BERGAMA’NIN 2 BİN YILLIK KÜTÜPHANESİ NEDEN YENİDEN DOĞMASIN?

Sosyal Medyada Paylaş

Tahsin TUNA (Gazeteci)
Tarihi yalnızca korumak yetmez; tarihi yaşatmak gerekir
Bergama’nın geçmişine baktığımız zaman karşımıza öyle büyük bir miras çıkıyor ki, insan ister istemez şu soruyu soruyor:
Biz bu mirası bugün ne kadar kullanabiliyoruz?
Bergama, antik çağda yalnızca bir krallığın başkenti değildi. Aynı zamanda bilim, sanat, kültür ve kitap dünyasının en önemli merkezlerinden biriydi.
Akropolümüzde kurulan Bergama Kütüphanesi, antik dünyanın en büyük bilgi merkezlerinden biriydi. Antik kaynaklardan Plutarkhos, Bergama kütüphanelerinde yaklaşık 200 bin kitap/rulo bulunduğunu aktarır. Bu rakam kesin bir envanter olarak kabul edilmese de, Bergama Kütüphanesi’nin büyüklüğünü göstermesi bakımından son derece önemlidir.
Üstelik Bergama’nın adı bugün bütün dünyada “parşömen” kelimesiyle birlikte anılıyor.
Burada bir tarihsel gerçeğin altını da çizmek gerekir.
Parşömen Bergama’da sıfırdan icat edilmiş bir yazı malzemesi değildir. Hayvan derileri üzerine yazı, Bergama’dan yüzyıllar önce de biliniyordu. Ancak Bergama, derinin yazı malzemesi olarak daha gelişmiş biçimde işlenmesi ve kullanılması konusunda öylesine önemli bir merkez haline geldi ki, bugün kullandığımız “parşömen” sözcüğünün kökü bile Pergamon adına dayanıyor.

İSKENDERİYE Mİ, BERGAMA MI?
Antik çağın iki büyük kütüphanesini karşılaştırdığımızda İskenderiye Kütüphanesi’nin daha önce kurulduğunu görüyoruz.
Ptolemaioslar döneminde MÖ 3. yüzyılın başlarında kurulan İskenderiye Kütüphanesi, zaman içerisinde yüz binlerce papirüs rulosunun toplandığı dev bir bilgi merkezi haline geldi.
Bergama ise daha sonra onun en büyük rakibi oldu.
Bazı kaynaklar İskenderiye Kütüphanesi’nin 400 bin ila 700 bin papirüs rulosuna ulaştığını belirtirken, Bergama için antik kaynaklarda yaklaşık 200 bin rulo rakamı karşımıza çıkıyor. Bu sayıların antik dönemden kalan kesin kütüphane katalogları olmadığını, dolayısıyla yaklaşık ve tartışmalı rakamlar olduğunu özellikle belirtmek gerekir.
Ama rakamların ötesinde asıl önemli olan şudur:
Bergama, İskenderiye’nin karşısında antik dünyanın ikinci büyük bilgi merkezlerinden biri haline gelmişti.
Ve bugün Bergama’da bu büyük mirasın üzerinde oturuyoruz.

MISIR NE YAPTI?
Burada Mısır örneği bana yıllardır çok şey düşündürüyor.
Öncelikle bir düzeltme yapalım: Söz konusu yer Kahire değil, İskenderiye.
Mısır, antik İskenderiye Kütüphanesi’nin hatırasını yalnızca geçmişte bırakmadı. Modern çağda Bibliotheca Alexandrina adıyla dev bir kütüphane ve kültür kompleksi kuruldu.
Bu yapı yalnızca kitaplardan oluşan bir bina değil.
Kütüphaneler, müzeler, araştırma merkezleri, planetaryum, eğitim alanları, el yazmaları ve dijital koleksiyonlar aynı kültür kompleksi içinde buluşuyor.
Daha da önemlisi, İskenderiye Kütüphanesi dijital çağın imkânlarını kullanıyor.
El yazmaları ve tarihî koleksiyonlar dijitalleştiriliyor. Dijital koleksiyonlar oluşturuluyor. Araştırmacılar ve öğrenciler bu kaynaklara elektronik ortamda ulaşabiliyor. Bibliotheca Alexandrina’nın dijital varlık sistemi bunun önemli örneklerinden biri.
İşte benim yıllar önce düşündüğüm mesele tam da buydu.
Mısır kendi antik bilgi mirasını bugünün teknolojisiyle yeniden yorumlayabiliyorsa, Bergama neden yapamasın?

O GECEYİ HATIRLIYORUM
Yıllar önce Bergama’ya gelen bir gece konuğuyla birlikte, bu meseleyi konuşurken İskenderiye örneğinden çok etkilenmiştik.
Rahmetli Bergama Kaymakamı Hüseyin Eren de bu düşünceden etkilenen isimlerden biriydi.
Ben de bir gazeteci olarak yıllardır yazıyor, çiziyor ve Bergama’nın tarihinin yalnızca taşlardan ibaret olmadığını anlatmaya çalışıyordum.
O zaman kendi kendime şunu söyledim:
Eğer UNESCO ve dünya, İskenderiye’nin binlerce yıllık bilgi mirasını yeniden ayağa kaldırmak için modern kütüphaneler, müzeler ve dijital merkezler oluşturabiliyorsa, Bergama için de aynı şey neden düşünülmesin?
Bu düşünce benim için sıradan bir kültür projesi değildi.
Bergama’nın UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmesi için yıllarca verdiğimiz mücadelenin arkasında da böyle bir düşünce vardı.
Bergama’nın tarihi yalnızca korunmasın.
Bergama’nın tarihi yeniden konuşulsun.
Bergama’nın tarihi yeniden yaşatılsın.
Bergama’nın tarihi ekonomik ve kültürel bir değere dönüşsün.

2014’TE UNESCO DÜNYA MİRASI’NA GİRDİK
Ve sonunda Bergama ve Çok Katmanlı Kültürel Peyzajı 2014 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alındı.
Bugün 2026 yılındayız.
Yani Bergama tam 12 yıldır UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde.
Peki 12 yılda Bergama’nın beklediği büyük dönüşüm gerçekleşti mi?
İşte asıl tartışmamız gereken soru budur.
UNESCO statüsünün koruma, uluslararası tanınırlık, yönetim planı ve izleme açısından önemli sonuçları var. UNESCO kayıtlarında Bergama için yönetim planı, koruma mekanizmaları, izleme sistemi ve Akropol’e araç erişimi gibi konularda çeşitli çalışmalar ve tavsiyeler de bulunuyor.
Fakat UNESCO’nun 2016 tarihli devlet koruma raporunda Bergama için onaylanmış uluslararası yardım miktarı 0 ABD doları olarak kaydedilmiş durumda.
İşte benim itirazım tam burada başlıyor.

UNESCO SADECE BİR LEVHA MI?
UNESCO Dünya Mirası olmak bizim için sadece tabelaya yazılacak bir unvan mı?
Bergama halkı zaten tarihinin farkında.
Bergama halkı kendi tarihini korumaya çalışıyor.
Bergama halkı Akropol’üyle, Asklepion’uyla, Kızıl Avlu’suyla, parşömeniyle, kütüphanesiyle gurur duyuyor.
Ama artık başka bir şey yapmamız gerekiyor.
Tarihi sadece korumamalıyız. Tarihi yaşatmalıyız.
UNESCO Dünya Mirası statüsü Bergama’ya uluslararası bir sorumluluk ve görünürlük kazandırıyorsa, bunun Bergama’nın kültürüne, eğitimine, araştırmasına ve turizmine daha güçlü biçimde yansımasını istemek en doğal hakkımızdır.

BERGAMA’YA DİJİTAL KÜTÜPHANE NEDEN OLMASIN?
Benim bugün önerim çok açık:
Bergama’ya, antik Bergama Kütüphanesi’nin mirasını geleceğe taşıyacak büyük bir Dijital Kütüphane ve Parşömen Kültür Merkezi kazandırılmalıdır.
Bu merkezde;
Antik Bergama Kütüphanesi’nin dijital rekonstrüksiyonu yapılabilir.
Bergama’da üretilen ve kullanılan parşömen tarihinin tamamı anlatılabilir.
Dünyanın farklı müzelerinde bulunan Bergama eserlerinin yüksek çözünürlüklü dijital kopyaları bir araya getirilebilir.
Antik çağın kitapları ve el yazmaları dijital ortamda ziyaretçiye gösterilebilir.
Bergama kazılarında ortaya çıkarılan eserlerin dijital arşivi oluşturulabilir.
Çocuklara ve gençlere yönelik interaktif tarih eğitim alanları kurulabilir.
Yapay zekâ, artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik kullanılarak ziyaretçi antik Bergama Kütüphanesi’nin içine adeta girebilir.
Dünyanın dört bir yanındaki Bergama eserleri dijital ortamda yeniden Bergama’da buluşturulabilir.
Düşünün:
İstanbul’dan, İzmir’den, Almanya’dan, İngiltere’den, Amerika’dan gelen bir ziyaretçi Bergama’ya girdiğinde sadece taşları görmeyecek.
Antik Bergama Kütüphanesi’ne dijital olarak girecek.
Antik çağdaki bir kitabın nasıl göründüğünü görecek.
Parşömenin nasıl üretildiğini izleyecek.
Bergama’nın bilim insanlarını, filozoflarını ve kütüphanecilerini tanıyacak.
Ve belki de bugün Berlin’de, Paris’te, Londra’da veya başka ülkelerde bulunan Bergama eserlerinin dijital kopyalarını burada görecek.
İşte o zaman Bergama’nın UNESCO Dünya Mirası olması gerçek anlamını bulmaya başlayacaktır.

BU SADECE BİR KÜTÜPHANE PROJESİ DEĞİL
Ben bunu sadece bir bina yapılması olarak görmüyorum.
Bu, Bergama’nın geleceğine yapılacak bir yatırımdır.
Çünkü kültür turisti sadece fotoğraf çekmeye gelmez.
Hikâye arar.
Bergama’nın ise anlatacak hikâyesi dünyanın en zengin kentlerinden biridir.
İskenderiye’nin kütüphanesi vardı.
Bergama’nın da vardı.
İskenderiye papirüs dünyasının merkeziydi.
Bergama parşömen dünyasının en önemli merkezlerinden biri haline geldi.
İskenderiye bugün antik kütüphanesinin adını taşıyan modern bir kültür ve dijital bilgi merkezine sahip.
Peki Bergama neden kendi kütüphanesinin çağdaş karşılığını kuramasın?

BENİM ÖNERİM
Bugün Bergama Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı, üniversiteler, UNESCO Türkiye Millî Komisyonu ve ilgili uluslararası kuruluşlar bir araya gelmelidir.
Resmî bir proje hazırlanmalıdır.
Adı da çok açık olabilir:
“Bergama Antik Kütüphane ve Parşömen Dijital Kültür Merkezi.”
Bu konuda bir dosya hazırlanmalı.
Bergama’nın antik kütüphane mirası ortaya konulmalı.
Parşömen tarihimiz belgeleriyle anlatılmalı.
Dünyanın çeşitli müzelerinde bulunan Bergama bağlantılı eserlerin dijital envanteri çıkarılmalı.
Ve UNESCO’ya, Avrupa Birliği’ne, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ve uluslararası kültür kuruluşlarına proje sunulmalı.
Çünkü Bergama’nın artık sadece “UNESCO Dünya Mirası” olduğunu söylemesi yetmez.
UNESCO Dünya Mirası olmanın gereğini de yerine getirmesini istemeliyiz.
Ben bir Bergamalı ve gazeteci olarak yıllardır bunun mücadelesini veriyorum.
Bu benim için bir siyasi mesele değildir.
Bir parti meselesi değildir.
Bir belediye meselesi de değildir.
Bu, Bergama’nın geleceği meselesidir.
Bergama’nın tarihini koruyalım.
Ama bununla yetinmeyelim.
Tarihi yaşatalım.
Çünkü geçmişi yalnızca korursak müze olur.
Geçmişi gelecekle buluşturursak medeniyet yeniden konuşmaya başlar.
Ve benim hayalim şu:
İki bin yıl önce Bergama’da bilgi için kurulan kütüphane, iki bin yıl sonra yine Bergama’da dijital çağın bilgi merkezine dönüşsün.
Bergama bunu hak ediyor.

BERGAMA’NIN 2 BİN YILLIK KÜTÜPHANESİ NEDEN YENİDEN DOĞMASIN?

BERGAMA’NIN 2 BİN YILLIK KÜTÜPHANESİ NEDEN YENİDEN DOĞMASIN?

BERGAMA’NIN 2 BİN YILLIK KÜTÜPHANESİ NEDEN YENİDEN DOĞMASIN?

BERGAMA’NIN 2 BİN YILLIK KÜTÜPHANESİ NEDEN YENİDEN DOĞMASIN?

BERGAMA’NIN 2 BİN YILLIK KÜTÜPHANESİ NEDEN YENİDEN DOĞMASIN?

BERGAMA’NIN 2 BİN YILLIK KÜTÜPHANESİ NEDEN YENİDEN DOĞMASIN?

BERGAMA’NIN 2 BİN YILLIK KÜTÜPHANESİ NEDEN YENİDEN DOĞMASIN?

BERGAMA’NIN 2 BİN YILLIK KÜTÜPHANESİ NEDEN YENİDEN DOĞMASIN?

BERGAMA’NIN 2 BİN YILLIK KÜTÜPHANESİ NEDEN YENİDEN DOĞMASIN?

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir