazeteciliği değil; hayata karşı dik durmayı, kalemin namusunu korumayı ve insan kalabilmeyi öğreten eli öpülesi bir ağabey oldu.
Demokrat İzmir’in o dinamik koridorlarında, Rapor Gazetesi’nin hummalı sayfalarında, Yeni Asır ve Sabah Gazetesi’nin Türk basın tarihine yön veren mutfağında hep onun liderliği, onun vizyonu ve onun babacan gölgesi vardı. O, sadece manşetleri atan değil, bizlerin, koca bir neslin yetişmesini sağlayan bir okul, gerçek bir efsaneydi.
Mesleğine Aşık Bir Yaşam Öyküsü
Türk basınının hafızalarından silinmeyecek bir iz bırakan Çetin Gürel, mesleğine olan aşkı, titizliği ve entelektüel birikimiyle tanındı. Gazeteciliğe adım attığı ilk yıllardan itibaren muhabirlikten yazı işlerine, oradan genel yayın yönetmenliğine kadar mesleğin her kademesinde harç koydu.
Özellikle Ege ve İzmir basınında bir dönemin ekolü haline gelen Demokrat İzmir, Rapor ve Yeni Asır gibi köklü kurumlarda üstlendiği genel yayın müdürlüğü görevleriyle, Türk basınına sayısız yenilik kazandırdı. Sabah Gazetesi’ndeki yöneticilik döneminde de basın dünyasının en saygın figürlerinden biri olarak adını tarihe yazdırdı. Keskin zekası, genç gazetecilere açtığı alanlar ve manşetlerdeki ustalığıyla sadece bir yönetici değil, koruyucu bir kalkan, adaletli bir rehber oldu.
Yarım Asırlık Vefa
Benim için ise Çetin Gürel, özgeçmişindeki bu büyük başarıların çok daha ötesindeydi. O, hayatımın yarım asırlık tanığı, tökezlediğimde elimden tutan, başardığımda benimle gurur duyan bir sığınaktı. Biz onunla sadece aynı odalarda gazete yapmadık; bir ömrü paylaştık, dertleri bölüştük, sevinçleri çoğalttık.
Bugün Türk basını çok büyük bir değerini, ben ise hayatımın en kıymetli kılavuzunu kaybettim.
Mekanın cennet, ruhun şad olsun eli öpülesi efsane ağabeyim. Bizlere bıraktığın o onurlu mirası ve güzel anıları ömrüm boyunca kalbimde taşıyacağım. Başımız sağ olsun.
