Buket Işıkdoğan Köse / 19 Mayıs, yalnızca bir tarih değil; bir milletin umudu yeniden ayağa kaldırdığı ilk adımdı.
19 Mayıs, bazı insanlar için yalnızca bir tarih olabilir…
Ama bazıları için çocukluğun en gururlu sabahıdır.
Ütülü beyaz gömlekler, kırmızı kurdeleler, okul bahçelerinde yankılanan marşlar, öğretmenlerin gözlerindeki ciddiyet ve aynı anda taşıdıkları o tarifsiz heyecan… Bir milletin hafızası aslında biraz da böyle oluşur.
Bizler milli bayramların sadece tatil olmadığı bir dönemin çocuklarıydık.
19 Mayıs yaklaşırken okulların havası değişirdi. Beden Eğitimi derslerinde saatlerce prova yapılır, güneşin altında yorulsak bile şikâyet etmezdik. Çünkü o günün anlamını hissederdik.
Öğretmenlerimizin disiplinli duruşlarının ardında büyük bir inanç vardı; bize yalnızca tören düzenini değil, bağımsızlığın değerini öğretirlerdi.
Babamın omuzlarında izlerdim resmi geçit törenlerini.
Askerlerin Şeref Tribünü’nü selamladığı an içimde tarif edemediğim bir gurur yükselirdi. O çocuk kalbimle bile anlardım; bu yalnızca bir gösteri değildi. Bir milletin geçmişine duyduğu saygının, bağımsızlığına sahip çıkışının sessiz ama güçlü ifadesiydi.
Bugün dönüp baktığımda ise aynı coşkuyu görebiliyor muyuz diye düşünüyorum.
Televizyon ekranlarına yansıyan tören görüntülerinde eksik kalan bir şey var sanki… Heyecan… Ruh… Oysa 19 Mayıs, sıradan bir tarih değildir. O gün; bir milletin yeniden ayağa kalkmaya karar verdiği gündür.
Bir geminin güvertesinde, ülkesinin kaderini değiştirmeye kararlı bir liderin gözlerinde başlamıştır o yolculuk. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun kıyılarına baktığı o an, yalnızca bir çıkış değil; umudun yeniden doğuşuydu. O mavi gözlerde yanan ateş, Anadolu’nun dört bir yanına yayıldı.
Samsun’a gittiğimde, Atamızın Bandırma Vapuru’ndan indiği yerde bulunan temsili heykelin önünde dururken rehberimizin anlattıkları hâlâ kulaklarımda:
“Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a çıktığında onu büyük bir kalabalığın karşılayacağını bilmiyormuş. İşte tam bu noktada Samsun halkına seslenmiş ve Milli Mücadele’nin ilk adımları böylece atılmış.”
O an, tarihin yalnızca kitaplarda yazmadığını hissettim.
Sanki denizden yeni inmişti…
Sanki o kararlı bakış hâlâ ufka dönüktü…
Ve sanki o ilk adımın sesi hâlâ bu ülkenin toprağında yankılanıyordu.
Belki bugün eskisi kadar yüksek sesle yaşamıyoruz o coşkuyu…
Ama 19 Mayıs’ın ruhu hâlâ burada.
Bir çocuğun elindeki bayrakta, İstiklal Marşı okunurken dolan gözlerde, geçmişini unutmamaya çalışan insanların kalbinde yaşamaya devam ediyor.
Çünkü bazı tarihler sadece geçmiş değildir.
Bazı tarihler, bir milletin yeniden doğduğu gündür.
Ve 19 Mayıs, işte tam da böyle bir gündür.
Buket Işıkdoğan Köse

