Tahsin TUNA / Bergama / Bergama Ticaret Odası (BERTO) seçimleri yaklaşırken adayların ortaya koyduğu projeler doğal olarak dikkatle takip ediliyor. Ancak projeler kadar önemli olan bir başka konu var; o da vizyon…
Çünkü bugün ticaret odalarının başarısı, yalnızca verdikleri rutin hizmetlerle değil, bulundukları bölgenin ekonomik geleceğine yön verebilecek projeler üretmeleriyle ölçülüyor.
Bu noktada başkan adayı Sertaç Özdalkıran’ın ortaya koyduğu yaklaşımın önemli bir fark oluşturduğunu düşünüyorum. Çünkü BERTO’yu yalnızca Bergama’nın ticaret odası olarak değil, Bergama, Dikili ve Kınık’ı kapsayan Bakırçay Havzası’nın ortak akılla kalkınma merkezi olarak görüyor olması.
İşte gerçek değişim de tam burada başlıyor.
BERTO’nun kuruluş sınırları zaten üç ilçeyi kapsıyor. Buna rağmen bugüne kadar birçok çalışma ağırlıklı olarak Bergama merkezli yürütüldü. Oysa Dikili’nin turizm gücü, Kınık’ın sanayi ve tarım potansiyeli ile Bergama’nın tarih, kültür, tarım ve ticaret birikimi aynı masada buluştuğunda ortaya çıkacak sinerji, yalnızca üç ilçeyi değil, tüm Kuzey İzmir ekonomisini ayağa kaldırabilecek güçtedir.
Bakırçay Havzası; verimli tarım arazileri, güçlü hayvancılığı, organize sanayi bölgeleri, madencilik yatırımları, jeotermal kaynakları, liman bağlantıları ve UNESCO Dünya Mirası Bergama ile Türkiye’nin en büyük bölgesel kalkınma fırsatlarından birini barındırıyor. Ancak bu potansiyel yıllardır parçalı düşüncenin gölgesinde gerçek değerine ulaşamıyor.
Artık bunun değişmesi gerekiyor.
BERTO, sadece üyesinin evrakını hazırlayan, belge veren bir kurum olmanın çok ötesine geçmelidir. Bölgenin yatırım ajansı gibi çalışan, yatırımcı çeken, ihracatı artıran, girişimciyi destekleyen, üniversitelerle ortak projeler üreten ve ulusal-uluslararası fonları bölgeye kazandıran bir lokomotif haline gelmelidir.
Sertaç Özdalkıran’ın açıkladığı hedefler de bu anlayışın izlerini taşıyor.
Kınık ve Dikili’de temsilcilikler açılması, üyelerin hizmete daha kolay ulaşmasını sağlayacak önemli bir adım olacaktır.
Ankara’da kurulması planlanan temsilcilik ise bölgenin taleplerini ilgili bakanlıklara doğrudan ulaştırabilecek, teşvikleri ve yatırım fırsatlarını yakından takip edebilecek güçlü bir köprü görevi görebilir.
İzmir’de açılması hedeflenen Turizm Tanıtım Ofisi sayesinde yalnızca Bergama değil, Dikili ve Kınık da ortak bir destinasyon olarak tanıtılabilir. Bölgenin zeytinyağı, çam fıstığı, tarım ürünleri, doğal ürünleri ve yerel değerleri markalaştırılarak hem yurt içinde hem de uluslararası pazarlarda daha güçlü bir yer edinebilir.
Bakırçay markasını oluşturacak festivaller, fuarlar ve tanıtım organizasyonları düzenlenmesi; ihtiyaç sahibi gençlere burs sağlayacak bir vakfın kurulması ve üniversitelerle ortak Ar-Ge projelerinin geliştirilmesi de bölgenin geleceği açısından son derece değerli hedeflerdir.
Elbette seçim dönemlerinde vaat vermek kolaydır. Önemli olan, verilen sözleri hayata geçirebilmektir. Ancak bir gerçeği de kabul etmek gerekir ki; büyük başarılar, önce büyük hedeflerle başlar.
Bakırçay Havzası artık küçük düşünmeyi bırakmalıdır.
Bergama, Dikili ve Kınık birbirinin rakibi değil, aynı ekonomik zincirin ayrılmaz halkalarıdır. Birinin güçlenmesi diğerini de büyütecektir. Ortak akıl, ortak yatırım ve ortak vizyon oluşturulabildiği gün, Bakırçay Havzası yalnızca Ege Bölgesi’nin değil, Türkiye’nin örnek kalkınma modellerinden biri haline gelecektir.
İnanıyorum ki önümüzdeki dönemde BERTO’da hangi yönetim göreve gelirse gelsin, hedef yalnızca seçim kazanmak değil; gelecek nesillere daha güçlü, daha üretken ve daha rekabetçi bir Bakırçay Havzası bırakmak olmalıdır.
Çünkü artık mesele sadece Bergama’nın değil, Bakırçay’ın geleceğidir.
