“23 Nisan: Coşku mu, Vicdan mı?”/ Buket Işıkdoğan Köse

Sosyal Medyada Paylaş

“Bayramı Susturmak mı, Çocukları Korumak mı?”
23 Nisan…
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
Sadece bir bayram değil; bir milletin kendi kaderini eline aldığı günün, çocuklara emanet edilmiş halidir.
Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu özel gün, dünyada benzeri olmayan bir anlam taşır. Çünkü burada sadece çocuklar kutlanmaz; geleceğe duyulan güven, bir ulusun yarına olan inancı da kutlanır.
Ama bugün…
Biz neyi tartışıyoruz?
“Bu yıl 23 Nisan kutlanmalı mı, kutlanmamalı mı?”
Son günlerde yaşanan, yüreğimizi yakan olayların ardından bu sorunun sorulması anlaşılır. Okullarda yaşanan ve can kaybıyla sonuçlanan saldırılar hepimizi derinden sarstı. Hep birlikte yas tuttuk. Hep birlikte öfkelendik. Hep birlikte sorduk:
“Nerede hata yaptık?”
Çünkü acı olan şu:
Vuran da bizim çocuğumuz,
vurulan da…
İşte tam da bu yüzden mesele sadece bir bayram meselesi değil.
Bu, bir toplumun kendisiyle yüzleşme meselesi.
Peki çözüm ne?
Bayramı susturmak mı?
23 Nisan’ı yok saymak, ertelemek, sessizliğe gömmek…
Gerçekten yaralarımızı iyileştirir mi?
Yoksa tam tersine, çocuklara verdiğimiz değerin en güçlü sembollerinden birini daha elimizden mi alır?
Belki bu yıl coşku eskisi gibi olmayacak.
Belki marşlar daha kısık sesle söylenecek.
Belki gösteriler daha sade olacak.
Ama bu, 23 Nisan’ın anlamını ortadan kaldırmaz.
Çünkü bu bayram sadece neşeyle ilgili değildir.
Aynı zamanda sorumlulukla ilgilidir.
Çocuklara sahip çıkma sorumluluğu…
Onları koruma sorumluluğu…
Onlara umutlu bir gelecek bırakma sorumluluğu…
Çocukların ellerine kalem vermek yerine silahların geçtiği bir dünyada,
23 Nisan’ı kutlamamak değil,
daha çok hatırlamak gerekmez mi?
Ben çocukluğumu hatırlıyorum…
Babamın omuzlarından izlediğim törenleri,
sınıf duvarlarına astığımız süsleri,
ezberlediğimiz şiirleri…
O günler sadece birer anı değildi.
Bir duyguydu.
Bir aidiyetti.
Şimdi kendimize dürüstçe sormalıyız:
Biz o duyguyu çocuklarımıza aktarabildik mi?
Milli ve dini bayramlar, sadece takvimdeki özel günler değildir.
Onlar, bir arada kalabilme irademizin göstergesidir.
Evet, yasımız büyük.
Evet, içimiz yanıyor.
Ama tam da bu yüzden…
23 Nisan’ı tamamen susturmak değil,
onu daha anlamlı, daha derin, daha sorumlu bir şekilde anmak gerekir.
Çünkü bu bayram, çocukların sadece güldüğü değil,
aynı zamanda korunduğu bir ülkenin hayalidir.
Ve o hayalden vazgeçmek…
hiçbir acıyı hafifletmez.
“Çünkü bir bayramı susturmak kolaydır;
ama susturulan bir neslin sesini geri getirmek, hiç de öyle kolay değildir.”

Buket Işıkdoğan Köse

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir