*- 107 YIL ÖNCESİ GİBİ / YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

Bu hafta 19 Mayıs bayramımızı kutlayacağız.
Diğer hafta ise Kurban Bayramı’nı…
Sevgili Işınsu Kestelli’nin dediği gibi, 19 Mayıs 1919, yalnızca bir kurtuluş mücadelesinin başlangıcı değil; aynı zamanda umudun, üretmenin ve geleceğe inanmanın sembolüdür.
Aradan geçen 107 boyunca o ruh bugün hâlâ gençlerimizin enerjisinde, üreticimizin emeğinde ve ülkemizin kalkınma hedeflerinde yaşamaya devam ediyor.
Dünya ekonomisi; dijitalleşme, teknoloji ve sürdürülebilirlik ekseninde büyük bir dönüşümden geçiyor.
Dijitalleşme, yapay zekâ, iklim krizi ve sürdürülebilirlik kavramları; ekonomiden üretim modellerine kadar her alanı yeniden şekillendiriyor. Bu dönüşümün en stratejik sektörü olan tarımı, “Yüksek Teknoloji ve Bilim” odaklı bir geleceğe taşımak; akıllı tarım uygulamalarından dijital altyapılara, su kaynaklarının verimli kullanımından katma değerli üretime kadar pek çok alanda dönüşümü hızlandırmak zorundayız.

*- TOPRAK TEKNOLOJİ İLE BULUŞMALI
Bu dönüşümün merkezinde ise gençlerimiz yer alıyor.
Tarım sektörünün gençler için yeniden cazip hale gelmesi, yalnızca kırsal kalkınma açısından değil, ülkemizin ekonomik geleceği açısından da stratejik önem taşıyor.
Toprağı teknolojiyle buluşturan, üretimi bilgiyle destekleyen, sürdürülebilirliği merkeze alan genç nesiller; ülkemizin yarınlarını şekillendirecek.
Üreten, geliştiren, araştıran ve dünyayla rekabet eden bir Türkiye hedefinin yolu; gençlerimize fırsat sunmaktan, eğitime ve üretime yatırım yapmaktan geçiyor.

*- SAYGIYLA ANIYORUZ
Gençliğimizin enerjisinin, Anadolu’nun bereketli topraklarıyla birleştiği bir geleceğe olan inancımızla; bu büyük zaferi bizlere armağan eden başta Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyor, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımızı kutluyorum. (Işınsu Kestelli- İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı)

*- ŞIMARIK ŞEY!
Karşıyakalı Yasemin Çakır’ın güncel, duygusal yazılarını dikkatlice okumuştum.
Bunlardan ben de okuyucularım da yararlansın, diye düşündüm.
Ama adresini kaybettim.
Bugün önüme düştü, güncellerinden birini rastgele aldım ve güne böyle başlayalım, diye düşündüm.
Yasemin Hanım diyor ki;
“Her gece bir ‘mucize’ istiyorum,
Her sabah uyanabilmek ‘hediye’ ediliyor.
Sonra ‘yetmedi’ diyorum;
Ardından elim, kolum, gözüm, kulağım, dilim
Tüm vücudumun çalıştığını fark ediyorum.
‘Bu kadar mı?’ dediğim oluyor;
Bir bakıyorum sevdiklerim, zorluklarım,
İşim, gücüm, dostum, düşmanım çıkıyor.
Sonra diyorum ki;
Çok şımarığım!
..Ve şükrediyorum;
SEN’den başkasına ‘şımartma’ beni Allah’ım…”

*- YARIDAN FAZLA
İzmir Eşrefpaşalı Zafer Yusuf Güzelkasap’ı Uluslararası Giritliler ve Mübadiller Federasyonu Genel Başkanlığı döneminden tanıyorum.
Sayısız sivil toplum örgütleri içinde, üyeleri ve İzmir hatta ülkemiz için çalışan, koşuşturan ender, doğru- dürüst isimlerden biri.
Son zamanlarda bir süre, İzmir Büyükşehir Belediyesi Mübadele Korosu
Kurucusu ve Genel koordinatörü olduğunu da duydum.
Davetlerinden hiçbirine çeşitli nedenlerle katılamadım ama takipçiliğimi bırakmadım.
Zafer Güzelkasap Rumeli ve Avrupa Türklerini üzen bazı gelişmeler sonucu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ile bazı ilçe belediye başkanlarına, ‘Neden?’ diye soruyor.
Tabi şu ana kadar yanıt veren yok.
Dikkate alan da…
Ama unutulan şu:
İzmir gibi nüfusunun %60’ı Atatürk’ün hemşerisi, Rumeli, Balkan Türk’ü…
İlk hesaplara göre iki milyon 700 bin hemşehrimiz…
Ayrıca 85 Sosyal Dernek var.
Bizim ‘göçmen’ ya da ‘muhacir’ dediklerimiz…
Bunlar içinde Adalılar da var, Giritliler de, Boşnaklar da,..
Hepsini sıralamaya kalkarsam, yazının yarısını geçer…

*- TEPKİ GÖRDÜLER
Az sonra Başkan Zafer Güzelkasap’ın soruları milletvekillerini de, İzmirlileri de düşünmeye davet ediyorum, ben de…
Önce iki konuya dikkat çekmek istiyorum:
Bir süre önce, bir gerici çıktı, ‘Balkan halkına büyük hakaret etti!’
Arkasından bir başka kentimizde yine resmi görevli bir ahlaksız, yine aynı lafları tekrarladı.
Medyada geniş yer aldı.
Tepkiler geldi.
Kendilerinden büyük laflar eden bu tipler, aslında hedef olarak ‘Selanikli Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü alıyorlar ama ağızlarına almaya çekiniyorlardı.
Ankara, bu iki densiz kişi hakkında soruşturma açıldığını açıklamıştı.
İkinci dikkat çekeceğim konu şu:
Belediye meclislerindeki üyelere bir göz atın…
Kökleri nereye ve kimlere gidiyor?
Nereliler, nasıl yetişmişler, İzmir’e katkıları nedir?
İzmir mi onlardan yararlanıyor, yoksa onlar mı İzmir sayesinde şan, şöhret ve büyük para sahipleri mi oluyorlar?
Şimdi konuya devam edelim?

*- HAKLI AMA…
Konusunda ve sorularında yüzde yüz haklı olan Sosyal insan, dernek başkanı ve binlerce Balkanlı Türk’ün temsilcisi Zafer Güzelkasap’ın hatası, başkanlara gönderdiği mektubu çok uzun tutmuş.
Cümleler kısa kısa olacağına, uzun bir paragraf gibi.,,
Yani;
Okumazlar…
Hem zamanları yok, hem de danışmanlarında iş yok…
Görevden kaçmak ve bazılarının gönüllerini hoş tutmak için ‘değerlendirmelerden’ kaçıyorlar.
Zaten görev ihmali de var.
‘Pişmiş aşa su katıyorlar’
Olumluyu, olumsuz yapmada maşallah üstlerine de yok…
Adı geçen ve muhatap olan Belediye Başkanları da tabii ki başta İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, diğerleri de; Buca belediye başkanı Görkem Duman, Konak, Karşıyaka belediyeleri, başkanları…
Ben bunlara nüfusun neredeyse büyük bölümü göçmen kardeşlerimizden oluşan Bornova Belediyesi…
Başkanların hepsi tepeden indi, yerli halk tanımıyor.
Başkanlar seçimlerden bu yana iki yılı aşkın zaman geçmesine rağmen tanınmazken, belediye meclisi üyeleri tanınır mı?
Yani onlar ‘göçmen cemaatinin’ haklarını bilmez ve ilgilenmezler.
Düne kadar yapılan etkinliklerden de haberleri büyük ihtimalle yoktur.

*- YAĞCILIK
Yasaya göre ‘Sadece Cumhurbaşkanın’ isminin başına ‘Sayın’ sözcüğü koyulur.
Milletvekilleri dahil sorun bakalım biliyorlar mı?
Şimdi moda herkesin adının başına, mecburmuşsun gibi ‘Sayın’ eki yazılıyor.
Bu da ‘yağcılıktan’ başka bir şey değildir.
Herkes görevini tam layıkıyla yapmalı, ‘Tasarruf’ gibi güzel ve ulvi sözcüğün arkasına da sığınmamalıdır.
Vatandaşı hiç ilgilendirmeyen, üç- beş kişinin zengin olmasını sağlayan ne etkinlikler var, herkes biliyor ve konuşuyor.
Sevgili Zafer Güzelkasap, şunu da hatırlatayım:
Belediyelerde ve kurumlarda, hiçbir çalışan hiçbir şekilde kendinden üst olan bir yöneticiye gerek istek ve dilek, gerekse sorunlar için bir kelime bile etmez, edemez….
Çünkü bilir ki, aksi taktirde huzuru kaçacak belki de yerinden de olacaktır.
Yanlış ama işin işleyişi maalesef böyle…
Duymadın mı?
‘Evet efendik, sepet efendim!’ yapılıyor.

*- EN KOLAY YOL
Daire müdürleri ya da başkanla konuşmak, randevu almak imkânsız gibidir.
Yapacağını söyleyeyim:
Başkanın katıldığı bir toplantıya gidip, eline yazdığın mektubu tutuşturmaktır.
O da işinin gereğini yapıyorsa okur ve sana binlerce Balkan Türkü için yaptığın haklı çırpınışları yerine getirir.
Getirmiyorsa, bil ki, birileri engelliyor.
Belki de sana ‘Tabii başkanım’ diye yakınlaşan birisi.,
Unutmayalım, ‘Taş uzaktan gelmez!’
Unutmayalım, kıskaç ve fesatlar da seni tanıyanlardır.
Demek ki, İzmir’de, belediyelerde de Balkan Türklerini hedef alanlar var.
Bunların amacı da, birlik ve beraberliği yok etmek…
Anladığım kadarıyla, sessiz ve derinden giderek başarı da sağlıyorlar.
Mektubu yayınlayacaktım vaz geçtim.
Bazılarında biraz olsun, neredeyse 800 yıl öncesindeki Yunus Emre gibi biraz Türklük şuuru varsa her şey yoluna girer…

*- SORULAR
Zafer Güzelkasap başta olmak üzere, İzmir Büyük Rumeli / Avrupa Türkleri camiası özetle şu soruların yanıtını bekliyor:
*-1935 yılında, Atatürk’ün başlattığı ve 2007 yılından itibaren de, İzmir’de yapılan, Uluslararası Balkanlılar Halk Dansları Festivali 2025 programından hangi gerekçe ile çıkarıldı.
*- Ata’mızın mirası Uluslararası Balkanlılar Halk Dansları Festivali, İzmir’in tanıtımına ve imajına, faydadan ziyade, her anlamdaki organizasyon, koordinasyon hataları ve eksiklikleri ile büyük zarar verdiği gibi, 3 günde, 3 er saatten toplamda 9 saate sığdırılmış / indirilmiştir.
Neden?
(Önceki yıllarda en az 10 gün sürüyor, İzmir’in her köşende, her ilçesinde yerli halkın katılımıyla yapılıyordu)
*-2021 yılında, Uluslararası Giritliler ve Mübadiller Federasyonu’nun Proje teklifi ve işbirliği ile resmi olarak kurulduktan sonra, 2 sene içinde, Türkçe ve Yunanca ile birlikte, Boşnakça, Makedonca, Arnavutça, Bulgarca olmak üzere, Rumeli coğrafyasının tamamını ve tüm Türkleri kucaklayan 6 Dildeki repertuarı ile kurulan İzmir Büyükşehir Belediyesi Mübadele Korosu vardı.
Genel Koordinatörlüğünü Zafer Yusuf Güzelkasap yürütüyordu. Dünyaca ünlü sanatçılar da koroya eserleriyle güç verdiler.
Sonra ne mi oldu?
Mübadele Korosu kapatıldı.
Neden?
Yurt içi ve yurt dışından ‘Barış temalı’ konser davetleri geri çevrildi, ‘Mübadele Korosu’nun eğitim çalışmaları da durduruldu.
*- Geleneksel ve ekim ayında münferit olarak yapılan Uluslararası Balkanlılar Halk Dansları Festivali, geçtiğimiz yıl standart tarihinden erkene çekildi, İzmir Fuarı tarihleri ve kapsamına alındı.
Hedef kitlesi, misyonu, imajı ve ruhundan uzak, Fuarın herhangi bir alt / küçük etkinliği durumuna düşürüldü!
Neden?
*- Festivalin son gecesi ile tüm etkinliklere, İzmir merkezli, ilgili 85 sivil toplum kuruluşu ile ilgililere, onlarca kişiye SMS ile davetiyeler atılıp, bilgi verilirdi.
Geçen yıl geleneksel birlik, beraberlik ve kaynaşma gecesi başta olmak üzere hiçbir etkinliğe davetiyeler neden gönderilmedi?
Sorumluları kimler?
*-Tüm bu gelişmelere, 2024 yılı Nisan ayından itibaren planlı programlı şekilde yürütülmeye başlanıldı!
Tüm Rumeli Balkan Türkleri için, bu ne biçim bir anlayış?
*- Ortak alınan bir kararla, her yıl Ekim ayında Buca ilçemizde, yoğun katılımla ve ilgili Sivil toplum kuruluşlarının yoğun desteği ile düzenlenen Buca Balkan Festivali, 2025 yılında neden yapılmadı?
*- ‘30 Ocak Mübadele Anma Etkinlikleri’ de son 2 yıldır neden anlam ve öneminden uzak, vasat altı seviyeye indirildi!
Yerel yönetimlerin temel; görev, yetki ve sorumluluklarını düzenleyen Belediye ve Büyükşehir Belediye kanunlarının; 5393 – 14 (a) ve 5216 – 7 (v) Maddelerine, zahmet olacak ama yönetici takımı bir kaz baksın ve başkanlara anımsatmalarını öneriyorum.
Demek istenen, başkanın öncelikle görevi sorumlulukları, bir noktada projelerin sağlıklı bir şekilde yürütülmesidir.
Devlette işler durmaz ve şahıslarla ilgili değildir.
Gelen gidenin başarılı ve önemli projelerini sürdürmek ya da tamamlanmasını sağlamaktır.
Sahi bu arada İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili ve Balkan Masası Sorumlusu Atilla Baysak var.
Balkan Masası mensupları ise şunlar:
Birol Özkardeşler, İlhami Yıldız, Kenan Kahraman, Şevket Balla…
Şüphesiz iyi niyetlilerdir.
Ama onlar da biliyorlardır ki, bazıları ki onları mutlaka tanırlar, yürüyen aracın tekerleklerine taş koyuyorlar.
Önce bu taş koyanları belediyelerden ayıklamak lazım.
Çünkü konu Türk dünyasını, Balkan Türklerini yakından ilgilendiriyor.

*- NEFRETİN NEDENİ
İspanyol Hailey Monroe bir hikaye yazmış;
“Babam, komşumuzdan 11 yıl boyunca nefret etti.
Adamın kaba olduğunu söylüyordu.
Soğuk.
Burnu havada.
Her sabah adam herkesi görmezden gelip, el sallamadan gidiyordu.
Bir kış günü babam evimizin önünde buzda kaydı.
Sert bir düşüş.
Kıpırdayamıyordu.
Tahmin edin bakalım, sokağın karşısına ilk kim koştu?
O!..
‘Burnu havadaki’ komşu.
Ambulansı aradı. Babamı kendi paltosuyla örttü. Dondurucu soğukta onunla 40 dakika kaldı.
Hastanede babam sordu:
– Neden hep bu kadar mesafeliydin?
Adam şaşkın görünüyordu.
Sonra dedi:
‘Ben sağırım!
Ben de senin beni sevmediğini sanıyordum.”
İki iyi insan…
İkisi de birbirleri hakkında, tamamen yanılıyor.
Sonuç mu?
“Nefretin çoğu, konuşma olmadan ortaya çıkan bir yanlış anlamadan ibarettir…”
İspanyol Hailey Monroe’nin hikayesi gerçeklere dayanıyor mu?
Bilmiyorum..,
Ama hikayede bazı sorular ortaya çıkıyor?
Örneğin; Hastanede nasıl konuşuyorlar?
Bizim ‘Tarzanca’ dediğimiz şekille mi, ya da ‘Kuş dili’ mi?
Fakat gerçek olan, hep ‘ön yargılı’ olmamız ve insanlara, olaylara bu şekilde yaklaşmamız.
Tabiii ki sağır konuşamaz, ama derdini bir şekilde işaretle de olsa anlatabilir.
Çoğu kez, ‘düşman’ olarak gördüğümüz kişiler, henüz tam konuşmadığımız ve tam anlayamadıklarımızdır.
Genel olarak ‘kurgu’ güzel, anlatım da ‘fazla sorgulamazsak’ gayet iyi…
Bize lazım olan da zaten bu…
Yeri gelmişken Hz. Mevlana’dan bir paylaşım yapayım:
“Hz. Süleyman sana;
‘Kuş dilini duy, öğren!’ diyor!.
Halbuki, sen öyle bir tuzaksın ki,
Kuş senden ürker kaçar, sen tuzak olma,
…/Yuva ol, yuva!..
Bir güzel sana yüz gösterirse, ona ayna ol,
Onu içine al, onunla dol!..
Güzel sana karşı saçlarını yüzer açarsa, sen ona tarak ol, tarak!..”

*-

*- 107 YIL ÖNCESİ GİBİ / YAŞAR EYİCE

*- 107 YIL ÖNCESİ GİBİ / YAŞAR EYİCE

*- 107 YIL ÖNCESİ GİBİ / YAŞAR EYİCE

*- 107 YIL ÖNCESİ GİBİ / YAŞAR EYİCE

*- 107 YIL ÖNCESİ GİBİ / YAŞAR EYİCE

*- 107 YIL ÖNCESİ GİBİ / YAŞAR EYİCE

*- 107 YIL ÖNCESİ GİBİ / YAŞAR EYİCE

*- 107 YIL ÖNCESİ GİBİ / YAŞAR EYİCE

*- 107 YIL ÖNCESİ GİBİ / YAŞAR EYİCE

*- 107 YIL ÖNCESİ GİBİ / YAŞAR EYİCE

*- 107 YIL ÖNCESİ GİBİ / YAŞAR EYİCE

*- 107 YIL ÖNCESİ GİBİ / YAŞAR EYİCE

*- 107 YIL ÖNCESİ GİBİ / YAŞAR EYİCE

*- 107 YIL ÖNCESİ GİBİ / YAŞAR EYİCE

*- 107 YIL ÖNCESİ GİBİ / YAŞAR EYİCE

*- 107 YIL ÖNCESİ GİBİ / YAŞAR EYİCE

*- 107 YIL ÖNCESİ GİBİ / YAŞAR EYİCE

*- 107 YIL ÖNCESİ GİBİ / YAŞAR EYİCE

*- 107 YIL ÖNCESİ GİBİ / YAŞAR EYİCE

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir