Zübeyde annemizsiz yapamayız YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

ZÜBEYDE ANNEMİZİ HER ŞARTTA MUTLAKA ANARIZ….

*- ’15 Temmuz kursağımızda kaldı!’ diyen İtalyan uyrukla kadın gün boyu konuşuldu. İzmir Milletvekili Aytun Çınar ‘Ben de silahımı alacağım’ dedi. Bir zamanlar bir arkadaşım da silahını şakağıma dayamıştı, ‘şaka’ idi ama bu işin şakası olmaz!

*- Yanıtım şöyle oldu: ‘Aramızda, menfaatlerini kaybettikleri için husumet içinde bizlere gaz verenler, ya da yangına körükle, gazyağı ile gidenler de var…’

*- IMF’nin yaptığı açıklama umutları kırdı. ‘Durum tahmin edilenden daha kötü!’

*- İşsizlik oranı muhtemelen daha kötü olacak

*- Sendrom yüzünden üç çocuk öldü

*- Anneler gününde Zübeyde Hanım anıldı. İzmir’e yeni otobüsler alınıyor, ihale yarın…

*-

*- YAŞAR EYİCE

*- Sosyete gülü İtalyan menşeli çıktı!

Bir zamanlar ‘sosyete gülü’ olarak bilinen Sevda Noyan adlı kadının yandaş televizyonda söylediklerini duyunca düşüncelerimi yazmıştım.

Kadın apaçık bırakın bizleri komşularına da gözdağı veriyor, ’50 kişiyi bir çırpıda öldürebileceklerini’ gayet rahat anlatıyor.

Yani silahlı bir örgütün varlığından söz ediyor.

Vatandaşlar gibi ben de ‘Silahlı örgüt kurmak, bunun televizyonda propagandasını yapmak suç değil mi?’  diye soruyorum?

Sevda Noyan konuşmasında ne diyordu?

’15 Temmuz kursağımızda kaldı!

Yapamadık istediklerimizi!’

‘Ayaklarını denk alsınlar!’ dedikleri kimler?

Bizler mi?

Gördüğüm kadarıyla bu işin üzerine en fazla giden de İzmir Milletvekili Aytun Çıray:

‘Eğer Sevda Noyan hakkında aşağıdaki suçlardan dolayı dava açılıp tutuklanmazsa, taşıma ruhsatım olmasına rağmen hiç almadığım silahı alacağım.

Çünkü; böyle kaç kişi olduğunu bilmiyoruz.

Devletin olmadığı yerde meşru müdafaa bir haktır.’

Benim silahım yok…

Hiç ama hiç merakım da yok…

1980’den önce birkaç kez emniyetten ‘taşıma ruhsatlı silah verelim!’ önerisi gelmişti…

Kesinlikle istememiştim.

Bir ara yasa da çıkmıştı, benim gibi gazetecilere hemen silah ruhsatı verilmesi için…

Alanlar oldu…

*- Şaka değil gerçek!

Hatta bir keresinde V.D. adlı rakip gazetenin muhabiri Turgutlu’dan İzmir’e onları atlatıp dönerken, önümüzü kesmişler, silahı da başıma tutarak, ‘Ya elindeki resimleri verirsin, ya da kurşunu sıkarım!’ diyerek korkutmak istemişti.

Söylediği şuydu.

‘Seni yol kenarına atar, sonra da anarşistler öldürdü!’ diye ihbarda bulunuruz…

Bunu bir gün sohbet sırasında,  İzmir’den sonra İstanbul’a atanan bir il  emniyet müdürüne anlatmıştım, o da tanıdığı o polis muhabirini telefonla Manisa’da bulmuş, ‘Hakkında şikayet var, bir meslektaşını silah ile tahdit etmişsin, şubeye uğra!’ demişti.

Tabii ki sonra şaka olduğu ortaya çıktı…

Olaydan 40 yıl sonra hesabını sordurmuştum…

*- Çok kişiyi kızdırdım!

Ne zaman karşılaşsak benzer olayları konuşuyoruz, gülüşürken, ‘ Sizi nasıl atlatıyordum?’ diye kızartıyordum.

İftiharla söylüyorum:

Hiç ama hiçbir olayda, haberde kesinlikle kimse beni  ve ekibimi atlatamadı.

Ama çoğu kişiye gerek İzmir, gerekse İstanbul’daki müdürlerinden çok fırça yedirttim.

Neden?

Hiç korkmadım ve sadece işimi düşündüğüm için…

Tanıdığınız belli yaşın üzerindeki, hatta şimdi gençlere sorabilirsiniz?

Mutlaka ve mutlaka bir anımı biliyorlardır.

Bunları anlatırken şunu demek istiyorum:

Biz İzmirliler, demirden de demir bilyelerden de korkmayız…

Bizden korksunlar…

Hele kendileri değil de, ‘Sevda Noyan’ ya da onun gibi gülleri de önümüze sürerlerse de havalarını alırlar…

Açıkça ‘Hodri Meydan’ diyoruz, böyle vatan hainlerine…

Satılmışlara…

‘Önlem alalım!’ diye düşünenler de var…

Sanıyorum bir yıl kadar önce Bornova’da Dr. Ali Kertiş, Dr. Erol Duran, Tütün Eksperi Sezgin Can, Spor Yazarı rahmetli Hüseyin Yangır,  Yem fabrikatörü Kamil Erkoç ile ismi bende olan bir arkadaşımızla oturmuş gençlik yıllarımızı konuşuyorduk…

Konu döndü dolaştı, Sevda Noyan gibilerin erkek taifasına geldi…

O arkadaş, ‘Benim evimde üç tane silah var… Gelsinler göreyim!’ diyerek tepkisini göstermişti.

*- Şadıman’ı anlayamaz, bunlar…

Yazar arkadaşım Şadıman Şenbalkan ‘Gazetem İzmir’de yazmış, ‘İzmir’in günü bir tane, sorun bakın kaç tane?’ diye…

Şadıman Hanım, yazının girişinde ‘Bilim Felsefesinden’ söz ediyor…

Tabii ki bunun gereği;

Tümevarımcılık,  değişik savlar, klasik mantık, tez ve antitez, ontolojik durum. Çıkarımlar, öngörüler, tümevarımsallık,  tümdengelimsellikten söz ediyor, birbirlerine bağlı olarak…

Ehh be gazeteci- yazar kardeşim Şadıman Şenbalkan bunları senin sözünü ettiğin kişiler ne anlar?

Tüm bildikleri sözcük 50 ‘yi geçmez…

Bunlar bilimi de bilmez ki, ‘bilim felsefesini’ bilsinler…

*- Yalnız kalmış bir İzmirli

Bu arada 9 Eylül’ü ve öncesini de öylesine güzel dillendirmişsin ki, bunların umurunda mı?

Hatırla bak, ‘Yunanlılar bizim için neler dediklerini?’

Süleyman Demirel, ‘Dün dündün, bugün bugündür!’ demişti…

9 Eylül bunlara göre geride kaldı…

Ama İzmir’de büyümüş yetişmiş bir İzmirli kadın olarak senin bildiklerinin, yaşadıklarının yüzde birini bilmeyenler hep yönetici ya da danışman diyerek işbaşında değiller mi?

İstanbul ve Ankara güdümünde olanlar ne bilirler?

Ama burada dikkatini çekmek istiyorum:

Aramızda, menfaatlerini kaybettikleri için husumet içinde bizlere gaz verenler, ya da yangına körükle, gazyağı ile gidenler de var…

Bunlara da kesinlikle prim vermemeliyiz, ama nasıl?

‘Gül üstünde gül koklanmaz!’ diyorsun da, kime?

‘İstemez ama sen yine de yan cebime koy!’ diyenlerden, ikili oynayanlardan hepimiz bir şekilde haberdarız…

Yenileşmekten, milli değerlerden,  modernleşme ve çağdaşlaşmaya da dokunmuş Şadıman Şenbalkan, bir da çağrı yapmış, toplum sosyolajisini ‘iyi bilen’ aydınlarımız için..

Burada ‘iyi bilen’i ben de parantez içine almak istiyorum…

‘İyi bilen’ ya da işini iyi yapan var mı, acaba?

Ya da gramla ölçeyim:

‘Ne kadar?’

Son noktadan önceki son cümle:

‘Burası bizim evimiz ve biz hepimiz İzmir’iz, İzmirliyiz!’

Gerisi laf ya da teferruat…

Ben en iyisi mi, Gandhi’ye göre dünyanın yedi hatasını anımsatayım:

Ahlaksız ticaret, ilkesiz siyaset, niteliksiz eğitim, emeksiz zenginlik, vicdansız haz, insaniyetsiz bilim, gösterişe dayalı ibadet!

Bunlara ‘Ahkam kesmek’ de ilave edilir, başka düşünceler de…

***-

GÜNCEL

*- Anneler gününde Zübeyde Hanım anıldı

Anneler gününde Zübeyde Hanım Anıt Mezarı’ndaki anma törenine katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, ‘Bugün en büyük anamızın manevi huzurundayız’ dedi.

Anneleri sadece bir gün anmanın yeterli olmadığını vurgulayan Soyer, annelerin ve tüm kadınların eşit bireyler olması için canla başla çalışacaklarını belirtti.

 Anneleri bir gün anmanın yeterli olmadığını vurgulayan Soyer, ‘Annelerimizin ve tüm kadınların bu toplumda eşit bireyler olduğunu hatırlamamız ve hatırlatmamız gerekiyor. Kullandığımız dilden başlayarak bu konuda çok geride olduğumuzu bilmemiz gerek. Işığımız, aydınlatıcımız Mustafa Kemal Atatürk. Yine onun ışığından faydalanarak kadın erkek eşitliği konusunda yapacağımız çok iş var’ şeklinde konuştu.

*- Eli öpülesi anneler

Türk Anneler Derneği Karşıyaka Şube Başkanı Feyza Işıklı ise “Bu sene dünyayı saran salgın dolayısıyla evlatlarımız ve eli öpülesi annelerimizle fiziksel mesafeyi koruyarak anneler gününü kutluyoruz.

Annelerimizin, yüreğinde annelik duygusu yaşayan tüm kadınların, hayatını kaybetmiş tüm annelerimizin ve kısacık ömründe dünyanın en güzel vatanını yüce Türk milletine armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesinin önünde saygıyla eğiliyoruz’ dedi.

*- Anne kız koştu

Karşıyaka Belediyesi’nin 20 yıldır geleneksel olarak düzenlediği Zübeyde Hanım Koşusu’na ise bu yıl sembolik olarak iki kişi katıldı.

Anne kız Karşıyaka İnsan Hakları Anıtı’ndan başladıkları dört kilometrelik koşuyu Zübeyde Anıt Mezarı’nda tamamladı.

Madalya töreninde Serap Güllü ile kızı Dilara Bukova’ya madalyalarını İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile Karşıyaka Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay takdim etti.

Törenden sonra Soyer ve Tugay Karşıyaka’da annelere sardunya dağıttı.

*- Sardunya dağıtımı sürüyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi anneler gününde anneleri sevindirmek ve zor günler yaşayan çiçek üreticilerine destek için küçük üreticiden aldığı  sardunyaları dağıtmaya başlamıştı. Büyükşehir Belediyesi Tarım Daire Başkanlığı’nın kooperatifler üzerinden yaptığı organizasyon küçük üreticiyi rahatlattı. Sokağa çıkma yasağı nedeniyle zor günler yaşayan seyyar çiçek satıcıları da ücret karşılığı dağıtımda görevlendirilerek desteklendi.

*- İzmir’e 304 otobüs daha geliyor

 İzmir Büyükşehir Belediyesi 134 körüklü ve 170 solo olmak üzere 304 otobüs için daha ihaleye çıkıyor. Araçlar sözleşmenin imzalanmasının ardından dokuz ay içinde teslim edilecek.

Toplu ulaşım yükünün yaklaşık yüzde 60’ını sırtlayan ESHOT Genel Müdürlüğü, 134 körüklü, 170 solo olmak üzere 304 otobüs için daha ihaleye çıkıyor.

İhale ilanı 11 Mayıs Pazartesi günü, Kamu İhale Kurumu’nun (KİK) ve ESHOT Genel Müdürlüğü’nün internet sitelerinde yayınlanacak.

*- Toplam 387 otobüs

ESHOT Genel Müdürlüğü 2019’un son günlerinde 15 yeni otobüsü filoya katmış ve Ocak 2020’de de 52 yeni otobüsü direkt olarak Devlet Malzeme Ofisi’nden almıştı. İZULAŞ Genel Müdürlüğü ise 2020’nin ilk çeyreğinde 16 yeni otobüsü filosuna katmıştı. İzmir Büyükşehir Belediyesi yeni yapılacak 304 otobüs ihalesiyle Nisan  2021’e kadar kente toplam 387 yeni otobüs kazandırmış olacak.

*- İşsizlik oranı muhtemelen daha kötü olacak

Amerika’da Maliye Bakanı Steven Mnuchin, işsizlik oranının azalmadan önce muhtemelen daha kötüye gideceğini belirtti.

Mnuchin bu açıklamasını FOX televizyonuna yaptı.

Maliye Bakanı, son günlerde gündeme gelen eyaletlerin iflası ile ilgili tartışmalara da değindi ve “kötü yönetilen” eyaletler için kutarma paketi olmayacağının mesajını verdi.

Konuyla ilgili Beyaz Saray ekonomi danışmanlarından Kevin Hassett’ten de açıklama geldi.

Hassett, Başkan Trump’ın eyaletler için kurtarma paketi olmayacağının mesajını verdiğini, bununla birlikte salgından etkilenen eyaletlere yardım konusuna açık olduğunu belirtti.

Amerika’da Corona nedeniyle bugünlerde 5. kurtarma paketi gündemde. Paketin hangi alanları kapsayacağı ya da kaç dolar olacağı netleşmiş değil. Demokratlar özellikle eyaletler ve yerel yönetimlere önemli oranda kaynak aktarılmasını istiyor.

Ülkede 1930’lardan bu yana rekor düzeyde artan işsizlik sorunun önemli bir parçası.

Son açıklanan verilere göre ülkede işsizlik oranı yüzde 14.7. Bunun gelecek ay yüzde 20’ye yükselebileceği belirtiliyor.

*- Sendrom yüzünden üç çocuk öldü

New York Valisi Andrew Cuomo, eyalette iki çocuğun daha Corona virüsüyle bağlantılı olduğu tahmin edilen bir enflamasyon sendromu nedeniyle hayatını kaybettiğini açıkladı. Vali dün de, toksik şok ve

Kawasaki sendromuyla benzer belirtiler gösteren bir çocuğun yaşamını yitirdiğini bildirmişti

*- Sokaktan beş yıldızlı otele

Vali Andrew Cuomo’nun kararı çerçevesinde, New York’taki metro istasyonları 115 yıl sonra ilk kez geçtiğimiz Çarşamba gecesinden itibaren gece yarısından sonra kapanmaya başladı. Metroda yaşayan yüzlerce evsiz kentin çeşitli bölgelerinde otellere ve sığınma evlerine yerleştirildi

*- Temiz hava dolaşımı şart

Türkiye’de Corona virüsü salgınında normalleşme süreci kapsamında Pazartesi günü açılacak alışveriş merkezlerinde içeride belirli sayıda kişiye izin verilmesinin yanı sıra, tamamen taze havayla çalışacak havalandırma sistemleri bulunması gerektiği de vurgulanıyor

*- Büyükşehir denetleyecek

İzmir Büyükşehir Belediyesi 11 Mayıs’ta kademeli olarak hizmete açılacak alışveriş merkezlerinin koronavirüs salgını nedeniyle uyması gereken kuralları tebliğ etti. Büyükşehir Belediyesi’nin zabıta ekipleri 11 Mayıs’tan itibaren denetimlere başlayacak.

*- Durum tahmin edilenden daha kötü

Ülkeler koronavirüs ile ilgili peş peşe normalleşmeye geçiş takvimi açıklarken IMF’nin yaptığı açıklama umutları kırdı.

Daha önce durumu kötü olarak değerlendiren IMF bugün durumun tahmin edilenden de kötü olduğunu belirtiliyor…

Koronavirüs salgının dünya ekonomisine olası etkileri tartışılırken umut kırıcı  bir açıklama geldi. IMF Başkanı Kristalina Georgieva, birçok ülkeden gelen son ekonomik verilerin üç hafta önce paylaştıkları kötümser tahminlerden bile daha kötü olduğunu söyledi.

Ülkelerin peş peşe normalleşmeye geçiş takvimi açıkladığı bu günlerde IMF’nin bu açıklaması umutları kırdı.

*- Üç hafta önce ne demişti?

Üç hafta önce, ABD’nin önde gelen düşünce kuruluşlarından Dış İlişkiler Konseyi’nde (Council on Foreign Relations-CFR) konuşan IMF Baş Ekonomisti Gita Gopinath corona virüsü salgınının devam ettiğine işaret ederek “finansal piyasalarda daha fazla türbülans olabileceği” uyarısında bulunmuş ve gelişmekte olan ülke ekonomilerinin finansal ihtiyaçlarının üç hafta önce öngördükleri 2,5 trilyon dolar seviyesinin çok üzerine çıkmasının muhtemel olduğunu ve IMF’nin 1 trilyon dolarlık mevcut kredi kaynağının tamamını kullanacağını söylemişti.

*-

Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın